Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.528
Gösterim
Adı:
Putların Alacakaranlığı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9786054782048
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): Kuşağının en verimli Almanca çevirmenlerindendir. Yola Thomas Bernhard’ın özyaşamöyküsel roman beşlisi ile çıktı. Arada Dürrenmatt’a, Schopenhauer’e uğradı. Son yıllardaysa, en çok Nietzsche çeviriyor.
Aslında bu kitabı aldığımda yazarın ateist olması ve bu yüzden okumamam gerektiği tarzında saçma eleştiriler alsam da hiç bir zaman aldığıma pişman olmayacağım bir kitaptır. Ayrıca arşivimde de saklayacağım değerli kitaplardan biridir..Kitapta özellikle yunan filozoflarını gericilikle suçlayarak onların ağır eleştirisini yapması, aynı zaman da alman filozoflarını ve onların yunan hayranlığı duymalarını ağır bir şekilde eleştirmesi kitabı daha da bir okunası bir kitap haline getirmektedir. Kitap bir nevi diğer filozoflara karşı bir savaş ilanı niteliğindedir...Kitabın başlığındaki putlarla da sanırım bu suçladığı tüm filozofları kastediyor.Onları puta benzetebilecek kadar sert bir üslubu olduğunu düşünüyorum.. Bu arada yazarın bu kitabında onun bu ağır suçlamalarına karşı cevap olarak karşılık veren filozof var mı acaba ? Şimdi de böyle bir merak uyandı...
"En ağır yükü aramıştın;
İste, buldun kendini.
Şimdi de atamıyorsun kendini sırtından."

Kendi deyişiyle: "Bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır."

Geleneksel din, ahlak, felsefe anlayışlarını, aklın yanlış kullanımını ve yorumunu kendi özgü çarpıcı bir dille eleştiriyor. Dostoyevski'den her zaman birşeyler öğrendiği bir psikolog olarak gören Nietzsche; Sokrates'ten Kant'a kadar pek çok ünlü düşünürü çöküş tipleri olarak nitelendiriyor.

Hayatla gelen acı ve ıstıraplara rağmen, yaşamı teyit ederek, özgürlük kazanirsınız. Özgürlük, 'mutluluk' içgüdüsünün ustalığı ile elde ediliyor.
Eğitim sistemimiz zayıf yönlerimizi destekliyor; bizlerden bir makine yaratmak amacında. Nietzche'nin söyledigi seylerin çoğunu bugün uyguluyoruz. Burada çekiçle felsefe yapıyor. Onunla aynı fikirde olmak isteriz ama cezalandırılmaktan korkuyoruz. Onun sesi ağır işitenlere bile ulasır.
Yıkılacak putları olanlara... keyifli okumalar.



Neden böylesine sertsin !’ – Dedi birkeresinde mangal kömürü elmasa: ‘Biz seninle yakın akraba değil miyiz?’ Neden böylesine yumuşaksınız? Ey kardeşlerim, işte sorarım size: Siz – Siz benim kardeşlerim değil misiniz? Neden böylesine yumuşaksınız, kaçkınsınız, dayanıksızsınız? Neden yüreklerinizde öylesine çok inkar ve yadsıma var? Bakışlarınızda neden öylesine az yazgı? Ve yazgıları acımasızlığı istemiyorsanız: Benimle nasıl
zafer kazanabilirsiniz? Ve sertliğiniz çakmak çakmak parıldamak ve kesmek ve paramparça etmek istemiyorsa: Benimle nasıl nasıl yaratabilirsiniz? Çünkü bütün yaratıcılar serttir. Yazgınızdır, bin yıllara elinizi koyarken bal mumuna dokunuyorsunuz gibi geliyor size.


Bambaşka bir varoluştur öğrenmek içyüzünü putların, budur benim de istediğim en çok tüm durumlar içinde. Gerçeklerden daha çoktur evrende putlar: Budur benim ‘kem gözüm’ bu dünya konusunda, dahası budur ‘kem kulağım’ da… Burada, çekiçle soruları kondurmak bir kez daha, kim bilir, bir yanıt olarak bu ünlü oyuğun sesini dinlemek, bu şişik bağırsak solucanlarının söylediği -kim büyülerse birini, kulağının arkasında kulağı vardır onun- tüm yaşlı ruhbilimciler ve sıçan kapanlar sessiz kalmak isteseler de benim gözümde, gerçeğin karşısında gürler hep… Bu yazı bile -başlığı ne olduğunu açıklıyor- hepsinden önce bir dinlenmedir, bir güneş lekesidir, bir yana sıçramadır, bir ruhbilimcinin işsiz güçsüz dolaşımında. Yoksa yeni putların sesine kulak verme olmasın mı?

Benzer kitaplar

Yazarin kitaplarini hayranlıkla okudum . Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun, sert ve çarpıcı bir dille eleştiren Nietzsche kitabında insanı kavrayışı Apolloncu ve Dionysosçu karşıt-kavramlar ile ayırt ederken Sokrates’ten Kant’a kadar daha pek çok ünlü düşünürü çöküş tipleri olarak sert bir dilde eleştirmiştir. Yazarın zamanındaki durumunu da göz onunde bulundurursak verdiği dik duruşa hayran kalmamak elde değil. Yazar savunduğu görüş için diğer eserlerindeki ego'yu bu eserinde de konuşturmustur. Şöyleki ; Bu eser bir savaştır. Yeni putların dışa vurumudur. Bu deneme çalışması büyük bir savaş ilanidir ve bu savaş sadece putlara yönelik değil çatalla, cekicle içi boş eski putlara açılmıştır. Tüm degerlerin yeniden değerlendirilme kitabının tamamlandığı gün.
Nietzsche'nin özellikle burun için kaleme aldığı pasaj, düşünmeye ve sorgulamaya değer... Işığın dik gelen açısı, hem loş hem de uzun bir döngü
Nietzsche klasiği.. bir kere okumaya başlayınca yazarın dilini anlamaya başlıyorsun, ilk okuduğunda anlamsız gelen cümleler anlam kazanmaya başlıyor. Bu kitapta çok açık konuşmuş, Nietzsche okumaktan zevk alyorsanız mutlaka öneririm.
Kalıplaşmış fikirlere değişik açıdan bakan sorgulayan bir filozof. Bazen değişik bakmak güzeldir. Bize öğretildiği gibi değil. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Nietzsche bildiğimiz gibi, biraz beyin yakan bi abimiz kendisi. Her okuduğumda beni sorgulamaya iten eserlerinden bir tanesi. Ama bu kitapta dili biraz daha hafif fakat okurken bazı yerlerin dayanamayıp altını çizmek bir yerlere not almak isteyebilirsiniz.
Aslında her zaman anlaşılamaz ve öcü gibi görülen bir yazar Nietzche .
Felsefesi, söylemek istedikleri, eleştirileri çağının hep ilerisinde.
İnanılmaz bilgilendirici, bazen komik, bol eleştirili, insana yeni ufuklar açan bir kitap Putların Alacakaranlığı.
Ayrıca Nietzche felsefesini genel olarak anlamak isteyenler için de iyi bir kaynak bence.
Kitabı elinize alıp okumaya başladığınızda o kaliteyi hissediyorsunuz .O yüzden sindire sindire okunmalı bence.
Ben çok beğendim , felsefeye ilgi duyan herkes okumalı.
Metaforlar (düşünceyi, ifade etmenin estetik bir yolu) ile örülmüş bir anlatım tarzı içermektedir. Yazarın, okuduğum ilk kitabı olmasından dolayı mıdır bilmem, ama bana göre: Nietzche taklit edilemeyecek kadar emsalsiz ve korkunç geldi. Çünkü, kitabı okurken yazarın, ruh halinin çok ta sağlıklı olmadığı ayrımına vardım. Tavsiye edebilir miyim! Kısacası, emin değilim!...Siz okurlara kalmış.
Yaşamının son dönemini yoğun başağrıları ve yalnızlıkla geçiren Nıetzsche ‘in yazmış olduğu bu eserinde dönemin ve insanlık tarihinin putlarından dem vurmuştur. Eserin girişinde yazar aforizmalarıyla başlar. Sokrates’e övgüleri çok güzel. Kitapta biraz daha sadeleştirme yapılsaydı daha anlaşılır olurdu diye düşünüyorum. Bir çok yerde yabancı kelimeler vardı her ne kadar sayfanın alt kısmında anlamı olsada akıcılığı bozuyor. Eser Çekiçle felsefe olarak da bilinir. Putları kıra kıra...:)
Nietzsche başucu kitaplarımın tek yazarıdır. Okunması gereken ilk eserlerden biri de bu eseridir. Putların ve kalıplaşmış değer yargılarının insan hayatındaki bloklayıcı etkisi ve hayatın nasıl değiştirilmesi gerektiği konusunda ipuçları veren filozof, ancak öldükten sonra anlaşılmış bir dahidir. Kitap felsefe okurları ve edebi yazmalarla ilgilenenler için bir nimet...
Nietzsche'yi bir yazar, bir hasta, bir filozof olarak çok severim. O yüzden bu kitabını da okuma sırası geldi ve okudum. Kitap Yine Nietsche'nin yazdığı güzel bir önsözden son 45 kadar aforizma ile başlıyor. Siz daha bunları düşünemeden sokrates sorununu irdelerken buluyorsunuz kendinizi.Bir çok bunun gibi bölüm var örneğin Bir çağ dışının gezileri bölümünde çağdaşı olan yazarlar hakkındaki düşüncelerini bizimle paylaşıyor Nietzsche. Ancak kişisel fikrim bu kitabını okurken biraz sıkıldım. Zaten ismini hatırlayamadım bir hocam, bir felsefe kitabını okurken sıkılıyorsanız, o zaman filozof olmaya başlıyorsunuz derdi. Sıkılmama rağmen yinede bitirdim. Ve Nietzsche okuyan, seven herkese tavsiye ederim.
Gerçek dünyayı ortadan kaldırdık.
Geriye hangi dünya kaldı?

Görüntü dünyası mı acaba?
"Bazen bir şeyin değeri ona ulaşarak ne kazanıldığıyla değil, ona ulaşmaya çalışırken nelerden ödün verildiğiyle belirlenir."
"Eskiden ne çok kemirecek şeyi vardı vicdanın kendi kendisini? Nasıl da dişleri vardı? Ya bugün? Neyi eksik?"
Friedrich Nietzsche
Sayfa 7 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bir canavarı savaşta hasta etmek, onu güçten düşürmek için tek çaredir. Kilise bunu anlamıştı. İnsanı mahvetti, onu zayıflattı ama onu ''iyileştirdiğini'' iddia etti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Putların Alacakaranlığı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9786054782048
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): Kuşağının en verimli Almanca çevirmenlerindendir. Yola Thomas Bernhard’ın özyaşamöyküsel roman beşlisi ile çıktı. Arada Dürrenmatt’a, Schopenhauer’e uğradı. Son yıllardaysa, en çok Nietzsche çeviriyor.

Kitabı okuyanlar 335 okur

  • Serhat Ortaç
  • Begüm Sönmez
  • Doğanay Tringa
  • Turan Akçiçek
  • Nobody
  • Hande Tekcan
  • S.Aslan
  • Emir
  • Fatoş
  • Berkay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%36.5
35-44 Yaş
%19.8
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.6
Erkek
%60.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.2 (24)
9
%16.2 (16)
8
%27.3 (27)
7
%16.2 (16)
6
%9.1 (9)
5
%4 (4)
4
%3 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları