·
Okunma
·
Beğeni
·
541
Gösterim
Adı:
Pratik Usun Eleştirisi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680133
Orijinal adı:
Kritik der praktischen Vernunft
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Pratik Usun Eleştirisi
Pratik Usun Eleştirisi
Avrupa düşüncesini yüz elli yılı aşkın bir süredir derinlemesine etkileyen, birçok felsefe öğretisinin doğmasına yol açan bir bilgeyi anlamak da, anlatmak da kolay değildir. Kant, Avrupa felsefesinde bir doruktur. Bu doruğa çıkmak için niceleri yarı yolda kalmış, niceleri de felsefe sorunlarını açıklığa kavuşturayım derken içinden çıkılmaz bir karışıklığa yuvarlanmıştır. Kant’ın başlıca özelliği, ele aldığı sorunu bütün boyutlarıyla, karşıtlarıyla, çelişkileriyle inceleyip kendince en tutarlı sonuca varmak, bunda da en büyük görevi eleştiriye yüklemektir. Salt Usun Eleştirisi, Pratik Usun Eleştirisi ve Yargıgücünün Eleştirisi, Kant’ın üç gelişim aşamasını gösteren temel eserleridir. Kimi felsefe tarihçileri, Kant’ın bu çalışmalarında ele aldığı sorunlara dayanarak, onun düşüncelerindeki gelişimi eleştiri öncesi – eleştiri sonrası diye ikiye ayırır. Oysa Kant için odak sorun bilgidir.
224 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tam bir Kant ahlakı...Okuduktan sonra gaza gelip tüm ödevlerimi yaptım.Hitlerin faşizminin iç yüzünü yani pozitivizmin acı gerçeğini kavradım ve güzel beyin fırtınaları yaptım.Kişilerin ruh hallerine çözümlemelerinin ek maddelerle desteklenmesi daha doyurucu olmuş.Tebrikler Kant!
224 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Pek çok kez “Kantçılık” dendiğinde araya girip itiraz etsem de yalnızca Kant'a has bir şekilde istemeden de olsa kabul etmek zorunda olduğum bir öğretinin kendisinden söz ediyorum: Kantçılık! Birikimli, birbirinden beslenen veya birbirini yerle bir ederek ilerleyen disiplinlerin ruhuna aykırı olsa da, Kant’ın öğretileri bir okul, bir ekol bazında değerlendirilmeyi hak eden cinsten. Böyle söylerken sadece Kant'ın ayak izlerine basarak yürümeyi ilke edinenleri delil göstermiyorum. Schmid, Beck, Schulze gibi. Ya da Hegel, Fichte, Schelling gibi eleştirmeye yeltenip hakikati Kantçılıkta bulanlar da delil sayılmaz. Fakat Cassier gibi (pek tabi Liebmann, Cohen de cabası) isimlerin çağdaş düşünceyle bağdaştırmak için Kant'ı yine Kant'tan referansla yorumlama çabaları tam da Kantçılık öğretisini ispata yetiyor. Çok da uğraşmadan, 18. yüzyıldan beridir birçok başka öğreti de yine Kant'ın işaret parmağını takip ederek var etti kendisini.

Yine de Kant'ın merhalesini oluşturan meşhur olguculuk konusu varlık gibi zor bir alanla temas edince Kant için söylenecek sözler de hayret verici olabiliyor. Alman idealizminin kurucu babası olan Kant'ı bir çırpıda, birkaç izahla açıklamak mümkün olmadığı gibi bu incelemenin de haddine değildir. Beni aşan bir durumdur. Sadece onun uzun felsefî düşünün bir dönemini dünyanın kökenini anlamak ve açıklamak olduğunu, dolayısıyla Newton, Leibniz gibi sağlam isimlerin teorilerini tanımaya çalışmanın oluşturduğunu; diğer dönemlerinin de farklı periyodlarda eleştiri ahlâkını ve siyasal felsefeye dair uğraşları kapsadığını söylemek yetecektir. Dolayısıyla bu kitabın tek başına bir Kant profili çizmesini beklemek kolaycılık olur. Yine de sadece bir ayağının bu kitapta olacağı Kant öğretisinin genel muhtevası üzerinde konuşma cüretini üstlenmeyi deneyeceğim.

Eleştirinin Kant için önemi en az usa verdiği kıymet kadar derindir. Bir mevzuyu eline alacaksa Kant, onu evire çevire inceleyecek, kendisine göre en makbul sonucu buluncaya kadar çelişkileriyle kelime bazlı oyunlar oynamaya devam edecek. Buradaki oyun, bilimsel metotlara içkin bir oyundur. Çok değil, henüz kariyerinin ilk basamaklarını Leibniz-Wolf sınırında, onları eleştirerek kendi gözünden yorumlamaya başlayan Kant için felsefe, bilginin malzeme olduğu bir uğraştır. Bilginin hükümranlık ettiği bir bilim alanını Hume'suz geçmek Kant için de mümkün olmayan bir durumdur. Hume, Kant’ uykusundan uyandıran kişidir. Duyular ve önsel olarak kavranan iki bilgi alanı mesele olduğunda Kant'ta Hume izleri bulmak çok daha kolay olsa da bütün bilgilerin kaynağını deneyler olarak gösteren Kant (bu ana kadar yine Hume'cudur) buna rağmen deneyin bilginin kaynağı olmak zorunda olmayışını ilan ederek yol ayrımını nazik, edep ve uygun şekilde başarmıştır. Kitap da bu noktada us üzerinde bütün bu yaklaşımların nasıl cereyan ettiğini hakkıyla işlemeye adamış kendisini.

Ide'lerden söz ederken işte bu durumu netleştirir Kant. Duyumsanamayan, duyularla algılanamayan fakat düşünülen, gerçekötesi kavramlar onun için ide sayılır ve ide'ler için salt bir usun çabası yetersiz olan, sonuçsuz ve zaten çabalansa da netice alınamayacak konulardır. Düşüncenin deneyselliğe galip geldiği alanlardır bunlar. Antinomi şeylerdir. Hatta, tarih dediğimiz süreç bu ide'lerden kaynaklanan sürecin kendisidir, der Kant. Hayret vericidir çünkü tarihin tekerrürden ibaret olduğuna inanan bizler için pratik usun kendisine yönelik devrim niteliğinde bir iddiadır bu. Tarih, ide’lerden doğar ve önsel tarih bilgisi de yoktur.
Hal böyle olunca pratik usu eleştirmek öyle çalakalem yapılacak bir iş olmaktan çıkıyor. Temellenmeyen, usun süzgecinden geçmeyen veya idealist felsefeden uzak olmayan görüşler de tasfiye olmuş oluyor. Geriye Klasik Batı düşüncesine önayak olan Kant’ın altmış dört yaşında yazdığı bu metin kalıyor ki, okumadan önce kavramlara ve manalara karşı aklı saf, sorgulayan ve kurcalayan olarak hazırda tutmamız gerekiyor.
Kuramsal sorunlarda yer alan ince ve ayrıntılı her konuyu kuru ve can sıkıcı bulanlar,anlatılan iyi ya da kötü bir eylemin ahlaka özgü içeriği olunca birden konuşmaya katılırlar.
Immanuel Kant
Sayfa 209 - SAY Yayınları
Böylesi yüksek bilgileri olmakla övünenler burada çakılıp kalmamalı,o bilgileri sınanmak ve değerlendirilmek için ortaya koymalıdırlar.
Bu gereksinim; kurgulamada us kullanımının yetkinliğe ulaşmak istediğinde,benimsenmesi gereken kurgulamanın gelişigüzel bir ereğiyle ilgili gereksinim değildir,tersine bir nesneyi yasa gereği benimseme gereksinimidir.Bu gereksinim olmadan onun eylem ve eylemsizliğinin ereği diye kesinkes ortaya konması gereken nesne aydınlığa çıkamaz.
Böylece özgürlük kavramı aracılığıyla tanrı ve ölümsüzlük idelerinin nesnel gerçekliği,onları varsayma,dahası,(salt usun gereksinimi olarak) varsaymanın öznel gereksinimini benimseme durumu yaratılıyor.
Ahlak yasası pratik usla birleşerek özgürlük kavramını,bize,baskıyla benimsetmeseydi kimse özgürlük kavramını bilimin içine sokmayı göze alamazdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pratik Usun Eleştirisi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680133
Orijinal adı:
Kritik der praktischen Vernunft
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Pratik Usun Eleştirisi
Pratik Usun Eleştirisi
Avrupa düşüncesini yüz elli yılı aşkın bir süredir derinlemesine etkileyen, birçok felsefe öğretisinin doğmasına yol açan bir bilgeyi anlamak da, anlatmak da kolay değildir. Kant, Avrupa felsefesinde bir doruktur. Bu doruğa çıkmak için niceleri yarı yolda kalmış, niceleri de felsefe sorunlarını açıklığa kavuşturayım derken içinden çıkılmaz bir karışıklığa yuvarlanmıştır. Kant’ın başlıca özelliği, ele aldığı sorunu bütün boyutlarıyla, karşıtlarıyla, çelişkileriyle inceleyip kendince en tutarlı sonuca varmak, bunda da en büyük görevi eleştiriye yüklemektir. Salt Usun Eleştirisi, Pratik Usun Eleştirisi ve Yargıgücünün Eleştirisi, Kant’ın üç gelişim aşamasını gösteren temel eserleridir. Kimi felsefe tarihçileri, Kant’ın bu çalışmalarında ele aldığı sorunlara dayanarak, onun düşüncelerindeki gelişimi eleştiri öncesi – eleştiri sonrası diye ikiye ayırır. Oysa Kant için odak sorun bilgidir.

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Hüseyin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%14.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0