Adı:
Ruh Üşümesi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750800796
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Baskılar:
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
'Bayanlar, baylar! Çoğunuz da birçok kere dışa vurulamamış derin kederler yüzünden kırmızı ya da beyaz pekçok şarap içmiş ve karlı kazalı bir gecenin sonunda isyanı, kederi, korkuyu, utanç ve 'kör talihi' tutuklatmak için nereye başvuracağınızı bilemez duruma gelmiş olabilirsiniz.
Aaa, ama hayır! Buraya onu karıştırmayın, demiş kızları da. Şark Yıldızı Şarkta kaldı. Bizim çok şarap içtiğimiz gece çok özel ölülerimiz vardı.
Kim bilebilir ki? Kimsenin bilmesi gerekmiyor.
'Garson! Şu benim beyaz şarap lütfen!...''
Kısa, yoğun, uğultulu, sarsan, soran, anlatan, şaşırtan bir roman. Büyük bir orkestra değil, birkaç yaylı çalıyor, usulca. Deniz mağaralarından gelen derin uğultular gibi.
155 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
DESTUR diyerek okuyun :))
KIŞKIRTICIDIR...
Erkek kadına kur yapar - erkeğin eğitimi, statüsü, kültürü, yaşı, deneyimi bu aşamada farklılıklar gösterir :) -
İlk randevuya hazırlanılır:
Kadın günler önceden kendine yeni bir elbise ve yeni bir ruj alır, ilk buluşmada yapılması gerekenleri google arama motoruna yazıp unuttuklarını not eder, geceleri kirpiklerine badem yağı sürer....
Erkek bu arada bir futbol ya da basketbol maçı izlemeye gider, digitürk aboneliğini yeniler, borsada ne kadar kaybettiğini hesaplar, arabasının bakım zamanı geldiğinden yağ filtresini değiştirir, fren balatasını kontrol ettirir, süper lig tahminlerindeki hatasını analiz eder, sayısal oynar ....
Ve buluşma yerine gidilir, meraklı gözlerle karşı taraf süzülür, kadın güzelliğine övgüler bekler ;erkekse piyasaların durgunluğunun sebeplerini analiz eder.

Aslında ikisi de aynı şeyi düşünür :
Tenler uyuşur mu?
İyi sevişir mi?
Mutlu olur muyum?
Sekste sınırı var mıdır?
Fantezileri neler?

Erkek ve kadının doğasından cinsel eğilimleri çıkarmak mümkün değil.
Hatta birbirini hiç tanımayan kadın ve erkek birbirleriyle ilgili hayaller kurar.
Erkeğin ve kadının beklentileri çok farklıdır :
Erkek bedenini doyurma, kadın ruhunu doyurma peşindedir.
Velakin ikisi de mevsimlerden, ekonomiden, savaşlardan, ekolojik dengenin bozulmasından söz ederken yatakta ne kadar iyi olduğunu şiddetle merak eder.

Erotik hayatlarımız Adem ve Havva’dan beri süregelirken,kışkırtıcı fantezilerimizi utandığımız için ifşa edemezken, gücünü kadını altına almak ve dilediği gibi kullanmak isteyen erkekler varken, masumiyeti bekaretine bağlanan kadınların erkeğe boyun eğme mecburiyeti hissetmesi olağan görülüyor.

İç monolog tekniği ile -birbirini hiç tanımayan kadının ve erkeğin kendi zihniyle konuşması- kadın ve erkeğin cinsel fantezilerini sansürsüz anlatıyor Ağaoğlu.

Aşksız, yürek vuruşu olmayan, histen yoksun sadece fantezilere odaklı kitap 21 yaş altına önerilmez.... :))
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Okurların çokluğu ve beklentileri doğrultusunda, zaman içinde, diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi edebiyatın alt dalı olan romanda da akım ve türler şekillenmiş, farklı dünyaları içinde barındıran tarzlar karmaşası ortaya çıkmıştır. Bir kitabın birçok türden birine dahil edilmesini sağlayan belli kural ve ölçütler de meydana gelmiştir. İster cinayet ve gerilim, ister bilimkurgu ya da aşk romanı olsun, her kategorinin kendine has, kendine özgü kurgusu ve dili vardır. Bunlar yazılmamış kurallar çerçevesinde esneklik göstermektedir.

Çok tercih etmediğim bir tür olsa da bir aşk romanı hep mutlu sonla bittiğini gözlemleme imkanım olmuştur. Hayal gücümüzün en son sınırlarını zorlasa bile, iyi bir bilimkurgu hikayesindeki unsurlar bilimsel olarak hep anlaşılabilir tutulmaktadır. Her türün, günümüzde yazılıp yayınlanan kitaplar arasında yer alan kendilerine ait daha küçük odaları (alttürleri) vardır.

Okur bu farklı odaları anlayıp, tercihlerini bu doğrultuda yapmak durumunda kalmaktadır. Okuyacağımız; gerilim romanı şiddet içermeyen hoş bir dedektiflik öyküsü mü yoksa bir polis araştırmasıyla mı ilgili olsun, bilimkurgu romanı uzayda geçen bir aşk romanı mı yoksa psikolojik bir roman mı olsun, aşk romanı günümüzde mi geçsin yoksa doğaüstü ögeler mi barındırsın, yoksa her ikisini birden mi barındırsın? Kafanız kolayca karışabilir...

Eveet... Gelelim Ruh Üşümesi'ne.

Ruh Üşümesi, yazarın kahramanların ruhsal yönüne ve düşüncelerine yer verdiği, mekanları bir kamera sessizliğinde görüntüleyip ayrıntılı şekilde yansıttığı bir romandır. Aynı zamanda roman, bir oda romanıdır ( Bu türün tanımını tam olarak anlayamasam, hakkında çok bilgi bulamasam da kitabın ilk sayfasında bu "oda romanı" ibaresi ile karşılaştığım için belirtme gereği duydum.). Adalet Ağaoğlu’nun Yaz Sonu adlı romanından bir alıntısı ile başlar:

‘….hiçbirimiz bu kan ve çürümüşlük kokusunun yatak odalarımıza kadar daldığının,sevişmelerimizin içine sızdığının,o sevişmeleri doğrayıp pörsüttüğünün bilincinde değildik..’ (Yazsonu-1.basım;s.185)

Henüz "Yazsonu" romanını okumadım. Ruh üşümesi elime geçince, okumaya başladım. Bu benim okuduğum ilk Adalet Ağaoğlu romanı. Sırada Dar Zamanlar Üçlemesi var, sırası gelince "Yazsonu"nu da okuyabilirim inşallah.

Romanın olay örgüsünü beni oldukça zorladı, betimlenen sahneler arasında bir bağlantı kuramadım..
Kısaca; bir restorana gelen ve birbirini hiç tanımayan bir erkek ve bir kadının, hiç konuşmadan, zihnen birbirlerini arzulamalarını aktardığını söyleyebilirim.

Roman, bir öğle yemeği için restorana giden, kalabalık dolayısıyla aynı masayı paylaşmak durumunda kalan, birbirini tanımayan bir kadın ile bir erkeğin bir- iki saat içerisinde yaşanıp biten, birbirlerine duydukları ilgiyi çok şiirsel bir dille anlatır. Aktarıma fonda çalan bir klasik müzik eşlik eder. Roman, yemeğin bitiminde kahramanları mekandan ayrılmalarıyla biter. Hepsi bu..

Kadın ve erkek karakterimiz isimsizdir ve kendi beyinlerinde oluşturdukları; öğrenci ve hocası, otel odasındaki kadın ve erkek, genç erkek ve kız ve reel olan lokantadaki garson ile birlikte bu karmaşık kurgunun kahramanlarıdır. Mekan özelliklerine bakacak olursak temizlik ve kirlilik üzerine çok durulduğunu görürüz, mecaz anlamlar yüklenerek özellikle vurgulandığını düşünüyorum. #41923661 #41907149 #41924278

Son olarak romanın içeriğini mercek altında ele alacak olursak, erkek ve kadının düşüncelerinde yer alan cinsel istekler ile aynı zamanda birbirlerine duydukları manevi duygular arasındaki uyuşmazlığı görürüz. Romana baştan sona erotizm hatta pornografi hakimdir. Özellikle kadın ve erkeğin birbirlerine bakarak, uzuvlarının, etraftaki objelerin veya masadaki yiyeceklerin cinsel çağrışımlarda bulunması fetişist bir açlığın göstergesidir. Diyelim ve bitirelim... keyifli okumalar
128 syf.
·5/10
Her ne kadar edebi değerine söz edemeyecek olsam da "bir düğün gecesi" nden aldığım tadı alamadım bu kitapta. Yoğun şiirsel anlatım ve kısıtlı konusu okumayı çok zorlaştırdı benim için. Hatta sıkıldım bile diyebilirim.
128 syf.
·Beğendi·8/10
Kitabı okurken aldığım tat okuduğum diğer kitaplardan aldığım tattan farklıydı.Okurken savrulduğumu ve konunun neresinde olduğumu unuttuğum,karıştırdığım bölümler oldu.Şiirsel anlatımı ve bol bol kullanılan kafiyelerden kaynaklanıyor olabilir.
158 syf.
·4 günde·7/10
İnsanların daha çok öğle yemeklerini yemeye geldiği lakin birbirini tanımayan insanların aynı masaya oturtulabildiği bir lokanta. Geleneksel özel esnaf lokantalarının bir üst versiyonu gibi düşünsek de sürrealist bir tarafı da var ki yemeğin öncesinde bir martini ikram ediyorlar müşterilere!
İşte böyle bir lokantada aynı masaya oturtulan bir erkek ve bir kadın bir saatlik bir yemek boyunca çok az konuşup, sözel çok az iletişim kursalar da her biri zihninden erotik yolculuklara çıkarlar birbirleri hakkında. Bu yolculuklarda kelimeler bayağı değil fakat mecazlarla süslenmiş ve hem o anı yaşayan hem de geçmiş deneyimleri yâd eden niteliktedirler.
Üst düzey bir edebi üslûp.
128 syf.
Adalet Ağaoğlu'ndan okuduğum ikinci kitaptı. Kitap bitince kendi kendime dedim ki: ''İyi ki Adalet Ağaoğlu kitapları okumaya bu eser ile başlamamışım.'' Yoksa diğer kitaplarına gayet ön yargılı davranabilirdim. Ama iyi ki bu kitaptan önce Bİr Düğün Gecesi'ni okuyup bitirmişim.

Kitabın edebi değerine laf etmek bana düşmez elbette ki. Ama anlatımı, konusu farklı ve daha birçok açıdan bambaşka bir eser. Çok beğendiğim söylenemez sadece farklı olduğu için ilgimi çekti biraz.

Kabaca kitapta anlatılanlara gelecek olursak kitapta geçen bütün hikayenin özeti birbirini tanımayan ama aynı masada yemek yemek zorunda kalan bir kadın ve bir adamın kafasından geçen hayallerdir. Kitap kısa kısa parağraflardan oluşmaktadır. Farklı bir anlatım tarzı tüm romanda hakimdir.


***** Dikkat! Kitapla ilgili keyif kaçıran ayrıntılı bilgi içerir. *****


Kitabı okurken sıkıldığımı itiraf edeyim .Bir hayalden öteki hayale, bir düşünceden öteki düşünceye hızlı bir geçiş var. Takip etmekte zorlandım.
Kitapta görünüşte aynı masada yemek yemek zorunda kalan bir kadın ve adam bir de onların ara ara konuşmaları bulunsa da arka planda her ikisinin de kafasındaki düşünceler yer alıyor. Araya ortamda çalan müzik, bir iki kez de garson ve sorduğu sorular giriyor. Kadın ve adamın düşüncelerinin yanında deniz, denizkestaneleri ve yosunlara dair gözlemler yer alıyor.

Kitapta müstehcen anlatımlar yer alıyor. Böyle anlatımların yer aldığı kitapları okuyup okumamak tamamen tercih meselesi. Ama bir yerde de bunlar hayatın gerçekleri. Ancak Adalet Ağaoğlu müstehcen anlatımların bulunduğu bu kısımları bilindik ifadeleri kullanarak değil de daha farklı benzetmelere ve ifadelere başvurarak değişik bir biçimde anlatmış.

Kitapta ara ara beğendiğim kısımları alıntılayıp paylaşsam da bunlar kitap içinde çok kıyıda köşede bulunuyor. Kitapta anlatılanları anlamak için üstünkörü değil derinlikli bir okuma gerekiyor. Zira kitabın içerisinde birbirinden kopuk bir çok farklı anlatım yer alıyor.

Kitabın sonu en beğendiğim kısımdı. Aslında bütün hikaye birbirini tanımayan iki kişinin hepi topu yarım saat süren karşılıklı yemek yemesi. Ancak yazar bu yarım saatten bir kitap yazmayı başarmış. Yine birçok kitap incelemesinde söylediğim gibi bu da yazarın kaleminin kuvvetli olmasıyla alakalı.

Bütün olayların çözüldüğü kısım son sayfalar. Adamın oturacak yer bulamayıp kadının karşısına oturup yemek yemek zorunda kaldığı ilk sayfalar ile kadının yemeğini bitirip masadan kalktığı son sayfaları birleştirecek olursak aradan çıkardığımız sayfalarda pek bir şey kaçırmış olmayız aslında.
Öylesi üşüyor olmalı ki benim huysuz sevgilim, öylesi üşüyor olmalı ki, son atılganlığı ardından o da içerlerde bir yere kaçıp sıkı sıkıya örtünüyor.
"Hem, durmadan düş kırıklığına uğramaktansa, her şeyi havada, bir soru işareti halinde bırakırsın, olur biter. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruh Üşümesi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750800796
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Baskılar:
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
Ruh Üşümesi
'Bayanlar, baylar! Çoğunuz da birçok kere dışa vurulamamış derin kederler yüzünden kırmızı ya da beyaz pekçok şarap içmiş ve karlı kazalı bir gecenin sonunda isyanı, kederi, korkuyu, utanç ve 'kör talihi' tutuklatmak için nereye başvuracağınızı bilemez duruma gelmiş olabilirsiniz.
Aaa, ama hayır! Buraya onu karıştırmayın, demiş kızları da. Şark Yıldızı Şarkta kaldı. Bizim çok şarap içtiğimiz gece çok özel ölülerimiz vardı.
Kim bilebilir ki? Kimsenin bilmesi gerekmiyor.
'Garson! Şu benim beyaz şarap lütfen!...''
Kısa, yoğun, uğultulu, sarsan, soran, anlatan, şaşırtan bir roman. Büyük bir orkestra değil, birkaç yaylı çalıyor, usulca. Deniz mağaralarından gelen derin uğultular gibi.

Kitabı okuyanlar 97 okur

  • burçin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0