Ruhun Gökkuşağı

8,8/10  (21 Oy) · 
57 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.157 gösterim
Kişisel bir dramın ve öykünün toplumsal dramlar ve öykülerle bütünleştiği bir anlatı, bir tanıklık, hesaplaşma... Betimleyici, açıklayıcı, eleştirel bir tanıklık aynı zamanda... Bir yazarın, insanın, geleneksel olandan-tradisyondan-koparak modern olana, gökkuşağının dünyasına uzanan yolculuğunun öyküsü, sözün dünyasından yazının dünyasına uzanan bir yolculuk...

Mehmed Uzun, Türkçe kaleme aldığı ilk anlatı olan Ruhun Gökkuşağı'nda Urfa'dan İsveç'e, cezaevinden yazarlığa, yerelden evrensele ulaşan kendi kişisel öyküsünü, son derece samimi, edebi ve entelektüel bir üslupla anlatıyor.

Mehmed Uzun'un "silahı", bilindiği gibi kelimeler, ancak bunlar dil ustasının değer yargılarından süzülmüş, ses ve anlam ve en önemlisi "söylenmemiş" olanın altyazısı olarak ifadelendirilmiş kelimeler....
İngmar Björkstein
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    391
  • ISBN:
    9752731015
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:

Belki Bir Gün, Veya Başka Bir Zaman...

Vicdan; Terim olarak insanın içinde var olan ahlaki otorite, ahlaki değerler ve eylemler hakkında hüküm verip yargıya varma yeteneğini ifade eder. Bir tanıma göre de vicdan kişinin niyeti veya davranışları hakkında kendi ahlaki değerlerini temel alarak yaptıklarını veya yapacaklarını ölçüp biçtiği kişilik özelliğidir. Kimi tanımlamalarda ise, kişiye iyi ve doğru olanı yapma yükümlülüğü yükleyen içsel güçtür vicdan...

İslami literatürde ise Allah'u Teâlâ'nın ruhlarımıza yerleştirmiş olduğu insaf ve merhamet hissi olarak ta geçer. Bu yüzden vicdan içimizdeki Adalet Terazisi ve bize hakikat kapılarını açan en sağlam histir...

Şunu da belirtmekte fayda var, vicdan kavramı toplumsal anlayışta daha çok kalp kelimesi ile ifade edilir. Zira ahlaki davranışların merkezinin kalp olduğunu, yaptığımız güzel işlerin kalbimize huzur verip, kötü ve çirkin davranışlar iç dünyamızı rahatsız ettiğini hepimizin malumudur. Bu da temel de insanın fıtraten temiz bir vicdana Sahip olduğuna işaret eder. Tüm bu tanımlamalar şunu gösteriyor; Vicdanlı olmak doğruluk, adalet, merhamet ve hakkaniyet dediğimiz iyi, güzel olan bütün değerlere sahip olmak ve savunmaktır...

Vicdansızlık ise yalan, iftira, zulüm, adaletsizlik gibi kötü ve çirkin olan ahlaksız tutum ve davranışları yapmakta bir sakınca görmemektir...

İnsan olan, hele de kendisini müslüman olarak ifade eden hiç bir Birey; yalana, gıybete ve iftiraya asla teslim olmaz!! Daha da önemlisi vicdan sahibi hiç kimse kalemiyle, kelamıyla tutum ve davranışıyla bu tür fiillerde bulunup bireye, kişiliğe veya toplumlara kara çalmaz!! Eğer bir kimse kirli niyetle kötü algılar oluşturarak insanlara itibar suikastı yapıyorsa, bazı insanları toplum nazarında şeytanlaştırmaya çabalıyorsa; Ya vicdansızlığı tercih etmiş ya da vicdanını satılığa çıkarmıştır!! Bundan daha kötüsü de bu gayri ahlaki duruma toplumsal anlamda adil tepkiler verilmeyerek sessiz kalınıp çanak tutulmasıdır...

Zira bir yerde insanlar yalan ve iftiraya kulak veriyor, gıybet ve dedikoduya inanıp yaygınlaştırıyor, doğruluğu teyit edilmemiş bilgilere göre hareket ediyorsa; Ve en önemlisi bu ahlaksızlığı yapanlar ceza almak yerine yaptıkları işlerde sonuç alıp başarılı oluyorlarsa! O vakit orada yalan, iftira, hakaret olağanlaşır hatta bu durum kişiler arası bir öç alma, hesaplaşma ve intikam aracına dönüşmüş olur...

Unutmayalım ki, kişinin insanlığının kalitesini tayin eden ahlaki tavrı, vicdanlı tutumu ve adaletli duruşudur...
Bu manada vicdan; Kişinin insani vasıf ve değerlerini kaybetmemesi gereken en onurlu mücadele alanıdır...

Son zamanlar da memleketimiz de kimi insanların bu minvalde garip birlikteliklerine, ittifaklarına şahit oluyoruz. Belli ki, vicdanlarını satılığa çıkarmış! Menfaat birlikteliğinde, kirli çıkar ilişkilerinde ve rant paylaşımında ittifak etmiş bu tür çevreler, iftira ve dedikoduyu meşrep edinmişler...
Genel de sistematik bir şekilde, çamur at izi kalsın saikıyla hareket eden bu tür şahıslar, toplumsal birlikteliği gıybet, iftira, yalan ve dedikodu gibi fitnelerle her gün zehirliyorlar!! Öyle ki, menfaatlerine uygun düşmeyen her yere ve çıkarlarına göre hareket etmeyen herkese saldırmak en önemli ödevleridir! Bir de bu sahte yüzlü kişiliksizler, arsızca en fedakâr memleket sevdalısı, en iyi vatan perver ve en cömert halk sever görünmeyi de ihmal etmezler...

Vicdanların da HAK'kın korkusu, yüreklerinde halkın sorumluluğunu taşımayanlar adaletle davranmayı da umursamazlar...
Dolayısıyla ellerinden gelebilecek her türlü vicdansızlığı yapmaktan da çekinmezler...

Hatta bu tipler sözlerinin ve güçlerinin erişemediği durumlarda vicdanlarını pazara sürenleri satın alarak kirli niyetlerine ulaşmayı da umarlar...
Dünyalık çıkarlar, makam ve mevki tutsaklığı ve daha fazla imkan elde etme çabası her zaman ahlaki çürümeyi de beraberinde getirmiştir...

Kendileri elde edemedikleri ancak başkasının elinde bulunan imkan ve yetkilere haset duyarak insanları karalamak, kişiler hakkında zihinlerde şüphe uyandırmak en büyük uğraşlarıdır...

Toplum içinde giderek çoğalan bu tipler insanlara faydalı olmaya çalışan dürüst ve temiz insanların arkasından çevirdikleri dolaplar ve attıkları iftiralar ile amaçlarına ulaştıklarını zannede dursunlar!! Oysa tam aksine, bu durum topluma ayar verme, insanlar üzerinde algı oluşturma densizliğine düşmüş olan bu şahısların kirlenmiş ve satılmış vicdanlarını açığa çıkarmaktadır!! Ancak şu kesin bir gerçek ki, geçici olan şu dünya hayatımızın sonunda hakikati gören ve bilen RABB'imiz vakti geldiğinde her birimiz hakkında mutlak adaletiyle hüküm verecektir. Bu konuda çok şükür inancım sonsuz Elhamdülillah...
Belki Bir Gün, Veya Başka Bir Zaman...
Cünkü; İnsan Olmak Ne Din, Ne Eğitim, Ne de Para işidir! İnsan Olmak Sadece Vicdan İşidir...

Kendim ile tutarsız hislerimin arasına bir tel örgü çekerek; Bu güzide kitabı herkese muhakkak tavsiye ederim Saygılarımla...

Kitaptan 13 Alıntı

Kibrit çöpü 
24 May 01:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Türkiye'deki Hukukun ne oldugunu biliyorum,orada hukuk,bireyin,vatandaşın hak ve hukuku için degil,
devletin mutlak egemenliği için var!

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed UzunRuhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun
Kibrit çöpü 
22 May 21:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Camus'nun notlarında sık sık altını çizerek vurguladıgı bir tanım var; Yoksul cocukluk. Kendi çocukluğu için kullandığı bu tanım,benim için de fazlasıyla geçerli; ekonomik yoksulluk,maddi-manevi yoksulluk,kültürel yoksulluk,entellektüel yoksulluk,sosyal yoksulluk,ruhsal yoksulluk.Ama tüm bu yoksulluklar denizi içinde en önemli yoksulluk,bilgi yoksulluğuydu,acısını ve ezikligini tüm hayatım boyunca yasadıgım bilgi yoksulluğu.

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 64 - İthaki)Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 64 - İthaki)

Düşüncem
Ben , ben değilim artık ... Zaman durmuş , mekan yok artık. Düşüncemin düşüncesi uzaklarda renksiz uzay boşluklarında yitiyor, her şeyi yansıtarak .

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed UzunRuhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun

Ölüm bir kurtuluş mudur??
Sıkışmış, çaresiz insanların ölüm karşındaki duygusu her yerde ortak ; ölen kurtuluyor, kalan cehennem azabı çekmeye devam ediyor...

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed UzunRuhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun
mahmut yiğiter 
19 May 17:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzaklarda bir ülkeden yazıyorum sana
...
Uzaklarda bir ülke
Herhangi bir yakınlığın olmadığı
Oraya gelindiğinde bulunan
Sadece uzaklarda bir ülke. ...

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 34 - İthaki Yayınları 8.baskı)Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 34 - İthaki Yayınları 8.baskı)
mahmut yiğiter 
19 May 17:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

11
"Kim olursa olsun herkes için yazmak istedim, ne olursa olsun her şeye dair, yağmura dair,toprağa dair"

Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 357 - İthaki Yayınları, 8.baskı)Ruhun Gökkuşağı, Mehmed Uzun (Sayfa 357 - İthaki Yayınları, 8.baskı)
2 /