Babasını kaybeden bir kızın, babasıyla Proleterka isimli bir gemide yaptıkları yolculuğun anılarını anlatıyor kitap. 2002 ve 2003 yıllarında ödül almış. Fakat ben daha iyi kitaplar okudum..
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Bazı insanlar sevdiklerini ve duygularını sanki birer eşyaymış gibi terk ederler. Üzüntü duymadan, kararlılıkla. Yabancı olurlar. Bazen de düşman.
Fleur Jaeggy
on beş yaşındaki anlatıcıyla yetmiş yaşlarındaki babasının birlikte çıktıkları ilk ve son gemi seyahatlerine odaklanıyor. Kendisini “Johannes’in kızı” olarak tanımlayan isimsiz anlatıcı, anne babası ve geniş ailesiyle kurduğu bağdan ve duygudan yoksun ilişkiyi yine aynı duygusuzlukla dışarıdan biriymişçesine aktarırken geçmişinde de karanlık bir gezintiye çıkıyor.
Proleterka
Benim iyiliğim için. Zehirli bir cümle. Ama kulağa hoş geliyor. Ben o cümlenin kesinlikle hayra alamet olmadığını biliyorum. O günden itibaren, ergin olmayan bir çocuk olarak durumum daha da kötüye gitti. Bu tür diktalar
duyunca, dikkat etmen gerekir. İyiliğin rehinesi olduğun zaman. İyiliğin tutsağı olduğun zaman. Halkın iyiliği. Diktatörlük rejimine uygun cümleler. Evden bir valiz ve bir okul çantasıyla çıkıyorum. Başkalarına teslim edildim. İyiliğim için…S:40
İsviçreli Yazar Fleur Jaeggy’den okuduğum ikinci kitap oldu ‘Proleterka’ diğer kitabı ‘Disiplinli Güzel Günler’ i okuyanlar için bu kitapta yakalayacakları küçük nüanslarda olacaktır. Ben yazarı çok seviyorum. Thomas Bernard sevenler için onun tadını yakalayabileceklerini düşünüyorum. Kitaba gelirsek de 15 yaşına gelmiş bir kızın babası ile çıktıkları ‘Proleterka’ isimli gemide yaptıkları seyahati merkeze alırken aynı zamanda geçmişe ve geleceğe ziyaretler de yapıyoruz. Bu arada Disiplinli Güzel Günler’de ki soğukluk aynı şekilde bu kitapta da devam ediyor. Tüm duygular bir arınmışlık içinde. Kısa ama çok derin bir anlatı. Çok sevdim.
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Kitap çok ince, normalde okuyacağım zamandan daha uzun bir zamanda bitirdim. Bunun nedeni anlatıcının kendisinden sürekli Johannes’in kızı diye bahsediyor oluşu olabilir. Onun dışında konu güzel, lise çağındaki anlatıcımız babasıyla (Johannes) birlikte bir gemi seyahatine çıkıyorlar. Bu seyahat son gezileri olacaktır. İyi okumalar.
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Proleterka ~ Fleur Jaeggy
Merhaba sevgili kitapseverler; Roman, Johannes’in kızı olarak kendini tanımlayan 14 yaşındaki bir kız çocuğunun babasıyla çıktığı bir gemi yolculuğunu anlatıyor; ama yolculuk, baba–kız yakınlaşması yerine yabancılığın derinleştiği bir deneyime dönüşüyor. Asıl anlatılan, bu yolculuğun içinde yankılanan yalnızlık, kırılma ve mesafe. Proleterka, olayların değil, duyguların izini süren bir roman. Anlatıcı neredeyse buz gibi bir yetişkin soğukkanlılığıyla konuşuyor. Annesine ve babasına “anne- baba” diyemeyip adıyla hitap etmesi, daha ilk satırlarda aile bağlarının kopukluğunu sezdiriyor.
Kitap, terk edilmişlik ve yalnızlık üzerine kurulmuş. “Çocuklar terk edildiklerinde anne babalarına ilgisizdirler” cümlesi, romanın kalbini açığa çıkarıyor: sevginin eksikliği, duygusuzluk değil; acımasız bir kararlılık. Ve gemide, bir çocuğun henüz hazır olmadığı karşılaşmalara sürüklenmesiyle, yalnızlığının daha da ağırlaştığını görüyoruz. O anlar, anlatının gölgesine yerleşiyor ve o gölge, roman boyunca genç kızın üzerine düşmeye devam ediyor.
Yazarın dili oldukça kısa, oldukça keskin ve oldukça mesafeli. Olayların değil, duyguların yankısını takip ediyoruz. Sahnelerden çok hatırlanış biçimleri var. Bu yüzden bazı okurlar “hiçbir şey anlatılmıyor” diye düşünebilir. Ama aslında anlatılan bir çocuğun yalnızlığa hapsedilmiş bedeninde yankılanan duygu durumu.
Yugoslav bandralı Proleterka, bir çocuğun dilinden dünyanın en ağır yalnızlığını anlatıyor
Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
FleurJaeggy'den okudugum üçüncü kitap Proleterka.
Yazarın eserlerinde ortak anlatim tarzı soğuk ve mesafeli olarak nitelendirilebilir. Kahramanlar genellikle 14-15 yasindaki ergen kız çocukları. Mekanlar icinde mutlaka bir yatılı okul var. Dağılmış bir aile profili ve özellikle anne ile ilgili sorunlar gözüme çarpan durumlar.
Isimsiz kahramanin ailesi ile kurduğu bağ duygusallıktan uzak.Babasindan Johannes,annesinden Johannes'in karısı,kendisinden Johannes'in kizi diye bahseder.
Yetmis yaşlarındaki babası ile yilda bir hafta,bilemedin on gün görüşür.Annesi ise uzaklarda baska bir yaşam kurmuştur.
Romanin genel ekseni on beş yaşındaki kahraman ile yetmis yasindaki babasının çıktığı ilk ve son gemi seyahatine odaklanıyor. Geminin adı:Proleterka . Bu seyahat ile birlikte geçmişinde de bir seyahate çıkar. Ve roman hiç beklemediğim bir biçimde sonlanıyor.
Doksan sayfalık roman bir çırpıda okunuyor ancak ben üç günde okuyabildim.Gündem izin vermiyor ki kitaplara odaklanalim.
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Fleur Jaeggy'den okuduğum ikinci kitap oldu Proleterka. İlki Disiplinli Güzel Günler'di. Orada olduğu gibi bu kitapta da bitmeyen bir mesafe var. Duygular anlamında bir mesafe bir soğukluk. Duygular dile getirilirken hiçbir abartma olmadan çok sıradan bir şekilde aktarılıyor. On beş yaşında bir çocuk ve yetmiş yaşlarındaki babasının bir gemi seyahati anlatılıyor. Babasıyla arasındaki mesafeyi aşamayan bir genç kız ve ona belki de hiç baba olamamış bir baba. Roman hiç yükselmiyor aynı seviyede gidiyor. Gerçekçi bir soğuklukta ustaca bir anlatım. Keyifli okumalar...
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Fleur Jaeggy’nin karanlığını, çarpıklığını seviyorum. Proleterka romanı da yeni yayımlandı. Gündemimizin yoğunluğunda odak sorunları yaşasam da, kitap okumayıp ne yapayacağım ki diye yüzeysel de olsa okumaya çalışıyorum.
Proleterka’da anlatıcı 15 yaşında babasıyla çıktığı gemi yolculuğuna ve çocukluk anılarına odaklanıyor. Kopuk aile bağları, duygusal sorunlar mesafeli bir anlatımla veriliyor. Anlatıcının kendinden zaman zaman “Johannes’in kızı” diye bahsetmesi, üçüncü tekil şahıs anlatımla verdiği yabancılaşma Duras’nın Sevgili romanını çağrıştırdı. Sevgili’de de Proleterka’da olduğu gibi ergenliğin ilk yıllarına dönüp yetişkin gözüyle bakma, sorunlu aile ilişkilerini mesafeli bir şekilde hatırlama vardı. Ancak Sevgili’nin merkezinde o yaşta yaşanan bir ilişki yer alıyordu, Proleterka’da ise babayla ilişki merkezde, erkeklerle yaşanan duygudan yoksun birliktelikler ise babayla kurulamayan yakınlığın sonuçları olarak kıyıdalar. Üslupları eksiltili, minimalist ne derseniz artık, yabancılaşma Duras’da daha duygusal tonda, Jaeggy’de daha karanlık tonda.
1940’ta Zürih’te doğdu. Eğitimini tamamladıktan sonra göç ettiği Roma’da, hayatını değiştirecek iki kişiyle, Ingeborg Bachmann veThomas Bernhard’la tanıştı. 1968’de Milano’daAdelphi Edizioni adlı yayınevinde çalışmaya başladı. 1989’da yayımlanan ve başyapıtları arasında yer alan Disiplinli Güzel Günler büyük başarı kazandı. 2002’de Viareggio Ödülü’nü alan yazarın 2003’te yayımlanan Proleterka adlı eseri, Times Literary Supplement tarafından yılın en iyi kitabı seçildi. Fransızca ve İngilizceden İtalyancaya çeviriler de yapan Jaeggy, İtalyan müzisyen Franco Battiato’yla birlikte müzik alanında çalışmalar yapmaktadır. Halen İtalya’da yaşayan Jaeggy, İtalyan edebiyatçı ve yayıncı Roberto Calasso’yla evlidir.