Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.021
Gösterim
Adı:
Putların Alacakaranlığı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054782048
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Putların Alacakaranlığı
Putların Batışı
Putların Alacakaranlığı
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): Kuşağının en verimli Almanca çevirmenlerindendir. Yola Thomas Bernhard’ın özyaşamöyküsel roman beşlisi ile çıktı. Arada Dürrenmatt’a, Schopenhauer’e uğradı. Son yıllardaysa, en çok Nietzsche çeviriyor.
...........Nietzsche...........
Eğer Nietszhce okumaya karar verdiyseniz derin bir soluk alın ve bir kere daha düşünün.
Neden mi ?
Çünkü kendisi anlaşılmayan nadir kişilerden biri...
Yazdıklarıyla söyledikleriyle insanı ikilimde birakan biri...
Ben Nietzsche'yi Ali Şeriati'ye benzetiyorum. O da tıpkı Şeriatı gibi bizi düşünceleriyle rahatsız eden bir kişilik. Tarihe okkalı bir iz bırakmış nadide kişilerden birisi. Yıllar geçmesine rağmen halen bile eserleri, fikirleri layık olduğu yerde değil. İnançsızların kendine sığınak olarak seçtiği ama aslında bu felsefeyle ilgisi olmayan biri.
Bu kitapta putlastirilan ne varsa hepsini kırıyor. Dilinden ne uçan ne kaçanın kurtulamadığı hemen hemen her filazofun, düşünürün eleştiriden payını aldığı bir kitap. Koca kitapta iki kişiye olan hayranlığını dile getiriyor. Bu kadar kişi arasında iki kişiyi övdüğü için bu kişilere de yer vermek istiyorum.
"Yeri gelmişken hemen itiraf etmeliyim ki, benim kendisinde her zaman bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski'dir."
Keşke Dostoyevski bunu kendi kulaklarıyla duysaydı. Eminim bu övgü karşında gözleri yaşarırdı.
Diğeri de kendi gibi Alman asıllı olan Goethe'dir.
"Goethe, önünde saygıyla eğildiğim, şapka çıkardığım son büyük Alman'dir."
Kendisi Alman oldgu halde Almanya'nın ahlak anlayışını, eğitimini,felsefesini, filazoflarini herşeyi yerin dibine geçiren bir düşünürün sizi övmesi havalara uçmak için yeterli bir sebep olurdu.
Kitabı bir arkadaşımın teşfikiyle okudum.Kitapta benim değil zaten :D neyse konu bu değildi zaten. :))
Felsefeyle ilgilenmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. O yüzden kitabın bazı kısımlarını anlamadığımı itiraf ediyorum. Ama genel olarak keyifle okudum.
Çekiç konuşuyor...
" Mutfak kömürü bir gün elmasa "' Neden bu kadar sertsin?" diye sordu. " Ne de olsa akraba değiil miyiz biz ?"
Son sayfadaki bu cümle kitabın eleştirel yönüne en güzel vurgulardan biriydi. Kitabın başından sonuna kadar Nietzsche vari eleştiriler birbirini izledi ve insanı oldukça düşündüren cümlelerle yaptı bunu.
İlk defa bu kitabında denk geldim ki eleştirmeyip bir de üstüne övdüğü bir yazar Dostoyevski. " Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek piskolog olan Dostoyevski " diyor bunu Dostoyevski duymuş olsa kesinlikle hüngür hüngür ağlardı. Taşı, kuşu, havayı herşeyi eleştiren bir yazardan böyle bir övgü duymak.
"Goethe saygı duyduğum son Almandır."
Bir de Goethe var tabi. Onun da koltuğunu kabartmaya yeterdi bu cümle.
Zevk alarak okuduğum ve okurken çakmağı, çay bardağını, kapıyı eleştirmeme neden olan piskolojik baskıyı hissettiğim kitap.
Nietzsche için kibirli deseler de kibirden ziyade kendinin farkında olan bir filozof derim.
" ben henüz kendimden daha az şey isteyecek kadar mütevazi olmadım" demesi de bu fikirde destek aldığım sözüdür. Ne güzeldir insanın kendisinin farkında olması ve bu farkı ortaya koyarken eleştirel zekasını göstermesi.
Çok yaşa Nietzsche çünkü hala fikirlerin ve derin analizlerin yaşıyor.
Eğer bir kitap bu cümleyle bitiyorsa bilmem daha neler neler söylenir " Ey kardeşlerim, bu yeni tableti sizin üstünüze koyuyorum. Sert olun!
Saygılarımla.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.793 Oy)8.079 beğeni25.817 okunma614 alıntı125.709 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.005 Oy)17.369 beğeni39.210 okunma2.047 alıntı164.095 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.954 Oy)12.400 beğeni31.543 okunma2.694 alıntı131.601 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.398 Oy)8.351 beğeni22.636 okunma1.404 alıntı104.625 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.776 Oy)7.304 beğeni20.413 okunma657 alıntı78.798 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.019 Oy)7.276 beğeni19.704 okunma3.088 alıntı115.573 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (2.993 Oy)3.052 beğeni9.347 okunma3.979 alıntı84.486 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.935 Oy)3.460 beğeni11.603 okunma1.026 alıntı47.291 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.478 Oy)5.760 beğeni15.110 okunma2.165 alıntı77.938 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.216 Oy)5.327 beğeni18.010 okunma677 alıntı91.603 gösterim
Felsefeyi sevmem Nietzsche sayesinde olmuştu.
" Tanrı öldü. "
Çok iddialı ve özgüven barındıran sözleri / düşünceleri var.
(Bu yönünü çok beğeniyorum. )

Öncelikle Nietzsche hakkında fikirlerimi yazmak isterim.
Kendisi bildiğiniz üzere nihilist bir filazoftur.
Felsefesi nihilizm ( hiçlik ) üzerine oluşmuştur.
Kendisi özel hayatında büyük bir ihanete maruz kalmış. Bu sebeple de kadınlara karşı getirdiği garip - bir o kadar da doğru olan bazı tespitleri var.
Nietzsche yanlış anlaşılan / yorumlanan bir filazof, çoğu zaman.
Bu yüzden çokça lanetlenmiş, hakarete uğramıştır. Ne kadar acı...
Ama ben aksine Nietzsche 'yi bir şahsiyet olarak görüyorum.
Onun ateist olduğunu da düşünmüyorum.
Bu yargıya varmam, en umutsuz sözlerinde bile bir kurtuluş ışığı görmemden dolayıdır. ( Herkes farklı yorumlayabilir , tabi. )

Bu kadar umutsuz ( ? ) bir insan neden intihar etmedi peki ?

Bana göre; bilinmek istedi , insanlara olan bütün duygularını, farkettiği / bize araladığı bu geniş dünyasını bizlerle ( haketmediğimizi düşünse bile ) paylaşmak istedi.
Bu dünyada Nietzsche diye biri yaşadı, diyebilmek için bizlere felsefesini bıraktı.

Iddalı olmak zorundaydı.
Çünkü felsefede çekimser olmak büyük bir tehlike oluşturur.
Ki Nietzsche ' nin felsefesini oluşturan düşünce hiçlik ...

Kendisine teşekkür ediyorum. Bizlerde oluşturduğu farkındalıktan dolayı.
Bu onda bir çok kayıba yol açmıştır, kesin. Ama biz bencil yaratıklarız. Çıkarımıza bakıyoruz, hep.

Onun yazmak için kendini feda ettiği yazılarına; gerekli özeni / saygıyı göstermiyoruz.
Özür dilerim, Nietzsche !
( Elimden gelen özeni göstermeye çabalıyorum. )

Ben felsefeyi ( özellikle de nihilizmi) aç olduğum zamanlar okurum. Bunun sebebi ise ruhumun doygun olmasını istememden dolayıdır.
Bu şekilde daha iyi anlamlandırıyor / yorumluyorum.
Kitapları genellikle müzik dinleyerek okurum. Ama felsefede bunu yapmak mümkün olmuyor.
Bu kitabı okurken bir ilki gerçekleştirip , müzik dinlemeye çalıştım.
Ama bir yandan Teoman bağırırken, bir yandan da Nietzsche haykırıyordu.
( Sonuç: felaket bir baş ağrısı. )

Nietzsche ve felsefesi hakkında söyleyecek çok sözüm var fakat burada incelememi bitirmek isterim. Kitaplarını okudukça onun hakkında bilgiler vermeye devam edeceğim.

( Ben kitabın konusundan önce, yazarı tanımanın yazılanları daha iyi anlamak açısından önemli olduğunu düşündüğüm için, incelemlerimi daha çok yazar odaklı yapıyorum. )


Okuduğunuz için teşekkür ediyor ve içtenlikle kalmanızı temenni ediyorum, canlar !
Aslında bu kitabı aldığımda yazarın ateist olması ve bu yüzden okumamam gerektiği tarzında saçma eleştiriler alsam da hiç bir zaman aldığıma pişman olmayacağım bir kitaptır. Ayrıca arşivimde de saklayacağım değerli kitaplardan biridir..Kitapta özellikle yunan filozoflarını gericilikle suçlayarak onların ağır eleştirisini yapması, aynı zaman da alman filozoflarını ve onların yunan hayranlığı duymalarını ağır bir şekilde eleştirmesi kitabı daha da bir okunası bir kitap haline getirmektedir. Kitap bir nevi diğer filozoflara karşı bir savaş ilanı niteliğindedir...Kitabın başlığındaki putlarla da sanırım bu suçladığı tüm filozofları kastediyor.Onları puta benzetebilecek kadar sert bir üslubu olduğunu düşünüyorum.. Bu arada yazarın bu kitabında onun bu ağır suçlamalarına karşı cevap olarak karşılık veren filozof var mı acaba ? Şimdi de böyle bir merak uyandı...
"En ağır yükü aramıştın;
İste, buldun kendini.
Şimdi de atamıyorsun kendini sırtından."

Kendi deyişiyle: "Bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır."

Geleneksel din, ahlak, felsefe anlayışlarını, aklın yanlış kullanımını ve yorumunu kendi özgü çarpıcı bir dille eleştiriyor. Dostoyevski'den her zaman birşeyler öğrendiği bir psikolog olarak gören Nietzsche; Sokrates'ten Kant'a kadar pek çok ünlü düşünürü çöküş tipleri olarak nitelendiriyor.

Hayatla gelen acı ve ıstıraplara rağmen, yaşamı teyit ederek, özgürlük kazanirsınız. Özgürlük, 'mutluluk' içgüdüsünün ustalığı ile elde ediliyor.
Eğitim sistemimiz zayıf yönlerimizi destekliyor; bizlerden bir makine yaratmak amacında. Nietzche'nin söyledigi seylerin çoğunu bugün uyguluyoruz. Burada çekiçle felsefe yapıyor. Onunla aynı fikirde olmak isteriz ama cezalandırılmaktan korkuyoruz. Onun sesi ağır işitenlere bile ulasır.
Yıkılacak putları olanlara... keyifli okumalar.



Neden böylesine sertsin !’ – Dedi birkeresinde mangal kömürü elmasa: ‘Biz seninle yakın akraba değil miyiz?’ Neden böylesine yumuşaksınız? Ey kardeşlerim, işte sorarım size: Siz – Siz benim kardeşlerim değil misiniz? Neden böylesine yumuşaksınız, kaçkınsınız, dayanıksızsınız? Neden yüreklerinizde öylesine çok inkar ve yadsıma var? Bakışlarınızda neden öylesine az yazgı? Ve yazgıları acımasızlığı istemiyorsanız: Benimle nasıl
zafer kazanabilirsiniz? Ve sertliğiniz çakmak çakmak parıldamak ve kesmek ve paramparça etmek istemiyorsa: Benimle nasıl nasıl yaratabilirsiniz? Çünkü bütün yaratıcılar serttir. Yazgınızdır, bin yıllara elinizi koyarken bal mumuna dokunuyorsunuz gibi geliyor size.


Bambaşka bir varoluştur öğrenmek içyüzünü putların, budur benim de istediğim en çok tüm durumlar içinde. Gerçeklerden daha çoktur evrende putlar: Budur benim ‘kem gözüm’ bu dünya konusunda, dahası budur ‘kem kulağım’ da… Burada, çekiçle soruları kondurmak bir kez daha, kim bilir, bir yanıt olarak bu ünlü oyuğun sesini dinlemek, bu şişik bağırsak solucanlarının söylediği -kim büyülerse birini, kulağının arkasında kulağı vardır onun- tüm yaşlı ruhbilimciler ve sıçan kapanlar sessiz kalmak isteseler de benim gözümde, gerçeğin karşısında gürler hep… Bu yazı bile -başlığı ne olduğunu açıklıyor- hepsinden önce bir dinlenmedir, bir güneş lekesidir, bir yana sıçramadır, bir ruhbilimcinin işsiz güçsüz dolaşımında. Yoksa yeni putların sesine kulak verme olmasın mı?
Nietzsche'nin özellikle burun için kaleme aldığı pasaj, düşünmeye ve sorgulamaya değer... Işığın dik gelen açısı, hem loş hem de uzun bir döngü
Yazarin kitaplarini hayranlıkla okudum . Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun, sert ve çarpıcı bir dille eleştiren Nietzsche kitabında insanı kavrayışı Apolloncu ve Dionysosçu karşıt-kavramlar ile ayırt ederken Sokrates’ten Kant’a kadar daha pek çok ünlü düşünürü çöküş tipleri olarak sert bir dilde eleştirmiştir. Yazarın zamanındaki durumunu da göz onunde bulundurursak verdiği dik duruşa hayran kalmamak elde değil. Yazar savunduğu görüş için diğer eserlerindeki ego'yu bu eserinde de konuşturmustur. Şöyleki ; Bu eser bir savaştır. Yeni putların dışa vurumudur. Bu deneme çalışması büyük bir savaş ilanidir ve bu savaş sadece putlara yönelik değil çatalla, cekicle içi boş eski putlara açılmıştır. Tüm degerlerin yeniden değerlendirilme kitabının tamamlandığı gün.
Aklın yanlış kullanımı ve yorumlanması, Nietzsche'nin merkezi kaygısı, yaşamı onaylamak istemesidir. Değerlerin Tekrar Değerlendirilmesi kitaplarından olan Putların Batışı, Putların Alacakaranlığında kitabıyla aynı kitap.

Çekiçle felsefe yapmak ve kitaba başlığı veren putlar; Nietzsche'nin çekiçle boş inançları kırmak istemesidir. Felsefesi sistematik değildir. Tarzı güçlü, keskin ve epigramatiktir. Felsefi bir sistem oluşturma girişimini reddeder, bu da yazılarını anlaşılmaz kılıyor. Sistem oluşturma isteğinin, filozofun bir bütünlüğünün eksikliğini yansıttığını söylüyor.

İfadelerinin çoğu tartışmaya açık. Akıl, aklın yanlış kullanılması, din, dil, ahlak ve daha birçok konuya eleştirel bir şekilde yaklaşıyor. En çok dikkat eden şey, hayatın acımasız öz iddiasıdır. Nietzsche için hayat kendini iddia etmeyi reddetmez. Hayatın kendisi ne iyi ne de kötü yargılamalara konu olamaz; yargılayan kişi anlaşmazlığa düşer.

Dostoyevski'yi öven Nietzsche, Sokrates'ten Kant'a kadar pek çok ünlü düşünürü çöküş tipi olarak görüyor. Sokrates'in diyalektik yöntemi, ikna edici bir tartışma biçimi değildir.

En ağır yük insanın kendisidir.

"Bambaşka bir varoluştur öğrenmek içyüzünü putların, budur benim de istediğim en çok tüm durumlar içinde. Gerçeklerden daha çoktur evrende putlar: Budur benim ‘kem gözüm’ bu dünya konusunda, dahası budur ‘kem kulağım’ da… Burada, çekiçle soruları kondurmak bir kez daha, kim bilir, bir yanıt olarak bu ünlü oyuğun sesini dinlemek, bu şişik bağırsak solucanlarının söylediği -kim büyülerse birini, kulağının arkasında kulağı vardır onun- tüm yaşlı ruhbilimciler ve sıçan kapanlar sessiz kalmak isteseler de benim gözümde, gerçeğin karşısında gürler hep… Bu yazı bile -başlığı ne olduğunu açıklıyor- hepsinden önce bir dinlenmedir, bir güneş lekesidir, bir yana sıçramadır, bir ruhbilimcinin işsiz güçsüz dolaşımında. Yoksa yeni putların sesine kulak verme olmasın mı?"
Nietzsche klasiği.. bir kere okumaya başlayınca yazarın dilini anlamaya başlıyorsun, ilk okuduğunda anlamsız gelen cümleler anlam kazanmaya başlıyor. Bu kitapta çok açık konuşmuş, Nietzsche okumaktan zevk alyorsanız mutlaka öneririm.
Kalıplaşmış fikirlere değişik açıdan bakan sorgulayan bir filozof. Bazen değişik bakmak güzeldir. Bize öğretildiği gibi değil. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Nietzsche bildiğimiz gibi, biraz beyin yakan bi abimiz kendisi. Her okuduğumda beni sorgulamaya iten eserlerinden bir tanesi. Ama bu kitapta dili biraz daha hafif fakat okurken bazı yerlerin dayanamayıp altını çizmek bir yerlere not almak isteyebilirsiniz.
Metaforlar (düşünceyi, ifade etmenin estetik bir yolu) ile örülmüş bir anlatım tarzı içermektedir. Yazarın, okuduğum ilk kitabı olmasından dolayı mıdır bilmem, ama bana göre: Nietzche taklit edilemeyecek kadar emsalsiz ve korkunç geldi. Çünkü, kitabı okurken yazarın, ruh halinin çok ta sağlıklı olmadığı ayrımına vardım. Tavsiye edebilir miyim! Kısacası, emin değilim!...Siz okurlara kalmış.
Gerçek dünyayı ortadan kaldırdık.
Geriye hangi dünya kaldı?

Görüntü dünyası mı acaba?
"Evlilik, 'aşk' üzerine kurulmaz. Tam tersine evlilik, cinsel güdü temeline, mülkiyete sahip olma güdüsüne, ...........dayanarak kurulur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Putların Alacakaranlığı
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054782048
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Putların Alacakaranlığı
Putların Batışı
Putların Alacakaranlığı
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): Kuşağının en verimli Almanca çevirmenlerindendir. Yola Thomas Bernhard’ın özyaşamöyküsel roman beşlisi ile çıktı. Arada Dürrenmatt’a, Schopenhauer’e uğradı. Son yıllardaysa, en çok Nietzsche çeviriyor.

Kitabı okuyanlar 399 okur

  • Kerem Bilaloglu
  • Osman Beter
  • Aydin Yel
  • Şeyma
  • Osman ARAT
  • Doğan Okur
  • İlayda
  • Sevim halil
  • wolverine
  • Mietzsche

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%36.5
35-44 Yaş
%19.8
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.6
Erkek
%60.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.8 (32)
9
%15.3 (19)
8
%28.2 (35)
7
%16.1 (20)
6
%8.1 (10)
5
%3.2 (4)
4
%2.4 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları