·
Okunma
·
Beğeni
·
77
Gösterim
Adı:
Quijote Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750843648
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Ben, kendim ile çevremden müteşekkilim ve eğer çevremi kurtaramazsam kendimi de kurtaramam.”
Ortega y Gasset’in 1914’te, 31 yaşındayken yayımladığı kitabı Quijote Üzerine Düşün¬celer, felsefecinin daha sonra vereceği eserlerin çıkış noktasını oluşturur. Denemeler¬den oluşan bu kitabında özellikle sanat ve edebiyat alanlarındaki temel düşüncelerini ortaya koyduğu söylenebilir. Gerçekten de 1930’lardan sonra bu eserine göndermeler¬de bulunacak ve Quijote Üzerine Düşünceler, Ortega y Gasset’in düşüncesinin anlaşıl¬masında elzem bir eser niteliği kazanacaktır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
...Araya ne kadar gerçek dün koyarsak koyalım, Akhilleus'lar ve Agamemnon'ların üzerinde yaşadığı yerkürenin varlığımızla bir bağlantısı yoktur. Onlara adım adım, zamanın ileriye açtığı yolda geriye giderek ulaşamayız. Destansı geçmiş bizim geçmişimiz değildir. Geçmişimizin bir zamanlar şimdiki zaman olduğunu düşünmek itici gelmez, fakat destansı geçmiş her türlü şimdiki zamandan kaçar. Anımsama yoluyla ona varmak istediğimizde bizden Diomedes'in atları gibi dörtnala uzaklaşır ve aradaki ebedi, değişmez mesafeyi korur. Hayır, hatıralardan oluşan değil, ideal bir geçmiştir bu.
Eğer şair Mneme'den, Bellek'ten, Ahayalıların çektiği acıları bilmeyi istese, öznel belleğine değil, evrende gizli saklı var olduğunu farz ettiği kozmik bir hatırlama gücüne başvurur. Mneme bireyin hatırası değil, bir doğa gücüdür.
Peary, kutuplara seyahatinde kızağını çeken köpekleri canla başla koşturarak bütün bir gün boyunca kuzeye doğru yol aldığını anlatır. Gece olunca hangi enlemde olduğunu saptamak için ölçüm yaptığında şaşılacak bir şekilde sabaha nazaran çok daha güneyde olduğunu fark eder. Kuzeye ilerlemeye çabaladığı bütün gün boyunca bir okyanus akıntısının güneye sürüklediği muazzam bir buz kütlesi üzerinde koşup durmuştur.
Criptana'nın un değirmenleri, sanki semanın damarlarından biri kesilmişçesine kana bulanan şu gün doğumlarında ufuk çizgisinde yükselirler ve gün batımında yaygara koparırlar. Bu değirmenlerin bir anlamı vardır: "Anlam" olarak birer devdirler. Don Quijote'nin aklı başında olmadığı doğrudur, fakat sorun Don Quijote'yi deli ilan çözülmez. Onda anormal olan şey insanlıkta normal olmuştur ve olacaktır. Diyelim ki bu devler dev değildir, peki ya diğerleri, yani genel anlamda devler? İnsanoğlu devleri nereden çıkarmıştır?
Destansı dünya ile bizleri çevreleyen dünya arasında ne büyük ne de küçük çapta bir iletişim vardı. Tüm yaşamımız dünüyle bugünüyle kozmik yaşamın ikinci bir evresinea aittir. Suni ve çöküş sürecindeki bir gerçekliğin parçasıyız biz. Bizleri çevreleyen insanlar, Ulysses ve Hector ile aynı manada insan değiller, öyle ki Ulysses ve Hector'un insan mı tanrı mı olduklarını bilmiyoruz. O zamanlar tanrılar insanlara daha yakın bir seviyedeydiler. Zira insanlar ilahiydiler. Homeros için tanrı nerede bitip insan nerede başlar? Bu sorun, dünyamızın çöküşünü açığa vurur. Destansı şahsiyetler, niteliğitanrı ile insan arasındaki farksızlık veya en azından iki tür arasındaki bitişiklik olan nesli tükenmiş bir faunaya karşılık gelirler. Bir tanrıçanın zaafı veya bir tanrının azgınlığından başka bir basamağa gerek duymadan diğerine varılır.
... Cervantes dünyaya Rönesans'ın zirvesinden bakar. Rönesans şeyleri biraz daha daraltmıştır. Bu antik duyarlığın tamamen üstesinden gelmek demektir. Galileo fiziğiyle evrende katı bir asayiş sağlar. Yeni bir rejim başlamıştır; her şey kalıplara daha çok mahkûmdur. Bu yeni düzende maceralar olanaksızdır. Leibniz basit olanağın geçerlikten tamamıyla yoksun olduğunu, birlikte olanaklı (kompossibel) olanın, yani doğa kanunlarıyla yakın bir bağ içinde olanın olanaklı olduğunu beyan etmekte çok gecikmeyecektir.* Böylece olanaklı mitte, mucizede çetin bir bağımsızlık ilan ederken, maceranın Cervantes'in gerçekliğine dahil olması gibi gerçekliğe dahil olur.

Rönesans'ın bir başka niteliği de psikolojik olanın elde ettiği üstünlüktür. Antik dünya yersiz yurtsuz, gizli kapaklı sırları olmayan saf bir cismaniyete benzer. Rönesans tüm o engin genişliğinde iç düyayı, me ipsum'u (kendim), bilinci, özneli keşfeder.

Kültürün saptığı bu yeni ve büyük dönemecin meyvesi Quijote'dir. Destan ile destanın maddi görüngüler dünyasına sınır olup ondan farklı olan mitsel bir dünyayı ayakta tutma arzusu Quijote ile birlikte sonsuza dek çöküşe geçer. Maceranın gerçekliğinin kurtulduğu doğrudur, ancak bu kurtuluş, içerisinde fevkalade keskin bir ironi içerir. Maceranın gerçekliği psikolojik olana, belki de organizmanın içerisindeki sıvıya indirgenmiştir; bir beynin buharı olduğu sürece gerçektir. Öyle ki maceranın gerçekliği zıddının, maddi olanın gerçekliğidir.

* Aristoteles ve Ortaçağ için içerisinde çelişki içermeyen şey olanaklıdır. Birlikte olanaklı olan bundan fazlasına ihtiyaç duyar. Aristoteles için kentauros olanaklı iken çağdaş biri için değildir, çünkü biyoloji, doğa bilimleri bunu kabul etmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Quijote Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750843648
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Ben, kendim ile çevremden müteşekkilim ve eğer çevremi kurtaramazsam kendimi de kurtaramam.”
Ortega y Gasset’in 1914’te, 31 yaşındayken yayımladığı kitabı Quijote Üzerine Düşün¬celer, felsefecinin daha sonra vereceği eserlerin çıkış noktasını oluşturur. Denemeler¬den oluşan bu kitabında özellikle sanat ve edebiyat alanlarındaki temel düşüncelerini ortaya koyduğu söylenebilir. Gerçekten de 1930’lardan sonra bu eserine göndermeler¬de bulunacak ve Quijote Üzerine Düşünceler, Ortega y Gasset’in düşüncesinin anlaşıl¬masında elzem bir eser niteliği kazanacaktır.

Kitap istatistikleri