·
Okunma
·
Beğeni
·
1171
Gösterim
Adı:
Rameau'nun Yeğeni
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608721
Kitabın türü:
Çeviri:
Adnan Cemgil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Rameau
Rameau
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie'nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. En önemli ve en kalıcı eserleri arasında yer alan Rameau'nun Yeğeni ölümünden sonra 1821 yılında yayımlandı. Yazar bu eserinde ahlak ve eğitim konularını ele alırken, döneminin ilişkilerini ve sanat anlayışını da eleştirmiştir. Diderot kuramları kadar bunları karşılıklı konuşma biçiminde sunuşuyla da ilgi çekmiştir.
112 syf.
·8 günde
Hani bazı insanlar vardır. Varlıkları ile bulundukları ortama renk katar. Yokluklarında da eksikliklerini hissetmeyiz de, bazen var olsalar da olur, var olmasalar da olur dediklerimiz vardır ya, işte Rameau'da o insanlardan biridir.

Eserde, Denis Diderot bu tip insanlardan hoşlanmadığına atıfta bulunsa da, yaşamın olağan seyrine renk kattıkları için, yılda en fazla bir kere olmak üzere karşılaşmaktan keyif aldığını vurgular. Hatta daha da ileri giderek, eserinde bu insanların çılgınlıklarına gülen diğer insanların, günümüz üç maymunu oynayan insanların aksine, " Sağduyu sahibi insan görür, duyar, düşünür ve çevresinde olup bitenlerin iç yüzünü kavrar. " diye de, vurgulamaktan geri durmaz.

Günümüz yaşam koşullarında bile, budalaca ve ahmakça davranışlar sergileyenler, faziletli ve erdemli davranışlar sergileyenlerden daha çok sevilmiyor mu? Vakur bir tavırla hakikatlere değinenler, toplum tarafından nedense sevilmez ve dışlanır. Ama aynı meseleyi soytarılık ve dalkavukluk ederek ele alıp, topluma mal edenler hep el üstünde tutulur. İlginç bir tezahür fakat doğruluğu kanıtlanmış bir hakikat. Kim aksini iddia edebilir ki!

Bazı insanlar soytarılık anlarında öyle tumturaklı bir nükte dile getirirler ki, ortamda bulunan diğer insanlar, anlatıcıya gülmekten konunun vehametini kavrayamazlar bile! Anlatıcı çevresindeki insanları aşağılamış mı, yoksa göğe mi çıkarmış, kimin umurunda. Herkes anı yaşamak derdinde.

Denis Diderot'u " Rahibe " isimli eseriyle tanıdım ve hayran kaldım. Ben ki, o kadar çok eser okumuş olmama rağmen, böyle coşkun bir anlatım diline çok nadir rastladım. Benim bakış açıma göre de, bir elin beş parmağını geçmez, eserlerinde coşkun bir anlatım dili kullanan yazarlar. Denis Diderot eser de, filozofça tavırlar sergilerken, Rameau'nun dilinden de aşağılanan ve horlanan insanları sorgular. İyilik yapan insanların büyük bir saygıyı hak ettiklerini lâkin, iyilik adı altında lütufta bulunanların karşısındaki insanı ezme ya da hor görme yetisinin tekelinde olmadığına dem vurur.

İnsanın fıtratı gereği, " Biz er geç yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık vereceğiz. " der, Denis Diderot. İstisnalar olsa da, topluma mal olmuş genel yargıdır bu. Bir kimseye hayrın dokunmaya görsün! Sonrasın da senden kötüsü olmaz.

Ah! İnsanoğlu...
Beşeri mahlûkat içinde yaratılanlardan en şerefli varlık sen olduğun halde, nasıl da alçaltırsın değerini. Sen ki, cûz-i de olsa bir akla sahipsindir ama aklını hep kötüye kullanmaktan da kendini alamazsın. Hani bazı insanlar kötülükle beslenir derler ya, doğrudur.

Değerli okurlar, Denis Diderot muhteşem bir yazar. Eğer yazar ile daha tanışmadıysanız, bir an önce tanışmanızı isterim. Okumuş olduğum ikinci eseri olsa da nazarımdan kaçmayan, insana verilen değer!
" İyi bir insanı alaylarla hırpalamak çok yaygın bir alçaklıktır. " diyen, Denis Diderot'a kulak vermenizi ve okumanızı tavsiye ederim...
159 syf.
·Beğendi·9/10
Adnan Cemgil’e 1991 yılında yaptığı bu güzel çalışma için teşekkür ederek başlamak kitap yorumundan daha ötedir benim için. Nedeni biraz garip bir şekilde olabilir mi? Öyle olacağını zannederim. Adnan Cemgil orijinal metin yerine Fransızca bir çeviri ve derleme sonrası bunu kaleme almakla kanımca daha iyi yapmıştır ve bunu yapan çevirmenler benim için çok ötedir. Bazen yazarlar dönemin kişilerini eklerken kim olduklarını belirtmek istemezler. O milletten başka birisi çıkarak bu metinlerin altına açıklamasını ekler, yazıldığı tarihi ekler, konu edilen kişilerin kim olduğuna değinir ve başka dile çeviren bir çevirmen de bunları kitabına koyarak bizi meraklanmaktan kurtarır. Kafaya takma bahtsızlığını engeller. İşte Adnan Cemgil tam olarak bunu yapıyor çünkü bazen neyin ne olduğunu şaşırmamız çok mümkün. Haydi bunu detaylandırayım. Aristo ve Eflatun’u eksik etmediklerini o dönem zenginleri için kullanırken; bunun Aristo ve Eflatun resimleri oyulmuş yüzükler olduğunu kaçımız anlayabiliriz? Bunun için böyle açıklamalar yapmak çok önemlidir kitaplarda. Ellerinde, diye detay bile verse -ki bu bile yetersizdir bakınız- acaba direkt yüzük diyebilir misiniz yoksa aklınıza kitap da gelmez mi? İşte bu sebeple çevirmenlerin orijinal metin yanında derleme ve düzenlemesi yapılmış metinden çeviri yapmaları daha mühim ve daha etkileyicidir. Kitabın gidişatını etkiler.
Kitabın ana karakterlerinin Ben ve O olarak isimlendirildiği bu büyük konuşmada Diderot öldükten sonra bu yapıtın şans eseri ele geçtiği ve Schiller elinden Goethe ile yayımlandığını biliyoruz. 1762 yılında yazılıp 1805’de diye de eklemek gerek. Tabi kitapta her düşünceden ziyade bir ‘Kapak’ niteliği ön plana fazlasıyla çıkıyor. Asıl bundan bahsetmek gerek.
Charles Palissot 1760 yılında yani 30 yaşında en verimli eserlerinden birini yazar. Filozoflar adlı komedi oyununu. Kendisi de bir oyun yazarıdır zaten. Bu oyunda Diderot ve arkadaşlarını gülünç hallere sokar. Tabi Diderot bunun altında kalır mı? Sizce? O da buna karşın şimdikiler gibi 2 satırlık gazete yazısı yerine kalkar kocaman bir kitap yazar ve Palissot’u yerden yere vurur. Gök’e kaldırır oradan tekrar yere çarpar. Sonra ne olduysa -kıyamaz- yayımlamaz bu eserini. Ta ki Almanya’da Schiller bir kitapçıda eski el yazması metni ele geçirip de gerisini getirene dek kalır o eser. Ülkemizde de yaklaşık 200 yıl sonra ‘Aydınlanma Çalışmaları’ neticesinde “-Böyle de bir kitap vardır.” Denilerek 1991, 2006 ve 2008 yıllarında yayımlanır. Bize de tebrik etmek düşer.
Böylelikle güzel bir güne güzel bir kitapla başlamış olduk. Şimdiden keyifli okumalar ve mutlu bir gün diliyorum..
112 syf.
·Beğendi·10/10
Rameau’nun Yeğeni – Denis Diderot

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; sadece benim okuduğum Engin Yayıncılık basımı olan bu kitaba has bir husus mu tam olarak emin değilim ama bu basım kitabın ilk 50 sayfası; " 18.yy Aydınlık Yüzyıl" başlığı altında dönemin Fransa'sında, İhtilal öncesi kültürel,siyasal ve sosyolojik yapılanma, ticaret ve sanayi, bilim, felsefe, edebiyat, sanat ve dini gelişmeler ile yazarımız Denis Diderot hakkında o kadar güzel bir bilgi geçmiş ki hikayeyi okuduğunuzda sanki bir Fransız gibi konuşmanın içinde hissediyorsunuz kendinizi. Bu bağlamda, aynı zamanda çevirmen de olan ve bu kısa özeti bizlere sunan Adnan Cemgil'e de çok teşekkür ederim.

Denis Dideɾot (1713 - 1784), Fɾansız yazaɾ ve filozof. Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biri. Toplumu eğitmek ve geliştirmek iςin tasarlanan ünlü Ansiklopedi'nin (Encyclopédie) baş editörüydü. Onun önderliğinde Aydınlanma döneminde Batı Avrupa'da ülkeler arasında çekişmeler olsa da bilgi akışı yeni aydınlaɾın toplumlaɾa kazandıɾılmasını sağlamıştıɾ. Ansiklopedi'nin 8-18 ciltleɾi, 1-7 ciltleɾindeki bilgileɾ üzeɾine kiliseden aldığı tepki ile yasadışı olaɾak basılmış, Filozofça Düşünceleɾ isimli yaρıtı da mahkeme kaɾaɾınca yakılmıştıɾ.

Edebiyat alanında da birçok katkısı bulunan Diderot'nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş ve birçok aşırı dincinin saldırılarına maruz kalmıştır.

Hikayeye gelince;
* Diderot’un, bir başka kendisi ile yaptığı konuşmalar, bir başka benliğinde sormak istedikleridir kendisine. Hayatın akışında karşımıza çıkanları sorgulayan, sorgularından çıkarttıklarını analiz edip, belli bir felsefi bakış açısı ile harmanlayan bir o ile doğruları çok doğru bulmayan, ahlaki yapıların ne kadar ahlaki olduğunu soran şeytani bir o ile konuşur Diderot.

* Rameau’nun Yeğeni ile Denis Diderot bize, bizim hemen hemen hergün yaptığımız kendi kendimize konuşmaları gösteriyor aslında. Bu konuşmalarda hep bir çekişme olmasa da ikileme düştüğümüz çok olur. Bazen sorgularız bazense sorgusuz sualsiz kabulleniriz başımıza gelmesi muhtemel herşeyi. Kaderci oluruz bazen, bazen olmazsa olmazlarımız vardır, direniriz. İnsanlığı eleştirir, ahlakı eleştirir kendi değer yargılarımızı kendi kendimize yüceltir, egomuzun bizimle oynadığı gibi oynarız başkalarının değer yargıları ile. Zevk alırız bundan. Sürekli bir aşağılama ve ötekileştirme olsa da bunda, yine de vazgeçmeyiz. Bizim her şeyimiz doğru, başkalarının her şeyi yanlış. Bembeyaz ya da simsiyah. Hiçbir gri yoktur bize göre hayatta! (Alıntı)

* Kitabı okudukça kendinizi buluyorsunuz, eşinizi, iş arkadaşınızı, komşunuzu... İyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı hepimiz biliyoruz aslında ancak bir kısmımız olumlu yaşarken ve bundan mutlu olurken bazılarımız tam tersini yaşayarak mutlu oluyor, bunun çok uzun sürmeyeceğini bilse dahi...Olaylara dışarıdan bakabilmek mümkün mü? Her türlü art niyetten, ön yargıdan...İşte Diderot bize burada, bu başlangıcın temellerini göstermeye çalışıyor...Keyifle okuyacağınız bir kitap....

Kitapta beğendiğim bölümlerden paylaşmak isterim;

- “Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da acı gerçekleri yudum yudum içeriz…”

- "Minnet ağır bir yüktür ve kimse yük taşımak istemez..."

- " Herkes erdemi över, ama yine herkes ondan nefret eder, kaçar: erdem buz gibi soğuktur; insanoğlu ayağını sıcak tutmak ister.

- " Doğrusu namuslu ve değerli insanları çekiştirenler beni övselerdi kendimi alçalmış hissederdim..."

- "Bilge kişinin asla soytarısı yoktur; soytarısı olan da bilge kişi değildir..."
112 syf.
·2 günde
Diderot'u ilk defa okuyan biri olarak, tarzını sevdiğimi söylemeliyim. Sohbet havasında, karşılıklı konuşmalarla yazdığı eserde ahlaktan, faziletten, onurdan, yoksulluktan, müzikten vs. kısa kısa ama öz bilgiler sunmuş.
Bir filozofla, bir sanatçının yiğeni arasında geçiyor konuşma...
İnsanlara şaklabanlık yaparak geçimini sağlayan bu yiğen, bilme eylemini ortaya koyduğunda (akıllı davrandığında), yaltaklandığı kişiler tarafından "bize akıllı adam lazım değil" denilerek, bulunduğu çevreden uzaklaştırılmış. Deli gözüyle bakılan adamın içinde ne cevherler olduğunu hayretle, düşüncelerini merak ederek, ağzınız açık okurken "harâbat ehlini hor görme şakir, defineye malik viraneler var" diyeceksiniz.
Okumanızı tavsiye ederekten;
Keyifli okumalar...
112 syf.
Diderot, Rameau'nun yeğeninin ağzından toplumsal eşitsizliklere ve insanların bencilce davranışlarına keskin taşlamalar yöneltiyor.

Diderot bu romanında ahlak üzerine düşüncelerini dile getirmiş. İnsanın toplum içinde başkalarıyla ilişkilerinde davranışlarını dengelemek zorunda olduğunu da düşünmektedir. Bir anlamda insanın amacı mutlu olmaktır. Bu amaca ulaşmak için hangi yolu seçmeli?

Öyle kişiler vardır ki, mutluluğa ermek için başkalarına zarar verir kötülük etmekten çekinmezler. Buna karşılık iyi erdemleri olduğu halde mutlu olamayan insanlarda vardır.
Hoşumuza giden yalanları avuç avuç yutarız, ama acı gerçekleri yudum yudum içeriz. Üstelik kendimize çok güvenen, kavrayışlı bir tavır takınırız.
Denis Diderot
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası
Mükemmeliyetle ilgili fikirler diğerleri gibi görelidir. Yeryüzünde her şey mükemmel olsaydı, hiçbir şey mükemmel olamazdı ve daha da kötüsü var olan hiçbir şey var olamazdı.
Denis Diderot
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası
İnsanın dostu olur mu? Böyle kimseler varsa, onları zorla nankörleştirmek neye yarar? Etrafınıza bir bakın, her yardımın daima bir nankörlükle karşılandığını görürsünüz. Minnet ağır bir yüktür ve kimse bu yükü taşımak istemez.
Denis Diderot
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası
Ne lanet bir ekonomik sistem! Bir yanda tıka basa karnını doyuranlar, öte yanda mideleri de kendileri gibi bahtsız olan ve yiyecek bir lokma ekmek bulamayanlar. Daha da kötüsü yoksulluğun bizi içine sürüklediği konumdur.
Denis Diderot
Sayfa 89 - Türkiye İş Bankası

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rameau'nun Yeğeni
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608721
Kitabın türü:
Çeviri:
Adnan Cemgil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Rameau
Rameau
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie'nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. En önemli ve en kalıcı eserleri arasında yer alan Rameau'nun Yeğeni ölümünden sonra 1821 yılında yayımlandı. Yazar bu eserinde ahlak ve eğitim konularını ele alırken, döneminin ilişkilerini ve sanat anlayışını da eleştirmiştir. Diderot kuramları kadar bunları karşılıklı konuşma biçiminde sunuşuyla da ilgi çekmiştir.

Kitabı okuyanlar 47 okur

  • Ösa
  • Mehmet Toprak
  • Basak
  • İsmett Gdmn
  • a
  • monika
  • *ilge
  • orhan taşcı
  • Selin
  • Ali

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.2 (7)
9
%11.8 (2)
8
%35.3 (6)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0