·
Okunma
·
Beğeni
·
14
Gösterim
Adı:
Pompei’nin Son Günleri
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050602371
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Last Days of Pompeii
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üç Nokta Yayınları
Edward Bulwer-Lytton’ın 1834 yılında kaleme aldığı “Pompei’nin Son Günleri” isimli romanı, M.Ö. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucu yok olan Pompei şehrinin ve içinde yaşayan farklı kültürlerden ve farklı sosyal sınıflardan insanların bir panoramasını sunuyor. Lord Bulwer-Lytton, engin tarih bilgisini ve edebiyattaki ustalığını harmanlayarak, okuru destansı bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

“Demek uyuyorsun…” dedi Mısırlı, Campania’nın mağrur ve güzel çiçeği Pompei’yi öfkeli bakışlarla süzerken, “Bu, ölümün sonsuz huzuru mu yoksa? Şimdi, imparatorluğun tacındaki bir mücevhersin; bir zamanlar Nil’in şehirleri de senin gibiydi! O şehirlerin mükemmelliği kayboldu, yıkıntıların arasında uyuyor, sarayları ve tapınakları şimdi birer mezar taşı. Çimlerinde yılanlar dolanıyor, ıssız sokaklarında kertenkeleler kol geziyor. Doğanın birini aciz bırakırken diğerini yücelten gizemli kanununa dayanarak, o yıkıntıların üzerinde sen yükseldin. Sen, kibirli Roma, Sesostris ve Semiramis’in görkemini gasp ettin. Kendini onların ganimetleriyle donatan bir hırsızsın! Ben, unutulmuş krallığın son oğlu, zaferinin kölelerini, işgalci gücünün ve lüksünün haznelerini izlerken lanetler yağdırıyorum sana! Mısır’ın intikamını alacağı zaman elbet gelecektir! Barbarların küheylanları Neron’un Altın Evi’nde yemlendiklerinde! Ve senin fethinle ektiğin rüzgâr, hasadını perişan eden hortumlar olarak sana döndüğünde!”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ione, hayatınız boyunca bir veya iki kez karşılaşabileceğiniz o muhteşem karakterlerden biriydi. En muazzam ve en nadide dünyevi yetenekler onda bir araya gelmişti: Deha ve güzellik. Hiç kimse, farkında olmadan üstün entelektüel niteliklere sahip olamazdı. Tekrar eden tevazu ve erdem oldukça yeterlidir fakat erdemin mükemmelliğe ulaştığı noktada, hayran olduğunuz tevazu maskesi, varlığını sahibinden gizlemez. Dâhiye o utangaçlığı veren, vakur, gizemli havayı katan ve karşılaştığınızda sizi şaşırtan ve hayran bırakan şey, bazı niteliklerin gururlu bilincidir ve günlük hayatta ortaya çıkarılamazlar. Bir insanın utangaç tavırlarından yola çıkarak, size olan üstünlüğünün farkında olmadığı düşüncesiyle kendinizi kandırmayın! Sizin tevazu olarak gördüğünüz, aslında bir özsaygı mücadelesi.
Sizden kıyas bile kabul etmeyecek kadar üstün olduğunun zalimce farkında ve sadece huzursuz. Çünkü sizinle karşılaştığında, aniden sizin seviyenize iniyor. Sizin gibilerle diyalog kurmuyor, düşüncelerini paylaşmıyor ve herhangi bir iletişimde bulunmuyor. Onu huzursuz eden sizin önemsizliğiniz, kendisininki değil!
Edward Bulwer-Lytton
Sayfa 123 - Üç Nokta Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pompei’nin Son Günleri
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050602371
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Last Days of Pompeii
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üç Nokta Yayınları
Edward Bulwer-Lytton’ın 1834 yılında kaleme aldığı “Pompei’nin Son Günleri” isimli romanı, M.Ö. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucu yok olan Pompei şehrinin ve içinde yaşayan farklı kültürlerden ve farklı sosyal sınıflardan insanların bir panoramasını sunuyor. Lord Bulwer-Lytton, engin tarih bilgisini ve edebiyattaki ustalığını harmanlayarak, okuru destansı bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

“Demek uyuyorsun…” dedi Mısırlı, Campania’nın mağrur ve güzel çiçeği Pompei’yi öfkeli bakışlarla süzerken, “Bu, ölümün sonsuz huzuru mu yoksa? Şimdi, imparatorluğun tacındaki bir mücevhersin; bir zamanlar Nil’in şehirleri de senin gibiydi! O şehirlerin mükemmelliği kayboldu, yıkıntıların arasında uyuyor, sarayları ve tapınakları şimdi birer mezar taşı. Çimlerinde yılanlar dolanıyor, ıssız sokaklarında kertenkeleler kol geziyor. Doğanın birini aciz bırakırken diğerini yücelten gizemli kanununa dayanarak, o yıkıntıların üzerinde sen yükseldin. Sen, kibirli Roma, Sesostris ve Semiramis’in görkemini gasp ettin. Kendini onların ganimetleriyle donatan bir hırsızsın! Ben, unutulmuş krallığın son oğlu, zaferinin kölelerini, işgalci gücünün ve lüksünün haznelerini izlerken lanetler yağdırıyorum sana! Mısır’ın intikamını alacağı zaman elbet gelecektir! Barbarların küheylanları Neron’un Altın Evi’nde yemlendiklerinde! Ve senin fethinle ektiğin rüzgâr, hasadını perişan eden hortumlar olarak sana döndüğünde!”

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Celal Kağıtçı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0