Rüzgarın Şarkısını Dinle

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.460
Gösterim
Adı:
Rüzgarın Şarkısını Dinle
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050948240
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DOĞAN KİTAP
Herkes yürekten verdiğinin karşılığını alır.
Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.
Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.
Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu…
168 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
2018 yılının Ramazanı, unutmam genelde ramazan akşamlarını ve gecelerini. Yine oturmuş koltuğuma kitabımı okuyor, ara sıra ona buna salça olmakla zamanımı öldürüyordum. Saat çılgınca* ikiyi gösteriyordu. Normalde her zaman telefonumun sesi kısıktır, pek sevmem beklenmedik gürültüleri. Ancak elimdeyken telefon “Leyla,” “Cep,” “Anımsat,” “Mesaj,” “Reddet” ve “Kabul et” yazılı haneleri yansıdı ekranıma, birkaç saniye bekledikten sonra yeşil renk “Kabul et” butonunda parmağımı kaydırdım.
“Haaa,” dedim.
“Uyuyor musun? Sahildeyiz. Eniştemlerle geldik,” dedi
“Uyumuyorum. Eeee ne yapayım,” dedim.
“Sahaf sergi açmış, sana kitap almak istiyorum,”
“Ayy canım benim. Çok iyiyim tabi, sen nasılsın, eniştenler nasıl? Ne iyi ettin de aradın,” dedikten sonra hemen aklımdan geçirdim acaba kaç kitap alacak diye.
“İstediğin bir şey var mı?”
“Bilmem, aklımda şuan yok.”
Başladı kitap isimlerini saymaya. Aşağı yukarı en az otuz kitap isminden sonra
“Aaa yeter,” “Olum! Hepsini okudun ya da elinde var.”
“İyi tamam, Simyacı al. Okudum ama elimde yok. Belki yeniden okumak isteyebilirim.”
“Tamam, sen nasıl istersen,” dedi Leyla.
Sonra nasıl olduysa, “Bak, Rüzgârın Şarkısını Dinle de var” dedi.
Hemen “kitabın kapağı turuncu, kırmızı, mavi ve Doğan Yayınlarımı” dedim.
“Evet” dedi.
“Tamam. Onu al,” dedim.

Kitabın bana ulaşması da aşağı yukarı üç gün sürmesiyle elime ulaştı. Okuyup, bitirmek ise bu güne kaldı. Teşekkür ederim “Leyla.”

Haruki Murakami Japon asıllı ve büyük bir okuyucu kitlesine sahip güçlü bir kalemdir. İncelediğimiz kitabı ise ilk eseridir. Kitabın enteresan öyküsünü ise kendi ağzı ile kitabın sonunda bizlere aktarmaktadır. İlk eserini otuzlu yaşlarında yazmış ve birkaç zaman sonra tam zamanlı yazar olmaya karar verip, eserlerini sıralamaya başlamıştır.

Rüzgârın Şarkısını Dinle adlı eserimizin bir konusu yok desek sanırım doğru söylemiş oluruz. 1960’lı yılları hikâye eden yazarımız çok küçük bir zaman diliminde kahramanımızın başından geçen olayları anlatıyor. Hikâye kahramanımızın ağzından çıkmaktadır ve genellikle karakterlerin bir isimleri yoktur. Tamamı birinci tekil şahıs ile hikâye edilmiştir.

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen aşırı derece akıcı ve sürükleyici olması eserin güzelliğine güzellik katıyor. Sıkmadan okurun okumasını, meraklanmasını sağlıyor. Özellikle radyo spikerine kitabında yer vermesi ve yayın akışını paylaşması benim çok hoşuma gitti.

Ayrıca kitaptan öğrendiğim bilgi ise; Japonya’da okullar bahar ayında başlarmış, (gerisi internetten edindiğim bilgidir.) yani okul 1 Nisanda başlar, 31 Martta biter. Bir tane yaz tatilleri ve iki adet kışa denk gelen sömestrleri varmış. Acaba bizde neden böyle bir eğitim sistemi yok. On yaşlarına kadar hiçbir öğrenci sınava tabi tutulmaz ve kişiliklerinin oturmaları beklenirmiş. Bu kadar baskıya rağmen Japonya’da okuma oranı %99’dur. Harikulade bir oran. Acaba bizde neden böyle bir sistem yok, sanırım biz çok rahat bir milletiz. “Gerek yok biz okumadan da çözeriz işimizi.”

Sözün özü evet güzel bir kitap okudum. Sizlerin de okuması için tavsiye edebilirim.

Sevgi ile kalın.

*Çılgınca ikiyi göstermek. Sahibi olduğum duvar saatinin birden on ikiye kadar rakamlarının her biri bir ifade ile gösterilmektedir. İkinin kısmeti ise çılgınca olmasıdır. Bu sebeple saatim ikiyi çılgınca göstermektedir.
168 syf.
·4 günde·9/10
Murakami’nin ilk kitabı ve yirmili yaşlarının sonunda yazdığı bir kitap. Dağınık bir kitap da diyebiliriz, ucu açıkta kalan şeyler klasik Murakami kitaplarına göre daha yüzeysel işlenip daha yüzeysel şekilde açıkta bırakılmış. Her ne kadar okunması keyifli, karakterlerin içine girebiliyor olsak da kitapta olan acemilik de rahatlıkla fark edilebiliyor ama fark edilen bu acemilik Murakami’nin acemiliği, daha hem yaşı çok genç hem de ilk romanı olmasının yanında beyzbol maçında aklına “Ben de roman yazabilirim” düşüncesinin gelip kağıt ve kalem alışverişi sonrası yazmaya başladığı bir kitap, yani bu kitabı Murakami’den değil de farklı bir yazardan okumuş olsaydım acemilik vs. demeyip eminim ki çok farklı, değişik bir kitap okudum diye yorum yapar olurdum. Bundan ötürü de olacak ki Murakami senelerce, 79 yılında yazdığı bu kitabı senelerce çevrilmesine izin vermeyip yakın bir zamanda çevrilmesine izin veriyor ve bu acemiliğin belli olduğu güzel kitabı bizler de ancak okuyabiliyoruz.

Dağınık roman dedim ya ama dediğim gibi de başka bir yazardan okusam çok daha farklı yorumlar yazacağım bir roman, bariz bir şekilde Murakami’nin devam kitaplarında büyük bir yazar olacağının da göstergesi. Murakami kitabın sonundaki sonsözünde zaten kitabı bir yarışmaya gönderdiğini ve kaderinin bu yarışma sayesinde değiştiğini söylüyor. Elindeki tek taslağı bu kuruluşa gönderiyor ve eğer kazanamasaydım o kuruluşun dereceye girmeyen taslakları geri göndermediğinden dolayı yazarlık kariyerim bitebilirdi diyor, yani demem o ki dağınık bir kitap olarak gözükse de bir yarışmada dahi Rüzgarın Şarkısını Dinle farklılığını ortaya koymuş, yani başka bir yazardan okusaydım benim diyeceğim o farklı yorumları bir ilk kitap olduğu için, yeni bir yazar olduğu için o kuruluş Murakami’nin bu kitabına bu bakış açısını oluşturabilmişler.

Murakami hayranı ve birçok kitabını okuduğum için de kitap içinde birkaç bir şey dikkatimi çekti, zaten sağlam Murakami okurlarının fark edebileceği ve düşünebileceği şeyler bunlar. Mesela, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu ‘ndaki karakterimiz cebindeki bozuk paraların sayısının ve adetlerini sürekli olarak bilmesi ve bunun üzerine de konuşmasıydı. Bu kitapta da karakterimiz bir yerde buna benzer bir diyalog içinde bulunuyor, sanki Haşlanmış Harikalar Diyarı’nda Murakami ilk romanına selam göndermiş gibi. Başka bir konuda da Murakami’nin en sevdiğim kitaplarından olan Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları ‘da da metroda bir kutu içinde kesilmiş bir parmak bulunuyor ve bu parmak konuya hiçbir şekilde etki etmeyecek şekilde ara bölümde geçiyor, ne öncesi hakkında ne de sonrası hakkında en ufak bir şekilde bilgi veriliyor, sadece kutu içinde kesilmiş bir adet parmak bulunuyor ve kısa olarak da konusu geçiyor. Bu kitabında da kadın ana karakterimizin bir parmağının kesik olduğunu okuyoruz, aslında sevilen bir karakter olduğu için de bu kadın karakterimize Murakami yine kendi okuruna küçük bir sürpriz ve ilk kitabına da selam gönderme yapmış diyebiliyorum.

Kitap içinde yine bol bol müziklerden ve Amerika ile Avrupa edebiyatından bilgiler okuyoruz. Murakami neler seviyorsa bizlere de merak uyandırıcı şekilde okutmayı çok başarıyor. Yine kitap içinde geçen müziklerin hepsini açıp dinledim ve Murakami’nin müzik bilgisine, müzik sevgisine hayran oldum. Genel olarak kitabı sevdim, güzel kitap. Murakami sevenlerin zaten kesinlikle okuyacağı bir kitap. İlk kez okuyacakların da farklı bir okuma için deneyebilecekleri bir kitap olabilir diye düşünüyorum.
168 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bu kitabı, son birkaç aydır neredeyse okuduğum her kitabı yarım bıraktığım konusunda babama yakındıktan sonra bana “al, bunu oku” diye getirmesi üzerine bir anda okumaya başladım.
Ve açıkçası muhtemelen kitaptaki ana karakterin yaşına yakın olmamamdan, belki de daha önce hiç Haruki Murakami okumamamdan ya da gerçekten anlayacak olgunlukta bir yaşta olmamamdan ötürü kitabı tam olarak kavrayamadım, pek bir şey anlamadım.
Kitap hakkında biraz bilgi sahibi olabilmek için kitabı bitirdikten sonra anlamış olabilecek kişilerin incelemelerini okurken Tayfun abinin incelemesinden yazarın ilk kitabı olduğunu öğrendim. Ve onun da dediği gibi gerçekten kitabın tam bir konusu olmadığını fark ettim.
Kitabın içinde arada isimleri, alıntıları geçen kişiler bulunması, araştırınca onlar hakkında bilgi sahibi olabilmem ya da bu sayede yeni şarkılar keşfetmem gerçekten kitabın en sevdiğim yanıydı.
Bu kitap benim, kavradığım kadarıyla sevmeme rağmen, yaşım dolayısıyla “keşke birkaç yıl sonra okusaydım” dediğim kitaplardan oldu. Birkaç yıl sonra okusaydım muhtemelen kitabı daha iyi kavrar, içindeki duyguları hissedebilirdim. Belki birkaç yıl sonra tekrar okurum...
168 syf.
·1 günde·8/10
Murakami’nin 20’li yaşların sonlarında yazdığı ve uzun bir süre başka dillere çevrilmesine izin vermediği ilk eseri. Daha ilk satırından itibaren Murakami okuduğunuzu hemen hissettiriyor bu kitap size.

Çok fazla trajedi beklentisi olanlar bu kitabı okumasın. Çünkü Murakami trajik olaylara çok fazla girmiyor ama olayları yalınlaştırarak, sunmak istediği fikirleri hakkını vererek yansıtıyor insana. Daha çok yalnızlık, sıkılmak, kaybediş, içki, gençlik, arayış ile ilgili bir takım denemeler yapıyor.

Ayrıca bu yazar, “Yargılama Metodu” ile değil “İrdeleme Metodu” ile okunmalı kanımca. Çünkü bu kitapta koskocaman bir bilinmezlik mevcut. Olayların nerede, ne zaman, nasıl başladığını çoğu zaman bilmeden başlıyorsunuz okumaya. Zaten kitabın öyle bir derdi de yok. Siz siz olun, kitabı okurken anı yaşayın. Geçmişe ve geleceğe dönük düşüncelere dalmayın.

Yazara yazma nedeni sorulduğunda cevabı gayet sade; “Sıkıldım!”

İşlerinden kalan zamanlarda mutfağa geçip gece yarısından sabaha kadar yazıyormuş. Yazdıklarını beğenmez, baştan yazar, asla vazgeçmezmiş.

Milliyetçi olan Japonlar, yazarı kendi kültürlerini eserlerinde fazlaca yansıtmadığı için eleştirseler de, kendine has tarzından dolayı yoğun bir ilgi gösteriyorlar.

Yazarın yazmaya başlama serüveni okuyanların ilgisini çekiyor ve yazmaya niyetli okura bir yol ve yön gösteriyor. Kitap şu ifadeyle başlıyor; “Kusursuz metin diye bir şey yoktur.” Bu şu anlama geliyor; “İnsan yazmalı! Yazdığı şeyler de kusur arayanlar asla başarılı olamazlar...”

Saygılarımla…
168 syf.
·2 günde·7/10
Yazarla tanışmama vesile olan Rüzgarın Şarkısını Dinle,
Aslında hepimizin sahip olduğu hayatların olağanlık seviyesini çok da aşmayan bir yaşantı içinde yirmili yaşlarda bir gencin başından geçen bir takım olayları anlatıyor. Yazar, içerik olarak size bir burukluk eşliğinde ilginç tesadüfler, sağlam dostluklar, kaybedişler ve mutlu sonlar sunuyor.
Genel olarak anlaşılır bir dili olan yazarın samimi bir dili olduğu kanaatine vardım. Kitap da şematik olarak akıcı bir şekilde dizayn edilmiş.
İlk tanışmamızdan sonra yazarın diğer kitaplarını okuma isteği uyandı. Ben beğendim.
168 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
"Rüzgârın Şarkısını Dinle" Murakami'nin ilk romanıymış, ya da kendi tanımıyla bir "novella". Kitabı elime almam biraz ani geliştiği için hakkında bu bilgilere sahip değildim. Küçük bir araştırma yapmasaydım da Murakami'nin eserin sonuna yerleştirdiği samimi sunuşu okuyana kadar haberim olmayacaktı. Samimi olduğunu özellikle belirtiyorum çünkü, Murakami'nin eseri hakkında hissettikleri de en az eseri kadar içten ve samimi. Bu içtenlik ve samimiyet sonucu eserin başından sonuna kadar üzerimde bir "Çavdar Tarlasında Çocuklar" hissi oluştu. Anlatımı ve konusu açısından az da olsa Salinger'ın unutulmaz eserini çağrıştıran bir roman bu. Fakat çok daha farklı bir atmosfere sahip. Bir sonbahar havası bu esere çok yakışabilir. Kitapları bazen hava şartlarıyla bazen de renklerle birleştiriyorum kafamda. Bunu neden yaptığımı ve ne zaman başladığımı bilmiyorum, fakat elimde olmadığını söyleyebilirim. Çağrışımlar bağımsızdır.

Murakami'den daha önce "Uyku"yu okumuştum. Kısa öykü kısacık bir zaman diliminde bitmiş ve tadını damağımda bırakmıştı. Kısa öykülere olan ilgimden dolayı bu etkileyici anlatımın beni bu kadar etkilememesi zaten tuhaf bir durum olurdu. Kısa bir dönemi anlatan "Rüzgârın Şarkısını Dinle" de bu hissi oluşturdu üzerimde. Bölümlerin sık ve yer yer kısa olması elinizdeki eseri kısa bir hikayeye daha çok yaklaştıran teknik unsurlar.

Duygusal unsurlardan bahsedecek olursak her zaman olduğu gibi durum biraz öznelleşecektir. Zamanın etkili kullanımı beni her zaman etkiler ve eserin geçtiği süre 18 gün ile sınırlı olsa da anlatımın eşsizliği istediğim hisse ulaşmamı sağladı.

Eminim ki bu eserde belli otobiyografik unsurlar da bulunmakta. Bununla ilgili herhangi bir açıklama görmesem de üzerime kalan etki bu yönde. Ben de bu hisse güvenmeyi seçiyorum. "Rüzgârın Şarkısını Dinle" hızlı akışı ve yüklü duygularıyla içinize dokunacaktır.
163 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Henüz bir bar işletmecisi iken sahada maç izlerken gökten geldiğini iddia ettiği ilham ile yazılmaya başlanan ardından ödül alıp yazarı daha da şevke getiren bir roman. Yazarın ilk romanı olmasına rağmen diğer dillere çevrilmesine henüz izin vermiş. O yüzden yazarın şu anki tarzını pek yansıtmıyor.

Murakami’nin neredeyse tüm kitaplarını okudum. Diline ve tarzına hayranım.Fantastik hikayeler, çoğu kurgunun bir yerlerinde rol alan kediler, bazı cümleleriyle hayatı sorgulatan pasajlar, çoğu insan tarafından eleştirilse de Amerikan ve Japon kültürünün sentezini hissettiren kurgularını çok seviyorum.

Bu kitap kahramanın dilinden yazılmış. Hayatından bazı kesitleri anlatıyor. Anlatıyor tabi ama Murakami’nin üslubundan olsa gerek sanki karşınızdaki biriyle sohbet ederken dinliyorsunuz. Kurgu çok basit gelebilir. Ama yıllar önce yazılmış ilk roman özelliğini düşününce yazara hayranlığım artıyor.

Fantastik öğelerden uzak basit, sade ve minimalist bir Japon’un hikayesini merak ediyorsanız siz de dinleyin pardon okuyun efendim.
Kitabınız bol olsun :)
168 syf.
·Beğendi
Bu kitapla ve yazariyla tanismama vesile olan Demet Hocama teşekkürü borç bilirim.Çünkü gerçekten unutamayacağım lezzette bir kitapti.
Akıcı anlatımına rağmen düşündürücü, güzel noktalara değinen ve hayat hakkında güzel hayaller ve hedefler kurmamız sağlayan bir kitapti.Haruki, kendi hayatına yer vermiş ve başından gelenlerle güzel yerlere değinmişti.Ayrica Japonya egitim sistemi bir kac cumleyle gecmisti kitapta.Lakin yaptigim arastirma ile harika bir egitim sistemine sahip olduklarini bir kez daha gormus oldum.Darısı ülkemize...
Okunmaya değer :) Rüzgarın şarkısını dinleyin...
168 syf.
·6/10
Haruki Murakami’nin yalın ve anlaşılır diliyle meydana gelmiş olan eser, okuru olayın merkezine alarak bitirme arzusu uyandırıyor. İçerisinde değinilmiş olan şarkılar ise melodik ritmini yakalamaya yardımcı oluyor...
168 syf.
·1 günde·7/10
Keyifle okuduğum bir Murakkami kitabı Daha!!

Rüzgarın Şarkısını Dinle adlı kitabı da yazarın otuzlu yaşlarının başında yazdığı ilk kitabı ve ilginçtir ki Murakami bu kitabın basılmasına izin vermemiş. İzin vermemesinin sebebi herhalde ilk yazdığı eser olması, yazdığı ilk yazıya çok da güvenememesi olabilir. 

Alınti;
'' Muhteşem yalanları fukara hakikatten daha çok severim.''

Herkes yürekten verdiğinin karşılığını alır.''

Kitapta yeralan sarkilar;
Beach Boys - California Girls Bob Dylan - Nasville SkylineElvis Presley - Good Luck Charm 
168 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Murakami’nin ilk romanı(yazarın deyişiyle novellası)..Ama bir o kadar tanıdık..Müzik zevkleri,diyalogların çekiciliği,mekan seçimleri gibi “murakami imzaları”nı daha ilk romanına serpiştirmiş.Hissettiği “ben roman yazabilirim” düşüncesi ile kendini ne kadar tanıdığını da gösteriyor.En sevdiğim romanı ‘yaban koyunun izinde’ den sonra listeme ikinci sıradan giriş yapıyor sonrası ‘sahilde kafka’ tabii ki..Belki bu yakınlığımın sebebi, manevi bir yakınlık belki de acemiliğinin bile ‘özgün bir tat’a sahip olması..
Bir alıntı da iliştireyim:
“Gerçekten de bizler hem yalan söylüyor,hem de sık sık susuyoruz.
Ne var ki,bütün gün konuşup dursaydık ve sadece gerçekleri söyleseydik,o zaman da gerçek denen şey değerini kaybederdi belki de.”
Çeviride ise usta isim Ali Volkan Erdemir’in olması, kitabı okumak için diğer bir sebep sayılabilir!
168 syf.
Yazarimizin dediği gibi ilk novellasi.Yasamis olduğu 18 günlük macerasını anlatıyor ve bir insan roman yazmak isterse, basarabilecegini ifade ediyor. Kitap akıcı bir şekilde okunuyor ve kitapta dört parmaklı anlattığı kızın ismi yok. İlginç bir kitapti.
“Kendine karşı çok acımasızsın.”
“Evet, her zaman öyle olmaya çalışıyorum.”
Haruki Murakami
Sayfa 72 - Doğan Egmont Yayıncılık - 14. Baskı
'Güzel biri değildi' demekle ona haksızlık etmiş olurum. 'O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi' demek daha doğru bir ifade olur.
“Sen gidince kendimi yalnız hissedeceğim gibi bir his var içimde.”
Haruki Murakami
Sayfa 131 - Doğan Egmont Yayıncılık - 14. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüzgarın Şarkısını Dinle
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050948240
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DOĞAN KİTAP
Herkes yürekten verdiğinin karşılığını alır.
Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.
Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.
Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu…

Kitabı okuyanlar 405 okur

  • Cennet Gamze
  • s t
  • Tuğba tuğba
  • Merve Genç
  • die schule
  • Rukiye Kaya
  • Goknur Gursoy Safi
  • Hilal Yıldız
  • Tülay ŞAHİN
  • Songül Durgun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.6 (15)
9
%13.5 (19)
8
%20.6 (29)
7
%24.1 (34)
6
%14.9 (21)
5
%10.6 (15)
4
%4.3 (6)
3
%0.7 (1)
2
%0
1
%0.7 (1)