Pulbiber Mahallesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
12756
Gösterim
Adı:
Pulbiber Mahallesi
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
114
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426046
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pulbiber Mahallesi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Didem Madak'ın Pulbiber Mahallesi kitabının ilk baskısı 2007'de yapılmıştı. Didem Madak geçen sene aramızdan ayrıldı. Bu basıma eklediğimiz "Ardından" bölümünde şairin kitaplarında yer almamış şiirlerine de yer verdik.
114 syf.
Güzel kadın Didem Madak, bu isim geçince aklımdan ne geçireceğimi bilemiyorum son kitabını da okudum ve ayrılık vakti... Hani şey... İlk aşkınızı yaşarsınız ve biter ya öyle buruk bir his var içimde tuhafım çok tuhaf...
Aslında o bizi çoktan bırakıp gitti 2011 yılında henüz 41 yaşındayken aslında çok yaşayacağı anılar vardı, daha fazla anı biriktirip daha çok çiçek kokutacaktı şiirleri...

"Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım" (Gropon Kağıtları) demiş sonra kendini üstü kapalı, her harfinden oluk oluk akan hüzünle tamamlamış ve " Bu zehir zıkkım şiirin ağlak kalemi olacak kadın mıydım" demişti kendine...
Bu kitabı biraz farklıydı önyargıyla başlamış olmam da bunun üstüne bir yük koymuyor değildi tabi. Ama şiir değildi sanki daha çok serbest stil yazmıştı hislelerini. Zaten kendisi de "Şiir şiir olalı böyle şiirsizlik görmemişti." diyordu. Eğer Didem Madak okumak istiyorsanız benim fikrim sondan okumaya başlayın, önce bu kitabı yani 'Pulbiber Mahallesi' / 'Gropon Kağıtları' / 'Ah'lar Ağacı' şeklinde okuyun derim.

Pulbiber Mahallesi daha çok kapalıydı, çok sakin kafa ile üstüne basa basa okunması gereken bir kitap. O kadar güzel dizeler var ki... Anladığın zaman her sayfada kesin altı çizili yerleriniz oluyor, çizmeden mümkün değil bırakamazsınız. Bazen insan bencilce davranıyor, daha çok yazsaydı daha çok olsaydı diyor ama nasıl bir ruh hali ile yazıldı bu şiirler bilinmiyor. Keşke çok yazsaydı ama çiçekler açsaydı dizelerinde...
Ve incelememe son verirken "Acı yok bizim mahallede sanki hiç olmamış/Yalnız şarkılara fazla pulbiber atıyorlar." diyerek bırakıyorum. Konuşsam konuşur muyum daha fazla? Evet, sabahtan akşama/akşamdan sabaha kadar ama "Sonunda ben de alıştım. / Ah... dedim sonra, / Ah!" (Ah'lar Ağacı)
Sonunda ben de alıştım susmaya, şiirlere dizelere...
Keyifli okumalar....
114 syf.
·2 günde·5/10
Bu bir Madak gömme yazısı değildir. Onu ne kadar sevdiğimi tarif edebileceğimi düşünmüyorum. Lakin bu kitabı ile ilgili dürüstçe olmayan bir eleştiri getireceğim. Başkası olsa gömerdim belki ama Didem Ablaya da kayırma yapmayacaksam, bütün şiir kitaplarımı benzin döker yakarım.

Didem Madak, Grapon Kağıtları ile bende bir çiçek açtı ki onu solunca yitmesin diye, kitabının arasında kurutup, attım gönül kütüphaneme. Arada çıkarır, dokunur, içlenir ve geri kaldırırım. Yoksa kuru çiçek dağılabilir ve bu beni incitir. Lakin bu kitapta garip bir şey var. Boynunda zincir, gözaltları mor, iki dudağının birleştiği yere sıkıştırılmış, sürekli sallanırken hayata tutunmaya çalışan ve titreyen bir sigara olan (içten dıştan yandığından habersiz), baygın bakışlı, lakayt bir delikanlı gibi ezip geçti gözlerimi. İnsan, insanı hayal kırıklığına uğratır. Bunu mahsus yaptığını düşünecek kadar falcı bir gözüm var ya da belki de fazla Türk Filmi izlemişimdir. İsterse yazar, sipariş verilirse de bozar gibi bir hava vardı bu kitapta. Onu seven herkesi, bir gün giderse <ki gitti de> özlemesinler, kolay unutsunlar, saçma sapan düşünceleri vardı desinler diye bu kitabı yazmış gibiydi. (Bence tabi.)

Bir kadın yeni evlendirdiği oğlunu ve gelinini akşam yemeğine davet etmiş. Bu kadın yemeklerinin lezzeti ile çevresinde ilgi ve takdir gören bir kadınmış. Akşam sofra kurulduğunda yanık köfteler, dibi tutmuş pilav, tuz boca edilmiş bir çorba ve tatlıdan çok zulüm bir şeylerle onları ağırlamış ve öyle böyle yendikten sonra uğurlamış. Eşi merak etmiş haliyle. Hanım, demiş, neydi bu akşam böyle? Kadın gülmüş, oğlan evde sürekli karısının yemekleri ile anasının yemeklerini kıyaslamasın, kızı üzmesin diye yaptım, bu akşamdan sonra beni ona övemez, kızcağızın yemeklerine daha kolay alışır, demiş. Bu kitap bana bunu düşündürttü. Çünkü biliyordu, kendinden emindi, kalbimize kök salan o ağacı, söküp atamayacağımızı biliyordu. Bu yüzden bu kitapla sökülemeyecak ağacı kesmek istedi. Ağzında sallanan cigarası, dolanan diliyle vurdu baltayı. Yaptı da. Ama kök içerde Didem Ablaa. Ve kalbimizde batmaya var olmaya devam edecek. Sen dahi sökemezsin onu. Yazdıklarını unutturamazsın. Dilediğin kadar saçmala. Küfürler savur istersen. Son izlenimini değiştirebilirsin ama hatıraları değiştiremezsin. ''Bu kitap ısrar üzerine yazılmıştır.'' diye not düşmüşsün en başa. Son kullanma tarihi 10 ay geçmiş, bozuk bir süt kokusu gibiydi şiirlerin. Ama olsun, ben o sütün taze günlerinde kahve yapıp bol bol içtim. Ve dumanına üfleyip çokca şekiller verdim senin kelimelerinle.

Hatıralarınızdaki gibi kalsın, parçalanışını görmeyin isterseniz hiiç yaklaşmayın bu kitaba. Son halini de görüp, neydi ne oldu diye iç çekmek ister ve seni her halinle seviyorum diyecekseniz buyrun meydan sizin.

Kitapta elbette beğendiğim satırlar oldu. Arada tutamamış kendini. Kaçırmış güzel satırlar. Sonra etkileniriz diye öteki türlü ısmarlama satırları satırlamış.

*Tek bir artı yanı var, daha önceki senelerde Grapon Kağıtları ve Ah'lar Ağacı zamanlarında yazıp kitaplarına dahil etmediği birkaç şiir yer almış. Ve elbette o şiirler şahane! Ben bu eleştiriyi Pulbiber Mahallesi kısmı için yapmış bulunmaktayım. Arada altını çizdiğim satırlar için kitabın genelini eleştirmeyecek değilim. Bu yüzden tozkondurmayangiller iyi düşünün.
114 syf.
Canım Didem Madakçığımla yolun sonu gibi görünse de aslında yolun başı..Kim bilir kaç kere daha buluşacak gönüllerimiz,sigarayı bırakmamış olsam kaç sigara izmariti söndürmek isterdim acılarının üstüne derdim ama domates çorbası da iyi gider,olsun.
Sitede Mehmet'le Didem Madak üzerine konuşmamızda sen seversin yalnız pulbiber mahallesini ben diğerlerine göre zayıf bulmuştum dediydi.Buradan kulaklarını çınlatayım hem kendisinin hem de yorumuna istemeyerek de olsa katıldığımı belirteyim.Bu kitap kötü anlamına asla gelmiyor yalnızca Ah'lar ağacı ve grapon kağıtlarını önce okuduysanız biraz yavan geliyor tadı.Ama Didem Madak yine aynı,yine biraz acı,yine biraz acıların üstüne acımadı ki deyip dil çıkarmalar..Toplumda gün geçtikçe kadın bedenlerinin metalaştırılmasına inat kadınlığını sevmek.Zaten protez bacaklara bile laf atarlar derken de biraz buna işaret etmiyor muydu Didem ablamız? Yanlış anlaşılmasın feminizm sloganları atmayı düşünmüyorum incelememde.Türlü ayrıştırmaların canı cehenneme mümkünse.Ben de büyüdüm bak Didem abla,ben de artık eskisi kadar sivri değilim,törpüledim biber kadar acı sözlerimi.Bak büyüdüm ben de,şiirlerinden tarak yaptım kendime ve her gün tarıyorum kalbimle kırılma yarışına giren saçlarımı.Koskoca kız oldum artık ve anlayabiliyorum seni.Dedim ya yolun başıydı ve bir ah'lık hatrım kalsın sende.Tırnaklarımı kesmeyeceğim çokomel kağıtlarını birlikte düzeltelim.Bir kahve kadar hatrım kalsın sende de ne zaman içim sıkılsa satırlarına düşeyim.Hoşça kal..
114 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
DİDEM MADAK! Canım Kadın... Alt üst etti psikolojimi. Her yeni sayfada biraz daha dibe vurdum... Beni üzen, yoran şeyden uzaklaşmak tercihim olsa da nasıl iyi geldi bu kitap anlatamam. Bitmesin diye yavaş yavaş okudum, kıyamadım bitirmeye. Her satırı ayrı ayrı tercüman oldu tarif edemediğim hislere. Daha önce Grapon Kağıtları kitabını okudum ve az çok aynıdır diye düşünerek başladım. Ama bu kitap şüphesiz melankolinin dibiydi. Yeri geldi Didem Madak'ın ŞİİR İTHAF LİSTESİNE ben de ekledim kendimden, yeri geldi "İşte tam olarak bu his böyle anlatılır!" dedim. Ben şimdi bu kitabı baş ucu kitabım yapmaz mıyım? Bence yaparım, ara ara açar, tazelerim hislerimi. Canım Didem Madak, melankolinin annesi... Vefat etmemiş olsaydı acaba daha neler yazardı, hangi hislere tercüman olurdu? Neyse ki bir de Ahlar Ağacı kitabı var elimde, henüz bitmedi şairle serüvenim.

Okurken müzik dinlemek pek tercih ettiğim bir şey değildir ama bu defa müzik dinleyerek okudum. Sürekli bu şarkıyı dinledim... https://youtu.be/HxTYReOlLkc Nereden bağlantı kurdum onu da bilmiyorum ya neyse. :)
Uzun lafın kısası efendim kesinlikle tavsiye ediyorum, hatta şiddetle tavsiye! KEYİFLİ OKUMALAR...
114 syf.
Öldüğünü Kimseye Söylemedim... (Sayfa:80)

Bu güzel kadın şairin öldüğünü kimseye söylemedim, kendime bile... Şiirlerinin bittiğini, bir daha hiç yazamayacağını, onu bir daha hiç okuyamayacağımızı da söylemedim kimseye. Yeterki okumaya devam edelim diye. Yeter ki o hüzünlü kadının o hüzünlü şiirleri okunmaya devam etsin diye kimseye söylemedim.

Ah'lar Ağacı ile gönlümüzde taht kuran bu güzel şairimizin okuduğum ilk kitabı da yine Ahlar Ağacı idi. Grapon Kağıtları ile devam ettim şiirlerine. Sadece Pulbiber Mahallesi kalmıştı okumadığım, ha bire erteliyordum. Ama en sonunda karşılaştığım bu iletiyle; #28910925 kafaya koydum okumayı. (Gerçi mayısta başlanıyor okunmaya ama ben on gün öncesinden etkinliğe katıldım:D) Okumama vesile oldukları için Sevgili Hakan Bulut ne ve diğer organizatör Esther. Sema/Duvar/ ya teşekkürlerimi iletiyor, incelememi onlara ithaf ediyorum.


Yukarıda da bahsettiğim gibi, Didem'i okumaya Ahlar Ağacı ile başlamıştım. Çok güzel bir kitaptı. Şiiri o kitapla sevdim. (Bahsi geçmişken beni bu şairle tanıştıran Dostum https://1000kitap.com/meulhifa ya teşekkürlerimi sunuyorum) Grapon kağıtlarını okuduğumda ilk kitabı kadar sevmemiştim. Bu kitabını da öyle. Çünkü anladım ki, hiçbir kitabı o kitap kadar hüzünlü ve aşk dolu olamayacaktı. Bu gerçeği kabullenerek okumaya başlamıştım zaten kitaba. Pişman mıyım? Hayır. Kitabı okumalı mısınız? Bence her Madak severin okuması gerekiyor. Ahh yine çok konuştum. Halbuki şiir kitabına şiir gibi inceleme yapmalıydım. Her okuyan farklı bir tat almalıydı şiir gibi incelemeden. Ama ben şiir yazamam ki. Sadece alıntı yapabilirim...


Kitapta biraz farklı bir Madak'la karşılaştım. Daha hırçın ve daha azimli bir kadın gördüm bu kitapta. "Hiçbir acının gücü sigaramın ateşini söndürmeye yetmeyecek!" (Sayfa:87) gibi sözler çoğunlukluydu. Merak ettim acaba neden böyle değişti Madak? Bizi ağlatması gerekmez miydi? Bizi aşka daha çok bağlaması, bizi eski sevgiliye döndürmesi gerekmez miydi? Neden peki böyle gözü döndü dünyaya? İki kitabıyla nasıl da değişiverdi Madak? Duyguları, düşüncelerini aktarma şekli nasıl da değişti. Neydi onu böyle değiştiren? Yaklaşan ölüm mü?

Kalbin kırığından bahsetmeye sıra bile gelmiyordu. (Sayfa:25)

Sevgili Madak, kitabına beş puan vermeme üzülmemişsindir umarım. Kitabında ilk Sen'i bulamadım. Bilmiyorum belki de hiç değişmemişsindir, belki de bana öyle geliyordur. Kesinlikle kötü bir kitap değildi ama eski hazzı alamadım. Bunun için üzgünüm. Merak etme kitaplarınla yaşayacak olan insanlar sayesinde daha iyi kitaplar yazabileceksin. (Sahi sen ölmedin değil mi?) Buna tüm kalbimle inanıyorum...

Herkese şiirli günler...
114 syf.
·32 günde
Edebiyatın çiçekli ve anne kokan şiirlerinin sahibi güzel şair Didem Madak’ın, annesi Füsun’la başlayan hikayesi, kızı Füsun’la son buluyor. Didem Madak 13 yaşındayken annesi kanserden vefat ediyor . :((

Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
''Anne.''

Kendisi de yakalandığı kolon kanseri yüzünden tıpkı annesi gibi genç yaşta (41) yaşamını yitiriyor. (2011)
Her yaşam günü geldiğinde sonlanır, her sonlanan yaşam üzer.Ancak şairlerin ölümü sadece üzmez bir o kadar da hüzünlüdür.

''BİR ŞAİRİN GÖZLERİ KAPANINCA DÜNYADA GÖRÜLECEK ŞEYLER AZALIR.''


Madak’ın 2009 yılında Şükran Yücel’e gönderdiği e-postanın ekindeki metin aynen şöyledir:

“Canım Kızım''

Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis!

''Canım kızım, cehaletimden şair oldum…

Annesizlikten.

Sen sakın şair olma!”

.
.

"Anlatarak bitiriyorum hayatımı

Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat.

Bir çiçek çizdim bu akşam avucuma,

İsmini her şey koydum.

Simli ojeler sürdüm yanlızlıktan sıkıldığımdan,

Müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım,

Yıldızlı bir gecenin"


Sanırım kitaplarını hiçbir zaman tamamen bitiremeyeceğim. Hep başucu kitabım olarak kalacak .İyi ki iyi ki okumuşum ve seni tanımışım. İyi ki bu dünyadan gelip geçmişsin. :(((

Bütün kitaplarını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Sevgiyle kalın.
114 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
İlan ediyorum!!! Didem Madak'ı günümüzün Nasrettin Hocası ilan ediyorum!! Didem Madak'ın Ah'lar Ağacı'ndan sonra okuduğum ikinci şiir kitabı Pulbiber Mahallesi kitabını okurken hem düşündüm ve hem de güldüm. Nasrettin Hoca'da böyle değil miydi?
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Belki de ilk defa bir şiir kitabındaki tüm şiirleri inanılmaz bir iştahla okudum. Bazen okurlar derler ya hani "kitap hiç bitmesin istedim" diye. Şimdi böyle diyenleri anlıyorum. Bu kitap ve şiirler hiç bitmesin istedim ilk defa. İstedim ancak Didem Madak artık bu dünyada değil maalesef. O, şiirlerinden anladığım kadarıyla da hayattayken de bu dünyada değilmiş. Aslında içimizden biriymiş ancak esasında içimizde değilmiş. Miş, miş, miş.... Bunlar hep benim düşüncelerim. Keşke hayatta olsaydı da iki kelam edebilseydik Didem Hanım ile. Kendisinin diğer şiir kitabı olan Grapon Kağıtları'nı okumak için sabırsızlanıyorum. Önceden de söyledim bir şiir kitabındaki tüm şiirler hoşunuza gitmeyebilir. Ama Didem Madak şiirlerinde bu yok. Abartısız söylüyorum tüm şiirler inanılmaz şekilde ruhuma dokundu. İnsanın okudukça şair olası ve Didem Madak'tan etkilenesi geliyor. Burada bir şeyi belirtmeden geçemiyorum. Hani diğer şairlerin şiirleri kafiyeli, heceli olabiliyor. Ama Didem Madak'ın şiirlerinde bu yok. Ama içerik olarak anlatılmaz okunur diyorum sadece. Velhasıl kesinlikle okunması gereken ve şair listemin en tepesine yerleşmiş bir şair oldu Didem Madak. İyi okumalar.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
114 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Canım kızım,
Cehaletimden şair oldum..
Annesizlikten ..Sen sakın şair olma!
Didem Madak'ın kızı Füsun için yazdığı mektuptan birkaç satır bile yeterli insanın yüreğini dağlaması için işte bazı şair ve şaireleri biraz olsun anlayabilmek için onların hayatını bilmek gerekir..
Didem Madak'ın şiirlerini okurken her seferinde burnumun direği sızladı tabiri caizse çünkü bu aşırı duygu yüklü şiirler erken yaşta kaybettiği annesi Füsun Hanım için yazılmış ve şiirlerinde geçen tüm şahsiyetler şairenin hayatında yer etmiş kişiler "Grapon Kağıtları"adlı şiir kitabının arkasında yazdığı gibi "bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır"söylemini nerdeyse tüm şiirlerinde desteklemiş çünkü Madak yaşamıyla şiirlerini bütünleştirmiş bir kadın her ne kadar şiirlerini okuduktan sonra üzüntü duysamda bu anlam dolu şiirleri tekrar bıkmadan okurum kesinlikle herkese tavsiye ederim ..
Son olarak bu kitabı benimle buluşturan kitap kardeşim Sineme çok teşekkür ederim :)
114 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Mana arıyorum, baktığım gözde, burnuma gelen kokuda, dinlediğim seste (sözlerinden bile önce), gördüğüm fotoğraf karesinde ve elbette bir kitapta, dahası bir şairde.. Hep bir mana peşinde giderim, okurken bir kitabı. "Sanat, sanat için" değildir benim dünyamda, "sanat, benim için"dir. Ben, toplumum.. "Toplum için."

Pulbiber Mahallesi'nin sokaklarında geziyoruz usul usul. Şair tutuyor elimden, iç dünyasını gösteriyor, mertçe.. Ama burası bira kokuyor. Burası mana barındırmıyor.. Şairden beklentim gülistan gezmek iken, bana içki sofralarını gösteriyor. Midem bulanıyor. Ben.. Buraya ait değilim.

"Bu sadece bir bardak biradır.
Hayır o biradır.
Hayır sadece bir bardak biradır.
Hayır o biradır." (45)

Fakat ortak yönlerimiz bulunuyor şairle, tamamen ayrı dünyaların insanı değiliz. Kalbini açıyor bana:

"Kimbilir bu gidişin dönüşü olacak mıydı?" (33)

Anlıyorum ki yaralı bir serçeyle birlikteyim, kalbinden.. Ama cevabı söyleyemiyorum, bilsem de. Tebessüm edebiliyorum, sadece.

" 'Tanrı'nın olmadığı bir Dünya'da fazladan bir yığın aşk vardır.'
Sözün aslını araştıracak takatim yok." diyor. Keşke araştırsaydı diye geçiyorum içimden. Umarım anlar, bir gün..

Ve güldürüyor beni kimi zaman:

"Noel Babalar sakallı değil sakarlar, biliyor musun, dedim Zeyna'ya
Traş olurken yüzlerini kesip bir paket pamuk yapıştırıyorlar
esasında
Aslında kaymak gibi adamlar." (35)

"Ciğerlerimin filmini çektiler
Ciğerlerim artiz oldu icabında" (98)

"Şak şuka şak şuka şak şuka şaka da şukaaaaaaaaaaaaa." (48)

Bir soru soruyor bana:
"Önceki hayatımda cennette selpak satan bir cenin miydim acaba?" (71)
- Önceki hayat? Reenkarnasyondan mı bahsediyorsun, diyorum. Gülüyor. Anlıyorum. Anlatmasa da..

"Şahit yazarlar diye korkmadan izledim kavgayı
Ben doğuştan şahidim.
Sivilceden fışkıran irin gibi aniden anlatırım her şeyi
Kim ne derse desindi." (73)

Tebessüm geçiyor yüzümüzden.

- Bende doğru bildiklerimi söylerim kimin ne dediğine aldırmadan ama kendimi hiç sivilceden fışkıran irine benzetmemiştim, diyorum.

Gülümsüyor yine. Bu ona çok yakışıyor. Gülüşünde bambaşka bir sıcaklık var..

"Kazaya imanım tamdı, müşriktim kadere karşı." (75) diyor.

Yüzüm düşüyor, neşem kaçıyor. Özlem'in gözleri geliyor gözlerimin önüne. "Sabret, lütfen.." dercesine bakıyor. Derin bir nefes alıp dinlemeye devam ediyorum.

"Tanrı olsaydı kesinlikle kitap yazmazdı. Olmadığını buradan anlıyoruz." (83) diyor. Hüznüm artıyor. Kopuşu görüyorum. Ellerimiz ayrılıyor sevgili Madak'la. Uzun sürmeyecekmiş demek bu yolculuk..

İçki kokusu gelirken ağzından, devam ediyor: "Bir nebze olsun saçmalamayı bıraktım." (83)

Bu kokuyu ilk kez duyduğum ân'a dönüyorum birden. Antalya. Deniz. Güneş. Sıcak hava. Açık kadınlar. Sarhoş adamlar.

Ah Didem..


"İçime dokunan bir halin vardı." (96) diyor. İrkiliyorum sesiyle. Etrafıma bakınıyorum, cümlesinin muhatabını aramak için. Kimse yok. Bana söylüyormuş meğer. Ayrılık çökmüş yüzüme. Anlıyorum. Anlıyor, üzülüyor.

Ve şimdi onun hali benim içime dokunuyor.

"İyiyim falan diyorum sana ama
Bunlar hep sen yanımda olmadığından." (105) diyor.
Gönül almayı pek iyi beceriyor.

- Bana yazsaydın, sana hep cevap verirdim, diyorum.

"Kalbine mektup yazamıyor insan." diyor. (102)

Beni kalbinde biliyor. Mutlu oluyorum.

"Birleşebilir mi aşk ihtirasla. O güzel başını göğsüme yasla." (82)

Gülümseyerek ama içten içe hüzünlü olarak kalkıyorum yanından:

"Ben buranın değilim, Didem." diyorum. "Hoşçakal."

Okuduğunuz için teşekkür ederim. :)

Not: Özlem'in tavsiye ettiği bir kitap olması nedeniyle söyleyeceklerimi yumuşatıcıya batırarak söylemeye gayret ettim.

Not 2: Tırnak içinde yazılanların yanındaki sayılar, tahmin edeceğiniz üzere sayfa numarasıdır.
ah bilmiyordum öldüğünü!
şiirden bir ağacın gölgesinde oturmuş,
çam iğnelerinden
gerdanlıklar diziyorsun sanıyordum
bir iğne kalbine
bir iğne kalbime
biri kolyene

hiç çiçekli bir şiir yazmadığını biliyordum ama!
hiç çiçeklerden taç da yapmadığını...
nereden mi biliyordum?
papatyaların ölü doğduğu bahçemde
ondördümde gerdanıma sapladığım
çam iğneli kolyelerimden...

o reçineli iğneler ki bilirsin,
akarsu kolyeler niyetine takındığımız
intihar süslerimizdi bizim

bilmiyordum öldüğünü!
hani şiirinde "ulumak gibi ağladığın"
çocuk parkları var ya,
işte kimi geceler def-n-edildiğim o parklarda
köpeklerin ve erk-lerin ablukasında
tıpkı senin gibi, sadece "tanrım!" derken
ah tanrım! tanrım! tanrım! derken
ve başka bir şey diyemezken
ve ahım ve gözyaşlarım arş-ı âlâya yükselirken
ve boş salıncaklar
"iyi niyetli ve sevimli" çocukluğumuzu sallarken
ve tam o esnada bir tekmeyle kapaklanıp
"kırk üç numara ayakkabılarla çiğnenirken"
ve karanlık çizerken yüreğimi, gözlerimi,
uluman ulumama yarendir sanıyordum

bilmiyordum öldüğünü !
affet beni, bilmiyordum!
evet, çiçekli şiirlerimiz yok bizim
muhtemelen hiç olmayacak
ama, ah keşke yaşasaydın ve tanısaydım seni
ve hiç değilse
"arkasında darmadağın gövdelerimizi sakladığımız
çiçekli perdelerimizden"
oyuncuktan papatyalar toplasaydık birlikte,
gam iğneleriyle keder dizmek yerine
o kandırık çiçeklerden
kahkahalı taçlar yapsaydık!

bilmiyordum öldüğünü
belki de bilmek istemiyordum!
ölüm şairin terkisinde
kendimden biliyordum
ama seni çiçekli bir şiir yazmadan aldığını,
inan bana bilmiyordum!

şimdi sana söz veriyorum :
bunca acıya ve kıyıma rağmen,
börtülü-böcekli şiirler yazmamaya ettiğim
yeminime rağmen,
ölüme rağmen
çiçekli şiirler yazacağım illâ ki bir gün!
biri kalbine
biri kalbime
biri de inat, bu karanlık sessizliğe!

Ve bu kitapla Didem Madak üçlemesi biter....
Keşke daha fazla yazabilseydi dediklerimdensin....Yine kısa ama özlü bir şiir kitabı,çok güzel süslenmiş kelimeler,raks eden cümleler.Pulbiber mahallesi gerçek bir mahalle ve orada yaşanılanları aktarmış bize şiirlerinde.
Toplumsal kişilikleri dahil ettiği kadar gerçek,bahsettiği şeylerde hayali olacak kadar iç içe dizeler yer alıyor şiirlerinde.
Yaşadığı onca acıya mizah ekleyecek kadar da şaşırtıcı...



“Allah insanı ince bir âh'tan yarattı. En iyi Didem bilir bunu. Burada olaydı da anlataydı. Burada olaydı da susaydı, susaydı ama bir dizecik de olsa yazaydı merhem niyetine. Derdimize derman niyetine...

Tarık TUFAN.......”

Keşke........
114 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Karanlık sokaklardan biraz korkuyorum
Ama korkmuyorumda aslında.
Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya
Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma
Kelimelerin tadına bakıyorum
Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.


Şiirlerini okuyunca Didem Madak acaba kim,neler yaşadı bu hayatta merakı uyandırıyor. Şiirle insan nasıl samimiyet yakalar oysa değil mi? Somutu soyutlaştırıveriyor mısralarında. Hastalanıyor birgün. Diyor ki “Sonra ağrılar,sonra hastaneler ve sonra doktorlar.. Şeker donup yapışıp kalıyor bir kağıda”...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pulbiber Mahallesi
Baskı tarihi:
Ocak 2007
Sayfa sayısı:
114
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426046
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pulbiber Mahallesi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Didem Madak'ın Pulbiber Mahallesi kitabının ilk baskısı 2007'de yapılmıştı. Didem Madak geçen sene aramızdan ayrıldı. Bu basıma eklediğimiz "Ardından" bölümünde şairin kitaplarında yer almamış şiirlerine de yer verdik.

Kitabı okuyanlar 2.628 okur

  • Buket Tuğla
  • Helen
  • Seher Kulaber
  • İsminur Bulut
  • Kübra Aky
  • Berra
  • M
  • Kumsal Taştepe
  • Melis Ge
  • Elif Kısmet

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%6.4
18-24 Yaş
%34.4
25-34 Yaş
%35.1
35-44 Yaş
%11.4
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.3
Erkek
%21.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.5 (265)
9
%16.7 (112)
8
%17.9 (120)
7
%11.8 (79)
6
%6.3 (42)
5
%3.9 (26)
4
%1.9 (13)
3
%0.7 (5)
2
%0.7 (5)
1
%0.6 (4)

Kitabın sıralamaları