Postacı Kapıyı Çalmayacak

7,5/10  (140 Oy) · 
252 okunma  · 
100 beğeni  · 
2.998 gösterim
"Amy Winehouse, Jim Morrison ve Kurt Cobain gibi pek çok ünlü isim bu romana konuk oluyor. Okumaya değer, ilginç bir hikâye olduğu kesin."
-Booklist-

Bazı şeyler var ki artık bu dünyada olmayanlar dışında kimseye söyleyemem.

Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum.

Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz.

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır.

Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel'in kendine bir yol çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.

"Büyümek, sevmek, kendini bulmak ve hayatı anlamak üzerine yazılmış samimi, sürükleyici ve yüreklere dokunan bir roman."
-Usa Today-

"Dellaira bu romanıyla edebiyat dünyasına hızlı ve cesur bir giriş yapmış diyebiliriz."
-The Washington Post-

 "Kalbinizi parçalara ayırıp sonunda o parçaları yeniden birleştirmeyi başaran, pek çok duyguyu aynı anda hissettiren sıcacık bir hikâye."
-Goodreads-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786053482802
  • Orijinal Adı:
    Love Letters to the Dead
  • Çeviri:
    Heves Berksu
  • Yayınevi:
    Martı Yayınları
  • Kitabın Türü:
##Merve Aydın## 
 09 Kas 12:21 · Kitabı okudu · 5 günde

Bazen bazı şeyleri yaşarsın kimseye söylemeden, anlatmadan sadece içinde yaşarsın ama bir yerden sonra içinde yaşadıkların ağır gelmeye başlar ve bir yerde yazmaya başlarsın... Bir kağıda bir deftere bir yerlere karalarsın içinin karanlıklarını. Ama yazdıklarında bile kendi kendine anlatmak istemezsin kimseye anlatamadıklarını, kağıtlarında seslendirirken bile ağır gelir ve birilerine duyurmaya çalışırsın işte böyle durumlarda konuştuğun mektuplarını kimse duymayacak, okumayacak. Zaten bazen okunsun diye değil içindekiler seni boğmasın diye yazarsın. O yüzden bu mektupların bir sahibi olmasına rağmen gidecek bir adresi cevabının gönderilerceği bir karşı adres yoktur. Yazmışsındır, rahatlamışsındır isimsiz adressiz kalır bir köşede.
Evet itiraf ediyorum benim de asla postacının kapısını çalmayacak olan bi alıcıya yazdığım mektuplarım var...

Alev 
 27 Ara 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir kitabı bitirdikten sonra bana bir şeyler kattığını hissettiğim zaman "iyi ki" demeyi çok seviyorum. Kitabı tebessümle kapatıp dakikalarca bir noktaya odaklanip düşünmeyi de seviyorum.
Ilk başta öylesine elime aldım aslında "okumasam da olur" diye düşünüyordum. Şimdiyse içimde bir sürü "iyi ki" taşıyarak yazıyorum.
Küçük bir ödevle başlayan mektuplardan oluşuyor kitap. Kız kardeşini yeni kaybetmiş, hatta onunla birlikte birçok şeyi kaybetmiş kendini arayan bir kız yazıyor hepsini. Mükemmel dostluklar kurması, yaşadığı her şeye rağmen güçlü kalma çabası beni çok etkiledi. Mektup yazdığı kişiler öylesine güzel ki... Kendimi aramaya başladığım su dönemde yaptığım en doğru şey bu kitabı okumak oldu. Cok güzel insanlar tanıdım, çok güzel şiirler okudum ve çok güzel sarkilar dinledim sayesinde. Kitabın en sonunda söyledikleri şarkıyı defalarca dinledim ve dinlenmeye devam edeceğim, böylelikle her zaman Laurel, May ve diğerlerini yanımda hissedecegim.

Yeşim Gökyıldız 
 27 Eyl 19:44 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Postacı Kapıyı Çalmayacak,Ava Dellaira'nın yazdığı ve dilimize aktarılan ilk kitabı olmakla beraber piyasada büyük yankı uyandırmış,çok satan romanlardan birisi.Kitaba başlamadan önce birçok yorum okudum kitap hakkında.Yorumlarda çok etkilendim,ağladım,heyecanlandım vs.şeyler okuduğum için beklentilerim ister istemez tavan yaptı.Sadece arka kapağa bakarak gizemli ve nefes kesici bir heyecan içeren kitap olduğunu düşünürek benim gibi hayal kırıklığına uğramayın derim.Kitabı indirimde gördüğümde kapağına vurulmuş ve popüler olmasına da kanarak direkt satın almıştım.Lakin roman güzel olsa da tam olarak beklentimi karşılayamadı.

Konu mükemmel.Kitabı kapağı ve konusu için merak etmiştim zaten.Ana karakterimiz Laurel adında liseye yeni başlayacak olan,içine kapanık,annesi ve babası ayrılmış,kız kardeşi ölmüş olan acılı bir kız.Liseye başladığında kimseyle konuşmayıp sessizliğini koruyan Laurel,kısa sürede Natalie ve Hannah adında iki arkadaşa sahip oluyor.Bir de hayatını değiştirecek bir ödeve. İngilizce öğretmeninin verdiği ödev sonucu Laurel,genellikle genç yaşta hayatını kaybetmiş,onun için anısı olan ve onda iz bırakan Kurt Cobain,Amy Winehouse,Amelia Earhart gibi ünlülere mektup yazmaya başlıyor.Bu ünlülere yazdığı mektupta kimselerle paylaşamadığı hislerini,arkadaşlarını ve özel hayatını anlatıyor.Mektuplarında onun için bir idol haline gelmiş kız kardeşi May'e olan büyük hasretinden de bahsediyor.Özellikle son kısımlarındaki mektup gözlerimi doldurdu ve beni çok duygulandırdı.

Daha ilk sayfalardan konuya kendimi kaptırdım ama beklentimin boşa çıkacağını da o sayfalarda fark ettim.Kitap monoton,pek bir heyecanı yok.Laurel'in Sky hakkında hislerini,Hannah'nın bir o sevgili bir bu sevgili koşup durmasını,gençlerin toplanıp yaptığı eğlencelerini,birlikte düşüp kalkmalarını anlatmak dışında pek bir şeyden de bahsetmiyor.Kitap acayip akıcı ama aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp önüme sürmesiyle beni yordu.Öyle herkesin dediği gibi duygulanmadım da yani.Laurel için üzüldüm ama onun May'e olan özlemini derinden hissedemedim,Sky ve Laurel ikilisinin arasında ki sıcaklığı da.Duygu geçirme konusunda eksik buldum.

Konu,üslup,akış,klişe olaylardan sıyrılıp mektuplar üzerine kurgulanması güzel.Ama kitap çok olumsuz bir örnek.Çoğu yorumda "gençlik" kitabı dense de öyle değil.Evet,karakterimiz reşit bile olmayan genç bir kız ama yaşadığı olaylar yetişkinlerden çok da farklı değil.Hele Natalie ve Hannah arasında geçenleri okuyunca pes artık dedim.Laurel'in sergilediği tutum ve davranışlar da çok olumsuz.Babaya yalan söylemek,onun haberi olmadan içki içmek falan ne oluyor dedim.Bu karakterler olgun yaşa gelse tamam,ama 16-17 yaşında gençler bunlar.Bu uyarımı dikkate alın ve çok küçük yaşlarda iseniz bu kitaptan şimdilik kaçının.Şayet ben genç bir kız olarak yaşıtlarımın kitapta sergilediği davranışlardan hiç ama hiç haz etmedim.Yok,beni böyle şeyler bozmaz,okumak istiyorum derseniz buyrunuz okumaya.Tahmin edilebilir yerleri olsa da akıcı,sürükleyici ve merak uyandırıcı.Okumaya değer.

Kitapta gerçekten çok hoş cümleler vardı,yazarın ilk kitabı olması hayret verici,çünkü cümlelerde bir tecrübe bir ahenk var. Dellaira'yı bu konuda tebrik ediyorum. Laurel'in iç sesini yansıtması da başarılıydı. Laurel'in mektup yazdığı ünlüler hakkında bilgiler de var bu kitapta,yazar o ünlüleri öyle bir anlatmış ki gidip araştırmamak elde değildi.Özellikle Amelia Earhart ve Janis Joplin'e yazılan mektuplar etkiledi beni.Ama Heath Ledger'a sadece bir mektup yazılmış,nam-ı diğer Joker'e yazarın biraz daha yer ayırmasını isterdim.Kitapta birçok şarkı ismi de var,şahsen ben dinlemedim ama siz müziğe tutkun ve yeni şarkılar keşfetmek isteyen biriyseniz bir çalma listesi oluşturarak şarkıları not edebilirsiniz.Yazar şiir severleri de unutmamış ve kitapta birkaç şiire yer vermiş,bu da yazarın düşünceli bir insan olduğu izlenimini verdi bana.Özellikle şiirlerden birinde geçen şu cümle çok hoşuma gitti,

"Öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı."

Aslında buna benzer,defterinize kaydedip size ışık tutacak cümleler de var.Yazarın kaleminin biraz daha gelişeceğini ve ileride daha iyi eserler vereceğine inanıyorum.Şimdilik bu kitap bana tam oturmamış,tatmin etmeyen bir roman oldu.Yazarın Türkçe'ye çevrilmeyen bir kitabı daha var,Martı Yayınları umarım en kısa zamanda çevirir.Bu arada baskı ve kapak Martı Yayınları'na yaraşır şekilde yine çok güzel olmuş,yayın evine,çevirmene ve emeği geçen diğer herkese benden kocaman bir alkış.

Sonuç olarak kitabın benim gibi büyük beklentilerle kapağını aralamayın,yoksa hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz yüksek.Beklentiniz düşük başlarsanız,keyif alır ve seversiniz.Yanına kahve yapıp içilecek,bir şey katmayan,yormayan kitaplardan birisi.Kafa dağınıklığına ilaç olarak okunabilir.Not olarak şunu da söyleyeyim.Kitapta eşcinsellik teması hatrı sayılır şekilde yer tutuyor,benim gibi bu konulardan pek haz etmeyen biriyseniz okumanızı tavsiye etmem.

Bugünü de bir kitapla kapatmanın keyfini yaşıyor,yeni kitabıma ve yeni maceralarıma yelken açıyorum.Herkese bol okumalı,huzurlu günler.

Nisa Nur 
27 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Laurel liseye yeni başlayacak bir gençtir. Annesi ve babası ayrılmıştır. Ablasını çok sever, ona hayrandır ve idol almıştır. Ancak ablası ölür. Bunun üzerine hayatı değişir. Ablasının nasıl öldüğünü bilen tek kişi Laurel'dir ama kimseye hiçbir şey söylemez. Tanıdığı herkesten uzaklaşmaya başlar. Tanıdığı insanlardan uzak olmak ve yeni bir hayata başlamak amacıyla evlerinden uzakta bir liseye kaydolur. Lisede İngilizce öğretmenleri mektup yazma ödevi verir ve Laurel onun için anlamı olan, intihar etmiş ünlülere mektup yazarak hayatını bizlere anlatmaya başlar.

Kitabın mektuplardan oluşan farklı tarzı güzeldi. İntihar eden ünlülerin hayatına değinmesini, yazarın onların neden intihar ettiğini anlamaya çalışmasını sevdim. Sade bir anlatımı vardı -zaten gençlik romanları hep böyle oluyor-.

Laurel kitaptaki saf karakterdi. Her şeye inanmış ve kendine pespembe bir dünya kurmuş orada mutlu mesut yaşıyordu ta ki ablası ölene kadar. Ondan sonra ki değişimi, ablasına benzemeye çalışması, insanların hayatlarında yer etme çabası, lisesine uyum sağlamasının anlatımı ve zorlukları, Laurel'in kendi iç dünyası, kendiyle hesaplaşmaları okuyucuya iyi yansıtılmış.

Ahım şahım bir kitap değildi, ne iyi ne kötü diyebilirim, zamanınız varsa okuyun. Tabi bir de yaşınız çok önemli. Biraz daha gençlere hitap eden bir kitap.

Keyifli okumalar...:)

DUA 
 03 Tem 13:33 · Kitabı okudu

Spoiler içerir
Günlük hayatta yaşadıklarını mektuplarda ifade eden Laurelin günlük tarzı hayatını içeren bir kitap. Mektupların ilginç yani hayatta olmayan ünlülere yazılmış olması ve de mektuplarda ablasının ölümünün sır perdesinin aralanması. Mektup okumayı sevenler bu kitaptan hoşlanabilir. sade basit bir anlatım. İnsana mektup okuma dışında pek birşey katmıyor.

idil 
13 Tem 17:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dışarıda bakıldığında her ne kadar basit ve sıradan gözüksede empati kurulduğu zaman gerçekten güzel bir kitap. Ben satırları yaşayarak okudum. Özellikle bir ablanız veya kız kardeşiniz varsa ( Ki benim var ) gerçekten o duyguları ve olayları yaşayıyıp o ruh halini anlayabilirsiniz. Insanlar düşe düşe ögrenirler yaşamayı ayakta kalmayı. Bir yanlışı defalarca yapsanızda mutlaka elinde sonunda o doğru kapıyı görmek zorunda kalırsınız. Birileri ölür hayatlar biter kahrolursunuz. Sanki bütün hayatınız bitmiş artık hiç birşeyden zevk almıyomus anlamsız gibi gelir fakat hayat sizin mutlu olmanızı veya üzülmenizi umursamaz devam eder. Her gecenin bir gündüzü vardır. Ya köşenizde oturup ölmeyi beklersiniz yada acılarınızı benimser ve yaşamaya devam edersiniz. Seçim sizin.

Yaren K. 
 12 Tem 22:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Laurel,ablasını yakın bir süre önce kaybetmiştir ve o ablasının nasıl öldüğünü bilen tek kişidir.Genç kızın İngilizce öğretmeninin verdiği ölü birisine mektup yazma ödeviyle Kurt Cobain,Amy Winehouse gibi müzisyen,şair kişilere mektup yazarak geçirdiği acılı-tatlı günlerini anlatır.Kitap tamamen mektuptan oluşuyor.3 günde bitirdiğim harika bir kitap.

angelsbooks 
06 May 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ölülere mektuplar içeren bu kitabı önce fantastik bir hikaye sanmıştım ben. Değilmiş tabii ki. Laurel adında liseye yeni başlamış bir gencimiz var. Ablasını yeni kaybetmiş, annesi babası ayrı ve sırtında epey ağır yük taşıyan bir kız bu kız. Yeni okulunda İngilizce öğretmeni ölmüş olan ünlülerden birine mektup yazma ödevi veriyor. Laurel'da bu ödeve başlıyor ama bırakamıyor. Yani tüm kitap bu mektuplardan oluşuyor. Aslında yazar böyle bir teknikle romanı daha güzel bir hale getirmiş. Çünkü hem Laurel'ın şeytanlarıyla yüzleşmesine tanık oluyoruz, hemde bahsi geçen şöhretlerin hayatları ile ilgili bilgi sahibi oluyoruz. Mutlu mesut bir gençlik hikayesi beklentiniz olmasın. Trajedisi ağır bir roman var karşınızda.

Cangül Uzay 
06 Ağu 16:34 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Laurel, ablasını yeni kaybetmiş kırılgan bir kız. Okuldaki İngilizce öğretmeni ölmüş birine mektup yazmalarını istiyor. Laurel da geçmişleriyle, hayata karşı tavırlarıyla birilerine örnek olmuş ve kendisini etkilemiş insanlara yazmaya başlıyor. Bu kitapta birçok şarkı dinledim, birçok şiir okudum ve birçok ünlüyü tanımış oldum.
İlk aldığımda fantastik bir roman sanmıştım.Neyse ki hoşuma gitti de hayal kırıklığına uğramadım. Yazarın yazma tarzı da hoşuma gitti.

Yıldız 
20 May 00:30 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitap liseye yeni geçmiş bir kızın hayatta olmayan insanlara yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu kişiler arasında Kurt Cobain, Jim Morrison ve Janis Joplin gibi genç yaşta hayatını kaybetmiş yıldızlar var. İnsanın içine işkeyen bir hikaye aslında. Ayrıca merak ettiriyor. Başından sonuna kadar bir gizem var ve sıkılsan bile sırf neler olduğunu öğrenmek için devam ediyorsun. Normalde okuduğum tarz bir kitap olmasa da beğendim, öneririm

4 /

Kitaptan 205 Alıntı

Alev 
27 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bazen güneşin hiçbir şey olmamış gibi her sabah doğuyor olması çok garip geliyor.

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 288)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 288)
Rabia 
02 Tem 01:05 · Kitabı okudu

Her şeyi doğru yapsan bile sonucun ne olacağından emin olamıyorsun.

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 37 - Martı)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 37 - Martı)
Alev 
27 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Nirvana, özgürlük demek. Acı çekmekten özgürleşmek. Bazı insanlar ölümün de böyle bir özgürlük olduğunu düşünüyorlar. Yani, sanırım seni kazandığın bu özgürlükten dolayı tebrik etmem gerekiyor. Geri kalanlarımız hâlâ burada, bütün bu yıkıntının ortasında debelenip duruyor.

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 211)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 211)
Nisa Nur 
23 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Nirvana, özgürlük demek. Acı çekmekten özgürleşmek. Bazı insanlar, ölümün de böyle bir özgürlük olduğunu düşünüyor. Yani, sanırım seni kazandığın bu özgürlükten dolayı tebrik etmem gerekiyor. Geri kalanımız hala burada, bütün bu yıkıntının ortasında debelenip duruyor. "

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 210)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 210)
Emre AYDOĞAN 
16 Kas 21:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Sadece kendimi yaralarım..."
Ama şimdi o, kapkalın bir camın ardında yaşıyor, ne kadar hızlı koşarsam koşayım kıramayacağım kadar kalın bir cam...

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 225 - Martı Yayınları/ Laurel)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 225 - Martı Yayınları/ Laurel)

Ama bazen kimse kimseyi kurtaramaz, bunu hiç kimse gerçekten yapamaz, çünkü seni senden kurtarmak mümkün değildir.

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 251)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 251)
Emre AYDOĞAN 
 17 Kas 18:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"...Nasıl gidiyor ?"
Bu soruyu ne zaman sorsa suratıma dolu bir silah doğrultmuş gibi geliyor.

Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 248 - undefined)Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira (Sayfa 248 - undefined)