Raymond Russel: Ölüm ve Labirent

·
Okunma
·
Beğeni
·
413
Gösterim
Adı:
Raymond Russel: Ölüm ve Labirent
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
6055250041
Kitabın türü:
Çeviri:
Savaş Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Koç Üniversitesi Yayınları
Bu kitap, dünya edebiyatında tam anlamıyla ayrıksı bir yere sahip olan, edebiyatı dilin dille gerçekleştirdiği bir deney(im) olarak kurgulayan Raymond Roussel'in yapıtını çözümlemeye yönelik ilk girişim. Foucault bu kitabında, felsefe ve sosyal bilimlerde çığır açan temel meselelerinden birini, dilin doğası ile dış dünya arasındaki, yani "kelimeler" ile "şeyler" arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Ama bu sefer diğer yapıtlarındaki gibi cinsellik, delilik, bilgi dolayımıyla değil, dilin varlığının kaçınılmaz olarak ortaya çıkardığı boşluktan seslenen bir edebiyatın içinden bakıyor.

Roussel'in yapıtı üzerinde bir meta-dil kuran, dilin doğasına, varlığına dair bir düşünceyi adeta bir ağ gibi ören Foucault, Raymond Roussel'de edebiyatı bir estetik dışavurum biçiminden ziyade, bir deneyim alanı olarak; dilin varlığının soruşturulduğu bir düşünce deneyi olarak tasavvur ediyor. Geleneksel edebiyat eleştirisi doğrultusunda bir yorum çalışması ya da şerh değil, çok farklı nitelikte bir edebiyat çözümlemesi yöntemi ortaya koyuyor. Gerçekleştirdiği edebiyat deneyi(mi) aracılığıyla, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın ancak ölümle mümkün olduğunu, hem yapıtları hem de kendi hayatı ve intiharıyla göstermiş olan Roussel'den hareketle Foucault, okuru "dil" denen çıkışsız labirente sokuyor.

Locus Solus, az yazan, az bilinen, anlaşılmayan Roussel'in Türkçeye çevrilmiş tek kitabı. Raymond Roussel ise pek çok eseri Türkçeye çevrilen Foucault'nun nadir kitabı: Gerçek ile kurmaca, hayat ile edebiyat arasındaki ayrımı ortadan kaldıran, dil ile ölüm arasında bir köprü kuran bir edebiyat deneyi(mi)ni okura da yaşatmaya girişen tekinsiz bir kitap.
Foucault 1955-60 yıllarında keşfettiğinde Raymond Roussel, pek bilinmeyen, garip bir yazardır; tuhaflıklara olan düşkünlüğü, soğuk esprileri, sıradışı kişiliği ve ürünlerinin tam anlamıyla norm dışı olması nedeniyle bir tek gerçeküstücüler fark etmişti onu. Hakkında bir inceleme yazmaya karar veren Foucault Roussel' in sözüm ona “ deliliğini ” şöyle tarif ediyor kitapta:

“ Roussel' in deliliği ancak bizim de deliliğimiz olduğu ölçüde, kendi içimizden değil, ait olduğumuz dünyadan ve o dünyayla kurduğumuz sapkın iletişim biçiminden gelen bir delilik olduğu ölçüde konuşur bizimle ”

“ Roussel hiçbir zaman kendi krizi için “ başkalarının gözünde bir delilik ” demez. O krizden kendini sıyırmaya çalışmaz asla. Aksine en azından bir süre için orada kendisine bir mesken bulduğunu gösterir: “ Birkaç ay boyunca olağanüstü şiddette bir aydınlık hissettim. ” Merkezi olduğu, merkezinde olduğu bir güneşin içeriden tecrübe edilmesidir bu. Başkalarının anlayışsızlığını bulmaz Roussel krizinin odağında; çarnaçar kopmuş olduğu ışıl ışıl aydınlık bir yuva diye bahseder ondan. Jules Verne' in eserlerinde gördüğü, bütün gerçek güneşleri gülünç düşüren küre budur. Ölümden sonraki ifşanın üstüne onu asmıştır. ”

Kitapta Foucault, Roussel' in labirentleri içinde kaybolduğunu çok çabuk fark ediyorsunuz. Okunması, dikkat isteyen kıymetli bir eser olmuş. Roussel' in kitaplarını okumadan önce okunması gereken kitap. Türkçe çevirilerinden "Locus Solus" önerilmiş. Her iki kitap için keyifli okumalar..
Şüphesiz en güçlü yankı aynı zamanda en az anladığımzdır. En görünür olan taklit de, gözümüzden en kolay kaçanı.
Roussel' in deliliği ancak bizim de deliliğimiz olduğu ölçüde, kendi içimizden değil, ait olduğumuz dünyadan ve o dünyayla kurduğumuz sapkın iletişim biçiminden gelen bir delilik olduğu ölçüde konuşur bizimle.
“ İlham ” dan, fanteziden, sözlerin kalemden akıp çıkmasından dem vuran bütün o sahte tesadüfleri konu eden söylemi arındırmaktır Roussel' in tekniği; amacı ise bu söylemi dilin ışıl ışıl aydınlık ve vâkıf olunması imkânsız bir gecenin derinlerinden çıkıp bize ulaştığı gerçeğiyle, bu katlanılmaz gerçekle yüzleştirmektir.
Blanchot’nun metinleri bıkıp usanmadan bu fikre döner hep: Yazmak demek göstermek veya görünmesini sağlamak değil, yazdığımız metinde bir gözden kaybolma olayının, şeylerin ve benliğin gözden kaybolmasının, kaçınılmaz olduğuna tanıklık etmek, dolayısıyla da yatışmak bilmeyen bir mesafe koyma işlemiyle kopup gitmek, el ayak çekmek için her yola başvurmak demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Raymond Russel: Ölüm ve Labirent
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
6055250041
Kitabın türü:
Çeviri:
Savaş Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Koç Üniversitesi Yayınları
Bu kitap, dünya edebiyatında tam anlamıyla ayrıksı bir yere sahip olan, edebiyatı dilin dille gerçekleştirdiği bir deney(im) olarak kurgulayan Raymond Roussel'in yapıtını çözümlemeye yönelik ilk girişim. Foucault bu kitabında, felsefe ve sosyal bilimlerde çığır açan temel meselelerinden birini, dilin doğası ile dış dünya arasındaki, yani "kelimeler" ile "şeyler" arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Ama bu sefer diğer yapıtlarındaki gibi cinsellik, delilik, bilgi dolayımıyla değil, dilin varlığının kaçınılmaz olarak ortaya çıkardığı boşluktan seslenen bir edebiyatın içinden bakıyor.

Roussel'in yapıtı üzerinde bir meta-dil kuran, dilin doğasına, varlığına dair bir düşünceyi adeta bir ağ gibi ören Foucault, Raymond Roussel'de edebiyatı bir estetik dışavurum biçiminden ziyade, bir deneyim alanı olarak; dilin varlığının soruşturulduğu bir düşünce deneyi olarak tasavvur ediyor. Geleneksel edebiyat eleştirisi doğrultusunda bir yorum çalışması ya da şerh değil, çok farklı nitelikte bir edebiyat çözümlemesi yöntemi ortaya koyuyor. Gerçekleştirdiği edebiyat deneyi(mi) aracılığıyla, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın ancak ölümle mümkün olduğunu, hem yapıtları hem de kendi hayatı ve intiharıyla göstermiş olan Roussel'den hareketle Foucault, okuru "dil" denen çıkışsız labirente sokuyor.

Locus Solus, az yazan, az bilinen, anlaşılmayan Roussel'in Türkçeye çevrilmiş tek kitabı. Raymond Roussel ise pek çok eseri Türkçeye çevrilen Foucault'nun nadir kitabı: Gerçek ile kurmaca, hayat ile edebiyat arasındaki ayrımı ortadan kaldıran, dil ile ölüm arasında bir köprü kuran bir edebiyat deneyi(mi)ni okura da yaşatmaya girişen tekinsiz bir kitap.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • DeliBilge

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0