·
Okunma
·
Beğeni
·
899
Gösterim
Adı:
Resul
Baskı tarihi:
17 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844898
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Resul
Resul
“Artık insan olmayacak ve korkmama gerek kalmayacak.”

Sadece canlı, sadece kendisi, kendisiyle eşit ve kendinden ibaret oluşun bilgisiyle kuşanmadan, bir yanıyla salt var oluşa, bir yanıyla çaresiz yok oluşa koşan Resul, dil’in içinde bir dil, ev’in içinde bir ev kuruyor: Durmadan devinen, dönüşen ve her şeyi şekillendiren bir dünyada, “hayatta ve bilmede” daima başladığı yere dönmeye mahkûm o varlık, gerçek olanın tekinsizliği gerçekdışının açık seçikliğinde bedeninin ve aklının sınırlarını zorluyor.

Hiçbir şeyi netleştiremiyor, hiçbir şeyi sabitleyemiyor, durmadan çırpınıyorum. Durmadan her şeyde başa dönmek ve sonuna kadar bilmek istiyor, her seferinde anlamayı bitirdiğim şeylerin değiştiğini ve o ana dek yaptığım her şeyin boşa gittiğini görüyorum. Bundan yorulmak bir işe yaramıyor. Hayatta ve bilmede her an yeniden başa dönmek gerekiyor. Bundan vazgeçmek mümkün değil, o tuhaf sarsak aklım söz dinleyesi değil, yapıyor. Bana düşen onun sonu gelmez tartışmalarına ve durmadan değişen yeni duruma uyarlanma çabalarına kahramanca tahammül etmek.
141 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Zorlu bir serüvendi... Bazı anlar okuma gücünü kendimde bulamadığımı bile hissettim.
İlk defa okuduğum Hüseyin Kıran, gözlerimi cümlelerinin üzerine, zihnimi anlattıklarına mıhladı. Hayatımda okuduğum en sert kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Kitaba adını veren yazar-kahraman Resul'ün yaşadıkları, zihni, düşünce biçimi, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği kuşatılmışlık ve sorgulama hali beni hayran bıraktı. Şu an üzerine çok fazla yazacak gücüm yok çünkü kitap beni benden etti birazcık... Fakat böyle bir eser yaratılabildiği için, Hüseyin Kıran, varoluş bilinçliliğinin verdiği sonsuz umutsuzluğun farkındalığını söze dökebildiği için çok mesudum...
141 syf.
·3 günde·9/10
Hüseyin KIRAN – Resul

Uzun süredir kitaplığımdaydı. Bir kaç defa okumak için hamle yaptıysam da vazgeçip başka dünyalara daldım. Sonra bir anda kendimi “Resul” okurken buldum ve bir solukta bitirdim.

Karakter analizleri oldukça sağlam betimlenmiş fakat hep eksik bırakılmış yerleri var. En net anlatılan şey karakterlere yapılan işkence. Çıldırmanın eşiğine geldim.

Beden ve bilincin keskin savaşı. Şizofrenik bir durum. Kendi bedeni hapishanesi olmuş. Fakat bunu o kadar derin anlatıyor ki Resul, kitlenip kalıyorsunuz. Galiba çok doğru zamanda okudum..

“Hiç tartışmadan bilmeden ölçmeden yaşamalı. Bir beden olarak. O zaman acı da olmayacak. Sadece yaşamak olacak. Acıyı ise karıştırmamalı, ya da eğer bilinci susturamıyorsak gövdenin yaşaması bastırılmalı; salt bilinç olarak kalmalı. Bilinç bedenden, beden bilinçten haberli olduğu sürece, birbirleri hakkında bildikleri, düşündükleri, eleştirebildikleri doğru buldukları yanlış buldukları değişmek ve değiştirmek istedikleri dışladıkları ve benimsedikleri olduğu sürece yaşamak zor.”

Resul'un bilincinin silindiği kısımlar gerçekten de efsunlu bir dille anlatılmıştı.

Okurken ve okuduktan sonra "Bu neydi şimdi" diye düşünmek istiyorsanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Herkesin kendi gerçekliği ile yüzleşebileceği bir kitap. Tabi yüzleşmeye hazır iseniz..

Unutmamak lazım; “Uzaklaşmak için attığın adımlar gelip gelip sana dayanır. “

Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar.
141 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İçinde yıldız gibi kayarak, rahatça bağlantı kurulup, yan gelip yatarak okunacak cinsten bir roman değil Resul. Yeryüzündeki hâl-i pür-melâlimizden gayet memnun olan okuma adayları için rahatsızlık verebilir, deyim yerindeyse “hikâye” anlatmıyor. Dil ve içerik başkalığı H. Kıran’ın ilk okuduğum Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’dan âşinâ olduğum, sevdiğim bir tarz; nev’i şahsına münhasır.

Dücane Cündioğlu’nun bir tespiti vardı: Fırlatılıp atılmışız bir kere bu dünyaya. Biz kendimizi burada bulduk. Bir baktık ki buradayız. Yaşamı seçmedik, ona mâruz kaldık. Şaşkınız.

Resul bu mâruz kalmanın, şaşkınlığın içinde… Bir çıkış arıyor, arıyoruz… Bedenden, bilinçten kaçabilir miyiz, gidilebilir bir yer var mı? Bu zulümden kurtulmak mümkün mü, nasıl?

Bu sorulara cevap arayan Resul’un yer yer akıllara durgunluk veren hâli ile hallenmek isterseniz ne âlâ, çünkü kitap bittiğinde de elde avuçta kalan aynı soru işaretleri.

“Resul durumu anlıyordu. Kimseye kırgın değildi. Hüküm böyleydi. Yüzünü ekşitmesi mi? Bir kere ağzı kanla doluydu, bunun kendi kanı olması durumu iyice tatsızlaştırıyordu. Karnın altına alınan darbeler insanı kilitliyordu. Az üstüne vurmak nefessiz bırakabiliyordu. Böbrekler coşkulu bir kusma isteği, karaciğer ve dalak ise içinde bir bomba patlamış gibi. Doğal olarak ben Resul gülümsemekte güçlük çekiyorum.” (S. 117)
141 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Hüseyin KıranResul

Çağrısına icabet ettiği,korku ve işkence odağı bilinmez bir Daire’nin yarattığı,yaşattığı işkencelerin gölgesinden kaçan,kaçmanın yollarını arayan,yaratılan iktidar ortamından kaçmanın çarelerini üreten,çarkın dışına çıkmaya çalışan ve kendine bir güvenlik alanı oluşturmaya uğraşında biri Resul.

Daire’nin ağır işkenceler sonucu ortaya çıkardığı kişilik,yaralı,travmatik, bilinci yitirmiş. Bu bilinçle bölünmüş,parçalanmış,bir araya zor getirilen sesler ve sözlerden oluşan,devrik ve bitmemiş cümleler hüküm sürüyor kitabın ilk başlarında.Farklı bir dil,kekeme bir dil karşılıyor okuyucuyu.Ben okumaktan vazgeçmedim bir derdi var Resul’un bu dönmeyen dil bir yaşanmışlığı anlatıyor dedim.Belki bir dönemi ya da kişisel bir anı anlatıyordu.Artık onu da anlamak ve aktarmak okurun bilincine bırakılmış.Ve şöyle etrafınıza bir göz gezdirmeye,kendimizce bir alan yaratmaya çalıştığınızda hiçte uzak olmadığınız bir ortamdan çıkmış Resul ve binlerce Resul’ler olduğunu görüyorsunuz.İsimler,bedenler hayat buluyor zihninizde,adeta canlanıyor bedenler gözünüzün önünde.

Resul,Hüseyin Kıran’dan okuduğum ilk kitap.Okunmayı bekleyen iki kitabı daha var kitaplığımda.

Hiç yürümemiş insan olamaz. Hiç izi olmayan insan olamaz demektir bu; insan ayak izlerinden kurtulamaz.
bedenimden kurtulmak için kendimi ona bırakmalıyım. Tıpkı düşmandan kurtulmak için ona sarılmak gerektiği.
Uzlaşmak, kendinden başka varlıklar kendilerini de yatınca onlara doğru evrilmek ve benzeşmek,onların onay ve inayetiyle artık varlığını sürdürmekti,bunu asla yapmamıştı.Kendisi hakkında hiçbir Çelişkiye düşmemiş, ölmek ve varlığını sürdürmek dışında ikilemde kalmamıştı.
Başkalarını yaralarız,Çünkü o yarayı açanın artık hep hatırlanacağını biliriz.İster bedende, ister ruhta diye eklemeye gerek bile görmüyorum şimdi. Şimdi eyleme geçme ve kaçma zamanı.
varlık ancak, bize gömülmüş başkalarının seslerinden, bizde yaşayan diğerlerinden ibaret olan vicdanın kötüleyen tüketici sesinden kurtulmakla mümkün. Mümkün, ey!
141 syf.
·Puan vermedi
"Resul’un çektiği korkunç acılar, ilk başta kelimelerini parçalar, sonra cümlelerini, paragraflarını. Bunlar da yetmeyince Resul’u, en sonunda da anlatıcıları. Birinci ağız ve üçüncü ağız anlatının cümleleri sona doğru iç içe geçer. Acı her şeyi parçalayacak kadar güçlüdür. Öyle ki Resul öleyazdığında bile ona şunu söyletecektir: “Ölmek demek, kurtulmak demek ve dünyanın dışına çıkmak demek değildir.”

Peki Resul’un bu kadar acı çekmesine neden suçu nedir?  Bir suçu yoktur aslında Resul’un. Zaten kendisi de, “Bildiğimiz bir suçumuz yoksa gerçekte suçlu da değiliz.” der. Ama başkaları için suçlu olup olmamamızın bir anlamı yoktur. Önemli olan bu suçlanırken yaşadığımız binlerce acıdan kurtulmanı bir yolunu keşfetmektir ve Resul’un bulduğu yol tam olarak kaçmanın yoludur."
112 syf.
·Puan vermedi
Bir duvar binlerce tuğladan oluşur fakat duvarın binde biri bir tuğla değildir. İnsanda binlerce parçadan oluşur ama binde biri bir insan etmez. Bir bütün olarak varız kendi varlığımızla varız ve biz dünyada biriciğiz. Kimseye benzemiyoruz ve bazen bu kimseye benzemeyen ‘ben’i korumaya ihtiyaç duyuyoruz. Sürekli bizi gözleyen bir varlık ve ya gözden. Bunun için bulduğumuz bir çok yol var; duvar örmek mesela diğerleri ile arana. Bu duvarın ise hem teknik hem de duygusal problemleri var elbette:

“Etrafımı dolayımı sağlama almam gerektiğini biliyor bunun için işimi görebilecek yekpare bir malzeme düşünüyor bulamıyordum...önümde buldum bir tuğlaydı bu... Bu tuğladan ya da düşünce kalıbından ne kadar üretebilirdim?... Gerçekten kendime derme çatma bir koza oluşturmak on dakikamı bile almadı.”

Düşünce kalıplarından oluşturduğumuz bu duvar elbette bizimdir de bizi ne kadar ifade eder bu kestirilemez ve en kötü yanı saydam olmayışıdır. Dışardan görülmez içi de içerden de dışarısı görülmez ve küçük daracık yalnız bir odadır. Çok fazla şey sığmaz içine hangi duyguyu alacaksın mesela kocaman öfkeni mi, derin yalnızlığını mı, bütün vazgeçişlerini mi? Hepsi senin içindedir de görülmesin diyorsan duvarın çok kalın sessizliğin ise çok derin olmalıdır.
Duvar bir kenara bazen kafesi tercih edersinde olay yine aynıdır değişmez elbette. Suni solunuma hatta suni solunum cihazına ihtiyaç duyabilirsin. İşte o an kontrolü yitirirsin başkası bir makina senin yerine karar vermeye başlar o zaman kaçmaya da başlarsın tüm dünyadan ve gerçeklerinden sığındığın örümceklerle paylaştığın bir hela oluverir. Örümceklere duyduğun saygı onlar önünde eğilmene yarar eni kökü de onlar fark etmezler bile seni. Suni solunum cihazına bağlı suni teneffüs zamanlarını bile ararsın.
Hüseyin Kıran bir metafor yaratmış romanında bir geçiş vazgeçmek öykücükleri içinde. Hayatın tüm gerçek yanlarını ortaya koymak için bir sürü metafor. İşkence, yalnızlık, aşk, seks için bir sürü şeyin içine girmiş. Her hücresinde diğeri olmayı istemiş ve bunu ancak o düşünce kalıpları sayesinde yaşamış. İçinde bir sürü boşluğu barındıran insan olmuş önce:

“İnsanın içi boşluklarla dolu. Küçük odacıklarçekmeceler( kilitli-sakın!) bölmeler geniş serin teraslar güneş görmeyen çekme katlar gömme dolaplar uyuma odaları sonu gelmez uzunlukta, karşılıklı iki duvarı sayısız portreyle kaplı karanlık dehlizler tekinsiz galeriler ve içlerinde korkunç tarifi kabil olmayan sıvıların akıp durduğu bükülgen borularla dolu insanın içi. Yine de bunlar tek tek tamamlanabilir. Fakat en kötüsü insan başı, içinde boşluk kelimesini taşıyor, bu asla doldurulamaz bir şey. Ne yapılabilir? En doğrusu bu kelimeyi unutmaktır. Ama bu nasıl olabilir? Unutması gerektiğini bildiği bir şeyi nasıl unutur insan? Öyleyse içini tamamlayamaz, ondan hep bir şeyler eksik olacak, hep bir yerleri boş kalacaktır.”

Sonra bir köpek bir komidin bir çekmece. En sonunda hasmı ve kendine geri dönmüş bu metaforik yolculuğun sonunda. Hayattan vazgeçerken yaşamak içinbir sebep ararken bulmuş kendini. Sebepleri yoksa bile tutunma çabası göstermiş bu ona tamamen yabancı dünyaya. Endişeli ve tedirgin başladığı paranoyak yolculuğunu yine bir vazgeçme isteği ile sonlandırmış. Bedensel olan yanında ruhsal göçebeliği yaşamış ve yazmış. Bir son beklemeden bir başlangıca ihtiyaç duymadan akıp giden bu kısa an içinde bir çok şeyin yaşanır olduğunu ispat edercesine. An’a sıkıştırılan bir ömür belki de özetini okutuğumuz bu roman.
Keyifli mi bilmem ama bir uçarı özgürlük yaşattığı bana.
141 syf.
·7 günde·8/10
Bir Yeralti Romani

.“Gövdeden dahi kurtulmak mümkünken bilinçten kurtulmak mümkün değildir.” (Resul, s. 15)

Resul, diliyle,imgelem dunyasiyla ve kahramaninin sizoid bölünmüslükleri ile farkli ve modern bir roman/anlatı.

Resul, hayatin dışına itilmislerden ve toplumun pek gormek istemedigi tiplerden.

Romanda parcalar var, onlari birlestirerek biz okurlar bir sonuca varabiliyoruz. Bilincakisi teknigi yer yer zorluyor insani ve okumayi zorlastiriyor.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Karakterlerin hepsi çok karanlık, metin bazı yerlerde kapanıyor bazı yerlerde ise çok açık. Sanki işkence altındaki bir insanın hayatta kalma çabası içindeyken kafasından geçen kurguladığı bir hikayenin içindesiniz. Yazarın bir şey anlatmak önceliği değil. Metin çok sağlam tabii ki de tavsiye ediyorum.


https://www.youtube.com/watch?v=admE6b9B8Yw

Hüseyin Kıran - Resul
Mevsim Yenice - Bilinmeyen Sular
"Hepimiz başkaları için başkalarıyız. Herkes herkes için başkası olduğuna göre, kimse için güvenli bir yaşam mümkün olmayacaktır; olduğu kadarıyla bile demek istiyorum.
Her insan bir diğeri için arzu oluşturur ve bir ağrı ve şiddet kaynağıdır."
Hüseyin Kıran
Metis Yayıncılık
İnsan içi boşluklarla dolu. ... Yine de bunlar tek tek tamamlanabilir. Fakat en kötüsü; insan başı, içinde boşluk kelimesini taşıyor, bu asla doldurulamaz bir şey.
Hüseyin Kıran
Sayfa 25 - metis yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Resul
Baskı tarihi:
17 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844898
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Resul
Resul
“Artık insan olmayacak ve korkmama gerek kalmayacak.”

Sadece canlı, sadece kendisi, kendisiyle eşit ve kendinden ibaret oluşun bilgisiyle kuşanmadan, bir yanıyla salt var oluşa, bir yanıyla çaresiz yok oluşa koşan Resul, dil’in içinde bir dil, ev’in içinde bir ev kuruyor: Durmadan devinen, dönüşen ve her şeyi şekillendiren bir dünyada, “hayatta ve bilmede” daima başladığı yere dönmeye mahkûm o varlık, gerçek olanın tekinsizliği gerçekdışının açık seçikliğinde bedeninin ve aklının sınırlarını zorluyor.

Hiçbir şeyi netleştiremiyor, hiçbir şeyi sabitleyemiyor, durmadan çırpınıyorum. Durmadan her şeyde başa dönmek ve sonuna kadar bilmek istiyor, her seferinde anlamayı bitirdiğim şeylerin değiştiğini ve o ana dek yaptığım her şeyin boşa gittiğini görüyorum. Bundan yorulmak bir işe yaramıyor. Hayatta ve bilmede her an yeniden başa dönmek gerekiyor. Bundan vazgeçmek mümkün değil, o tuhaf sarsak aklım söz dinleyesi değil, yapıyor. Bana düşen onun sonu gelmez tartışmalarına ve durmadan değişen yeni duruma uyarlanma çabalarına kahramanca tahammül etmek.

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Elanur Filiz
  • Rth
  • Dileda Arslan Takipçisi
  • Ömer aydemir
  • Yusuf Berkman
  • Burcu Ünlü

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%6.7 (1)
8
%6.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0