·
Okunma
·
Beğeni
·
3.894
Gösterim
Adı:
Psikanaliz ve Uygulama
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753854542
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Baskılar:
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Kültürel ve toplumsal sorunlara ilişkin çözümlemelerinde cinselliğe çok önemli bir yer ayıran Avusturyalı nörolog ve psikiyatr Sigmund Freud, bu kitabında küçük bir çocuğun hastalığını ve iyileşme sürecini analiz ediyor.

Freud, "Yetişkin hastalarımızda, yıkıntıları arasından adeta tırnaklarımızla kazıyarak ortaya çıkardığımız ve bilhassa da insan yaradılışının bir parçası olarak bütün insanların ortak malı olduğuna, sadece nevrotiklerde bir parça tahrif edilmiş ve abartılmış bir biçimde karşımıza çıktığına inandığımız cinsel itki ve dileklerin çocuklarda da birinci elden ve yaşamın bütün tazeliği içinde de gözlemlenebilmesinin kesinlikle bir yolu olsa gerektir," diyor.

Psikanalitik Kuramın kurucusu Freud,öğrencilerine, çocuk hastalarının analizinde cinsel yaşamlarını asla yok saymamalarını öğütlüyor ve kilit noktanın "çocuk cinselliği" olduğunu söylüyor.
294 syf.
·21 günde·Beğendi·7/10 puan
Küçük Hans'ın maceraları oldukça ilgi çekici, onun dışında neredeyse her Freud kitabı gibi okurken bol bol araştırma yaptırttı. Keyifli bir kitaptı, psikanaliz konusuna ilgiliyseniz tavsiye ederim.
294 syf.
·10/10 puan
Kitap mı desem yoksa bir vakanın kademeli olarak anlatımı mı bilemedim. Prof. Freud 4.5 yaşınadaki bir çocuğun gelişimi ile alakalı kademeli olayları bilimsel olarak açıklıyor.
Hikaye kısaca, "Hans adlı bir çocuğun cinsel organına "İşeme aygıtı ismini takmasıyla başlıyor.
Zamanla bu çocuk cinsel eğilimlere yöneliyor ve bir süre sonra atlardan korkmaya başlıyor. Bilin bakalım neden ?:). Çünkü atların işeme organı kendi işeme organından büyüktü.

Değişik bir eser, eğitimcilerin kesinlikle okuması gereken bir kitap.
298 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir arastirma kitabina gore oldukca akiciydi. Okumasi kolay olan bir kitap olmasina rahmen zaman zaman insani buhrana surukleyecek saskinlik veren taraflari vardi. Freud a elbette katilmak zorunda degilsiniz ama gunumuzde de yetiskin psikolojisini anlamak icin kullanilan noktalari yok degil. Cocuklardaki ruhsal cinselligin egilimi, gelistirilmesi ve ogrenilmesi icin bir belirleyici olabilir mi bilmiyorum ama bu olgunun cok onemli oldugu gercegi yansiyor.
263 syf.
·6/10 puan
Elimdeki kitap 1995 basımı yine Say Yayınları ve Muammer Sencer çevirisi. Açıkçası, zaten anlaşılması güç olan psikanalitik terimlerin içinde çırpınırken bir de çevirideki özensizlik okuyucunun işini iyice zorlaştırıyor. Yeni basımda durum nasıl bilmiyorum. Fakat genel anlamda, Freud'un insan ruhunun labirentlerinde gezinirken duvarlara çarpa çarpa da olsa sizi çıkıştaki ışığa yaklaştırdığını farkedebiliyorsunuz. Çocukluk dönemindeki cinselliğin zihinde geri itilen kuytulardan yetişkinlik hayatına nasıl yansıdığı 2 vakayla adım adım anlatılıyor. Biraz fazla detaylı ve teknik, sanırım daha çok işin detaylarına kadar inmek isteyenlere hitap ediyor adından da anlaşılacağı üzere
263 syf.
·10/10 puan
Simdi bu adam icin deli,sapık deniyor ama adam cok guzel ozetliyor herseyi. Buyuk bir cogunlugunu okudum kitaplarının ve hepsine aynı incelemeyi yazacgım . Bu adamı zevkine okumayın ortamlarda laf olsun diye anlatmayın oral,anal,fallik evreleri cocuk yetistirme rehberi bilimum bilgi ve insanı insan yapan en temel sey olan seks icgudusu bu adamdan okunmalı. Elinizdeki butun eric from kitaplarını sahafa verin 2 adet de olsa freud alın kendinize ufuk acın.
263 syf.
·12 günde·8/10 puan
Freud, Freud, Freud.Yüzyılın en önemli bilim adamlarından biri olmasına karşın tüm sorunların, davranışların kökenini cinselliğe bağlaması nedeniyle eleştirilmiştir. Cinselliği sadece bedensel bir faaliyete indirgeyen sığ beyinler maalesef Freud'u anlayamamışlardır.Cinsel dürtüleri, kuvvetli bir yaşam motivasyonu, harekete geçiren güç (libido olarak tanımlar).Bir canlının en önemli özelliği doğup, büyüyüp, üremesi ve ölmesi değil midir?Tabi ki en gerçek duygumuz cinsel dürtülerimizdir. Neden cinsellik tüm dini inançlar ve toplumsal yaşamda tabu olarak nitelendirilir, öfke ifade eden küfürler anaya yapılan belaltı tehditler içerir.Neden kişi cinsel ilişki ihtiyacı duyar biyolojik olarak bundan haz duyar?

Cinsel dürtülerimiz toplummsal yaşam içinde farklı şekillerde yansıtılabilir. Öfkeye, hırsa, açgözlülüğe vs kimliğine bürünebilir yada savunma mekanizmaları ile çarpıtılabilir. İnsan istekler geliştirir ve bunlar üzerinden doyuma hazza ulaşmak ister. Doyurulamayan istekler, bastırılan duygular vs. bunlar bilinçaltında birikip kişide gerilim yaratır.Bunlar bir şekilde bilince aktarılıp yatıştırılmalıdır.Psikanalizin amacı, bilinçaltında sıkışıp kalan ( bir mağma gibi volkan gibi düşünün) duygu ve düşünceleri, kontrollü bir şekilde bilince çekip boşaltmayı amaçlar.( sekste boşalmakta kısmen aynı etkiyi yaratıyor muhtemelen)Freud bilinçaltında ki dürtülere ulaşmak için rüyalar-dil sürçmeleri-ilk anılar- unutma yada bastırmalar-çağrışımları gözlemlemiştir.

Freud a göre ruh id- ego ve superego üçlüsünden oluşur. Id ruhun haz odaklı, saldırgan vahşi , hayvanca tarafıdır. Superego ise toplumun ahlaki ve sosyal baskı oluşturan tarafıdır( vicdan da superegonun bir parçasıdır). Ego ise id, ego, superego ve dış dünyaya karşı savaşarak, üç uç kısmın çatışmasınaa karşın herbirini dengelemeye, yönetmeye çalışır. Sağlıklı benlik geliştiren kişi işteklerini iç ve dış engellemelere karşın azimle gerçekleştiren kişidir. Birey eğer id ve superego arasında yoğun bir çatışma yaşıyor ve bunu dengeleyemiyorsa nevrozlar oluşur. Şımartılan çocuk id'i fazlasıyla yüceltilmiş olduğu için narsist kişilik geliştirecektir. Superegosu aileden gelen aşırı baskı ile yükseltilmiş kişi isteklerini bastıracak ve bastırılan arzular nevrozlara sebep olacaktır.

Bu dahi adama inanılmaz bir hayranlık duymama rağmen kendisi kadınlardan hiç haz etmez. Penis e sahip olmadıkları için kıskançlık içinde olduklarını, sevmekten çok sevilmek için yaratılmış, toplumsal ilgisi az, güvenilmez olduklarını söylemiştir.
263 syf.
·10 günde·10/10 puan
Somuttan soyuta giden bilgilendirici bir keşif. Anlatım açık ve ilgi çekici. Alışma sürecinden sonra inanılmaz keyifli. Bilime öğrenmeye adanmış bi ömrün sayfaları içindesiniz.
263 syf.
·Puan vermedi
"Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden ve psikanaliz ekolünün kurucusu, Avusturyalı nörolog Sigmund Freud´un bu yapıtı, bir çocuğa uygulanan ilk psikanaliz örneği niteliğini taşımaktadır. Freud, Psikanaliz ve Uygulama´da, fallik dönemdeki fobinin, Oidepus kompleksi ile iğdişlik bunaltısından kaynaklandığını ortaya koyuyor: Bu kitapta betimlenmekte olan hastalık ve tedavisi benim kişisel gözlemlerime dayanmıyor. Beş yaşındaki hastanın tedavisini gerçi ben yönettim. Dahası, küçükle bir kez de konuştum. Fakat tedaviyi, onun babası uyguladı. Ancak babalık otoritesiyle, hekimlik otoritesinin birleşmesi, şefkatli bir ilgiyle, bilimsel bir ilginin biraraya gelmesi, böyle bir yöntemin uygulanmasını olanaklı kılmıştır."

der Freud. Bu da aslında kitaptaki o detayları incelemek ve sistemsel analizin psikolojiye nasıl etki ettiğini gösterir. Çağının ve döneminin aykırı ve öncü durumundaki bu Nörolog'a psikolojiyi bu denli araştırtan neydi? diye sorarken buluyorsunuz kendisine ve cevabı yine kitabında bulabiliyorsunuz.
263 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap aslında iki vakanın ekseninde ilerliyor. İlk vaka zaten literatüre geçen meşhur küçük Hans vakası. Bu vakada Hans isimli çocuğun yaşadığı at fobisi üzerinden Freud çocuk cinselliği, fobilerin oluşumu ve Oidipus kompleksi üzerinden bir analiz yapıyor. Aslında daha çok dolaylı bir analiz yürütülüyor. Çünkü, analizi yürüten daha çok çocuğun babası. Baba, Freud ile mektuplaşarak analizi yürütüyor. Vakanın asıl önemi psikanaliz uygulanan ilk çocuk vakası olması. Bundan önce psikanaliz sadece yetişkinlere uygulanmıştı. Kitapta babanın çocuğun yaşadıklarını sırasıyla tarih belirterek anlatılıyor. Freud bunun üzerinden fobinin oluşumuna dair fikirlerini ve genel vaka değerlendirmesini yapıyor.
İkinci vaka daha kısa olmakla birlikte bir yetişkin vakası. Bu vaka daha çok nevrozlu üzerine. Bunda daha çok oturum oturum vaka hikayesi anlatılıp bununla ilgili değerlendirmeler yapılıyor. İkinci vakada daha çok nevrozlunun babası ve kız arkadaşı ile ilişkisinde yaşadığı sorunların nasıl saplantılı hale geldiği ele alınıyor. Kitabın güzel yanı yapılan analizin yanında teorik olarak sorunların örneklerle açıklanması.
Son olarak kitabın çevirisi ile ilgili birkaç şikayetim olacak. Maalesef kitapta çok fazla noktalama hatası ve düşük anlamlı cümle bulunuyor. Devrik cümleler gereksiz yere fazla ve anlamı etkiliyor. Psikanaliz ve psikolojiye ilgili herkese tavsiye ederim ama başka yayınevinden.
263 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Psikanaliz ve Uygulama
Sigmund Freud, okuduğum bu kitabında psikanalizin bir çocuğun gelişim evrelerinde çocuk üzerinde ki uygulamasını anlatıyor. Çocuğun konuşmaya başladığı andan itibaren kendini çevredeki uyarıcıları muhakeme ederek nasıl ifade ettiğini, ifade ederken kendinde olan değişimleri yansıtış şeklini, hormonal durumlarını ve bunların yarattığı kaygıları en yalın şekliyde ifade ediyor. Anne ve babaların çocuklarının psikolojik gelişimlerini, karakter oluşumlarını ve bu süreçte çocuğu anlayıp nasıl bir yol izleyeceklerini, çocuklarının nevrotik (sinir hastalığı) durumlarını saptayıp içinde bulundukları duruma göre nasıl yardımcı olacaklarını anlamaları açısından önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bilindiği üzere çocuklar en çok hangi ebeveynleriyle vakit geçirirse ona daha çok bağlanırlar. Toplumumuzda ve toplumlarda ilgi alaka bakımından bu durumu genelde anne yönetir. Dolayısıyla kitapta da anne rolü üzerinden çocuğun gelişimi izlenmiştir. Çocuğun anneye bağlılığı yüzünden annesinden ayrı kalmak zorunda olduğu zamanlarda içine düştüğü kaygı, ve kaybetmişlik korkusu onun psikolojik gelişiminde ve karakter oluşumuna nasıl etki ettiği ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

''Özlem, özlenen nesneye varıldığında, doyuma dönüşür'' diyor Freud. Yani annesinden ayrı kalıp onu özleyen çocuk annesine kavuştuğunda özlemini giderir. (Bunu çocuğu olanlar iyi bilir)

''Özlem doyurulduğunda bile kaygı kalıyor'' diye de ekliyor. Çünkü annesinden ayrı kalan çocuk psikolojik açıdan, annesini kaybetmediğini henüz bilmediğinden annesine kavuşsa dahi annesi yokken içine düştüğü kaygıyı ya yine kaybedersem olgusuyla hep içinde taşıyor.

''Anlamadığımız şeyi küçümseriz. İşi basitleştirmek için.'' diyor Freud. Yani eğer çocuğumuz yada değer verdiğimiz biri bize herhangi bir durumundan bahsederse onu anlamadan dinlemeden, içinde bulunduğu psikolojik çöküntüyü analiz etmeden üstün körü geçiştirmemeliyiz. Bazen karşımızdakini rahatlatmak için konuyu önemsizleştirme çabasına gideriz ama bu çok yanlış. Belki o an için olumlu sonuç verir fakat konu çözüme kavuşmadığı için bunu yaşayan insanın bilinçaltında önemli bir yer edip tekrar açığa çıkacağı güne kadar uykuya dalar.

''Zorlama, kuşkuyu giderme, dayanılmaz engelleme durumunu düzeltme çabasıdır.'' (Dayanılmaz engellemeler kuşkuya tanıklık eder) Yani herhangi bir durumda cvb vermeniz gereken bir soru varsa, soruyu soran kişinin sorusunun odağını değiştirip alaksız bir şeyler mırıldanırsanız bu soruyu soran kişinin sizden kuşku duymasına sebep olur.

''Zorlayıcı buyruğun yerine getirilmeyişinden doğan gerilim, dayanılmazdır ve ileri aşamada kaygı olarak algılanır.'' Yani herhangi bir soruyu cevaplamadığınızda yada bir insanı herhangi bir şey için zorladığınızda onu kendi istediğiniz kalıba sokmaya çalıştığınızda bu karşı tarafta kaygı oluşumuna sebep olur. Dolayısıyla kaybetme korkusu üzerinden doğan nevrotik ataklar insanın canını hiç istemediği kadar sıkar.
Bu ve buna benzer durumlarda en iyi seçenek şeffaf olmakır. En kötü sonuç bile hiç sonuç alamamaktan iyidir. En azından neyin ne olduğu bilinir ve ona göre hareket edilir. Psikolojik semptomları kişi kendi işine yarayacak sekilde dizayn ederse, bundan doğacak herhangi bir sorun karşısında da en az psikolojik zararı görür. Sosyolojik bağlamda insaların yaşayışları, yetişme tarzları, büyüdükleri çevre bilinçaltı durumları gözetilerek oluşturulan yaklaşım tarzlarında en sağlıklı iletişim şekliyle kaygıya mahal vermeden ruhu huzura kavuşturmak su götürmez bir gerçektir. Umarım bunu başarabiliyoruzdur, aksi taktirde ne biz de şair biter ne de nevrotik ataklarımızın sonu gelir.
Çocukları eğitirken, sadece başımız sakin kalsın istiyoruz, güçlüklerden hoşlanmıyoruz. Örnek çocuk yetiştirmek istiyoruz, bu politikanın, çocuğun hoşuna gidip gitmediğine bakmadan.
“Geri itilmiş nefretin koşuludur yoğun sevgi. Normal kişiler için ılımlı bir sevgiyle, ona eş ölçüden nefreti yan yana yaşatabilirsiniz içinizde.”
Nietzsche :
“Onu ben yaptım” dedi belleğim. “Onu yapmış olamam” dedi onurum. Yakışmak bilmeyen onurum. Sonunda teslim oldu belleğim.
"Şöyle derdim kendi kendime," diye devam etti, "suçluluk duygusunun doğması dış kaynaklı olanlarının değil sadece kişinin kendi kendisine koyduğu içsel ahlaki prensiplerin çiğnenmesine bağlıdır."
Zorlayıcı düşüncelere karşı çıkan akli düşünceler değil, her iki düşünce biçiminin karışımıdır:
Zorlayıcı düşüncelere karşı çıkan düşünceler, savaştıkları zorlamanın kimi koşullarını içlerine alır ve akü araçlarıyla hasta (patolojik) düşünce alanına çıkarlar.
«Delirium» adını hak eder bu tür düşünceler.
Bir tür geri gitmeyle, sonuçtaki kararlar yerine, değişen eylemler geçer.
Düşünce, eylemin yerini tutar. Eylemin düşüncesine ilişkin herhangi bir ön adım, zorlayıcı güçle temsilci eylemin yerini alır.
Eylemin, bu biçimde düşünceye geri gitmesinin belirginlik derecesine göre, zorlayıcı nevroz olayı, zorlayıcı düşünce, (tasavvur) veya dar anlamıyla, zorlayıcı işlem karakterini kazanır.
Bu gerçek zorlayıcı, eylemler, birbiriyle çarpışan itkilerin yerini doldurma biçimlenmelerinde bir tür uzlaşmaya girmesiyle olanak kazanırlar.
Zorlayıcı buyruğun yerine getirilmeyişinden doğan gerilim, dayanılmazdır ve ileri aşamada kaygı olarak algılanır. Ancak, küçük bir ayrıntıya kaydırılmış bu temsilci eylem, büyük ölçüde, tartışmalıdır. Onun çok kez, koruyucu önlem olarak, bir savunma itkisiyle sıkı sıkıya bağlı olarak kendini gösterdiği ileri sürülür.
Zorlama, kuşkuyu giderme, dayanılmaz engelleme durumunu düzeltme çabasıdır. (Dayanılmaz engellemeler kuşkuya tanıklık eder.) Sonunda, geri itmenin yardımıyla, engellenen herhangi bir tasarıyı, kesin karara dönüştürmek ve gerçekleştirmek olanaklıdır.
“Suçluluk duygusunun doğması dış kaynaklı olanlarının değil sadece kişinin kendi kendisine koyduğu içsel ahlaki prensiplerin çiğnenmesine bağlıdır.”
Sigmund Freud
Sayfa 207 - Oda Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikanaliz ve Uygulama
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753854542
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Baskılar:
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanaliz ve Uygulama
Kültürel ve toplumsal sorunlara ilişkin çözümlemelerinde cinselliğe çok önemli bir yer ayıran Avusturyalı nörolog ve psikiyatr Sigmund Freud, bu kitabında küçük bir çocuğun hastalığını ve iyileşme sürecini analiz ediyor.

Freud, "Yetişkin hastalarımızda, yıkıntıları arasından adeta tırnaklarımızla kazıyarak ortaya çıkardığımız ve bilhassa da insan yaradılışının bir parçası olarak bütün insanların ortak malı olduğuna, sadece nevrotiklerde bir parça tahrif edilmiş ve abartılmış bir biçimde karşımıza çıktığına inandığımız cinsel itki ve dileklerin çocuklarda da birinci elden ve yaşamın bütün tazeliği içinde de gözlemlenebilmesinin kesinlikle bir yolu olsa gerektir," diyor.

Psikanalitik Kuramın kurucusu Freud,öğrencilerine, çocuk hastalarının analizinde cinsel yaşamlarını asla yok saymamalarını öğütlüyor ve kilit noktanın "çocuk cinselliği" olduğunu söylüyor.

Kitabı okuyanlar 279 okur

  • Buğra Mertoğlu
  • Serife alkan
  • Sultan karabıyık
  • Damla Nur Akdeniz
  • İpek Ateşer
  • Kerem Blanchefort
  • Ömer Faruk Şen
  • Baver Ok
  • Selim Telbisoğlu
  • Eylem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.4 (5)
9
%5.1 (4)
8
%6.4 (5)
7
%3.8 (3)
6
%2.6 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0