Sonuna kadar Sloane mu yoksa Maggie mi gerçek anlayamadım. Çok zekice kurgulanmış bir romandı. Beni düşünmeye itti. Bambaşka hayatlar süren iki genç kızında kendi hayatlarında aşık olup gece rüyalarında birbirlerinin hayatını, aşık oldukları adamları görmeleri çok ilginç diyorken bu sefer birinin hayal ürünü olabileceği algısı çıktı karşıma. Hangi hayat sadece bir rüya?
Kitap bir çırpıda bitti gayet güzel ve akıcıydı sanki bilim kurgu gibi geldi bana yana Bi sinema filmi bile cekilebilirmis üzerinde uzun süre düşündüm acaba görülen rüyalar hangi kıza ait diye iki farklı hayat cıkıyor karşımıza
Kitap bittiğinde aklımda tek bir soru vardı; neden? Yazarlar (kitabı iki kişi birlikte yazmış) bunu bize neden yaptı? Çok fazla karakter ve durağan bir olay örgüsü vardı. Sonunda ise neyin neden olduğu açıklığa kavuşmuyor. Yazarlar gizem uyandırmaya çalışmışsa da bunu başaramamışlar.
Çok daha güzel işlenebilecek bir kurguyu heba etmişler diye düşünüyorum. Okurken acaba hangisi gerçek diye soruyorsunuz zira asla anlaşılmıyor. Bu bir bakıma güzel merak uyandırıcı gibi ama temelde yatan nedeni gölgede bırakmışlar bana göre.
Biraz zorlama da olsa bitti
bi orda bi orda geçen hikayeleri seviyorsanız okuyun derim ama beni çok bağlamadı ve çok uzayan yerler bile var diyebilirim..zorla bitirdiğim kitaplar arasında yer aldı..
Kitabın konusu harikaydı. Ya da ben öyle zannetmişim. Gel gör ki okurken bir kitap hissi vermiyor. Filmini çekmek için yazılmış gibi. Tamamen bir gençlik filmi.
Bölüm bölüm olduğunu görünce sevinmiştim. Öylelerini okumak daha kolay gelirdi. Ama bu kitabta olmasaydı daha iyi olurdu sanki?
Bölümler sırayla Maggie ve Sloane için ayrılmış. İki hayatın içindeki kahramanları ayırt etmekte çok zorlandım.
Konuyu anlatmak için çok yanlış bir yol seçilmiş. Sarmadı işleyişi.
Güzel şeyler yazmak isterdim fakat beğenmedim.
17 yaşında birbirinden tamamen farklı iki genç kız (Tabi okura ilk başlarda yansıtılan ve uzunca bir süre de bu şekilde düşünülmesini sağlayan bir kurgu ile)... Maggie ve Sloane ana karakterlerimiz. Kitabın ilk başlarında her ikisinin de hayatlarını sırasıyla okuyoruz. Bölümler halinde ve bir bölümde Maggie, bir bölümde Sloane olmak üzere sırasıyla devam ediyor. Ortak noktaları ise, her ikisinin de rüyalarında birbirlerini görmeleri, hatta birbirlerinin hayatlarını yaşamaları... Kitap neredeyse son yüz elli sayfa kalana kadar bu şekilde devam ediyor ve sonrasında her iki karakterin de korkularıyla yüzleşmelerini okuyoruz. Birbirlerinden ve gerçeklerle yüzleştiklerinde karşılarına çıkacak sonuçtan... Aslında tamamen farklı bir kurgunun içinde olduğumuzu anlıyoruz. Zaman zaman sıkıcı ve monoton gelse de, okunabilir bir kitap. Ama bence karakterin gerçekle yüzleştiği anları daha önlere çekebilirmiş, arada kalan kısımlar sanki tamamen kitap sayfası biraz daha uzatılsın diye yazılmış gibi bir his yaratıyor.
Çoklu Kişilik Bozukluğu?
Bu kitabı okumaya başladığımdan beri aklımda olan soru buydu. Okuyanların ne diyeceğini çok merak ediyorum.
--spoiler--
Biterken de en baştaki düşüncemi destekler olaylar gelişti. Sloane ve Maggie'nin birbirlerini yok etme çabaları ve var oluşa tutunma durumları... Sonunda hangisi gerçekten gerçek? Sloane, Bill'i özlemiş, ona veda edememiş ve alt benliği uykularda Bill ile devam eden yeni bir kişilik yaratmış? Böyle dimi??
Okuyan, anlayan bana da anlatsın.
RüyaAdrienne Stoltz
İlk gençlik yıllarında bile bu tarz kitaplar okumamış biri için enteresan bir tecrübeydi. Edebi anlamda herhangi bir doyuruculuğu yok. Fakat hikaye enteresan. Çerezlik. Okunsa da olur okunmasa da.