Rüya Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
851
Gösterim
Adı:
Rüya Günlüğü
Baskı tarihi:
Temmuz 2011
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750509148
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Rüyamda benim rüyalarımı gören birini görüyorsam ya da gerçek yaşamım sandığım yalnızca rüyamda gördüğüm kişinin rüyasıysa. Haluk yalnızca bir rüya kahramanıysa. Gerçekten yaşamıyorsa, soluk alıp verişi rüya icabıysa...

O zaman kendimi çimdiklemem anlamsız. Birinin rüyayı göreni çimdiklemesi gerekir. Bunu benim yapmam mümkün değil.

Yine bir Bıçakcı apartmanı, yanıp sönen sarıbeyaz ışıklar, komşu evlerden duyulan konuşmalar ve tıslamalar... Uzun merdivenler, flulaşan seyirler, yüzleşmeler, çok tanıdık gelen tuhaf şeyler... Mantığa sığınan tekdüzelikler, bıkkınlıklar, birbirine benzeyen sokaklar, iç içe geçen rüyalar, "yazarsan kurtulursun", çaresizler, gevezeler ve uzun suskunluklar... Komşularım bir hayal olabilir mi? Sevgilim, dostum, annem nerede? Ben kimim?
Hayat bir rüya... Genç bir adam başkasının hayatını rüyasında yaşarsa ne olur? Biz kimin rüyasıyız?

Haluk, rüyasında bir başkasının hayatını dikizliyor. Bir rüya dedektifi gibi bu adamın peşine düşüyor... Ve giderek takip ettiği adama dönüşüyor. Her şey birbirine karışıyor...

Hakan Bıçakcı, muğlâklığı kullanarak kesinliği, gerçeklikten kaçarak gerçeği anlatıyor. Rüya Günlüğü, Bıçakcı külliyatının sarsıcı duraklarından biri...
(Tanıtım Bülteninden)
152 syf.
·9/10
Hakan Bıçakcı, Hakan Günday dolayısıyla tanıştığım bir yazar. Günday'ı fazlasıyla seven bir okur olarak onun ''üstadım'' diye andığı bir yazarla tanışmak istememem mümkün değildi. Bu okuduğum ikinci kitabı ve gerek ilk kitabında gerekse ikinci kitabında karşılaştığım his aynı: Süratle beton bir zemine çakılma hissi. Soğuk, giderek katılaşan, göğüs boşluğumda mide bulandırıcı bir heyecan uyandıran his. Rüya Günlüğü. Mutlaka okunmalı, şöyle güzel, böyle güzel demeyeceğim. Bıçakcı ile tanışmak ''gereken'' bir durum değil çünkü. Ya gerçekleşir ya gerçekleşmez.
152 syf.
·5/10
Ben artık okuduğum kitaplardan çok şey bekler oldum herhalde ki çoğunun sonunu beğenmiyorum.
Çok süper bir kurguyla başlayan bu kitap da -bence- saçma bir şekilde sonlandı. Oysa biraz daha işlenmiş olsaydı muhteşem olurdu.
Başkasının hayatını rüyalarında yaşayan birini konu almış. Biraz Alper Canıgüz kokuyor ama dediğim gibi sonunda o koku dağılıyor. Günlük bir kitap. Okumayın demem, ödünç alıp okuyun (:
152 syf.
·6/10
Hakan Bıçakcı kendi dalında iyi bir yazar. Edebiyat yanını ayrı tutarsak, rüyalar ve paranoyolar üzerine yerli bir yazar okumak istiyorsanız seçebileceğiniz yazarların başında geliyor. Bu kitap da 2.romanı ve yeni yazar olmaya başlayan birisinin elinden çıktığını belli ediyor. Bir sonraki romanı Boş Zaman ile benzerlikler taşıyor. Olay örgüsü, kurgu bakımından. İyi vakit geçirtti. Muhtemelen müthiş şeyler katmayacak ama tatilde oturup 4-5 saat içerisinde bitirebileceğiniz bir roman.
Zaman, dolabın arkasındaki böcek için de benim için de aynı tempoda seyrediyor. Benim yaşıyor olmam, onun ölmüş olması, zamanın ikimizi de aynı mantıkla çürütmekte olduğu gerçeğini değiştirmiyor. O dolabın arkasında yumuşak halının üzerinde, ben burada salondaki yuvarlak masanın başında...
Tuvalete giderken koridorda duran iki masa saatinin ayrı zamanları gösterdiğini fark ettim. Kolumdaki saate baktım: İkisi de yanlış. Bu annemlerin yaşlanmaya başladığına dair bir işaret. Her şey saatlerin geri kalmasıyla başlar.
Hakan Bıçakcı
Sayfa 135 - İletişim yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüya Günlüğü
Baskı tarihi:
Temmuz 2011
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750509148
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Rüyamda benim rüyalarımı gören birini görüyorsam ya da gerçek yaşamım sandığım yalnızca rüyamda gördüğüm kişinin rüyasıysa. Haluk yalnızca bir rüya kahramanıysa. Gerçekten yaşamıyorsa, soluk alıp verişi rüya icabıysa...

O zaman kendimi çimdiklemem anlamsız. Birinin rüyayı göreni çimdiklemesi gerekir. Bunu benim yapmam mümkün değil.

Yine bir Bıçakcı apartmanı, yanıp sönen sarıbeyaz ışıklar, komşu evlerden duyulan konuşmalar ve tıslamalar... Uzun merdivenler, flulaşan seyirler, yüzleşmeler, çok tanıdık gelen tuhaf şeyler... Mantığa sığınan tekdüzelikler, bıkkınlıklar, birbirine benzeyen sokaklar, iç içe geçen rüyalar, "yazarsan kurtulursun", çaresizler, gevezeler ve uzun suskunluklar... Komşularım bir hayal olabilir mi? Sevgilim, dostum, annem nerede? Ben kimim?
Hayat bir rüya... Genç bir adam başkasının hayatını rüyasında yaşarsa ne olur? Biz kimin rüyasıyız?

Haluk, rüyasında bir başkasının hayatını dikizliyor. Bir rüya dedektifi gibi bu adamın peşine düşüyor... Ve giderek takip ettiği adama dönüşüyor. Her şey birbirine karışıyor...

Hakan Bıçakcı, muğlâklığı kullanarak kesinliği, gerçeklikten kaçarak gerçeği anlatıyor. Rüya Günlüğü, Bıçakcı külliyatının sarsıcı duraklarından biri...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 64 okur

  • Gültuğ Erdöl
  • Halis Çepni
  • Pilar
  • Büşra
  • Emre Maguz
  • Zuhal Yetişen
  • Cnss
  • Osman Özküçük
  • Alper Taşkın
  • Gülden KIR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%13.3 (2)
8
%13.3 (2)
7
%6.7 (1)
6
%26.7 (4)
5
%20 (3)
4
%0
3
%13.3 (2)
2
%0
1
%6.7 (1)