Post Office

Charles Bukowski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hayatın Postanesinde Sırada Bekleyen Ruhlar
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 00:24
Bukowski’nin Postane kitabını okuduğumda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Öyle fiziksel bir yorgunluk değil içimi kemiren insanı kendi hayatından bile soğutan o türden bir yorgunluk. Sanki bu kitapta
Alıntı
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar.
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 23:14
Bana iyi geliyorsun… Norse anılarında şöyle yazıyor: “İlk sarhoş mektuplarından, gerçekten çok kurmaca ve fanteziyle ortalığı sarsacak, Falstaff benzeri vahşî bir kabadayıyla karşı karşıya olduğumu biliyordum.” Buk’un en çarpıcı resimlerinden birini çizmiştir: “Bukowski kötü biçimliydi çiçekbozuğu bir yüzle koca bir kambur, nikotinden sararıp çürümüş dişler ve acı dolu yeşil gözler. Yatık kahverengi saçları, gereğinden büyük bir kafaya yapıştırılmış gibi görünüyordu –omuzlardan daha geniş kalçalar, gülünç derecede küçük ve yumuşak eller. Kemerinin üstünden bir bira göbeği sarkıyordu. Beyaz bir gömlek, bol bir pantolon giyiyordu, mahkûmlara hapisten çıkarken verilenler gibi. Onlardan biri gibiydi, batıp çıkmış. Kelime oyunlarının şaşırtıcı bir alaşımı, olgun, kaba, müstehcen; dili kâğıttan bir Van Gogh gibi fırlıyordu, uyarıcı, baş döndürücü, direkt, ham şiddet, renk ve ışık dolu.. insan, görüp geçirdiklerini, sevip kaybettiklerini sanki dünyadaki ilk insanmış gibi tevazuyla ve samimiyetle kâğıda dökmeli. Bunu en iyi Bukowski’nin kaleminde gördüm..
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
2/10
·168 syf.··
2026 29. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 22:39
Beğenmedim. Oldukça argo, küfür ve pislik içeriyor. Charles Bukowski'nin ilk romanı. Postacılık yaptığı günlerin anısını yazmış güya ama içine her türlü pisliği katarak. Sonunda ne olacak diye merak ederek bitirdim ama hiç de bir şey olmadı. Tam bir hayal kırıklığı...
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Cut
9/10
·168 syf.·
2023 20. kitabı
Charles Bukowski'nin ilk romanıdır ve 1971 yılında yayımlanmıştır. Bukowski'nin yarı otobiyografik tarzda kaleme aldığı bu eser, yazarın kendi hayatından izler taşır ve özellikle ABD
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Postane
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 350. kitabı
Merhaba... Otobiyografik Bukowki kitaplarından okuduklarım arasında en sevdiğim kitap budur. İşin içinde kurmaca hikayeleri de sokarsak Bana Aşkını Getir kitabı en iyisidir. Bukowski kitaplarının hemen hemen hepsi aynıdır; içer, seks yapar, bir şeylere küfreder, at yarışı oynar, bir yerlerden kovulur... Kitapları zenginleştiren kısım diğer karakterler ve onların Bukowski' nin gözünden görünüş şekilleridir. Tüm bu tekdüzeliğe rağmen Bukowski hayranları pek sıkılmaz hatta keyif alırlar bu durumdan, kitabın daha uzun olmasını isterler. Kahve, alkol, sigara tüketip seks yapan bir ana karakter üzerinden şekillendirilen her kitabı sevmişimdir. Bukowski' nin de elbette bundaki katkısı yadsınamız. Gerçekçi anlatım tarzını sevdiğim ve bu yönüyle idol olarak kabul ettiğim Bukowski'nin kitapları benim için çok ayrı bir yerdedir. Bu kitapta yine olması gerektiği uzunlukta. Yine sisteme çakıyor, yine iyi içiyor, yine sevişiyor, yine para kaybediyor ama tüm bunları çok uzatmıyor Bukowski... İyi okumalar diliyorum.
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 161. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 08:17
Henry Chinaski yani bildiğimiz üzere Charles Bukowski çok ilginç bir yazar. Kendi alanında (yeraltı edebiyatı) oldukça iddialı diyebilirim. Bazen çok sövüyor ama napalım, o kadar önemli mesajlar veriyor ki görmezden gelmeye çalışıyorum. Gene bir iş hayatı, depresiz ve ne yapacağını bilemeyen bir kişilik örneği görüyoruz kitapta, yani kendisini. Yani en azından onu okuyanlar bu konuda hem fikir. Bu adam kendini yazıyor. Romanın en güzel özelliklerinden birisi de sanırım Bukowski’nin ilk romanı olmasıdır. Neyden esinlendi, neyi görerek yazdı bilemiyoruz tabi ama anlatım dili o kadar güzel, çeviri de o kadar temiz yapılmış ki adeta kaymak gibi demek istiyorum. Şimdi konu postacılık olunca şuraları karıştıralım mı? Bu postacı abilerimiz çok agresif. Adama diyorum ki, abi neden her kargoyu direkt araca atıyorsun. Belim ağrır, diyor. Şimdi böyle de hak veriyorum ama en azından KIRILACAK EŞYA yazanı savurma bari bak millet kargo bekliyor. Haksız mıyım? Bir de bekliyor demişken, çalışma felsefesi yıllardır GELDİK YOKTUNUZ olan bir şirketimiz var, acaba bunlar yıllardır nasıl ayakta kalıyor merak ediyorum. Neyse, sinirlenmeyeceğim. Bence bugün artık biraz olsun kendimi zorlayıp uyuma vaktidir. Hepimize günaydınlar, mutlu sabahlar. Güzel bir gün geçirmeniz dileklerimle, esen kalın, Allah’a emanet olun..
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
7/10
Bu hikayesinde hayatını bir kısmını biraz değiştirerek anlatıyor çok güzel bir tarzı var bana göre çünkü gerçekçi ve birazda farklı bir bakış açısı ile hikaye sunuyor. Kendisinin sözleri ile ünlüdür ve bu konuda çok iyidir.
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Geldi, çayını içti ve gitti tıpkı diğerleri gibi.
7/10
·168 syf.··
2018 82. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2018 01:39
Fabrika'da bekçiliğe başlamıştım. Mersin-Adana sınırında bulunan bir mısır silosunun güvenliği için gündüz vardiyası bana verilmişti. Sabah 08:00 akşam 19:00 gibi bir çalışma süresini 1 ay 15 gün
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
7/10
·168 syf.·
2015 88. kitabı
Postane de düzenli bir yaşamı sevmemesine rağmen hayatının 11 yılını bir postane de geçiren yazarın yaşadığı zorlukları,kadınlarla olan ilişkilerini,hayatı çok ta ciddiye almamasını yine keyifle okudum.İnsanlara bakış açısını mizahi bir üslupla anlatmış.Tabi ki tüm kitaplarında olduğu gibi dili yine bol küfür içeriyor ama siz bu dili okudukça kanıksıyor ve hatta seviyorsunuz.Keyifli okumalar.
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 22:51
Bu adam ne yazsa okurum! Doğallığın dibi gibi yazıyor. (Tam ifade etmek istediğim bu değildi aslında.) Umursamazlık, zıpkın gibi kelimeler, gerçeklik, hayatın gerçek yüzü, kadınlar, kediler, bir işte çalışmak veya çalışmamak, ironi yapma, harika espriler (gerçekten çok iyi) katıla katıla gülme garantili değil ama gülüyorsunuz işte. Henry Chinaski. Gerçekten benim için şöyle bir gerçek var. Bukowski veya Bernhard okuyunca insanın başka bir şey okuyası gelmiyor. Diğer yazarlara haksızlık asla etmek istemem ama, yazılanlar kurgumu gerçek mi anlamak çok zor. Bu yüzden insanı çok derinden sarsıyor. Sarsıcı tek kelimeyle. Bernhard gibi.. yani Zehir. onu da okuyun mutlaka. Tam ismi Thomas Bernhard.
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma

Yazar Hakkında

Charles BukowskiYazar · 58 kitap
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu. Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler. Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.