Psikanaliz ve Zen Budizm

6,7/10  (3 Oy) · 
8 okunma  · 
1 beğeni  · 
494 gösterim
İNSANI ESENLİĞE ULAŞTIRMAYI AMAÇLAYAN İKİ SİSTEM...

Bilincimiz yalanla, yanılgıyla içimiz bıkkınlık, huzursuzlukla dolu... Bunlara karışı da tek geçerli, sürekli çözüm uyanıp aydınlanmak...

Bu kitap Freud'la Marx' o kadar başarıyla uzlaştırmış olan çağımızın bu ünlü ruhbilimcisinin aynı zamanda Batı düşüncesiyle Doğu görüşü arasında da bir birleşime ulaşmış olduğunu kanıtlıyor.
(Arka Kapak'tan)

Psikanaliz ve zen Budizm in paralellikleri üzerinde durmuş. İnsanın içindeki enerjiyi açığa çıkarma, bilinç dışının bilince çıkarılması, aydınlanma satori kavramlarının yalın ve anlaşılır bir dille ifade edildiği akıcı ve tavsiye edilebilir bir kitap.

Kitaptan 5 Alıntı

"Yaşamın amacı tam olarak doğmaktır. İşin asıl acıklı yanı şu: Çoğumuz böyle tam olarak doğmadan ölüyoruz. Yaşamak doğumu her dakika sürdürmektir. Doğum tamamlanınca ölüm gelir. Fizyoloji açısından bizim hücre sistemimiz sürekli bir doğum süreci içindedir. Ruhbilim açısından gerçek şu; çoğumuzun doğumu bir yerde sona eriyor. Bazıları tam olarak ölü doğmuşlardır. Fizyolojik olarak yaşamayı sürdürürler ama kafa bakımından özlemleri analarının karnına, toprağa, karanlığa, ölüme geri dönmektir. Bunlar delidir ya da aşağı yukarı öyle sayılabilirler; ötekiler yaşam yolunda ilerlemeyi sürdürürler. Ama gene de göbek bağını tam olarak kesemezler. Yaşamlarını sürdürebilmek için analarına, babalarına, soylarına, ırklarına, milletlerine toplumsal durumlarına, paraya, Tanrı'ya ve bunlar gibi şeylere göbek bağıyla bağımlı kalmak zorundadırlar. Bu yüzden de tam olarak doğmuş olmazlar"

Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 31)Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 31)

"Esenlik aklın tam gelişmişlik durumuna ermiş olmasıdır: Akıl deyince anlatmak istediğimiz şey yalnızca akla vurup, anlamak, yargıya varmak anlamında akla dayalı yargı değil ama Heidegger'in deyimin kullanırsak gerçeği "olduğu durumuyla" kavrayıp anlamaktır. Esenlik bir kimsenin özseverliğini (narcissisim) yendiği oranda olabilir; Bir kimse ne kadar açık, duygulu, duyarlı, uyanık ve Zen'in kullandığı anlamda "boş" olursa; o oranda olabilir. Esenlik insanın insana ve doğaya duyguyla bağlı olması demektir. ayrılıktan, bölüklükten, kopukluktan, yabancılaşmadan, kendini kurtarıp var olan her şeyle bir olduğunu bir yaşantı durumuna getirmek demektir. Ama bir yandan da ayrı bir varlık olarak benlik yaşantısını da aynı zamanda sürdürmek demektir. Esenlik tam olarak doğmak, olanaklarını sonuna kadar geliştirmek demektir; son dereceye kadar sevinç ve keder duyabilecek gücü olmak demektir. Başka bir deyişle orta yetenekteki insanların sürekli olrak içinde bulundukları ayakta uyuklama durumundan kendini kurtarıp tam olarak uyanmaktır. Aynı zamanda yaratıcı olmaktır; yani kendine, başkalarına ve var olan her şeye bir yanıt vermek, bir karşılık vermektir, gerçek insan olarak, varlığının bütünlüğüyle, herkese ve herşeye o kimseyi ya da o şeyi olduğu gibi kabul ederek bir yanıt, bir karşılık vermektir. Böyle içten gelen bir yanıt, içten gelen bir karşılıkta yaratıcılık yatar. Dünyayı olduğu gibi görmeli ve benim dünyam olarak yaşamalı, dünyayı yaratıcı anlayışımla biçimlendirip kavramalıyım ki böylece dünya "şu" yalan dünya olmaktan çıksın, benim dünyam olabilsin. Sonuç olarak esenlik Ego'yu (Benlik) bir yana atmak, Ego'yu büyütmek ya da korumak peşinde koşmaktan vazgeçip benliğini varolşun işlevi içinde yaşantıya dönüştürmektir. Yoksa sahip olmak, korumaya çalışmak, hırsla sarılmak, kullanmak değildir."

Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 36)Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 36)

III.ESENLİĞİN RUHSAL YAPISI - İNSANIN RUHSAL GELİŞİMİ
"İlk yaklaşımda "esenlik" doğal yapıyla, doğal yaratılışla uyum içinde olmaktır diye tanımlanabilir. Gene de bu kalıp tanımlama içinde sunulmuş sözlerin derinlğine gitmek istenirse ortaya şu sorular çıkabilecektir: Doğal yaratılışla, doğal yapıyla uyumlu koşullar içinde olması gerekli insan varlığı nasıl bir varlıktır? Bu koşullar hangi koşullardır? İnsan varlığının ortaya koyduğu bir sorun var. İnsan dünyaya bu konuda istemi sorulmadan geliyor, gene giderken de istemine bakılmıyor. Hayvanlarda içgüdüsel olarak doğayla bütünlük içinde yaşamasını sağlayan bir çevreye uyum mekanizması olmasına karşın insan bu içgüdüsel mekanizmadan yoksun. Yaşam onu yaşatacağına o yaşamı yaşamak zorunda."

Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 29)Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 29)

"İnsan doğanın içinde ama doğadan kopmuş, kendi kendinin ayrı bir varlık olarak ayırdında olması, kendini dayanılmaz derecede yalnız, güzçsüz ve kaybolmuş hissetmesine neden oluyor. Bu düyaya gelmiş olmak durumu, bir sorun yaratıyor. İnsan doğduğu anda yaşam insana bir soru sormuş oluyor. İnsan bu soruyu her an yanıtlamak zorundadır. Yalnız zihniyle, yalnız gövdesiyle değil ama o düşünen, düş gören, uyuyan, karnını doyuran, ağlayan ve gülen adam - bir bütün olarak insan- bu soruya bir yanıt bulmalıdır. Yaşamın ortaya koyduğu bu soru nedir? Soru şudur: Bu ayrıklık, bölünmüşlükten gelen yalnızlık yaşantısının acısından, mahpusluğundan, utancından kendimizi nasıl kurtarabileceğimiz, kendi kendimizle, çevremizdeki insanlarla ve doğayla nasıl birlik kurup bütünleşebileceğimiz? Şu yada bu yolda insan bu sorulara bir yanıt bulmak zorundadır; hatta deliler bile benliklerinin kabuğuna çekilerek böylece ayrıklığın, bölünmüşlüğün korkusunu yenmeye çalışarak, kendilerinin dışındaki gerçeği silip yok ederek, bu soruya bir yanıt bulmuş oluyorlar."

Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich FrommPsikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm

"Bu çeşitli hedefler ve onlara ulaşma yolları, işin özüne bakılacak olursa birbirinden çok değişik düşünce sistemleri değildir. Bunlar varlığını sürdürmenin değişik yollarıdır. İnsanın varlığının bütünlüğüyle, yaşamın sorduğu soruya verdiği değişik yanıtlardır. Aslında dinler tarihini oluşturan çeşitli dinsel sistemlerin vermiş olduklarıyla aynı yanıtlardır. İlkel yamyamlıktan Zen Budizm'e kadar insanlık varoluş sorununa ancak birkaç yanıt verebilmiştir. Çok defa böyle yaptığını bilmese de her insan kendi yaşamında bu yanıtlardan bir tanesini seçiyor. Bizim Batılı kültürümüzde herkes Hıristiyan ya da Musevi dinlerinin ya da aydın Tanrı tanımazlığın yanıtını verdiğini sanıyor. Oysa eğer herkesin kafasındaki düşünceleri röntgen ışınından geçirme olanağı olsa ne kadar çok yamyamlık yanlısı, toteme tapan, çeşit çeşit putlara tapanlar olduğunu, pek az sayıda da Hıristiyan, Musevi, Budist ve Taocu olduğunu görüp şaşacağız. Din insanın var oluş sorununa verdiği biçimsel ve özenle ayrıntılandırılmış bir yanıttır. Bunun için de bilinçli olarak törenlerde başka kimselerle paylaşılabilir. En ilkel dinler bile başka kimselerle birlik olmanın verdiği güven ve akla yatkın olma duygusu yaratır. Gerileme isteği toplumla paylaşılmadığı, toplumun bilinciyle ve istekleriyle ters düştüğü zaman, bu isteği kişisel gizli bir din, bir nevroz sayabiliriz."

Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 35)Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm (Sayfa 35)