Adı:
Romancının Romanı
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750704642
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Elizabeth Costello: Eight Lessons
Çeviri:
E. Efe Çakmak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Romanın kahramanı Elizabeth Costello, yaşlanmakta olan seçkin bir Avustralyalı romancıdır. Dünyanın çeşitli üniversitelerini dolaşarak konferanslar verir. Ancak bu konferanslar, yazarın ahlakî, estetik ve felsefî sorunlarla ilgili düşüncelerinin yanı sıra kendi yaşamöyküsünden kesitler de içermektedir.

2003 Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen J. M. Coetzee, bu romanında, kurgusal yöntemlerle kurgu dışı yöntemleri ustaca birleştirerek son derece özgün bir yapıt sunuyor okuyucuya. Romancının Romanı, yüzeyde, bir kadının anne, kız kardeş, sevgili ve yazar olarak yaşamının öyküsü. Ama Coetzee, asıl ustalığını, öykü anlatma sanatının derinliğinde gösteriyor. Romanın şaşırtıcı sonu ise Coetzee çapında bir yaratıcı yazarın hayal gücüne yaraşır düzeyde.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
Pes ediyorum. Coetzee'nin Utanç adlı eserini çok beğenerek okuyup bu eserine de aynı heyecanla başladım ve okumayı sürdürdümse de kitabın benim bilgimi aşan bir yönü var ve bu birikim bende olmadığı için artık takip edemiyorum.

Kitapta Elizabeth Costello adında yaşlı, Avustralyalı bir kadın yazarın 8 farklı konferansa katılmasını takip ediyoruz. Kitaptaki bölüm başlıkları da I. Konferans, II. Konferans olarak devam ediyor, her konferansın farklı başlıkları var: ilk konferansta gerçekçilik konusu işleniyor: edebi metinler gerçeği anlatabiliyor ya da anlatıyor mu, yoksa günümüzde kelimeler kendileri olmayan şeylere mi işaret ediyorlar ve gerçeklik iddialarını mı kaybetmiş bir bağımsız varlık hâlindeler mi, diye soruyor yazar. İkinci konferansta Afrika'da roman konferansına katılıyoruz: Coetzee Güney Afrikalı bir yazar ve siyah olmak temasını diğer kitaplarda kullandığını biliyoruz, burada da baş karakterimiz Costello'yla beraber Afrika'da roman konferansını dinlerken Afrikalı yazarların aslında bir egzotizm tuzağına kendini kaptırdığı ve koca kıtayı bir turistik kartpostala çevirdikleri gibi bir eleştiri bizi karşılıyor, Coetzee'nin Afrika'da edebiyat ve yazarlara yaklaşımı bana Orhan Pamuk'u da hatırlattı, ilk gerçek Avrupalı yazarımız gibi, özellikle de Masumiyet Müzesi'nde bayramı ya da kurban bayramını anlattığı satırları hatırladım. Coetzee de burada Afrikalı yazarların kıtayı merak eden batılı gözler için yazdığını söylüyor.

Üçüncü ve dördüncü konferanslar hayvanlar ve filozoflarla hayvanlar ve şairler üzerinden vejetaryenliği tartışıyor aslında, vejetaryenliğin entelektüeller tarafından aslında nitelikli sözcükler ve akıl yürütmelerle yaftalanması ve Costello'nun insanların bir türlü anlattığı şeyi algılamaması karşısında hissettiği yılgınlık da bariz belli oluyor; ancak Coetzee'nin kitabı 2003 yılında yazdığı düşünülürse veganlık yerine vejetaryenliği tartışması da dikkat çekici. Kelime olarak yanlış kelime kullanılsa bile Costello yine de veganlığın temsil ettiği duruşu güzel temsil ediyor bence. Bu iki bölümün konu hakkında önceden bol bol okumuş olmama rağmen bana bile ağır geldi, çok kolay anlaşılabildiğini söyleyemem.

Kitabı bırakmama sebep olan bölüm, beşinci bölüm. Bu sefer Costello'nun ablasının verdiği konferansa gidiyor ve burada Afrika'da insan bilimlerinin algılanışı ve hâli üzerine bilgilendiriliyoruz; ama ben artık neyin ne olduğunu anlamıyorum, bilmediğim konularda konuşan, fikir yürüten, itiraz eden insanlar var. Bütün bölümlerde olduğu gibi; Costello'nun, oğlunun, diğer bazı katılımcıların düşünceleri, hisleri karşımızda; bu anlamda hiç teklemiyor eser; ancak konuya hâkim olmayan ve bilgisi eksik olanların da rahatça okuyabileceği şeylerden de söz edilmiyor. Bugün sitemizde de bulunan bir arkadaşla, Özgür'le konuşuyorduk ve Özgür şu düşünceyi dile getirdi: okumak farklıdır, anlamak farklıdır, özümsemek farklıdır. Ben bu kitabı okuyorum ama doğru anlayabildiğimi düşünmüyorum. Anlayamadığım şeyi okumaya devam etmek de bana doğru gelmiyor, zoraki okumaya çalışmak da keyif almamı imkânsız hâle getiriyor. Coetzee'nin diğer eserlerini okumaya devam edeceğim; ancak bu kitabı gerçekten Coetzee severlere ya da böylesi konferans-roman karışımı ilginç bir denemeden keyif alabileceğini düşünenlere önerebilirim.
Tam anlamıyla roman olmayan bir roman, romancının romanı :) ne çok roman dedim ama öyle. Coetzee'nin kendi konferansları aslında. O sunumları Elizabeth Costello karakteri etrafında kurgulayarak zengin içerikli bir kitap çıkarmış ortaya. Gerçekçilikten kötülüğe, erostan Afrika'da romana kadar pek çok sunum. Ve yazarlık, yazarın neden yazdığı gibi konulara da değinmiş. Postmodern bir roman. Ara ara okurken daraltsa da okuyanı pek çok yerde gezdiren bir kitap...
...Bir zamanlar biliyorduk. Metin bize, ' Masada bir bardak su var', dediğinde, gerçekten de bir masa ve üstünde bir bardak su olurdu, onları görmek için tüm yapmamız gereken metnin söz-aynasına bakmaktı.

Ama bütün bunlar sona erdi. Söz-ayna, öyle görünüyor ki, kırılıp paramparça oldu ve asla tamir edilemeyecek. Salonda gerçekte ne olup bittiğiyle ilgili, tıpkı benim gibi siz de tahmin yürütebilirsiniz; insanlarla insanlar, insanlarla maymunlar, maymunlarla insanlar, maymunlarla maymunlar. Belki de salonun kendisi bir hayvanat bahçesi. Sayfadaki sözler artık yoklamada birer birer ayağa kalkmayacak, 'Ne anlama geliyorsam o anlama geliyorum' demeyecekler. Şöminenin üstündeki rafta, Kutsal Kitap'la Shakespeare'ler arasında duran sözlük-ki dindar Romalıların evlerinde hanenin tanrıları dururdu oralarda- şimdi sayısız şifre kitabından biri oldu...
J. M. Coetzee
Sayfa 31 - Bu alıntıda kitabın baş karakteri Elizabeth Costello'nun ödül töreninde yaptığı konuşmadan bir kısım var. Costello bu ödül töreninde gerçekliğin ne olduğu konusunda konuşurken sözlerine Kafka'nın Akademiye Bir Rapor adlı hikâyesinden bahsederek başlıyor.
“Bir kere başlangıç diye bir sorunumuz var, yani nasıl edip de, şu bulunduğumuz yerden, ki burası da henüz hiçbir yer, karşı kıyıya gideceğimiz. Basit bir köprü sorunu bu, taş taş üstüne koyup bir köprü kurma sorunu. İnsanlar her gün bunun gibi yığınla sorun çözüyor. Çözüyorlar ve yollarına devam ediyorlar.”
Bir zamanlar kim olduğumuzu söyleyebileceğimize inanırdık. Şimdi yalnızca kendi rolümüzü oynayan oyuncularız.
Okumak biz Afrikalılara, tuhaf bir yalnızlık getiren bir uğraş olarak görünür, bize yabancıdır. Bizi huzursuz eder. Biz Afrikalılar, Paris ve Londra gibi büyük Avrupa kentlerine geldiğimizde, insanların trenlerde çantalarından çıkardıkları kitaplara gömülüp kendi özel dünyalarına çekildiklerini fak ederiz. Kitap çantadan çıktığında, bir işarete dönüşür. Beni yalnız bırak, kitap okuyorum, der bu işaret: Okuduğum şey senden daha ilginç.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Romancının Romanı
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750704642
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Elizabeth Costello: Eight Lessons
Çeviri:
E. Efe Çakmak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Romanın kahramanı Elizabeth Costello, yaşlanmakta olan seçkin bir Avustralyalı romancıdır. Dünyanın çeşitli üniversitelerini dolaşarak konferanslar verir. Ancak bu konferanslar, yazarın ahlakî, estetik ve felsefî sorunlarla ilgili düşüncelerinin yanı sıra kendi yaşamöyküsünden kesitler de içermektedir.

2003 Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen J. M. Coetzee, bu romanında, kurgusal yöntemlerle kurgu dışı yöntemleri ustaca birleştirerek son derece özgün bir yapıt sunuyor okuyucuya. Romancının Romanı, yüzeyde, bir kadının anne, kız kardeş, sevgili ve yazar olarak yaşamının öyküsü. Ama Coetzee, asıl ustalığını, öykü anlatma sanatının derinliğinde gösteriyor. Romanın şaşırtıcı sonu ise Coetzee çapında bir yaratıcı yazarın hayal gücüne yaraşır düzeyde.
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Betül Yılmaz
  • Necmettin Zafer
  • Abdullah Turkoz
  • Özge SAKA
  • Serkan Mutlu
  • Kitabı Seviyorum
  • Gökhan
  • Selda T.
  • Ahmet Güler
  • Rabia Hilal Şener

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0