Rüyaların Yorumu 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,9bin
Gösterim
Adı:
Rüyaların Yorumu 1
Baskı tarihi:
2019
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384278297
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Keops Kitap
325 syf.
·1 günde·8/10 puan
Geçtiğimiz yıllarda psikanaliz üzerine bir makale yazarken tanışmıştım Freud'un kalemiyle. Birkaç kitabını okuma fırsatım olmuştu. O zaman aceleye geldi, bir kez daha okumak istedim Düşlerin Yorumu'nu.

Eser uzun önsözlerle başlıyor. Kendi adıma önsöz okumayı sevdiğim için o bölümleri de sevdiğimi söyleyebilirim. Onun akabinde düşlere dair alanında uzman kişilerin görüşleri, hangi düşün ne neticesinde ortaya çıktığı ve konu konu düşler ele alınıyor. Eserin en beğendiğim tarafı da anlattıklarını geçmeyip örnek düş yorumları ile desteklemesi.

Biraz yorucu bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Dipnotlar uzun yer tutuyor ve eserin anlaşılması için dipnotların dikkatli bir şekilde okunması gerekiyor. Kendi adıma ikinci okuyuşumda eseri daha iyi anladığımı ifade edebilirim.

Bilinçaltımıza, çocukluğumuza giden, bilimsel veriler ile düşlerimize dokunan bir eser.
345 syf.
Kitabı anlayabilecek yetkinlikte ve birikime sahip olmadığıma karar verdim. Yarıda bırakma gibi bir huyum olmadığı için zorla da olsa bitirdim O yüzden değerlendirme yapmam. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak gibi olacağı için önce carl jung kitaplarını okuyup sonra tekrar okumaya karar verdim
370 syf.
·Puan vermedi
Psikoloji sevenlerin kesinlikle okuması gereken önemli yazarların başında Sigmund Freud geliyor. Rüya yorumları kitabında da gördüğümüz gibi Sigmund Freud bir rüyanın analizini yaparken bir çok önemli araştırmacı yazarların; kitaplarından, dergilerinden, makalelerinden alıntılar yapıyor. Bu kitabı okurken, rüyalarımızın aslında bilinçaltımıza atıp unuttuğumuzu sandığımız olayların kılık değiştirerek rüya ile kendini dışa vurmasıdır. Ve rüyanın anlamı göründüğü kadar basit olmayabiliyor. Bir çok bölümde kendi rüyalarınızdan kesitler bulabileceğiniz bir kitap. İyi okumalar...
325 syf.
Bu eseri okuyan bir kişinin Freud ile ilgili yapacağı ilk çıkarım şüphesiz şu olmalı ki; Freud, disiplinli ve sakin bir şekilde, odaklanmış olduğu konunun literatür taramasını en derin şekliyle gerçekleştirmiş ve bu taramaları okuyucusuna aktarmakla yetinmeyerek her biri hakkında antitezler geliştirmeye çalışmış, kendi kuramının temellerini, mükemmel bir diyalektik üzerine kurmuştur. İlk başlarda (ve düşlerin kökenleri konusunda sonlara doğru) yapısalcı olarak tanıdığımız Wundt'a (ve onun takipçileri) yönelik Freud'un söylevleri, en dikkat çekici olan eleştirilerin başında geliyor. Zira, kendisi de tıp fakültesinin mensubu olan Freud, meslektaşını eleştirmeye kalkarken Wundt'un haklı olduğu yönleri söylemekten de geri kalmıyor. Psişik süreçlerin kökeninde fizyolojik temeller olduğu fikrini saygıyla karşılayan Freud, (ki nörolojinin kurucusu Charcot okulunda eğitim almış biri) bu kitaptaki örneğiyle düşlerin, temelinde ruhsal proseslerin yer aldığını savunuyor. Wundt'un her fırsatta, her deneyimlediği olayı fizyolojiye çekme ısrarına karşılık Freud onun bu ısrarlarının belirli noktalarda tıkanacağını ve bu sebeple ruhsal süreçlerin doğrudan etkilerinin izlenmesi gerektiğini söyler. İşte Freud'u gerçek bilim insanı yapan özelliği şu ki, bu cümlelerinin peşi sıra, kendi ortaya koyduğu psikanalitik kuramının, bilimin gelişmesi ile fizyolojik olarak açıklanabilir olduğunu ifade eder. Bu kabullenme, Freud'un yıldızının birçok noktada barışık olmadığı Wundt'un ilerleyen yıllarda haklı olabileceğini kabullenmesidir ve bu, bir bilim insanı tarafından kolayca yapılabilir bir şey değildir. Ancak bugünün Wundt'unun sabırsız olduğunu da ekler ve onu eleştiri yağmuruna tutar.
Düşlerimizin bir istek doyurma olduğu temel fikri, her sayfada ısrarla ifade edilmiş ve bu iddiaya zıt olarak düşünülebilecek düş örnekleri de ortaya konularak derinler çözümlemelere gidilmiş ve bizlerin "bu düşün isteğimizi doyurma amacı gütmesi imkansız!" dediği düşlerin bile esasında istek-doyurma olduğu söylenir. Bu istek-doyurmanın dış etkenler tarafından etkilenmediği, kökeninde kişinin egosu yer aldığı mutlak surette vurgulanır. Dış-etkenlerin bize olan dokunuşları ruhsal süreçler olsa da, bu dokunuşları zihnimizde belirli şekillere sokacak olan, yine insanın kendisidir. Bu noktada Schopenhauer'ın zihin fikrine yer vererek açıklamalar getiren Freud, kendi kuramının kökenlerini yalnızca filozoflara değil, Shakespeare, Sofokles gibi birçok edebiyatçıya dayandırır. Kendisinin edebiyat ile olan bağını az çok biliyoruz, hatta bununla alakalı çok sayıda makale ele almıştır.
Düşlerin kaynağı konusunda dört sınıflama yapan Freud, bütün bu sınıflamalar ve ardından gelen açıklamaların nihayetinde; basit birkaç cümleyle kuramını şöyle özetler: bizleri düş görmeye iten ruhsal süreçlerimizdir ve bunun dışında kalan (dışsal uyaranlar gibi) uyaranlar ise, ruhsal süreçlerin içerisinde emilerek istek-doyurma şekline bürünürler (kılık değiştirme). Bu istek-doyurmaları düşümüzde görebildiğimiz kısmı, adı üzerinde, düşün görünen kısmıdır ancak öte yandan, görünmeyen (gizli) kısım da bulunur. Freud'un açığa çıkarmak istediği, fakat kimi zaman aşılabilir kimi zaman aşılması zor dirençlerle karşılaştığı, asıl yer burasıdır. Çünkü buradaki istek-doyurma (yine belirli kökene dayanaraktan) belirli sansürlerle karşımıza çıkabilir ya da buradaki çözümlenmeyi düş-gören abartarak anlatabilir veya unutabilir (buradaki unutmanın da kökenlerine inilir ve aslında unutmanın da birtakım sebeplerden ileri geldiği öne sürülür).
Birçok düş vakasıyla zenginleştirilmiş bu kitap, Payel Yayınlarının iki ciltlik baskıya verdiği "Düşlerin Yorumu" başlığının ilk cildiydi. Daha bütünsel bir yorum için öbür cildin de okunması gerekiyor. Yukarıdaki yorumlamalar ve genel olarak özetleyici ifadeler, bu cilt ile sınırlıdır.
Belirtmek istediğim bir nokta var ki, en basit ifadeyle, çocukluk çağının insan-davranışının kökeninde vazgeçilemez ehemmiyete sahip olduğu, her satırda vurgulanıyor. Temel olarak cinselliğin kökünün de çocukluk çağına yattığı ve devinimin (hoplama, zıplama, sallanma...) cinselliğin gelişiminde (belki de ilk çıkışında) mühim bir yere sahip olduğu söylenir. Freud bu konudaki fikirlerini beyan ederken kendisine ve kuramına yönelenen eleştirilere de yanıt verir. Yanıtını verirken, kendi kuramının en büyük deneylerinden birini kendi üzerinde yaptığını söyler. Nitekim eseri okurken birçok düşün Freud'un kendisi veya çocukları tarafından görüldüğünü görürsünüz. Çocuklukta anne/babaya yönelen "cinsel arzu" / "ölme isteği" gibi şuanki toplumda dahi, çokça ahlaksız karşılanacak fikirler ortaya atılırken Freud'un insan'a baktığı pencerenin hatırlanması ve söylediklerinin temkinli bir şekilde sindirilerek dinlenilmesi gerekir. Aksi takdirde, daha önceki yazılarda da dediğim gibi, Freud'un sapığın biri olarak görürsünüz.
Şunu söylemek istiyorum ki, Freud bu eserinde apaçık bir şekilde "cinselliği", cinsel ilişkiye girme olarak değil, "eros" olarak gördüğünü söyler ve bu manada kuramının mitolojik temelleri olduğunu okuyucusuna bir kez daha gösterir. Freud'u anlayamadığım nokta ise; kendisine eleştiri yöneldiği zaman cinsellik ile ilgili fikirlerini (bu terimden ne anladığını) çok güzel bir şekilde açıklıyorken kimi düş çözümlemesinde çok tuhaf karşıladığım yorumlamalarda bulunuyor. Bu yorumlamalardan kimisini, başka psikologlara dayandırıp o kişilerin yorumunu doğru bulduğunu söyler ve açıklamasını yapmadan başka düşe geçer. O kişinin açıklamasını doğru bulduğunu söylemekle yetinir ve örneğin, bir mumu kadın cinsel organına benzetir, mumun kırılmasını ya da erimesini erkeğin iktidarsız (ereksiyon ile ilişkili) olmasına bağlar ve bunun zaten böyle olduğunu dile getirir. Ben bu tip noktalarda, yapılan açıklamaları çok fazla yetersiz buldum. Kendisine yönelen eleştirilere karşılık kendisinin algıladığı "cinselliğe" karşılık bazı düşlerde okuyucusunu tatmin etmeyecek yargılarda bulunuyor, ötesine yönelen eleştirilerden birazının, maalesef haklı olduğu ortaya çıkıyor.
Ben yine de dengemi koruyup ikinci ciltten sonra yorumumu sürdüreceğim. Freud'u anlamaya da devam edeceğim. Zira, karşımızda, fikirlerini sıkça güncelleyen, geliştiren ve bir gün kendi kuramının bile yapısalcıların kabulünde olduğu gibi, fizyolojik süreçlere gireceği olasılığını anlayışla karşılayan bir Freud görüyoruz. Pek saygıdeğer Sigmund Freud'u görüyoruz.
O kadar güzel bilgiler var ki bitiremeden paylaşmak istedim İlerleyen sayfalarda yeşil görmenin iyi, pembe görmenin hayal kırıklığı, şarkı söylemenin ses getirecek bir olay gibi şimdiye kadarki halk yorumlarımızın da doğrulanmasını diliyorum.

Kitaptan bazı alıntılar;
Sokakta karşılaştığımız ve daha sonra bir daha düşünmediğimiz bir yabancının yüzünde bulunan bir sivilcenin bile rüyamızda rolü varmış.
Rüyalarımızda gördüğümüz şeyler genellikle, dört elle sarıldığımız arayışlarımızmış ve geçmişte bizi çok meşgul eden şeylermiş: Avukatların davalarını savunup, yasaları incelemesi, generallerin cepheye gidip savaşmaları gibi.
Rüya, bizi gerçekten kurtarıp, gerçekliğe ait normal belleğimizden arındırıp, bizi özünde gerçeğiyle hiçbir ilgisi olmayan başka bir dünyaya ve yaşam öyküsüne götürürmüş.
En uzak geçmişe ait izlenimler rüyalara derin uykudayken girip, daha yakın geçmişe ait olan izlenimler ise sabaha karşı ortaya çıkıyormuş.
319 syf.
·30 günde·8/10 puan
Uzun zamandır okumak istediğim bir Freud klasiğiydi. En sağlıklı incelemeyi kitabın ikinci cildini de okuduktan sonra yapabilirim. Ancak birinci ciltle ilgili şunu söyleyebilirim ki kesinlikle rüyalar çok detaylı ele alınmış. Freud kitaba kendinden önce rüyalarla ilgili yapılan araştırmalarla başlamış ve o kadar kapsamlı yer vermiş ki o kısımları okurken sıkıldığımı bile söyleyebilirim. Freud’un rüyalarla ilgili kendi görüşlerinden bahsettiği bölümlere gelindiğinde kitap kesinlikle daha akıcı oluyor. İlk ciltle ilgili düşüncem uzun süredir okumak istediğim bu kitabı okuduğuma değdiği. Vakit kaybetmeden ikinci cilde başlayıp bütün olarak değerlendirme yapma fırsatı elde ettiğimde daha sağlıklı yorumlar yapabirim. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar :)
325 syf.
·6 günde·5/10 puan
Çok büyük beklentilerle elime aldım, ilk okuduğum freud kitabıydı, hayatımda bitirmekte bu kadar zorlandığım bir kitap hatırlamıyorum bir ara bırakayım dedim ama bırakma huyum olmadığı için acı çeke çeke bitirdim. Zaman zaman ilgimi çeken yerler de oldu. Bu kitaba başladığımda bitiremeyeceğimi anlayıp 3 kitap daha bitirdim cahit sıtkı,yunus emre,sabahattin ali. bilmiyorum belki kapasitemin üstündedir. daha çok kitap okumam gerekiyor yada ilgimi çekmedi düşler, insan tahlilleri olsaydı sıkılmazdım bu kadar.
325 syf.
·10/10 puan
Bol miktarda garip anları olan, ama kesinlikle okumaya değer, mükemmel bir eser.

En çok sevdiğim şey sonsuz analiz. Evet, Freud'un bazı teorileri oldukça vahşi - ve ben buna ulaşacağım - ama insan durumu hakkında hem uyku hem de uyanıklık durumlarında öğrenecek çok şey var. Freud, mümkün olan her rüyayı zihni şaşırtan birçok açıdan analiz eder. Ancak, sürekli bir hayalperest olarak, teorileri beni çok dikkatsiz tuttu.

Hayallerim genellikle değişken ve çok yönlü. Freud hepsini ve diğerlerini anlatıyor. Gerçeklikten ortaya çıkan rüyalara verdiği örnekler özellikle ilginçtir. Bu sık sık başıma geliyor. Karakterizasyon, yükselen arsa, gizem ve entrika ve ayrıntılı bir hikaye hayal edeceğim ve tam dorukta, kahramanın bir tren tarafından vurulmak üzereyken, gerçek bir dünya sesi var. Sadece gerçek ses bir tren değil, çalar saatim.

Bu nasıl mümkün olabilir? Rüya durumum, doruk alarm alarmımla çakışmak için kendini milisaniyeye çıkarabilir mi? Mucizevi, açıklanamaz. Yine de Freud bunu açıklıyor. Ya da en azından dener. 600'den fazla sayfadan veya 21 saatlik sesten sonra bile, gizem için yer kaldığını düşünüyorum. Ve Freud'un kendisi, iki kişinin aynı şeyi hayal edebileceğini ve bağlam temelinde tamamen farklı anlamları olduğunu söylüyor.

Örneğin, düşüyor. Büyük bir yükseklikten düşmeyi hayal ettiyseniz, yataktan sarkan bir ayağa bedensel bir tepki olabilir. Ya da sürpriz sürpriz, seks hakkında olabilir. Freud'a göre, bir kadın, bilinçsiz bir varlık ya da olmayı isteme duygusunun “düşmüş bir kadın” ın sembolik bir yansıması olarak düşme hayalini ortaya çıkarabilir.

Spoiler uyarısı: Freud temel olarak tüm hayallerinizin seks hakkında olduğu sonucuna varıyor.

Elbette fallik sembolizm üzerine beklenen teorisi var. Mısır saplarını veya salatalıklarını hayal ediyorsanız, hepimiz gerçekten ne hayal ettiğinizi biliyoruz. Fakat cinsel nesnelerle cinayet eden nesneler de oyunda. "Düşmüş kadın" gibi.

Freud'un kullandığı en tuhaf örnek çocukların hayalidir. Erkek üyeye 'küçük adam' demeye rağbet ettiği için Freud, bir çocuğun hayalinin sembolizm kullanan bilinçaltı olduğu sonucuna varır. Ve çocuğu dövmeyi hayal edersen? Tabii ki, bu bilinçaltı mastürbasyon isteği dile getirdiği anlamına gelmelidir.

Freud, bu tür fikirler nedeniyle tartışmalı bir figürdür, ancak bu teorilerin kaçının psikolojiyi anlamak için çok önemli olduğunu fark etmemek kayıp olacaktır. Ve onu seks takıntılı bir manyak olmakla suçlayanlar için, tüm canlıların seks takıntılı manyaklar olduğunu hatırlamamız gerekir. Bahar havasını polenleriyle dolduran ağaçlardan biyolojik ihtiyaç uğruna hayatından vazgeçen erkek kara dul. Ve evet, insanlar da.

Kabul etmek isteseniz de istemeseniz de, böyle düşünmek için üretildik ve Freud'un sürekli cinsiyete dönüşü, bir nemfomanın kokain seven sapkınlıklarına daha az ve daha çok insan kene yapan şeyi anlayan birine benziyor.

En azından, tıbbi kokain ve cinsiyet sembolizmi ile ilgili tüm pasajlar, bunu aksi halde olabileceğinden sonsuz derecede daha eğlenceli bir okuma yapar.

Genel olarak, bunu kolayca okunması gereken bir klasik olarak işaretleyebilirim. Gerçekten ilginç olan kalın bir ders kitabını başka nerede bulabilirsiniz? Düşünmenizi, kendinizi sorgulamanızı ve anlamanızı sağlayacaktır. Eğer başka bir şey yoksa, bu beni hayallerimden haberdar ediyor. Şimdi TÜMÜNÜ hatırlıyorum. Uyanmak ve onları sallamak yerine, onları hemen aklımda tekrar oynuyorum ve "Oh Tanrım, Freud BU hakkında ne söyleyecekti?
345 syf.
·Ne Okusam'dan
Sigmeud Freud'un rüya yorumları kitabı akademik anlamda tıbbi terim ve jargon içerdiği için okurken zorlandım. Faydası ise kabus,karabasan, kötü rüyalar gördüğüm zaman bunun hangi anlama geldiğini, hangi fizyolojik ihtiyaç (aç,susuz),üşümek,o gün yaşadığım olayların etki ettiğini, bilinçaltında yatan korkularımın içsel ve dışsal kendinizin farkında olmanızı sağladığını ifade edebilirim. Psikoloji ve nörofizyolojiye ilgi duyanlara tavsiye ederim
672 syf.
Niçin rüya görürüz? Rüyaların kaynakları nelerdir? Rüyalara dair karanlıkta kalan pek çok konuyu aydınlatmayı başarmış bir baş ucu kitabı. Özellikle yapılan rüya analizleri ilgi çekici ve başarılı.
370 syf.
·Puan vermedi
psikolojiyi seviyorum diyen herkesin uğraması gereken bir psikologtur freud.Kitap yoğun bir anlatıma sahip ama okurken "Allah çarpsın ben bunu önceden biliyordum" dedirten cinsten bilgilere sahip.Ben çok beğendim okumanızı tavsiye ederim.
"İnsan asla eline geçen fırsatı kaçırmamalı, küçük bir yanlış içerse de yapabileceğini her zaman yapmalı. Hayat kısa ölüm kaçınılmaz olduğu için ele geçen fırsatları kaçırmamalı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüyaların Yorumu 1
Baskı tarihi:
2019
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384278297
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Keops Kitap

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları