Reinhold Lubenau Seyehatnamesi (Osmanlı Ülkesinde 1587-1589)

·
Okunma
·
Beğeni
·
31
Gösterim
Adı:
Reinhold Lubenau Seyehatnamesi
Alt başlık:
Osmanlı Ülkesinde 1587-1589
Baskı tarihi:
24 Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
836
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051050904
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Yayınevi
Bu eser Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun 1587’de Osmanlı İmparatorluğu’na yolladığı elçilik heyetinde eczacı olarak bulunan Reinhold Lubenau’un günlüğüdür. Lubenau’nun yolculuğu Tuna nehri üzerinde işleyen gemilerle başlar. Yazar, Tuna kıyısındaki Komorn, Estergon, Budin kalelerini ve Mohaç meydan savaşının geçtiği yeri inceden inceye tarif eder. Belgrad’dan itibaren kara yolculuğu başlar. Günümüzde Sırbistan ve Bulgaristan olarak tanımlanan ülkelerden geçerek Niş, Sofya ve Filibe kentleri üzerinden Osmanlı başkentine ulaşılır. Yazar, bundan sonra Konstantinopolis kenti hakkında ayrıntılı bilgiler aktarır. Günlüğün bu bölümü, yapıtın doruk noktasını oluşturmaktadır, çünkü Sultanların mekânı olan, “Altın Boynuz” kıyısındaki başkent hakkında o döneme ait tarihî bilgileri içeren kaynaklar çok zayıftır. Yazar Konstantinopolis’te yaşadığı sırada, elçilikte görevli olan bazı beylerle birlikte Bursa, Mudanya, Karamürsel, İznik, İzmit kentlerini gezme fırsatını da bulur ve buraları da aynı şekilde anlatır. Lubenau bir buçuk yıl sonra ülkesine dönmek üzere bir Osmanlı kadırgasıyla yola çıkar. Bu kadırga, kaptanıderya Hasan Paşa’nın yönetimindeki Osmanlı donanması ile birlikte Akdeniz’e açılmak üzeredir. Böylece yazarımız tarihte bir Osmanlı donanmasıyla neredeyse tüm Akdeniz’i dolaşan ilk ve tek “seyyah” haline gelir. Yeniden Anadolu sahilleri ve Truva harabeleri ziyaret edilir. Kadırgaların Bozcaada, Limni ve Eğriboz adalarına uğraması sayesinde bu adaları da görür. Atina’dan hareketle Korint’e ve Nauplia’ya, oradan Tunus’a ve geri dönüşte İskenderiye, Kıbrıs, Rodos, Sakız ve birçok Kiklad adasına yanaşılır ve bu uzun, dolambaçlı yolculuk Venedik’te son bulur. Kitabın bu bölümünü ilginç kılan, sadece kadırgadaki forsaların yaşamının anlatılmış olması değildir; tarih, coğrafya, botanik ve zooloji bilimleriyle ilgilenenler de, keskin bir gözlem yeteneğine sahip olan bu genç eczacının özellikle doğa bilimleri hakkında yaptığı açıklamaları merakla okuyacaklardır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bir insanın kendi dininden olmayan birine hizmet etmesi, aslında hem çok zor hem de tehlikelidir.
Şimdi yere serilmiş ve yıkılmış olarak yatanlar, bir zamanlar çok zengin kentlerdi. Bembeyaz ve parlak olanlar şimdi kapkaradırlar.
Aklı olmayan bir hayvanı bile eğitmek mümkünken, uzun uğraşlara rağmen bazı insanlara asla bir şey öğretilemiyor.
Dilerdim ki tüm vatandaşlarımız çocuklarını genç yaşta bir işe yerleştirip doğru dürüst bir şeyler öğrenmelerini sağlasınlar, sonra da onlar yabancı ülkelere giderek deneyim kazansınlar. Şimdilerde olduğu gibi hiçbir şey öğrenmeden, annelerinin babalarının dizi dibinde oturup onların parasını yemesinler. Böyle yapsalar yabancı, kendini beğenmiş, iddialı kimselerin önemli mevkilere getirilmesinin ve bu kişilerin yönetiminde çıkacak karışıklıkların önüne geçebilirlerdi. Üstelik ülkemizde daha becerikli kimseler bulunsaydı, o yabancı kişilere görev teslim edilmeyip bu şerefli konuma getirilmemiş olacaklar ve bu yüzden böyle böbürlenemeyeceklerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Reinhold Lubenau Seyehatnamesi
Alt başlık:
Osmanlı Ülkesinde 1587-1589
Baskı tarihi:
24 Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
836
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051050904
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Yayınevi
Bu eser Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun 1587’de Osmanlı İmparatorluğu’na yolladığı elçilik heyetinde eczacı olarak bulunan Reinhold Lubenau’un günlüğüdür. Lubenau’nun yolculuğu Tuna nehri üzerinde işleyen gemilerle başlar. Yazar, Tuna kıyısındaki Komorn, Estergon, Budin kalelerini ve Mohaç meydan savaşının geçtiği yeri inceden inceye tarif eder. Belgrad’dan itibaren kara yolculuğu başlar. Günümüzde Sırbistan ve Bulgaristan olarak tanımlanan ülkelerden geçerek Niş, Sofya ve Filibe kentleri üzerinden Osmanlı başkentine ulaşılır. Yazar, bundan sonra Konstantinopolis kenti hakkında ayrıntılı bilgiler aktarır. Günlüğün bu bölümü, yapıtın doruk noktasını oluşturmaktadır, çünkü Sultanların mekânı olan, “Altın Boynuz” kıyısındaki başkent hakkında o döneme ait tarihî bilgileri içeren kaynaklar çok zayıftır. Yazar Konstantinopolis’te yaşadığı sırada, elçilikte görevli olan bazı beylerle birlikte Bursa, Mudanya, Karamürsel, İznik, İzmit kentlerini gezme fırsatını da bulur ve buraları da aynı şekilde anlatır. Lubenau bir buçuk yıl sonra ülkesine dönmek üzere bir Osmanlı kadırgasıyla yola çıkar. Bu kadırga, kaptanıderya Hasan Paşa’nın yönetimindeki Osmanlı donanması ile birlikte Akdeniz’e açılmak üzeredir. Böylece yazarımız tarihte bir Osmanlı donanmasıyla neredeyse tüm Akdeniz’i dolaşan ilk ve tek “seyyah” haline gelir. Yeniden Anadolu sahilleri ve Truva harabeleri ziyaret edilir. Kadırgaların Bozcaada, Limni ve Eğriboz adalarına uğraması sayesinde bu adaları da görür. Atina’dan hareketle Korint’e ve Nauplia’ya, oradan Tunus’a ve geri dönüşte İskenderiye, Kıbrıs, Rodos, Sakız ve birçok Kiklad adasına yanaşılır ve bu uzun, dolambaçlı yolculuk Venedik’te son bulur. Kitabın bu bölümünü ilginç kılan, sadece kadırgadaki forsaların yaşamının anlatılmış olması değildir; tarih, coğrafya, botanik ve zooloji bilimleriyle ilgilenenler de, keskin bir gözlem yeteneğine sahip olan bu genç eczacının özellikle doğa bilimleri hakkında yaptığı açıklamaları merakla okuyacaklardır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • FYILDIRIM
  • Ümit Özgüler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0