Popular Science Türkiye - Sayı 6 (Ekim 2012)

·
Okunma
·
Beğeni
·
46
Gösterim
Adı:
Popular Science Türkiye - Sayı 6
Alt başlık:
Ekim 2012
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772147096000
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Burda Dergi
98 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
İŞINDE BAŞARILI KIMSELERE başarının sırrını
sorduğumuzda aldığımız cevap hep aynıdır: Çalışmak. Acaba
bu ne kadar doğru? Yani her çok çalışan başarılı olabilir mi?
Ya da çok çalışıp başarılı olmuş kişiler daha az çalışsaydı,
başarılı olamayacaklar mıydı? Kuşkusuz bu sorulara kesin bir
cevap vermek zor. Fakat ciddi bir başarının arkasında öyle ya
da böyle sıkı bir çalışma temposu, hatta adanmışlık olduğu
kesin. Ülkemizde de pek çok konser vermiş olan dünyaca
ünlü piyanist Sviatoslav Richter, bir röportajında bu kadar iyi
piyano çalabilmesinin sırrını soran gazeteciye, “Ben günde
8 saat çalışıyorum, eğer sen 10 saat çalışırsan benden daha
iyi çalarsın.” cevabını vererek konuya bakışını özetlemişti.
Richter’in cevabındaki tevazu takdire şayan fakat gerçek olan
bir şey varsa, başarıya ulaşmak için sadece çalışmak ya da
sadece zekanın yeterli olmadığı. Fırsatları iyi değerlendirebilme
becerisi, yaratıcılık ve tabii ki sabrın önemi de tartışılmaz.
Kişisel görüşümse, başarı için bir dolu beceri saymanın
anlamsız olduğu yönünde. Zeka, yaratıcılık, sabır vb. nitelikler
tabii ki önemli. Fakat en önemlisi, başarıyı ya da hedef neyse
onu istemek. Çok istemek, gerçekten istemek…
Bu ay Olağanüstü Beyinler yazımızda geleceğe yön verecek
genç insanların öykülerini okuyacaksınız. Bu öyküler
cafcaflı başarı hikayeleri değil. Zira bu parlak insanlar, henüz
başarılarının ticari meyvelerini toplamaya başlamamış.
Fakat bu durum, onların ne kadar özel insanlar olduğunu ve
isteyince neler başarılabileceğini bize gösteren birer örnek teşkil
ettikleri gerçeğini değiştirmiyor. Fotoğraflarından da kolayca
görebileceğiniz gibi hepsinin gözünde tutkunun ışığı yanıyor.
Bu tutku da tüm başarılı insanların ortak noktası değil mi
zaten?
Herkesin sevdiği işi yaptığı bir dünya, ne kadar farklı ve
güzel olurdu. Bu noktada kendimi çok şanslı hissettiğimi itiraf
etmeliyim. Yeni bir sayıyla daha karşınızdayız.

Derginin İçindekiler;

ÖZEL DOSYALAR
44Olağanüstü
beyinler
İcatlarıyla dünyayı
değiştirecek 10 genç
bilim insanı
31 Yapılamaz demişlerdi
İnsan gücüyle uçuş mümkün mü? Da
Vinci’ye bakılırsa evet.
36 Okyanus gücü
Denizlerin yeni hakimi Zumwalt sınıfı
destroyer mi?
40 İbretlik felaket
Titanik faciasından çıkarılan dersler.
54 Ay’daki ayak izleri
İnsanlık tarihinin en görkemli ayak izleri
62 Evren hakkındaki 8 gizem
Büyük patlama, karadelikler, karanlık
madde ve daha pek çoğu…

BÖLÜMLER

03 Editörden
06 Okur Mektupları
07 Artırılmış Gerçeklik rehberi
08 Megapikseller
89 Soru&Cevap
98 Arşiv
NE VAR NE YOK?
10 Sarsıntısız dürbün
12 Yeni ve ilginç icatlar
14 Tabletler tahta oturuyor
15 Nexus Q partisi
16 Daha iyi bir Scooter
17 Vücut izleyicileri
18 Toyota, GT86 ile spor oto sınıfında
HABERLER
19 İnsan bedenini modifiye etmek
21 İnsan gibi yürüyen robot
22 Ay’ın karanlık yüzündeki antenler
24 Zıpkınla kuyrukluyıldız avı
25 Asfalt yamayıcı
26 Sıfırdan yumurta yapmak
27 Değişken akustikli restoran
28 Şamandıralarla liman güvenliği
30 Tungsten ampuller yasaklanıyor
NASIL YAPILIR?
78 Tesla tüfeği
80 Bileğe monte tatar yayı
82 Rekortmen oyun kumandası
84 İçten içe yanmak
85 Katalizör etkisi
86 Androidli medya merkezi
88 Dosyaları kalıcı olarak silmek
Güldüğümüzde
ne kadar kalori
yakıyoruz?

15 dakika gülerek,
ortalama 30 kalori
yakıyoruz.

Gülmenin insan bedeni üzerinde
oldukça pozitif etkileri var. Kortizol ve
adrenalin benzeri stres yaratan hormonlar azalıyor, dep-
resyon ihtimalini düşüren beta endorfin ve bedenimizi
enfeksiyonlardan koruyan gelişim hormonları artıyor.
Hatta tüm bunlar sadece güldüğümüz anda yaşanmı-
yor, güleceğimizi bildiğimiz bir aktiviteye gitmek için yola
çıktığımız anda başlıyor. İnsan beyni, yapay bir gülüşle
bile bu etkileri yaratma gücüne sahip.
Bedenimizde gerçekleştirdiğimiz en ufak bir aktivite
bile kalori yakmamıza sebep oluyor. Hiç kıpırdamadan
televizyon izlesek ve hatta uyuyor olsak bile, kalp atışı-
mızı sürdürmek için belli oranda kalori harcıyoruz. Örne-
ğin 68 kilogram ağırlığındaki biri, sadece kitap okuyarak
15 dakikada 22 kalori yakıyor. Gülmek kalp atış ritmini
hızlandırdığı için daha fazla kalori yakmamızı sağlıyor.
15 dakika gülerek, ortalama 30 kalori yakabiliyoruz.
Eğer her gün düzenli olarak gülmeye devam edersek,
yaktığımız kalori oranında da artış görülüyor. Yani hiçbir
diyet uygulamadan, sadece gülerek yılda 2 kilogram
zayıflama imkanına sahibiz.
Herkesin sevdiği işi yaptığı bir dünya, ne kadar farklı ve
güzel olurdu
3

Neden peynirin tadı
eridiğinde daha güzeldir?

KISA CEVAP
Yumuşak yiyecekler sinir
sistemimizi uyarıyor

UZUN CEVAP
Bu, yiyeceklerin ağıza nasıl
bir his verdiğiyle ilgili. Çe-
dar peynirini 65 dereceye kadar ısıttığınızda,
peynirin yapısını oluşturan süt protein matrisi
bozuluyor ve peynir, çoğu insanın hoşuna
giden o yumuşak halini alıyor.
Peki, yiyeceklerin yumuşaklığını belirleyen
şey nedir ve neden bu kadar iştah açıcı bulu-
yoruz? Orası bir gizem. Fakat Hollanda’dan bir
grup bilim insanı, vanilyalı muhallebi üzerinde
deney yaparak tatlının yumuşaklığının akış-
kanlık, homojenlik, kıvam ve yüzey görünümü
olmak üzere çeşitli unsurlara bağlı olduğunu
buldu. Bu bilim insanlarından biri olan ve
Wageningen UR’de Gıda ve Biyo Araştırma
Bölümü’nde çalışan René de Wijk, deneklerin
ağızda düşük sürtünmeye yol açan yiyecek-
leri özellikle tercih ettiğini söylüyor. De Wijk,
aynısının peynir için de geçerli olabileceği gö-
rüşünde. On Food and cooking: The Science
and Lore of the Kitchen kitabının yazarı Harold
McGee ise, erimiş peynirin sıcaklığının bir haz
kaynağı olduğunu savunuyor.
Hepsini bir araya getirdiğimizde, erimiş
peynirle ilgili tüm duyularımız (yumuşaklığı,
yapışkanlığı ve sıcaklığı) bu yiyeceğin yağlı
olduğu algısını uyandırıyor. İnsanlar yağa
bayılıyor. Yale’de araştırmacı olan Ivan de
Araujo, sinir sisteminin yağlı gıdalara nasıl
tepki verdiğini araştırmış. De Araujo muhteme-
len evrimin ya da bireysel öğrenmenin bir
sonucu olarak, ağzımızdaki reseptörlerin yağlı
ve yüksek kalorili yiyeceklere karşı duyarlı
olduğunu söylüyor. “Doğuştan gelsin ya da
gelmesin, bu algı, yiyeceğin yağlı olduğunun
bir kanıtı” diyor..
89

Güldüğümüzde
ne kadar kalori
yakıyoruz?

15 dakika gülerek,
ortalama 30 kalori
yakıyoruz.

Gülmenin insan bedeni üzerinde
oldukça pozitif etkileri var. Kortizol ve
adrenalin benzeri stres yaratan hormonlar azalıyor, dep-
resyon ihtimalini düşüren beta endorfin ve bedenimizi
enfeksiyonlardan koruyan gelişim hormonları artıyor.
Hatta tüm bunlar sadece güldüğümüz anda yaşanmı-
yor, güleceğimizi bildiğimiz bir aktiviteye gitmek için yola
çıktığımız anda başlıyor. İnsan beyni, yapay bir gülüşle
bile bu etkileri yaratma gücüne sahip.
Bedenimizde gerçekleştirdiğimiz en ufak bir aktivite
bile kalori yakmamıza sebep oluyor. Hiç kıpırdamadan
televizyon izlesek ve hatta uyuyor olsak bile, kalp atışı-
mızı sürdürmek için belli oranda kalori harcıyoruz. Örne-
ğin 68 kilogram ağırlığındaki biri, sadece kitap okuyarak
15 dakikada 22 kalori yakıyor. Gülmek kalp atış ritmini
hızlandırdığı için daha fazla kalori yakmamızı sağlıyor.
15 dakika gülerek, ortalama 30 kalori yakabiliyoruz.
Eğer her gün düzenli olarak gülmeye devam edersek,
yaktığımız kalori oranında da artış görülüyor. Yani hiçbir
diyet uygulamadan, sadece gülerek yılda 2 kilogram
zayıflama imkanına sahibiz.
90

Ozon tabakasına
zarar veren
maddeler neden
üretildi?
KISA CEVAP
Buzdolaplarının soğutma işlevini
yerine getirebilmesi için.

1920’lerde yeni geliştirilmeye başlanılan buzdo-
laplarının soğutma mekanizması için, amonyak ya
da sülfür dioksit kullanılıyordu. Ancak bu gazlar
hem kötü kokulu, hem de zehirliydi. Herhangi bir
sızıntı ölümcül sonuçlara sebep oluyordu. Böylece
onların yerini alacak başka bir maddeye ihtiyaç
duyuldu. Bu madde hem buzdolabının soğutma
görevini yerine getirebilmek için sıvıya dönü-
şebilmeli, hem de bir sızıntı durumunda hiçbir
şeye zarar vermemeliydi. Ne var ki doğada böyle
bir madde bulunmuyor. Böylece Almanya ve
ABD’deki bazı kimyagerler yeni bir moleküler grup
icat ettiler. Bir ya da daha fazla karbon atomunun
belli sayıda klor ve/veya flüor atomuna bağlan-
masıyla oluşan bu moleküle koloroflüorokarbon
(CFC) adı verildi.
CFC’ler öyle etkili soğutma kabiliyetine sahip-
tiler ki, beklentilerin ötesine geçerek klimalarda
da cihazı çalıştıran ana sıvı olarak kullanılmaya
başlandılar. Daha sonra aerosollü püskürtme
kutuları, yalıtım köpükleri, kimyasal çözücüler ve
temizlik malzemelerinde yaygın olarak kullanıldı-
lar. O zamanlar güvenli olduğuna karar verilmişti.
Bu yüzden kimya sanayisinde en çok kullanılan
ürünler CFC’lere dayalı duruma getirildi. CFC’lerin
icadı ilk başlarda çok parlak bir başarıydı ve ge-
lecekte küresel boyutta bir tehlikeye dönüşeceği
uzunca bir süre anlaşılamadı.
90

Bumerangın geriye dönmesine
sebep olan nedir?

Fırlatma anında
tutulan kenarına
daha fazla güç
uygulanması.
91

Bukalemunlar
niçin renk
değiştirirler?
Duygu değişikliği
nedeniyle.
91

Trafik ışıkları neden
kırmızı, sarı ve yeşildir?
Demiryollarından devralınan bir
uygulama alışkanlığı nedeniyle.
97

Sivrisinekler
insanları neden
sokar?
Yumurtalarını üretirken pro-
teine ihtiyaç duydukları için.
97
Neden peynirin tadı
eridiğinde daha güzeldir?

KISA CEVAP
Yumuşak yiyecekler sinir
sistemimizi uyarıyor

UZUN CEVAP
Bu, yiyeceklerin ağıza nasıl
bir his verdiğiyle ilgili. Çe-
dar peynirini 65 dereceye kadar ısıttığınızda,
peynirin yapısını oluşturan süt protein matrisi
bozuluyor ve peynir, çoğu insanın hoşuna
giden o yumuşak halini alıyor.
Peki, yiyeceklerin yumuşaklığını belirleyen
şey nedir ve neden bu kadar iştah açıcı bulu-
yoruz? Orası bir gizem. Fakat Hollanda’dan bir
grup bilim insanı, vanilyalı muhallebi üzerinde
deney yaparak tatlının yumuşaklığının akış-
kanlık, homojenlik, kıvam ve yüzey görünümü
olmak üzere çeşitli unsurlara bağlı olduğunu
buldu. Bu bilim insanlarından biri olan ve
Wageningen UR’de Gıda ve Biyo Araştırma
Bölümü’nde çalışan René de Wijk, deneklerin
ağızda düşük sürtünmeye yol açan yiyecek-
leri özellikle tercih ettiğini söylüyor. De Wijk,
aynısının peynir için de geçerli olabileceği gö-
rüşünde. On Food and cooking: The Science
and Lore of the Kitchen kitabının yazarı Harold
McGee ise, erimiş peynirin sıcaklığının bir haz
kaynağı olduğunu savunuyor.
Hepsini bir araya getirdiğimizde, erimiş
peynirle ilgili tüm duyularımız (yumuşaklığı,
yapışkanlığı ve sıcaklığı) bu yiyeceğin yağlı
olduğu algısını uyandırıyor. İnsanlar yağa
bayılıyor. Yale’de araştırmacı olan Ivan de
Araujo, sinir sisteminin yağlı gıdalara nasıl
tepki verdiğini araştırmış. De Araujo muhteme-
len evrimin ya da bireysel öğrenmenin bir
sonucu olarak, ağzımızdaki reseptörlerin yağlı
ve yüksek kalorili yiyeceklere karşı duyarlı
olduğunu söylüyor. “Doğuştan gelsin ya da
gelmesin, bu algı, yiyeceğin yağlı olduğunun
bir kanıtı” diyor.
Ozon tabakasına
zarar veren
maddeler neden
üretildi?
KISA CEVAP
Buzdolaplarının soğutma işlevini
yerine getirebilmesi için.

1920’lerde yeni geliştirilmeye başlanılan buzdo-
laplarının soğutma mekanizması için, amonyak ya
da sülfür dioksit kullanılıyordu. Ancak bu gazlar
hem kötü kokulu, hem de zehirliydi. Herhangi bir
sızıntı ölümcül sonuçlara sebep oluyordu. Böylece
onların yerini alacak başka bir maddeye ihtiyaç
duyuldu. Bu madde hem buzdolabının soğutma
görevini yerine getirebilmek için sıvıya dönü-
şebilmeli, hem de bir sızıntı durumunda hiçbir
şeye zarar vermemeliydi. Ne var ki doğada böyle
bir madde bulunmuyor. Böylece Almanya ve
ABD’deki bazı kimyagerler yeni bir moleküler grup
icat ettiler. Bir ya da daha fazla karbon atomunun
belli sayıda klor ve/veya flüor atomuna bağlan-
masıyla oluşan bu moleküle koloroflüorokarbon
(CFC) adı verildi.
CFC’ler öyle etkili soğutma kabiliyetine sahip-
tiler ki, beklentilerin ötesine geçerek klimalarda
da cihazı çalıştıran ana sıvı olarak kullanılmaya
başlandılar. Daha sonra aerosollü püskürtme
kutuları, yalıtım köpükleri, kimyasal çözücüler ve
temizlik malzemelerinde yaygın olarak kullanıldı-
lar. O zamanlar güvenli olduğuna karar verilmişti.
Bu yüzden kimya sanayisinde en çok kullanılan
ürünler CFC’lere dayalı duruma getirildi. CFC’lerin
icadı ilk başlarda çok parlak bir başarıydı ve ge-
lecekte küresel boyutta bir tehlikeye dönüşeceği
uzunca bir süre anlaşılamadı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Popular Science Türkiye - Sayı 6
Alt başlık:
Ekim 2012
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772147096000
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Burda Dergi

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • engin divir
  • Sena
  • Edebî Kelâm
  • red john
  • Okumayı Düşünüyorum
  • Epiktetos
  • bali
  • Yağmur
  • rafet erkan
  • Alper Aksakal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0