·
Okunma
·
Beğeni
·
890
Gösterim
Adı:
Quo Vadis
Baskı tarihi:
1952
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye Basımevi
Baskılar:
Quo Vadis?
Quo Vadis
Kitapla lisedeki edebiyat öğretmenimin okuyup ballandıra ballandıra anlatmasıyla tanıştım. Madem bu kadar güzel e ben de okuyayım dedim. Fakat kitabı bulmak kolay değil gibi tepkiler aldım. Kolay erişilemeyen şeylerin düşüncesi hep motive kaynağım olmuştur. O dakikadan itibaren de “Quo Vadis” gurur meselem oldu. Sahaf kültürü neredeyse hiç olmayan canım memleketimin tüm kitapçılarını defalarca kez dolaştım. Bulurum demiştim buldum! Çok çok eski baskı bir kitaba sahip olmuş da oldum. Önce başucuma koyup günlerce bakıp bakıp güldüm. Okuldan mezun olmuş olmama rağmen hocama haber yollamayı da ihmal etmedim tabi.

Bu benim gizim kimseyle adını bile paylaşmam demiştim. Fakat sevdiğin şeyleri paylaşmanın değerinden hiçbir şey götürmediğini 1k ile idrak ettim. Beni çok mutlu eden bu sebebe hepinizi şahit tutuyorum. Şimdiden mutluluğum katlandı bile... :)
Kitaba gelecek olursam; 1895 yılında 1905 Nobel Edebiyat Ödüllü Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz tarafından yazılmıştır. Roma döneminde hristiyanların yaşadıkları zorlukları, Neron’u, Roma’nın yanışını, İsa’nın çarmıha gerilişini edebi bir dille anlatıyor. O zorluklar arasında yaşanan aşklar da kitabın süsü adeta...
Kitap adını hristiyan halk işkencelere reva görülürken şehri terkeden Aziz Peter’in yoluna Hz. İsa’nın çıkması ve Quo Vadis, Domine? ( Nereye gidiyorsun, efendim?) diye sormasından alır.
Özetle okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Üslup çok akıcı, kurgu çok etkileyici çeviri( Nihal Yeğinobalı) çok iyiydi.
Değerini bilecek herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Sevgiler :))
Ne olur bitmesin diye yalvardığım kitaplardan birinin daha maalesef sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap başlangıçta istediğim tadı vermese de okudukça aslında benim tam olarak aradığım bir kitap olduğunu fark ettim. Asla uzun incelemeler yapmam, kitabı uzun uzun anlatmam dediğim halde bu kitap benim bütün tabularımı yıktı. Ve şimdi size mutlaka okumanız gereken bir kitabın özetini sunuyorum.
.
İlk önce kitabın karakterlerinden bazılarını tanıtmak istiyorum.
Neron: Roma'nın Kralı fakat edebiyatı ve şiiri çok düşkün bir insan. Aynı zamanda kandan vahşetten ve namussuz düşüncelerden çok zevk alan birisi.
Tigellinus: Kendi yapamadığı fakat Nero'nun yapabileceği şeylerini onun önüne sunarak ve aklına sokarak yaptırmaya çalışan birisi. aynı zamanda Petronyus'un baş düşmanı.
Petronyus: Gerçek anlamda bir zariflik hakemi. Aşkın farkına geç varmış fakat aşkın tadını çıkarmaya - vakti olduğunca - çalışan aynı zamanda Nero'nun tehditlerinden ve onun yaptığı acımasızlıklardan bıkmış bir adam. Yeri geldiğinde Nero'nun tüylerini kabartarak isteklerinin nazik bir dille, Nero'nun aklına girerek istediğini yaptırabiliren bir tribün, soylu ve Vinikyus'un dayısı.
Vinikyus: Aslında çok acımasız ve hırslı bir insan olan fakat Ligya adında Ligya kralının kızını tanıdıktan sonra onun aşkı ile hem hıristiyanlığı benimseyen hem de gayet yumuşak ve uysal bir insana dönüşen bir tribün ve soylu. Aşkı için her şeyi göze alan ve kendisinin benimsemediği, istemediği şeyleri yapmayan birisi. Aynı zamanda kitabının benim için baş karakteri.
Ligya: Vinikyus'un biricik aşkı. İlk başlarda Vinikyus'un çok kaba olduğunu düşünen birisi. Çünkü çok kaba davranmıştı ziyafette, daha sonraları Vinikyus'un aşkını kendisinden saklayamamış ve havari Peter'e açmış, Peter de eğer hıristiyanlığı benimserse aşkları için engel kalmayacağını söylemişti.
Havari Peter: Hristiyanlık dini yaymak için öldürülmek pahasına dahi Roma'da kalmayı göze alan ve roma'dan bir anlamı ayrılmayı düşünüp Alba dağlarına giderken dağda güneş ışınlarının arasında İsa'yı görüp daha sonra İsa ile konuşup tekrar Roma'ya dönen havari. Kitabın sonunda çarmıha gerilerek öldürülür.
Ursus: Ligya'nın beraber büyüdüğü ve her şeyini paylaştığı kölesi gibi olan ve kendisini Ligya'nın kölesi gibi gören fakat Ligya'nın arkadaşı olarak gördüğü kişi.
Kilo: iyi güzel İyi bulmasında yardım eden Yunanlı Bir düşünür fakat paraya çok düşkün bir insan. Sonraları hıristiyanlara ihanet edip onların türlü işkenceler görmesine neden olan fakat daha önceleri terk ettiği Glavkus adında bir arkadaşını çarmıhta yanarken gördüğünde halkı Neron'a karşı kışkırtıp, Roma'yı yakan budur diye Neron'u işaret ettikten sonra Neron'nun gazabına uğrayan karakter.
.
Kitap hakkındaki incelememe gelirsek. Kitap adını aslen Havari Peter ve İsa'nın konuşmasından alıyor. Burayı en son açıklayacağım. Kitabın en başından en sonuna doğru ilerleyelim şimdi.
Kitap başlarda Roma'nın tarihi ile ilgili olarak gözükse de, daha sonraları Markus Vinikyus ile Ligya'nın aşkıyla devam ediyor. Şöyle ki kitabın en başlarında acımasız bir kral gibi davranan Vinikyus, Ligya'yı manevi anne ve babasının evinde görür. Lidya, Vinikyus'un çok hoşuna gider. Hem teni hem konuşma tarzı hem de kibarlığı sayesinde Vinikyus'un gönlünü kazanan Ligya daha sonra Vinikyus'tan kaçmaya başlar. Bunun nedeni ise Markus Vinikyus'un aşık olduktan sonra gözünün kararması ve kızı köle gibi kullanmak istemesidir. Bir süre sonra Vinikyus'un Ligyaya olan ilgisi daha da artmış ve konuyu Petronyus'a yani dayısını açmıştır. Dayısı sarayda bir eğlence vererek Ligyayı da davet edeceğini ve orada Ligya ile daha yakın olabileceğini düşünmüştür fakat Vinikyus eğlencede Ligya'nın istemediği bir şey yaparak onu kendinden uzaklaştırır. Daha sonra kız kaçar ve Vinikyus kızı aramaya koyulur bunun için bazı yardımları. Bu arada Kilo adında bir felsefi düşünür ile tanışır. Birçok araştırmaları sonucunda kızı bulan Kilo Vinikyus'u kıza götürür. Fakat o sırada beklenmedik bir şey olur ve Vinikyus'un en çok güvendiği ve Roma halkının en çok saygı duyduğu güreşçi tarzında iri cüsseli Krotu yani Vinikyus'un kölesi Ursus'un kollarında can verir. Daha sonra Ursus ile Vinikyus kavga ederken Vinikyus'un kollu kırılır bundan sonraki işlevlerde Ligya Vinikyus'a bakmak zorunda kalır. Ligya gece gündüz Vinikyus'un ateşini düşürmeye çalışırken ve başında dururken ona aşık olduğunu anlar fakat Havari'nin buna izin vermeyeceğini düşünerek kendisine karşı koyar ve Vinikyus'tan uzaklaşır. Sadece uyurken başında bulunur uyanık olduğu zamanlar onu Ursus'a emanet eder.
Bir sürü Hristiyanlar arasında kalan Vinikyus aslında Hristiyan dininin o kadar kötü olmadığını ve Ligya'nın bu dini benimsediğinin boşa çıkmadığını düşünerek Hristiyan olmayı düşünür fakat bunu hemen gerçekleştirmez. Ligya'dan ayrı kalmak Vinikyus'u ne kadar üzse de tekrar ona kavuşmak için yeni yollar arar. Kilo kızı kaçırmasını önerir fakat Vinikyus buna tekrar yaklaşamaz. Çünkü bunu yaparsa Ligyayı tamamen kaybedeceğini düşünür. Ligya kaldığı evi değiştirirken Havari Pol Vinikyus'un yanına gelip Ligya'nın da onu sevdiğini söyler ve Vinikyus bunun üzerine Ligya'yı mutlu etmek adına Hristiyanlık dinini araştırmaya başlar.
Daha sonraları Hristiyan olan Vinikyus, Ligya ile arasında bir engel kalmadığını düşünürken Kilo Vinikyus 'a hırslandığı için hıristiyanları satar ve Hristiyanların Roma'yı yaktığını söyleyerek halkı ve Nero'nu, Hıristiyanlara karşı püskürtür bunun üzerine bütün Hristiyanlar toplanır ve bir Arenada aralıklı günlerle mahkum edilirler. Kimileri çarmıha gerilir, kimileri yakılır, kimileri vahşi hayvanlara atılırken, bütün bunların arasında Ligya'nın olmadığını gören Vinikyus Ligya'nın hastalandığını ve bundan kurtulacağını en azından bu işkenceleri çekmeden hastalıktan öleceğini düşünürken son gün Ligyanın boğanın boynuzlarına bağlayıp Ursus'u da boğanın karşısında gören Vinikyus beklenmedik bir manzarayla karşılaşır. Bu manzara Ursus'un dev yapılı boğayı öldürmesi ile alakalıdır. Dev yapılı Ursus boğayı öldürdükten sonra halk burada Ursus'un Herkül olduğunu düşünerek bağışlanmasını ister. Fakat Neron kibiri yüzünden halkın isteğine karşı çıkmak istemez. Lâkin sırf Vinikyus'un canını yakmak için ikisininde ölmesi gerektiğini düşünen Tigellinus Neron'a "asla vazgeçmeyin" der. Fakat Neron, bakar ki başta Petronyus olmak üzere bütün halk ve arkasında duran ordu'nun, baş parmaklarını kaldırıp af işareti yaptığını görür. Halkı ve diğerlerini yenemeyeceğini anlayan Neron Ursus ve Ligya'nın canını bağışlar.
Bu olaydan hemen sonra Ligya'nın hastalığı azalmaya başlamış ve minik üstünde gözlerini açmıştır. Hristiyanlar bu sırada Havari Peter 'in Romadan uzaklaşması gerektiğini düşünüp bunu Havari Peter'in aklına sokmuşlar fakat Havari Peter yolda giderken Alba Dağı'nda İsayı görmüş ve şu soruyu sormuştur:
"Quo Vadis domine?"
Havari Peter'in yanında bulunan kişi, onun öldüğünü ya da aklını yitirdiğini düşünerek bir süre beklemiş daha sonra Havari Peter' in bir anda doğrulup ayağa kalkması ile aynı soruyu Peter 'e yöneltmiştir.
"Quo Vadis domine?"
Havari yanında bulunan ve soruyu soran kişiye yumuşak bir sesle
"An Romam" diye cevap vermiş ve Roma'ya tekrar dönmüştür.
Roma'nın efendisi olarak kendini ilan eden Neron o kadar kötüye gitmiştir ki hatta o kadar dehşete ve vahşete kapılmıştır ki bütün hırsını halktan almak istercesine, Roma'yı tekrar baştan yaktırmayı düşünmüş ve Hristiyanlar öldürmesi için getirilen vahşi hayvanların sokaklara salınması halkın üzerine bırakılmasını söylemiş. Fakat bu emirlere uymayan askerler yeni bir yönetici ilan etmişlerdir. Halk artık Neron'dan korkmayı bırakmış ve yeni liderlerinin peşinden gitmeye başlamışlardı. Neron, gırtlağına bir bıçak dayayarak ve ölmekten korkarak ölüme gitmiştir. Belki de Neron, gerçek olan tek şeyin ölüm olduğunu düşünmeye o an başlamıştı.
Vinikyus ve Ligya her şeyden habersiz aşklarını devam ettirmişlerdir Sicilya'da. Roma'da artık yepyeni bir dönem başlamıştır.
1905 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz, Neron'a ve Romalılara karşı gelen ilk Hıristiyanların çektiklerini anlatmış. Quo Vadis de Nereye Gidiyorsun demek olup, İmparator Neron'un zulmünden kaçan Rahip Peter, yolda İsa ile karşılaşmış ve ona Quo Vadis yani Nereye Gidiyorsun diye sormuş; İsa da Roma'ya, yeniden çarmıha gerilmeye demiştir. Kitabın ismi ve öyküsü buradan gelmektedir.
Dinler tarihini sevenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm, anlatımda objektif, içinde aşkı da barındıran, Mehmet Akif'in de sevdiği bir kitap.. Tevsiye ederim..
Harika bir roman. Dikkatli bir şekilde iki defa okuyun. Beğeneceğinizi umuyorum. Ben çok beğendin. Hatta okuduğum en iyi romanlardan bir tanesi. Yavaş yavaş, sindire sindire okuyun.
Yarışı kazanınca belki onun gözüne giriyorsun ama, kendi gözünden düşüyorsun.
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 125 - Bilge Nobel Dizisi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Quo Vadis
Baskı tarihi:
1952
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye Basımevi
Baskılar:
Quo Vadis?
Quo Vadis

Kitabı okuyanlar 39 okur

  • Onur Gördük

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0