Ruhun Gökkuşağı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.284
Gösterim
Adı:
Ruhun Gökkuşağı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kişisel bir dramın ve öykünün toplumsal dramlar ve öykülerle bütünleştiği bir anlatı, bir tanıklık, hesaplaşma... Betimleyici, açıklayıcı, eleştirel bir tanıklık aynı zamanda... Bir yazarın, insanın, geleneksel olandan-tradisyondan-koparak modern olana, gökkuşağının dünyasına uzanan yolculuğunun öyküsü, sözün dünyasından yazının dünyasına uzanan bir yolculuk...

Mehmed Uzun, Türkçe kaleme aldığı ilk anlatı olan Ruhun Gökkuşağı'nda Urfa'dan İsveç'e, cezaevinden yazarlığa, yerelden evrensele ulaşan kendi kişisel öyküsünü, son derece samimi, edebi ve entelektüel bir üslupla anlatıyor.

Mehmed Uzun'un "silahı", bilindiği gibi kelimeler, ancak bunlar dil ustasının değer yargılarından süzülmüş, ses ve anlam ve en önemlisi "söylenmemiş" olanın altyazısı olarak ifadelendirilmiş kelimeler....
İngmar Björkstein
391 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar, incelemesini yazdığım bu kitabı ve yazarını belki aranızda henüz adını duymayan vardır. Duymadıysanız; duymuşsanız fakat henüz okumamışsanız alın size fırsat. Yüzyıllardır bu topraklarda komşu olarak yaşayan iki ırktan biri olan ve tarihi pek bilinmeyen Kürd’ün yakın tarihine ayna olacak Mehmed Uzun’un hikayesine tanıklık edeceksiniz. Mehmed Uzun 70’li yıllarda yazdığı bir yazı yüzünden yargılanıyor bu yargılanmadan dolayı ceza alacağını fark ettiğinde yurtdışına yani İsveç’e kaçıyor. 1992 yılına kadar devam eden sürgün hayatı boyunca çeşitli kitaplar yazmıştır. Sürgünü kalktığında da yazmaya devam etmiştir. Kitaplarını onun sürgün olmasına neden olan kimliği yani Kürt kimliği diliyle yazmıştır. Ruhun Gökkuşağı adlı bu kitap Uzun’un otobiyografisi sayılacak niteliktedir ve kitap Türkçe yazdığı ilk yapıt olarak bilinmektedir. Kitaba; ikisini de okuma şerefinde bulunduğum kitaplar olan “Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık” ve “Nar Çiçekleri” yüzünden 2001 yılında mahkemelik olmasıyla başlıyor. Kitap daha sonra İsveç’te yaşadığı süre boyunca edebi çevrelerle olan münasebetlerini, İsveç’e nasıl ve ne için gittiğini, tarihi bilgilerden yaralanarak ailesinin kökenlerini anlatmıştır. Mehmed Uzun, yaşadıklarından, kendi gibi olan herkesin yaşadıklarından ötürü “Yazmalıyım ben” demiştir.
O yazmıştır fakat onun sesi kesilmek istenilmiş, bunun için her yol denenilmiştir: sürgün, hapis, mahkemelerle yasaklanma...
“Büyük Birader Her Yerde” mantığı yüzünden incelememe sansür uygulayarak yazmaya çalıştım:) Umarım yazdıklarım yeterli olmuştur. Aslında yeterli olduğunu sanmıyorum, bunun için kitabı alıp okumalısınız. Herkese şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Sansürsüz yarınlarda buluşmak dileğiyle...
391 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Hep ölümdü ele aldığın konular. Hep ölümden bahsettin, ölümü işledin romanlarında. Ölümle iç içeydin hep. Ölümü hissetmiş ve onu hissettirmiştin romanlarında. Tüm insanların ortak kaderi yani ölümü anlattın daima. Ey insan sen ölümlüsün, bu dünyada sonsuza kadar yaşamayacaksın bunun farkına var ve insanca yaşa diye haykırdın romanlarında. Bir gün ölüm kapını çalıncaya dek hep ondan bahsettin. Her gün dolaylı olarak yaşadığın ve yaşattığın duyguyu birebir yaşadın. Oysaki hep tanık olmuştun ölüme ve ölümlere. Hep dolaylı olarak hissettin ölümü ama yanı başındaydı o. Hiç uzağında değildi. Hem sen onun peşindeydin hem de o senin ardındaydı. Sevgili Mehmed Uzun ve bir gün o kadim şehirde yani Diyarbakır’da gözlerini yumdun, hiç sevmediğin ama hep mücadele ettiğin bu dünyadan ardında seni anımsatacak ve hatırlatacak eserlerini bırakarak göç ettin. O eserler ki hep okunacak ve okutulacak. Belki hayattayken buna çok az tanık oldun ama emin ol ki hep okunacaksın. Senin o kelimelerin okurlarının ruhlarına sirayet edecek. Belki bazen sadece okunup geçileceksin, belki bazen anlaşılmayacaksın belki bazen yanlış anlaşılacaksın ama bil ki hep okunacaksın. Eserlerinle insanların ruhlarının gökkuşağına ulaşmasını sağlayacaksın. Onların kendi gökkuşağını bulmasını ve bu gökkuşağının renkleriyle hayata sadece siyah beyaz değil rengarenk ve uyum içinde kardeşçe hiçbir rengin öbüründen üstün olmadığının farkına varmasını sağlayacaksın. Sevgili Mehmed Uzun bedenin bizimle değil ama ruhun bizimle olacak hep. Bütün zorluklara, engellere, tehlikelere rağmen unutulan ve unutulmak istenen sesleri çıkarıp bunlara ruh verdin. Bu sesler artık ölümsüz ve hep bizimle olacak. Çok şey öğrettin, çok şey kattın şu karanlık dünyaya. Kendini adadın bir davaya ve göze aldın her türlü baskıyı, her zorluğu. İnsanlıktı senin davan. İnsanlığın eşitliğiydi, sesi kısılmış insanlara ses olmaktı senin davan, unutulmuş insanların hatırlanmasıydı senin davan, yalanlarla dolu bir hafızaya gerçekleri anımsatmaktı senin davan. Kendini bir hümanist olarak tanımlıyordun ama öyle pasif bir hümanist değil bir köşeye çekilme değildi senin hümanistliğin. Radikal hümanistim diyordun duyduklarıma sağır olamam, gördüklerime kör olamam ve şahit olduklarıma sessiz kalamam diyordun. Ve yapabileceğin en radikal en insani görevi üstlendin. Yazdın. Çok satmak çok okunmak için yazmadın. Çünkü baskılanan yok edilmeye çalışılan bir dille yazdın. Okuyucusu olmayan bir dille yazdın. Unutulmak istenen bir dille yazdın. Mahkûm edilen bir dille yazdın. Yaralı ve acılı bir dille yazdın. Ve yargılandın. İsveç’in o soğukluğunda Biro’yu, Ester’i, Mezopotamya’yı yazarken bu haberi aldın. Baz ve Kevok’u yazdığın romanından dolayı yargılandığını öğrendin. Bedel ödemen gerekirdi davan için. Sevgili Mehmed Uzun ta çocukluğundan biliyordun hapishanelerin ıssızlığını o zamandan beri tatmıştın o duyguyu. Babanın koğuşunda kalmıştın. Dört duvarın kaderin olduğu ve kaçınılmaz olduğunu o zamandan beri öğrenmiştin. Sevgili Mehmed Uzun Dengbêjleri çok seviyordun. Onlarda unutulmuş bir tarihi bir hafızayı buluyordun. Onların aslında tarih için birer tanık birer şahit olduğunu biliyordun. Ve hep onları araştırdın, onlarla oturdun, onlarla muhabbet ettin ve onları dinledin. Dengbêjlerin seslerini, yakarışlarını, haykırışlarını işledin romanlarında. Evdalê Zeynikê’yi anlattın onun ve Gulê’nin aşkını anlattın bize. Mücadelesini anlattın bize. Onlar senin en yakın dostlarındı, kendini onların yanında çok huzurlu hissediyordun. Diyarbakır’daki hastanedeyken dışarıda senin için düzenlenen etkinliklere pencereden bakıyordun ve denbêjlerin orda senin için okudukları stranları, kilamları dinleyip çok mutlu oluyordun. Bir de dengbêj Biro vardı romanında. Bir gözü görmeyen Biro ona sen ses verdin dengbêjlerden öğrendiklerinle Biro’nun Mezopotamya’nın bir anlatıcısı olmasını sağladın. Mezopotamya’nın acılı, kederli tarihinin bir tanığı yaptın onu.
"Kekê Mehmed tû jî li ku derê bê û em li kû derê bin tû niviskarê me yi û em xwendekarê te nin. Ti di dilêmede yi her dem."
https://www.instagram.com/...igshid=1b3gl92s94ear
391 syf.
·9/10
Mehmed Uzun'un okuduğum ilk kitabı, iyi ki de ilk bu anlatıyı okudum. Ruhun Gökkuşağı kitabını okuduğunuzda Mehmed Uzun'un romanlarını yazdığı zamana hakim oluyorsunuz. Kendi yaşamından bahsederken aslında neden romanlarımı okumalısınızı açıklıyor. Ruhun Gökkuşağı kitabında başta Yılmaz Güney olmak üzere bir çok tanıdık isimle anılarına şahit oluyorsunuz. Çok etkilenmiştim okuduğumda. Bu yüzden o hafta içinde çoğu roman kitabını almıştım. Eğer romanlarını okumadıysanız ve okuyacaksanız. İlk olarak Ruhun Gökkuşağı kitabını okumanızı öneririm. Ben iyi ki öyle yaptım diyorum.
"Zincirlerini kırabileceğini, uzakları yakınlaştırabileceğini, yeni olanı eski hayatına ekleyebileceğini düşünüyordu."
- Yazarlığım sadece bir edebi eser yaratmanın çok ötesinde bir uğraş; ağır yaralı bir dilin kurtarılması, canlandırılması çabası da aynı zamanda.
Mehmed Uzun
Sayfa 11 - İthaki yayınları 2. Baskı
"Dünya, neresinden bakarsam bakayım, hangi karesini yeniden yaşarsam yaşayayım, hep bir cehennem olarak karşıma çıkıyordu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhun Gökkuşağı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kişisel bir dramın ve öykünün toplumsal dramlar ve öykülerle bütünleştiği bir anlatı, bir tanıklık, hesaplaşma... Betimleyici, açıklayıcı, eleştirel bir tanıklık aynı zamanda... Bir yazarın, insanın, geleneksel olandan-tradisyondan-koparak modern olana, gökkuşağının dünyasına uzanan yolculuğunun öyküsü, sözün dünyasından yazının dünyasına uzanan bir yolculuk...

Mehmed Uzun, Türkçe kaleme aldığı ilk anlatı olan Ruhun Gökkuşağı'nda Urfa'dan İsveç'e, cezaevinden yazarlığa, yerelden evrensele ulaşan kendi kişisel öyküsünü, son derece samimi, edebi ve entelektüel bir üslupla anlatıyor.

Mehmed Uzun'un "silahı", bilindiği gibi kelimeler, ancak bunlar dil ustasının değer yargılarından süzülmüş, ses ve anlam ve en önemlisi "söylenmemiş" olanın altyazısı olarak ifadelendirilmiş kelimeler....
İngmar Björkstein

Kitabı okuyanlar 285 okur

  • İlliyya
  • fehmi abi
  • Asuu Güleryüz
  • Yamur
  • Ceng Avci
  • Berlin
  • Gülsima Dinçer
  • Serhat Avcı
  • Murat Arsu
  • Mahsun TURGUT

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35.2
Erkek
%64.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%67.6 (71)
9
%15.2 (16)
8
%8.6 (9)
7
%5.7 (6)
6
%0
5
%0
4
%1 (1)
3
%0
2
%0
1
%1.9 (2)