Puslu Kıtalar Atlası

·
Okunma
·
Beğeni
·
71427
Gösterim
Adı:
Puslu Kıtalar Atlası
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlası
238 syf.
·2 günde·Beğendi
Tarih ve felsefenin iç içe olduğu kurgusu müthiş düşünülmüş bir fantastik roman.

Felsefenin "Varlık nedir?" sorusu cevaplanmaya çalışmış. Uzun Ihsan Efendi'nin eline Rendekâr'ın ( https://1000kitap.com/yazar/Ren ) Zagon Üzerine Öttürme ( Metot Üzerine Konuşma ) kitabı eline geçer ve bu soru hakkında düşünmeye başlar. "Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum öylese ben varım. Varım ama ben kimim?" Bunları düşünürken de olaylar bir yandan cereyan etmeye başlar.

Descartes'in fikirleri Sofie'nin Dünyası adlı kitapta şöyle dile getirilmiş:

"Descartes şöyle yazıyor bu konuda: 'Konuyu iyice düşündüğümde, uyanık olmayı rüyadan kesin olarak ayırt etmeye yarayacak hiçbir belirti bulamıyorum.' Ve devam ediyor: 'Bütün yaşamın da bir rüya olmadığından nasıl emin olabilirim ki?'"
..........
Herşeyden şüphe ediyordu ve kesinlikle emin olabileceği tek şey de buydu. Sonra da şunu fark etti: Çok emin olabileceği bir şey vardı ve bu da şüphe etmekte olduğuydu. Ama eğer şüphe ediyorsa, düşünüyor olmalıydı aynı zamanda ve eğer düşünüyorsa, düşünen bir varlık olduğu da kesindi. Ya da kendi deyişiyle:'cogito, ergo sum.'(Düşünüyorum öyleyse varım)(sayfa 270).

Bundan hareketle Uzun Ihsan Efendi Rendekâr'ın kendisiden başkası değildir.

Gerçekten güzel bir kitap. Keyifli okumalar.
238 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
ALLAH SİZİ TEZ ZAMANDA SEVDİĞİNİZE KAVUŞTURSUN 1K’NIN MÜDAVİMLERİ :))))

Dilenciler diyarından geçerken herkesin ilk duymak istediği duayı alıp geldim . :)

Dün gece rüyamda köpeğim bütün tüylerini dökmüştü ve iyileşebilmek için dersini değiştirmesi gerektiğini söyledi bana ( evet konuştu) ve kafasından başlayarak tıpkı soyunur gibi yıpranmış ve kelleşmiş derisini çıkardı bedeninden, kanamadı derisi ve acı çekmedi. ( Rüya yorabilenler bir el atarlarsa Allah ne muratları varsa versin... )

Bakalım elimizde neler var?
Rüyalar,hayaller, istihareler,zihinler,kehanetler, kıyamet, dabbetü’l azrz, meczuplar, metruklar...ha bir de Einstein’ın izafiyet teorisi :)

NE DEMİŞTİ HAYYAM:
“Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.”

Bu kitap da tamamen (zihnin ürünü ) bir yanılsamadır. Düşündüğünüz sürece var, elinizden bıraktığınız ve düşünmediğiniz an yok.
Uzun İhsan Efendi olmasa ne ben, ne siz ,ne İhsan Oktay Anar , ne Puslu Kıtalar Atlası var... :)
Onun zihnidir bizi var eden...

Pusulalarınızı alın, sisli ve gizemli bir yolculuğa çıkıyoruz , kaybolursunuz benden söylemesi çünkü elimizde sadece İhsan’ın rüyada çizdiği bir dünya atlası var!

Düşler ve sisler içinde , yeraltında geçen hayatlara,
kökü yukarda ağaçlara, ejderha iskeletlerine, Nuh’un gemisine tüm pusulaların gösterdiği mıknatıs mağaralara , afyonlu uykulara , dilencilerin teşkilatına , Konstantiniye’ye uzanan bir yolculuk bu.
Sırlarla dolu dünyayı anlamaya çalışan ve bu merakın peşinden sürüklenen insanların öyküsü...
Bir Kehanet Aynası’ında
kıyametin ne zaman kopacağını gören insanın kıyametten kaçmak için zaman makinesi yapma azminin ve sonsuz hayatı elde etmeye adanan ömrün...

Birbirinden renkli kahramanlarla örülü bir rüyada , hayalle hakikati ayırmak kolay olmadı çünkü masal içinde masal gibiydi bu yolculuk ( Marquez’in Yüz Yıllık Yalnızlık’ındaki büyülü dünyaya yeniden inmek gibiydi.)

Bu büyülü gerçekçi romandaki tüm kahramanlar sembolizasyon yoluyla karakterlerleriyle örtüşen isimlerle karşımıza çıkıyor.
Kendimce 3 kişiyi seçtim:

Uzun İhsan( iyilik) Efendi [Bir Dünya Haritası çizer ve bunun için diyar diyar gezmenin çok zahmetli olduğunu düşünerek istihareye yatar kolay yoldan. :) , ismi gibi iyi bir insandır.]

Ebrehe ( Kabeyi yıkmaya gelen kafir) Sonsuz hayatı elde etmeye çalışan kötü adam .:) Hareketin karşıtı,durmak değil;karşı harekettir savıyla zamanı geriye çevirmenin yolunu yani zamanı tersine çevirmenin formülünü bulma peşindedir.
Saatin akrebi sonsuz hıza ulaştığında akrebin durduğu da söylenebilir yani hareket yoksa zaman da yoktur teorisiyle zamanda geriye dönmek için gözünü kırpmadan gerekirse dünyayı satmaya hazırdır. [Sebebi kıyametten kaçmaktır :))) , çünkü günahlarının çokluğundan kendisi bile ürkmektedir.]

Dertli ; kendisini tam 6 kez yıldırım çarpmış ;bu çarpma sonucunda saçları, kaşları, kirpikleri, sakalı yanmıştır ve tepesinde bir yağmur bulutu elinde yıldırımla gezen bir uğursuzdur :))
( Bu sembolizasyon Şinasi’nin yazdığı Türk edebiyatının ilk tiyatrosu Şair Evlenmesi’nde de vardır. Orda en çok İmam Ebu’l Laklaka’ ya gülmüştüm . Gevezelerin babası ) :))

Eğer iyi okuyucu olduğunuzu düşünüyorsanız ve bu kitabı okumadıysanız bir daha düşünün diyeceğim.
Tek üzüntüm bu zamana dek okumamış olmam...
Geç kalmışım ...

Son söz: Türk edebiyatının bu son döneminde böyle usta bir yazarıyla tanışmak beni gururlandırdı.Anar’ın 1995’te yazdığı ilk romanmış ve pek çok dile çevrilmiş.Bu yazıyı sonuna dek okuyanlara Allah dünyanın en prestijli ödülü olan Oscar ödül töreninde, en azından en iyi yönetmen ödülüne aday gösterilmeyi nasip etsin...
Bağdat Kütüphanesi gibi bir kitaplığa sahip olmayı,
ve güzeli ararken başka bir güzeli bulmayı nasip etsin... :)))))
238 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk defa İhsan Oktay Anar okudum ve yazarın üslubunu ve kitabın kurgunu beğendim.Daha ilk sayfalarda yazarın ustalığı belli oluyordu.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM:


1.Herşeyden önce bu kitap tarihi bir roman değil,bana göre fantastik bir roman.Bu konuda itirazlar gelebilir ama dikkatle okunursa yazarın kendisi diyor romanında,bu bir düştü,sen benim düşümdesin,sen ben zihnimin ürünüsün...gibi ifadelerle yazdığı eserin tamamen fantastik bir kurgu olduğuna işaret ediyor.Rüyalara gönderme de cabası.


2.Ülkemizde düşle gerçeğin iç içe geçtiği nitelikli bir esere pek rastlamadım,Tanpınar'ın ustaca yazdığı Hikayeler dışında.Bu konuda yazar çok başarılı,kitabı okurken bir yandan hep düşündüm olayları nereye bağlayacak diye.Olayların bağlanma şekli kusursuza yakındı.Birbirinden farklı karakterleri kitabın bütünlüğünü içinde eritme liyakatla yapılmış.Ülkemizde buna benzer fantastik bir eser eksikliğini gideren yazara teşekkür ediyorum ülkemiz adına.


3.Kitabın içeriği çok zengin,atmosferi harika.Renkli kişiliklere renkli mekanlara yer vermesi birbirinden farklı karaktelere yer vermesi çok güzel.


4 BU KISIM SPOİLER İÇERİR !.Sofie'nin Dünyası kitabını örnek alması ve ana kurguyu onun üstüne kurması zayıflık.Yazarın,yazdığı eserin içine dahil olup UZUN İHSAN EFENDİ vasıtası kendi zihninde yazdığı karakterlerle sohbet etmesi (BÜNYAMİN) eseri güçlü kılmış ama taklit olması,özgün olmaması kötü olmuş.Bu konuşma Sofie'nin Dünyası kitabında da ona çok benzer şekilde vardı.Yazarın kurguyu yazarken bu esere aşırı bağlı kalması onun özgünlüğünü zedeleyen bir tutum.


5.Karakterlerin psikolojilerine neredeyse hiç yer vermemesini edebiyat açısından eksiklik olarak gördüm.


6.Kitap çok akıcı şekilde yazılmış,herkesin okuyup anlayabileceği kadar basit yazılmış.Yazarın her seviyede okuyucunun anlayabileceği kadar yazması yani herkese hitap eden bir eser miras bırakması takdire şayan.


7.Yazarın dili çok hafif,kitabın anlaşılması da okunması da hiç zor değil.Ayrıca bazı okuyucuların dediği gibi kitaptaki sözlükler hiç de zor değil kelimeler bilinmese bile cümleninin anlamından rahatlıkla anlaşılır çoğu,bu konuda hiç zorlanmadım.Şahsen bana eski kelimeler ile yazılmış A.HAMDİ TANPINAR eserlerinden kullanılan kelimeleri anlamak bana çok daha zor gelmişti.


8.Kitap bence felsefe anlamında çok parlak değil,düş içinde düş,yazarın zihninde kendi yazdıklarına gönderme,rüyalar ve varoluş sorgulaması güzel.Ama yeterli mi pek değil bana göre.Yazar alt metinlerle vermek istediği mesajları destekliyor ama yine de düşünce anlamında biraz eksik kalmış.Şimdi bu yazdığıma itiraz edeceklere şimdiden cevabım;DAVA,ŞATO,DÖNÜŞÜM başlı başına varoluş sorgulaması yapan KAFKA'nın en değerli kitaplarıdır,sadece KAFKA'NIN mı ? Hayır.Dünya edebiyatında en iyiler arasında gösterilir bu benzersiz eserler.


9.Türkiye'nin bana göre en iyi yazarları (okuduğum yazarlar arasında) Oğuz ATAY ve A.Hamdi TANPINAR eserleridir.Bu yazarların yazdıkları eserlerinde sadece kurgu yönünden,karakter psikolojilierini de yani karakterleri de aynen gerçek hayattaki gibi bütün duygusal ve mantıki benliklerine inen yazarlardır.Bu sitede bazı kişiler Oğuz ATAY eserleri ile kıyaslamaya kalkmış onlara hiç katılmıyorum.TEHLİKELİ OYUNLAR kitabı da TUTUNAMAYANLAR'DA edebiyatımızda zirve yapmış kitaplardır Ayrıca TANPINAR'IN benzersiz eseri SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ dahil.Kurgu yönünden de edebiyat zenginliği anlamında da bu kitapla pek bir alakası yok o üç kitabı ancak dünya edebiyatın zirve kitaplarından biri KAFKA'NIN şaheseri DAVA gibi kitaplarla kıyaslayabilirsin.


10.Ülkemizde yazılan şu an için benzersiz eseri herkese tavsiye edebilirim,Sağlam,güzel ve nitelikli bir eser.Ama bu kurgudan bu büyülü dünyadan çok daha üstün bir eser yazılabilirdi.Ama yazara çok güveniyorum çok çok daha iyisini yazabilir ilerde belki Türk Edebiyatında zirve yapan eserler arasında yer alır yazarın ilerde yazacağı kitap,bir SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ gibi ya da TUTUNAMAYANLAR gibi...
238 syf.
Şahsen hiç Istanbul'u gezmedim merak ettiğim şehirlerden.(bu da Istanbul'da yaşayan arkadaşlara ufak bir gönderme) Kitap beni gezdirmiş kadar oldu sağ olsun Eski Istanbul'u hem de oturduğum yerden. :)

1995'te yazılmış, Türk Edebiyatına yeni bir çığır açmış. İhsan Oktay Anar'a ilk kitabı olmasına rağmen ödüller kazandırmış.

Farklı dillere çevrilmiş İngilizce, Fransızca, Macarca ve Korece gibi. Kürtçesi de var mı diye araştırırken bunlara ulaştım.

 Osmanlı'nın sosyolojik yapısına ait detaylar, harika bir kurgu, özgün hikayeler, Arap İhsan, Vardapet, Kubelik, Alibaz, Uzun İhsan Efendi gibi değişik karakter isimleri, gözünüzü kapatıp canlandırabileceğiniz kadar sağlam betimlemeler, az da olsa mizah, akıcılık... evet evet hepsi ve daha fazlası  "Puslu Kıtalar Atlası"nda mevcut.

Tarihi bir kitap kategorisine koyamam ama tarih barındırıyor bunun yanında felsefe, bilim, tıp, askerlerlik ve din konularına da değiniyor.

Kesinlikle tavsiye ederim ayrıca bana tavsiye eden arkadaşıma da burdan teşekkürlerimi iletiyorum.


Keyifli okumalar...
238 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merhaba sevgili okurlar,

İhsan Oktay Anar'ın okuduğum ikinci kitabı. İlki Suskunlar'dı. Her iki kitabı da beğenerek okudum ancak, Anar okuyanlar bilir, biraz zorlandım. İhsan Oktay Anar, eserlerinde Osmanlıca kelimeleri çok fazla kullanıyor. Tek bir sayfada en az 10 defa internete bakıyor ve her bir cümleyi tekrar tekrar okuyordum. Bu durum biraz yorucu ve açıkçası insan bazen okumaya devam etmek istemiyor. Evet, bu kadar olumsuz yorum yeter.

Kitabın içeriğine gelecek olursak (spoiler içerir) Ebrehe (Büyük Efendi), kıyametin kopacağı zamanı bilen bir aynayı ele geçirir. Kıyamet dehşetinden kurtulmak için bir çözüm yolu olduğuna inanır. Kara metal bir paranın peşine düşer. Ebrehe, Teşkilat-ı Humayun'un başındaki kişidir. Teşkilat-ı Humayun, Osmanlının casuslar birliğidir. Savaşlarda, savaş öncesi ve sonrasında tüm gizli bilgileri padişaha iletirler. Başa gelen padişah dışında hiç kimse bu ajanların varlığından haberdar değil. Kimisi sarayda bir asker, kimisi çarşıda bir esnaf, kimisi kör bir dilenci. Ebrehe bu teşkilatın başına geçtikten sonra, bazı sebeplerden dolayı padişahla irtibatı kesilir, burayı artık kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeye başlar.
Kitabın başında Haliç'e bir yenilmez dev edasıyla giren Arap İhsan'dan hiç bahsedilmiyor. Ana karakterin o olduğunu sanmıştım. Arap İhsan'ın aksine ilk girişte bana pasif gelen Uzun İhsan ise kitabın kilit noktası. Uzun İhsan'ın "Düşler Alemi". Uzun İhsan'a göre, aslında hepimiz kendisinin düşlerinde yaşıyoruz. Onun düşü olmasa biz de yokuz, o düşlediği için biz varız. Burada yazar; Descartes'in "Düşünüyorum, o halde varım." cümlesini çok farklı bir biçimde ele almış.
Kitabın en çok betimlemelerini beğendim. Dilencilik, lağımcılık, çocuk kalbi ve inadı, Vardapet'in rezil olma anı... Hepsi ince ince anlatılmış. Misal; dilenciliği öyle bir anlatmış ki, insanın dilenci olası geliyor. :)
Sözün özü; Osmanlıca kelimelerin yoğunlukta olduğu bu kitabı yorulmadan, sıkılmadan, gocunmadan, erinmeden araştırmayı seven, kendine güvenen macera severler keyifle okuyacaktırlar.

Keyifli okumalar.
Kitapla kalın.
238 syf.
Uzun İhsan Efendi' nin Descartes'in "Düşünüyorum öyleyse varım "görüşü üzerinden "Ben Kimim" e varan hikayesi. Helezonik kurgusuyla okuru sarmalın içine çekiyor. Düşle gerçeğin birbirine karıştığı okunası roman. Yeni keşfettiğim ve tüm eserlerini merakla okurum dediğim yazar oldu İhsan Oktay Anar.
238 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Nihayet bir İhsan Oktay Anar kitabı okuyabildim. Yazarın eserlerinin tamamı artık küçücük, tertemiz ve pırıl pırıl kütüphanemin raflarında bekliyor beni. Zafer'in çok çok güzel ve ince hediyesi onlar, o yüzden okunacakları zamanı bekleyerek raflarda dinleniyorlar. Kütüphane tasfiyem sona erdi, bir ay kadar olacak neredeyse. Ülkenin başka yerlerindeki site okurlarına gönderdiğim kitaplar, arkadaşlarıma verdiklerim, okula götürdüklerimin dışında geri kalanların neredeyse tamamını bir sahafa verdim. Sahaf bana teşekkür etti hepsini çok güzel hazırladığım için. Bu yaza doğru benim için çok değerli olan çok şeye, insana, cana veda ettiğim için kitaplar da sadece bir anlık zorladı beni. İşte şimdi kütüphanemizde tek sıra kitaplar dizi dizi, ve hepsine bakınca, okumadıklarımla beraber sevdiklerim de benimle beraber: Cortazar, Faruk Duman, Vasconcelos, Drizzt Do'Urden, ve daha nicesi.

Zafer'in hediyesi olan İhsan Oktay Anar kitapları da yanyana bekliyorlar.

Bugün yazarın ilk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası'nı bitirdim. Çok güzel bir masal okudum. Yazarın hayâl gücüne hayran olmamak hakikaten imkânsızdı. Bölümden bölüme yeni karakterler ortaya çıktıkça onların ana hikâyeye dahil edilişi, her bir karakter için ancak çok sıradışı bir hayâl gücü olan bir insanın anlatabileceği bütün o masallar, öyküler, hepsi ama hepsi çok etkileyiciydi. Yazarın belki ilk kitabı olmasının bir etkisi olarak diyalogların iyi olmadığını söyleyebilirim. Özellikle son kısımlardaki diyaloglar bana kitabın havasına aykırı geldi, çünkü bu bölümler kitabın masalsı havasını bir anlamda ikna etme çabasına dönüştürüyor, yazar bizi ikna etmeye çalıştığı için diyaloglar ikna gayreti güden bir cümleler dizisine dönüşüyor. Bana göre bu, eserin bütünlüğünü zedeleyebilen bir mesele. Bana da öyle gelmiş olabilir elbette, eserin edebiyat çevreleri tarafından çok önemsendiğini biliyorum. Bu bölümleri bol nemli bir ortamda okuduğum için pek sevemeden okumuş olabilirim. Ancak genel olarak bakıldığında çok şaşırtıcı, çok güzel bir eser olduğunu da söyleyebilirim. Yazarın diğer eserlerine de göz attım, ve galiba ilk kitaptakilerle bağlantılı kitaplar, hikâyeler söz konusu. Yoksa İhsan Oktay Anar bambaşka bir evren mi kuruyor bu kitaplarıyla, ve bu eserlerdeki karakterler birden fazla eserde yaşamaya devam mı ediyor? En çok Suskunlar ve Amat adlı eserleri merak ediyorum, zira yayınlandıkları dönemde başyapıt oldukları şeklinde yorumlar okuduğumu hatırlıyorum...

Puslu Kıtalar Atlası'nı herkese öneririm. Zafer'e de teşekkürler:)
238 syf.
·8 günde·Beğendi
"Dünya bir düştür, dünya bir masaldır."

Uzun İhsan'ın yazmış olduğu kitabı oğlu Bünyamin'in bulmasıyla puslu masalımız başlıyor.Bünyamin kitabı okumaya başladıktan sonra garip bir şekilde kitapta yazılanları yaşadığını görür.Ama kitapta yazıldığı için mi yaşıyordur yoksa olayları yaşadığı için mi bunlar kitaba yazılmıştır, bilememektedir.Kitabın konusu biraz karışık gibi görünmekteysede okudukça düğümler çözülüyor.Hikaye içinde hikayeler...

İhsan Oktay Anar'ın hayalgücü,olaylari kurgulayışı ve sunuşu, masalsı anlatımı insanı düş ve gerçekler arasinda dolaştırması mükemmeldi.

Kitap sanılanın aksine tarihi bir roman değil.Tarih, felsefe ve bilimin iç içe geçtiği fantastik bir roman.Anar tarihi fon olarak kullanmış romanda.

Yazarın okuduğum ilk kitabı ve muhtemelen diğer kitaplarını da okuyacağım. Kitapta Osmanlıca kelimelerin fazlalılığı dilini ve anlatımını zorlaştırmamış aksine hikayeye ayrı bir hava katmış.Yazar, Osmanlıca ve eski Türkçe kelimeleri kullanarak yeni bir dil yaratmış.Bu dili öğrenmek için ilk 20-30 sayfa zorlanıyorsunuz ama dili öğrenince anlatım akıp gidiyor.Ayrica olaylari kurgulamasi da yazarimizin ayri bir yeteneği gibi gözüküyor.Kendine has bir mizahi anlatımı olduğu da kesin.Yazarimiz bu kitabi 32 yasinda yazmış. İlerleyen zamanlarda Türk Edebiyatina güzel eserler verecegini düşünüyorum.

Türk romanlari icinde böyle fantastik bir eser daha önce okuduğumu hatirlamiyorum.Son dönem Türk yazarlarina bakildigi zaman, İhsan Oktay Anar gibi yazarlarin olması insani umutlandırıyor.Kesinlikle okuyun derim.
238 syf.
·4 günde·10/10
Puslu Kıtalar Atlası özelinde inanın yazacak bir girizgâh bulamıyorum. Kitabın derinliğinden, felsefesinden, eğlenceli anlarından sıyırabilir ve biraz olsun kendi gerçekliğime dönebilirsem düşüncelerimi de belirtmek istiyorum ama şimdilik İhsan Oktay Anar ’ın bu eserini tek bir kelime ile nitelendirmek istiyorum.

Muazzam!

Muazzam aynı zamanda muntazam bir eser yazmış Anar. Okuduğum ilk kitabı ama muhakkak devamını getireceğim. Böylesine derli toplu, sade, basit, eğlenceli ve metaforlardan uzak bir kitabı kendi dilimizden okumak ne müthiş bir duygudur. Mekanlar, kahramanlar, gelenekler bütünüyle bizden! Hani Don Quijote da bir düşünce geçer. “Düş gücüne dayalı hikayeler gerçeğe ya da gerçeğe uygunluğa yakın oldukları ölçüde değerlidirler” diye. Sanki Miguel de Cervantes, Puslu Kıtalar Atlasını okuyup da dile getirmiş gibi bu düşüncesini. Gerçeklik atmosferinden uzaklaşmadan katmanlı bir fantastik dünya oluşturmak ve bunu olabildiğince sade bir dille sunmak benim nezdimde taktiri hak eden bir yetenektir.

Üniversiteden arkadaşım daha öncesinden tavsiye etmişti Puslu Kıtalar Atlasını hoş okumayı da düşündüğüm bir eserdi ama bu zamana kısmetmiş napalım. Sabahtan kalkıp kalan 40 sahifesini de okuyup aldım telefonu ve kulaklığı ardından yaza hazırlanan havanın sıcaklığına aldırış etmeden attım kendimi İstanbul’un dar sokaklarına. Müteakip aradım arkadaşı zira üzerine konuşmasam içimde patlayacaktı. Öyle Sait Faik minvali bir söylemle; üzerine konuşmasaydım delirecektim gibi bir cümle kurmayacağım elbette ama bu nasıl bir ihtiyaçtır diyecek olursanız mümkün değil tarif edemem ısrar edecek olursanız, hissetmeyen bilemez deyip kolayına kaçarım, üstüme gelmeyin. Yazarın tüm kitaplarını okumuş olması, yazarı ve hayatını araştırmış olması sohbetimizi fazlasıyla uzattı. Sıkıntı yok bana yazıyordu. Muhabbetimiz konuş konuş bitecek gibi de değildi fakat bende doyacak gibi değildim. Düşüncelerimi, aklıma takılanları paylaştım. Arkadaşım da öyle yaptı ama itiraf etmem gerek; bizimkinin düşünceleri daha yerli yerindeydi, zihninde havada kalan yerler yoktu çünkü yazarın tüm kitaplarını okumuş olmanın rahatlığında ve emniyetindeydi. Ben bir düşünceyi bile öylesine kolay savuramazken arkadaşım emindi. Sohbetimiz ilerledikçe şunu fark edecektim. Bir kitap hakkında yorumda bulunurken, yazarın hayatını biliyor olmak ve aynı zamanda tüm kitaplarını okumuş olmak ciddi bir ayrıcalıktı. Bu ayrıcalık okuruna daha fazla söz hakkı tanıyordu.

Bizimkiyle İki lafın belini kırabildik mi bilmiyorum ama kitaplar üzerine konuşmak, yazmak, fikir alışverişinde bulunmaktan büyük keyif duyuyorum. Bu kitap özelinde 3 sayadan fazla not aldım ama bunlar detaylarıyla ilgili bu sebeple çok fazla derinine inmeyeceğim çünkü ufak okuma grubumuzda da konuşacağız oraya da kalsın.

Kitapla, üzerine sohbetle kalınız. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
238 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ve kitap biter..
Sevgili okur kitabın adında bahsi geçen puslu bir yolculuğa çıkmaya hazır ol. Zira daha önce böylesi fantastik bir yolculuğa çıktığımı kendi adıma hatırlamıyorum.

Kitabın her bölümü adeta farklı bir masal kapısına açılan kapılar gibi,kesinlikle hangi kapının nereye açılacağını tahmin edemiyor olayları kestiremiyorsunuz.

Kitabın İçeriğini okuyup kendiniz görün istediğim için Uzun Ihsan Efendi'nin hikayesine değinmeyeceğim. Yalnız bazı bölümlerde buram, buram Varlık felsefesiyle sizi karşılıyor. Bazı bölümlerde kafa yakan ,bazı bazı yerlerde kafa açan çoğunluğu farsça ,arapça sözcüklerden oluşmasına rağmen çok nadir sözlüğe bakma gereği uyandıran bana göre şahane bir kitap. Hani o bayılarak okuduğumuz Harry Potter'dan fazlası var eksiği yok,o bayılarak takip ettiğimiz Westworld'den kat kat etkileyici vurucu ve öğretici.

Hele hele Ihsan Bey'in dilimize kitapla bıraktığı muazzam bir ismi var ki ben söylerken acayip keyif aldım.
'Rendekâr..'
Sevgili yazarımız bu isimle Rene Descartes'e ara ara atıflarda bulunuyor.
Uzun lafın kısası bu fantastik, felsefik,dramatik, nevrotik yolculuğa çıkma vaktidir..
Şimdiden Keyifli okumalar.
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
“ Aslında seni görüp duymaktan da öte, hem seni, hem de içinde yaşadığın dünyayı düşünüyorum. “
İhsan Oktay Anar
Sayfa 127 - İletişim Yayınları
Yaşanılananlar, görülenler ve ögrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
İhsan Oktay Anar
Sayfa 91 - İletişim Yayınları
"Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Puslu Kıtalar Atlası
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlası

Kitabı okuyanlar 13.131 okur

  • Mustafa şahin
  • Sezer GÜNDÜZ
  • Xary Nikolaides

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları