Ruhun YalnızlığıEugenio Borgna

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.588
Gösterim
Adı:
Ruhun Yalnızlığı
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750824647
Kitabın türü:
Çeviri:
Meryem Mine Çilingiroğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern psikiyatrinin soğuk, bilimsel ve insana mesafeli, yabancılaştırıcı duruşuna karşı her zaman eleştirel bir tavır koyduğu pek çok kitabı bulunan İtalyan psikiyatr ve akademisyen Eugenio Borgnanın ilk kez Türkçede bir kitabı yayımlanıyor: Ruhun Yalnızlığı.

Kitaplarında, hakikatin insanın içinde olduğunu söyleyen Augustinus düşüncesine dayanan Borgna, psikiyatrinin inceleme odağının hastalık değil, hasta kişinin yaşantı içerikleri olması gerektiğini vurguluyor.
"Günümüzdeki anlayışın mutluluk kaynağı olarak kabul ettiği şeyler her fırsatta, her durumda ve her yolla istenmekte ve aranmakta ve bazı ilaçlar, bazı antidepresanlar da, çoğu zaman işe yaramaz birer havai fişek olmaktan öteye gidemeyen, zafer haline getirilmiş bir mutluluğa ulaşmanın aracı ve yolu olarak kullanılmaktadır. Bunu da, mutsuzluk ve depresyona yol açan sonsuz hayal kırıklıkları ve tatminsizlikler izlemektedir; bunun nedeni de, anlamlı, derin, büyük mutlulukların olduğu gibi, uçup kaçıcı, ancak bir sabah süren, ardında sadece küller bırakan, görünüşten ibaret, küçük mutlulukların da olmasıdır" diyen Eugenio Borgna, acıdan korkan zamane anlayışına karşı, gerek ruhsal gerekse bedensel açıdan hayatımızın her döneminde iç içe olabileceğimiz, kaçmamızın mümkün olmadığı acıyı sanatla, edebiyatla, felsefeyle ve biraz da tevekkülle yeniden okumanın yolları üzerine düşünüyor.

"Acının hayatımıza girmemesi mümkün değildir: Belki, zaman zaman, fiziksel acının, beden acısının çehresini keşfetmediğimiz olur, ama hayatımızın hiç olmazsa bazı saatlerinde, sonsuz başkalaşımıyla ruh acısı bize yabancı kalmayacaktır. Elbette ki fiziksel acı olgusu hepimiz için aynıdır. Acının yoğunluğunun, süresinin değiştiği gibi acıya yönelik kişisel duyarlılık da değişir. Buna, her halükârda tecrit, insanların dünyasından kopma olan yalnızlığa ilişkin farklı bir algı da eşlik eder. Ruh acısının, onun oluşumunun ise yekpare hiçbir yanı yoktur: Her birimiz onu kendi duygulanımsal ve varoluşsal yansımalarımızla, zaman zaman karanlık ve kaskatı, zaman zaman da hayata ve umuda açık olan, kendimize has yalnızlık deneyimlerimizle yaşarız. Ama her halükârda beden acısı geçince bellekte bir iz bırakmaz; oysa ruh acısı, derin ise silinmez: Beklenmedik ve öngörülmez olayların izinden yeniden doğabilir" diyen Borgnaya göre, "Sessizlik her söyleşinin parçası olmakla kalmaz, her hayat biçiminin de bir parçasıdır; ve her defasında onun kökenini ve anlamlarını tahlil etmek gereklidir."
Psikiyatrinin bazen oluşan kuru ve nesnel anlatımından çok uzak bir kitap. Kitabın içeriği dopdolu, Rilke' den Dickens' e, Augustinus' tan dünyanın bir çok düşünürüne ve bilim insanına uzanan geniş bir yelpaze içerik mevcut kitapta. Şiirle, edebi metinlerle süslenen kitap, edebiyatla, felsefeyle harmanlanmış bir psikiyatri kitabı.Yalnızlık ve ölümün anlatıldığı bölümler damakta enfes bir tat bırakmış.
Başkalarının, içimizdeki acının anlamını ve sınırlarını anlamasının hiç de kolay olmadığını Xavier Thevenot şöyle dile getirmektedir:

"Acımda beni kim karşılayabilir ? Bana yöneltilen sözcüklerin hepsi kulağıma yalan yanlış geliyor. Sözcüklerin, dillerin ötesine giden bir şey bu. Kendimi yalnız hissediyorum. İçimdeki dramda, fiziksel ve psişik denenmemde yatan biricikliği anlamaya kim muktedirdir ki ?
Hal böyleyken, kendimi yalnızlığın içine hapsetmeye ilişkin dürtümü kavrıyorum. Buna karşın, bir yanım iletişim kurmayı da arzuluyor. Bu iki istek beni parçalıyor, biri beni oraya, diğeri buraya çekiyor.
Filozofların dediği gibi, acı çok keskin olduğu zaman bize aptalca ve saçma gelir."
Acı ve ıstırap. Acı fiziksel dünyaya, ıstırap ise psişik dünyaya aittir. Birbirinden ayrı ama birbiriyle bağlantılı ve etkileşim içinde olan iki alandır bunlar. Acı belli bir noktada yer alabilir (baş ağrısı, karın ağrısı), oysa ıstırap bütün varlığımıza zulmeder, bizi yıpratır, zayıflatır, çoğu zaman da değerimizden düşürür.
Neden yolculuk yapmaya katlanamıyorum artık. Neden hep kaybolmuş bir çocuk gibi "evime dönmek" istiyorum hep?
Eugenio Borgna
Sayfa 175 - Yapı Kredi Yayınları
Mutluluk deneyimi, aşkla, zevkle, başkaları tarafından sayılmak ya da takdir kazanmakla pek de ilintili değildir;
en çok kendini tamamen kabul etmekle, Nietzsche'nin "neysen o ol" diyen aforizmasında ifade edilen şeyle ilintilidir.
Acı ve yalnızlık içimize çöktüğünde, söylemek ve dinlemek istediğimiz sözcükler, bu dünyaya ait değildir; öyle ki, her birimiz bu sözcükleri sadece kendi can çekişen içselliğimizin gizinde biliriz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhun Yalnızlığı
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750824647
Kitabın türü:
Çeviri:
Meryem Mine Çilingiroğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern psikiyatrinin soğuk, bilimsel ve insana mesafeli, yabancılaştırıcı duruşuna karşı her zaman eleştirel bir tavır koyduğu pek çok kitabı bulunan İtalyan psikiyatr ve akademisyen Eugenio Borgnanın ilk kez Türkçede bir kitabı yayımlanıyor: Ruhun Yalnızlığı.

Kitaplarında, hakikatin insanın içinde olduğunu söyleyen Augustinus düşüncesine dayanan Borgna, psikiyatrinin inceleme odağının hastalık değil, hasta kişinin yaşantı içerikleri olması gerektiğini vurguluyor.
"Günümüzdeki anlayışın mutluluk kaynağı olarak kabul ettiği şeyler her fırsatta, her durumda ve her yolla istenmekte ve aranmakta ve bazı ilaçlar, bazı antidepresanlar da, çoğu zaman işe yaramaz birer havai fişek olmaktan öteye gidemeyen, zafer haline getirilmiş bir mutluluğa ulaşmanın aracı ve yolu olarak kullanılmaktadır. Bunu da, mutsuzluk ve depresyona yol açan sonsuz hayal kırıklıkları ve tatminsizlikler izlemektedir; bunun nedeni de, anlamlı, derin, büyük mutlulukların olduğu gibi, uçup kaçıcı, ancak bir sabah süren, ardında sadece küller bırakan, görünüşten ibaret, küçük mutlulukların da olmasıdır" diyen Eugenio Borgna, acıdan korkan zamane anlayışına karşı, gerek ruhsal gerekse bedensel açıdan hayatımızın her döneminde iç içe olabileceğimiz, kaçmamızın mümkün olmadığı acıyı sanatla, edebiyatla, felsefeyle ve biraz da tevekkülle yeniden okumanın yolları üzerine düşünüyor.

"Acının hayatımıza girmemesi mümkün değildir: Belki, zaman zaman, fiziksel acının, beden acısının çehresini keşfetmediğimiz olur, ama hayatımızın hiç olmazsa bazı saatlerinde, sonsuz başkalaşımıyla ruh acısı bize yabancı kalmayacaktır. Elbette ki fiziksel acı olgusu hepimiz için aynıdır. Acının yoğunluğunun, süresinin değiştiği gibi acıya yönelik kişisel duyarlılık da değişir. Buna, her halükârda tecrit, insanların dünyasından kopma olan yalnızlığa ilişkin farklı bir algı da eşlik eder. Ruh acısının, onun oluşumunun ise yekpare hiçbir yanı yoktur: Her birimiz onu kendi duygulanımsal ve varoluşsal yansımalarımızla, zaman zaman karanlık ve kaskatı, zaman zaman da hayata ve umuda açık olan, kendimize has yalnızlık deneyimlerimizle yaşarız. Ama her halükârda beden acısı geçince bellekte bir iz bırakmaz; oysa ruh acısı, derin ise silinmez: Beklenmedik ve öngörülmez olayların izinden yeniden doğabilir" diyen Borgnaya göre, "Sessizlik her söyleşinin parçası olmakla kalmaz, her hayat biçiminin de bir parçasıdır; ve her defasında onun kökenini ve anlamlarını tahlil etmek gereklidir."

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Cansu Çalışkan
  • melike
  • Esra
  • Uygar Atasoy
  • Handan
  • Vincenzo Mizar
  • emrah kars
  • Flaneur
  • Lililerle
  • Sena Karadaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%40
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%15
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%5
65+ Yaş
%10

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.1
Erkek
%43.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.4 (5)
9
%29.4 (5)
8
%11.8 (2)
7
%11.8 (2)
6
%11.8 (2)
5
%0
4
%0
3
%5.9 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları