Ruhun Sınır Bölgeleri (Zihnin Kutsal Bilimi Üzerine Düşünceler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Ruhun Sınır Bölgeleri
Alt başlık:
Zihnin Kutsal Bilimi Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755749235
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Ezelî hikmet kendisini sürekli kutsal kitaplar, doğa ve insanın içsel tecrübesi yoluyla tezahür ettirir, ancak farklı dillere, renklere, kültürel kalıplara, bilişsel şemalara, dinsel formülasyonlara bürünerek. Dolayısıyla o, tüm farklılıkların gerisinde duran birliktir. Ne var ki modern tecrübe doğada ve insanların dünyasında güvenilir, doğru ve gerçek sayısız keşfin ve inşanın aracı olan aklı ve bilimi istisnasız en güvenilir rehber ve nihai ve tek hüküm sahibi kılarak ve böylelikle görünenin gerisindeki asıl gerçekliği yok sayarak hem gerçeklik vizyonumuzu daraltmış ve felce uğratmış hem de insanın varoluşsal anlamını ve bütünlüğünü saçmalığa, yabancılaşmaya ve parçalanmışlığa kurban etmiştir. Bir bakıma, rasyonellik, akılsallık ve bilimsellik kaygısı ve emperyalizmi, insanın ezelî ve asli hikmetle olan bağını inkar yoluyla koparmış ve Martin Buber’in tasviriyle, Tanrı’yla insan arasına girerek Tanrı tutulmasına sebebiyet vermiş, insanları köksüzlüğe ve karanlığa mahkum etmiştir.

Bu kitap, Tanrı’nın/En Yüksek Zekanın suretinde yaratılan ama modernleştikçe asli suretine yabancılaşan ve köklerini unutan insanı, manevi tahayyül, kutsal duygu, kalp, manevi akıl gibi daha yüksek yetiler aracılığıyla maddi ve manevi dünya arasındaki sınır bölge olan berzaha/ruhun sınır bölgelerine seyahate, yeniden asli suretini hatırlamaya ve köklerinde unutulmuş ve üzeri küllenmiş olan ilahi közü tekrar kor aleve döndürmeye davet etmektedir. Eser, köksüzleşen ve yurtsuzlaşan aklı yeniden kendi kaynağıyla, yani Evrensel Akılla buluşturarak varoluş gizemine ışık tutmaya niyetli.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İnsan Yayınları'nın perenniyal felsefe ya da ezelî hikmet geleneğinin Aldous Huxley, Rene Guenon, Frithjof Schuon, Seyyid Hüseyin Nasr gibi önde gelen sözcü ve temsilcilerinin eserlerine hususi bir önem verdiği ve bu gelenekten yazarların eserlerini büyük ölçüde çeviriler yoluyla Türk okurlarına kazandırdığı hepimizin malumudur. Belki de pek ticari bir kazanç sağlamaksızın sırf düşünce ve bilgi evinin inşasına katkıda bulunmak amacıyla gös terdikleri hüsn-ü niyet ve gayretleri itibariyle yayınevinin faaliyetlerini takdire şayan görüyor, kültürümüze ve entelektüel iklimimize kazandırdıkları nedeniyle kendilerine teşekkürü bir borç biliyoruz.

Elinizdeki eserin yazarı John Ahmed Herlihy de yukarıda sözünü ettiğimiz geleneğe mensup önemli yazarlardan birisidir. Yazarın Borderlands of Spirit: Reflections on a Sacred Science of Mind (Ruhun Sınır Bölgeleri: Zihnin Kutsal Bilimi Üzerine Düşünceler) adlı eseri, Türkçeye çevirip çevirmeyeceğime ilişkin görüşümü almak için, tarafıma gönderildiğinde çeviriyi düşünmeden kabul ettim. Çünkü öncelikle söz konusu geleneğe ait Türkçe külliyatı zenginleştirecek bir esere katkımın olmasını istedim. İkincisi, eserin başlığı oldukça ilginçti ve gerçekten merak uyandırıcıydı. Zihnin felsefesi ve bilimine aşinayız da kutsal bilimi ne demekti? Böyle bir bilim yapılabilir ve sistemleştirilebilir mi? Şayet yapılabilirse, dinî düşünce ve din felsefesi açısından kritik öneme sahip bir boşluk doldurulabilir ve taşlar yerine oturabilirdi. Çünkü biliyoruz ki dinler, din kurucularının ilahi Varlıkla olan ilişkilerine, yani onların dinsel/mistik/ manevi nitelikli tecrübelerine dayanmaktadır. Dolayısıyla dinlerin doğruluğu ve sıhhati bu tecrübelerin gerçekliğine, doğruluğuna ve güvenilirliğine bağlıdır. Ne var ki bu tecrübeler bilimsel testlere ve rasyonel tetkiklere pek açık değildir. Buna karşılık dinî tecrübe savunucuları hep bu tecrübelerin bilimsel ve rasyonel olandan farklı, kendine özgü bir mantığı ve epistemolojisi olduğunda ısrar etmişler ve olağan mantık ve epistemolojiyle bunun arasında tam bir karşıtlık oluşturmuşlardır. Ancak dinî/manevi tecrübeye özgü mantık ve epistemolojinin tam olarak ne olduğu, nasıl kavramsallaştırılacağı ve sistemleştirileceği o kadar da net değildir. Bu konuda değişik yazarlar tarafından birçok deneme yapılmış olup elinizdeki eser belki de bu denemelerin en kayda değerlerinden biri olmaya adaydır.
SINIR BÖLGESİNİN ÖZELLİKLERİ
Bu çalışmada esasen, modern çağda manevi tecrübenin imkanı ve modern toplumun psişesini kendi diğer gerçek benliğinden ayıran örtüyü kaldırmak için gereken keşif yolculuğu üzerinde duracağız. Yüksek manevi tecrübeye açılan geçitlerin araştırılması ve benliğin içlerine doğru seyahat, bilimin dünyasının sona erip de maneviliğin dünyasının kendisini gösterdiği yerde başlar. Bu iki dünyanın arasında, her biri çözülmemiş sorulara barınaklık eden ve ciddi sonuçları harekete geçiren söz konusu bu iki bilgi paradigmasını iki ayrı tecrübe alanına ayırıcı nitelikte bir berzah görevi gören bir sınır bölgesi uzanır.

Yabancı dünyaları ayıran geleneksel berzah sembolü, sembolik perde imgesini hatırlatır. İslami bağlamda, perde varoluşun merkezindeki evrensel gizeme, ilahi vahyi, hak etmeyen ve küstah olan gözlerden korumak için görünmez bir kalkan görevi gören bir gizeme işaret eder. Böyle bir perdeyi kaldırmak dört saf imgeyi açığa çıkarır:
-Karar ve seçim kavşağı;
-etik ve erdemin dünyasına giriş töreni işlevine sahip iğne deliği; -bölünmüş benliğin o büyük çatlağını birbirine kavuşturan sırat köprüsü;
-ve iç dünyaya, beşerî bilincin zihni murakabeye uyandırdığı, reflektif düşüncenin ve kutsal duyarlığın insan kalbinde kök saldığı, manevi tecrübenin gerçek ikametgahını ruhun kutsal zemininde bulduğu o iç dünyaya götüren büyük güneş kapısı.

Bilimin dünyası ve maneviliğin dünyası iki ayrı ve farklı dünya olarak vardır. Bilimin dünyası zihnin ve duyuların bilişsel ve rasyonel dünyasını temsil eder, oysa maneviliğin dünyası manevi akıl (İntellect) ve kalbin sezgisel ve duygusal dünyalarını gösterir. Daha geleneksel zamanlarda bunlar ayrı ama karşılıklı yarar sağlayacak şekilde birbirlerini etkileyen etkileşimli dünyalardı ve bir kişi herhangi bir gizli sınırın farkına varmaksızın bir dünyadan diğerine gidebiliyordu. Ne var ki bugünün ezici bir güce sahip seküler çevresinde, bilimin ve maneviliğin bu iki dünyası, maneviliğin ilkeleriyle modern bilimin pragmatizminin daimi bir karşı karşıya gelme ve meydan okuma durumu içerisinde yüz yüze geldiği köklü bir düşmanlıkla birbirinden ayrılan yabancı dünyalardır.

Bu iki yabancı ülkenin arasında, onları iki ayrı zıt gerçekliğe ayıran ve biri insan aklı ve fiziksel duyumlar diğeriyse manevi duyarlık ve kutsal sezgi olmak üzere iki bozulmamış dünya arasındaki hiç kimsenin diyarı berzah yer alır. Bu aracı konumundaki kaynağı bir baştan diğer başa geçmek, örtüyü kaldırmak, güneş kapısını açmak, uçurumun üzerindeki köprüyü geçmek ve henüz bu yola girmeyen bir kimse için erişilmez olan bir bilgi ve tecrübe dünyasına giriş töreni olarak iğne deliğinden geçmek demektir.

Vahyedilmiş Kur'an'daki iki denizi birbirinden ayıran berzahı hatırlatan bu berzah, yabancı dünyalar arasındaki bir sınır bölgesini temsil eder.
John A. Herlihy
Sayfa 11 - insan yayınları
Eserin elinizdeki çevirisini okurken karşılaşacağınız bir güçlük konusunda sizleri önceden uyarmam gerek. Yazarın üslubu, daha çok Fransız ya da Alman yazarların İngilizceye çevrilen eserlerinde karşılaştığımız türe benziyor. Cümleler bazen adeta on ayrı cümleyi iki nokta arasında birleştiriyor ve ihtiva ediyormuşçasına çok uzun ve sanki İngilizce değil de bir başka dilin yapısına uyarlanmışlar gibi (muhtemelen uzun yıllar Arap topraldarında yaşamanm bir etkişidir). Bu yüzden, eseri çevirirken çok zorlandığımı belirtmeliyim. Eserin orijinaline sadık kalmak adına keyfi müdahalelerde bulunmadım ve inisiyatif kullanmadım. Dolayısıyla uzun cümleler sizler adına yorucu olacak ve azami dikkat sarf etmenizi gerektirecek. Elimden geldiği kadar sizlere eserin doğru çevirisini sunduğuma kani olsam da kimi hatalarımın, kusurlarımın olması muhtemeldir. Bunun için şimdiden affınıza sığınıyor ancak gördüğünüz eksiklikler, hatalar konusunda şahsımı uyarmanızı ve "şöyle olsa daha iyi olurdu" kabilinden tavsiyelerinizi bekliyorum

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhun Sınır Bölgeleri
Alt başlık:
Zihnin Kutsal Bilimi Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755749235
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Ezelî hikmet kendisini sürekli kutsal kitaplar, doğa ve insanın içsel tecrübesi yoluyla tezahür ettirir, ancak farklı dillere, renklere, kültürel kalıplara, bilişsel şemalara, dinsel formülasyonlara bürünerek. Dolayısıyla o, tüm farklılıkların gerisinde duran birliktir. Ne var ki modern tecrübe doğada ve insanların dünyasında güvenilir, doğru ve gerçek sayısız keşfin ve inşanın aracı olan aklı ve bilimi istisnasız en güvenilir rehber ve nihai ve tek hüküm sahibi kılarak ve böylelikle görünenin gerisindeki asıl gerçekliği yok sayarak hem gerçeklik vizyonumuzu daraltmış ve felce uğratmış hem de insanın varoluşsal anlamını ve bütünlüğünü saçmalığa, yabancılaşmaya ve parçalanmışlığa kurban etmiştir. Bir bakıma, rasyonellik, akılsallık ve bilimsellik kaygısı ve emperyalizmi, insanın ezelî ve asli hikmetle olan bağını inkar yoluyla koparmış ve Martin Buber’in tasviriyle, Tanrı’yla insan arasına girerek Tanrı tutulmasına sebebiyet vermiş, insanları köksüzlüğe ve karanlığa mahkum etmiştir.

Bu kitap, Tanrı’nın/En Yüksek Zekanın suretinde yaratılan ama modernleştikçe asli suretine yabancılaşan ve köklerini unutan insanı, manevi tahayyül, kutsal duygu, kalp, manevi akıl gibi daha yüksek yetiler aracılığıyla maddi ve manevi dünya arasındaki sınır bölge olan berzaha/ruhun sınır bölgelerine seyahate, yeniden asli suretini hatırlamaya ve köklerinde unutulmuş ve üzeri küllenmiş olan ilahi közü tekrar kor aleve döndürmeye davet etmektedir. Eser, köksüzleşen ve yurtsuzlaşan aklı yeniden kendi kaynağıyla, yani Evrensel Akılla buluşturarak varoluş gizemine ışık tutmaya niyetli.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0