Rumeli ve Muhteşem İstanbul

·
Okunma
·
Beğeni
·
610
Gösterim
Adı:
Rumeli ve Muhteşem İstanbul
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753627375
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Bu yazılar ne bir saray masalı, ne bir sultan-damat hikayesi, ne bir istanbul vükelasının, vüzerasının hayat hikayesidir. Bu yazılar kaybettiğimiz dünyamızın ve insanlarımızın hayat hikayesidir. Bugün gençlerimizin birçoğu 600 sene vatan bildiğimiz
Rumelini bilmez bile.

Rumeli kibirli ve asalet iddasındadır. Neden olmasın? En mütavazi, en mahfiyetkar Rumelilinin 600 senelik bir mazisi vardır.
(Arka Kapak)
152 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Yazar ve uslûbu hakkında daha öncede bir incelememde bahsetmiştim.Bu sefer daha geniş bir şekilde tanıtayım kendisini.Çünkü bu kitabı okumak isteyen arkadaşlar var. Ben kitap hakkında pek yorum bulamadığım için körlemesine almıştım.
Münevver Ayaşlı ana tarafından da baba tarafından da köklü ailelerden geliyor yani kendisi paşa torunu,akrabaları prenseslerle,Osmanlı döneminin ve Cumhuriyet döneminin önemli adamları ve önemli kadınlarıyla evliler.Kendi eşi de Viyana Büyükelçisi Sadullah Paşa'nın oğlu.Etrafı bu nedenlerle önde gelen devlet adamları,yazarlar,şairler vs. ile dolu.Yazdıklarından çok rahatlıkla bunu anlıyorsunuz.Tanıdığınız bildiğiniz birçok devlet büyüğünden,Nazım Hikmet gibi,Abdülhak Hamid Tarhan gibi önemli şairlerden bahsediyor.Bunlar ve aileleri hakkında bazı bilgiler veriyor.Yeri gelince de kendi düşünceleriyle çelişen icraatlar yapmış ya da söylemiş olanları eleştirmekten çekinmiyor.Fakat eğer bahsedilen kişileri hiç duymamışsanız bu kişileri ve bunların aile fertlerini,başka önemli ailelerle olan bağlarını okurken kitaptan kopmanız mümkün.Mesela bu anlatıma kısaca(kitaptan örnek verecektim fakat gerçekten çok uzun olacaktı)örnek vermem gerekirse: "şu paşanın oğlu şu okuldan mezun olup,bilmemkimlerin kızı bilmemne hanımla evlendi.ondan dört çocuğu oldu.isimleri şunlar...Birinci çocuk şununla evlendi,üç çocukları oldu.Sonra boşanıp bununla evlendi.Ondanda bir çocuğu oldu,ismi şu.İkinci çocuk şununla evlenip,o da şunların kızıdır,iki tane çocukları olmuştur...vesaire vesaire.Bu bahis iyice uzayınca kim kimin nesiydi iyice karışıyor,dönüp anlamak için tekrar okuyorsunuz.
Münevver Hanım monarşi yanlısı. Bu eserinde de, diğer eserlerinde de bunu açıkça görüyorsunuz. Vatanı sevmek onun için padişahı sevmek demek.O yüzden rejime karşı herşey, onun nezdinde kötü.Kendi cümleleriyle anlatayım: "Zamanın askerleri,aydınları gibi,velhasıl o zamanlar yetişen bütün vatandaşlar zamanın bütün Türkleri gibi babam da Ziya Paşa'yı,Namık Kemal'i,Mekâtib-i Askeriye Reisi Süleyman Paşa'yı çok severdi.Ziya Paşa'yı,Namık Kemal'i çok okur, dilinden düşürmezdi.Hep okurdu, bende babamı bu üçünden de soğuttum ve tamamıyla ayırdım. Babacığım, padişahını sevmeyen vatanını sever mi? Halifesine başkaldıran, iyi bir Müslüman olur mu? Askerî mekteplerde vatan,din,padişah sevgisi öğretilir,gizli gizli muzır neşriyat mekteplere sokulur mu? Bunlar genç ve masum talebelere okutulur mu,beyinleri pek genç yaşta yıkanır mı? derdim."(Sayfa-43)
Öte yandan eserinde değindiği bazı konular çok ilgi çekiciydi.Örneğin okuma yazma bilmeyen Rumelili kadınların birbirlerine çiçeklerle kurdelerle oyalarla oluşturdukları mektuplar gönderip bu şekilde duygularını anlatmaları,Rumeli'nde yaşayan Türklerin yaşamları,bazı adet ve alışkanlıkları,yiyip içtikleri,konuşmaları,topraklarını terk etmek zorunda kalmaları gibi. Ya da köleliğin kaldırılmasından sonra zengin kimselerin fakir köylülerden ya da hali vakti pek iyi olmayan kalabalık ailelerden evde hizmet görmesi için evlatlık alınan kızlar üzerinde durması gibi.Yine bu konuda kendi cümlelerine başvuralım: "Bunlar henüz çocuk denecek yaşta kızlardı,para ile alınmış cariye,esire değillerdi; lakin yine de bir esarette idiler.Bunlar köylerden analarının babalarının rızası ile alınır; fakat bir defa alındıktan sonra,aileleri, köyleri ile ilişkileri kesilirdi.Çocuk yaşındaki bu kızlar köylerine dönemezler, anaları babaları da çocuklarını bulamazlardı...Bu ismen esaret değildi fakat fiilen esaretti.Cumhuriyet zamanında da bu alışveriş sürmüştür"(sayfa-90)
Bizzat benim yengem de bahsedilen bu kızlardan biri olduğu için o kısımları okurken oldukça duygulandım.
Dahada uzatmak istemiyorum.Olumlu olumsuz yanlarını anlattım,tabii ki bunlar da kişiden kişiye değişecektir.Anlattıklarım sadece yazarı ve eseri özet geçerek tanıtmak amaçlı.Merak edenlere tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
...Rumeli hanımları emsalsiz ev hanımıdırlar. Bu meşguliyetlerinden başka,hanımlar arasında bir mektuplaşma faslı da varmış. Evet,mektuplar gider, mektuplar gelirmiş. Peki mektuplar nasıl yazılırmış? Haremde okuma yazma bilen yok.Çiçeklerle,yapraklarla ve ibrişim ile. Her çiçeğin,her yaprağın manaları başka başka."Seni seviyorum." bir çiçek, "Seni göreceğim geldi." başka bir çiçek, "Hastayım,çok üzülüyorum." da bambaşka bir çiçek. Bunları ifade etmek için rengârenk çiçek, yaprak ve ibrişim.Bu rumuzlarla pek güzel mektuplaşırlarmış

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rumeli ve Muhteşem İstanbul
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753627375
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Bu yazılar ne bir saray masalı, ne bir sultan-damat hikayesi, ne bir istanbul vükelasının, vüzerasının hayat hikayesidir. Bu yazılar kaybettiğimiz dünyamızın ve insanlarımızın hayat hikayesidir. Bugün gençlerimizin birçoğu 600 sene vatan bildiğimiz
Rumelini bilmez bile.

Rumeli kibirli ve asalet iddasındadır. Neden olmasın? En mütavazi, en mahfiyetkar Rumelilinin 600 senelik bir mazisi vardır.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Merve Sönmez
  • Belgisiz Zamir
  • Martenteo
  • Hatice Çakır
  • Kayra Rosa

Kitap istatistikleri