Rüzgarlı PazarMustafa Kutlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.688
Gösterim
Adı:
Rüzgarlı Pazar
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
185
ISBN:
9789756611807
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Rüzgarlı pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikayesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta. Bu kitap için "Bir kent masalı" tabiri kullanılsa yerinde olur. Mustafa Kutlu; bu uzun hikayesinde esas itibarı ile "yoksulluk" temasını işliyor. Sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikayesini sunuyor.
Kutlu'nun 8 kitabını okudum biri hariç (Uzun Hikaye değil) beni en fazla etkileyen, en fazla sevdiğim hikaye kitabı bu oldu. Yoksulluk nedir, çaresizlik nedir, tutunamayanlar kimlerdir öğrenmek mi istiyorsunuz Rüzgarlı Pazar'ı ziyaret edeceksiniz, bu kitabı okuyacaksınız. Büyükşehirlerde yaşayanların kitaptan sonra arka mahallelere farklı bir şekilde bakmasını sağlayacak bir kitap. Sokaklarda gördüğünüz çocuk işçilere, küçük bir tezgah açıp ekmek parası kazanmaya çalışanlara bakışınızda farkındalık yaratacak bir kitap bu, tabi isterseniz.
“Yoksulun evi uzaktadır, kimseler görmez. Yoksulun sesi kısılmıştır kimseler duymaz. Yoksulun yüzü soğuktur kimseler bakmaz; bakan olsa da yüzünü çevirip gider.” diyor kitabında Kutlu, belki kitabı okuduktan sonra siz bu cümlenin gizli öznesi olmazsınız.
Genelde yaptığı gibi kitapları bölümlere değilde ayrı ayrı hikayelere bölmüş Mustafa Kutlu ama yine hepsi birbiriyle bağlantılı fakat tek başına okusanız da hepsi ayrı hikayeler. Bunu bu kadar güzel yapma sebebi kitabında birçok karaktere yer vermesi galiba. Başrol bulamıyorsunuz kitaplarında birçok kişi var başrolde ve bu daha güzel kılıyor kitabı.
Dün arkadaşımla konuşurken "Mustafa Kutlu bana çok basit geliyor, okuyamıyorum." diye bir cümle kurdu. Durup düşününce Kutlu kitaplarındaki sevdiğim noktanın bu olduğunu fark ettim. Basitlik değil de sadelik. İnsan hayatının bu kadar karmaşık, bu kadar anlamsız olduğu bir noktada; görmemiz, bilmemiz gerekeni, yokmuş gibi davranıp hayatımıza devam etmeye çalıştığımız yerleri bulup, bunları insanın içine işliyor. Hem de oldukça samimi ve sade bir şekilde. Bize de sadece okuyup anlayabilmek kalıyor. Bunu ne kadar başarabiliyoruz muamma.

Rüzgarlı Pazar çoğu kez görmezden gelsek de aynı havayı soluduğumuz, solumaya devam edeceğimiz, yüreği pek çok kişiden zengin insanlarla dolu. Görmeyen iki gözün parmak uçlarındaki sevdası ile... Bu kadar dert sahibi olmalarına rağmen Allah'tan ümidi hiç kesmeyen insanların samimi ortamında buluyorsunuz kendinizi. Şu umudun yarısı da bende kalsın deyip, kalbinize yerleştiriyorsunuz.

Gün içinde Rüzgarlı Pazar'daki gibi yoksullukla mücadele eden, var olmak için, "Ben de seninle aynı dünyayı yaşıyorum" demek için çabalayan insanlarla karşılaşıyoruz. Bunların ne kadarını var kabul ediyoruz, ne kadarına içten bir şekilde dokunabiliyoruz Allah bilir. Okuyun efendim. Belki bir tezgâh alışverişi yaparken, küçük bir tebessüm hediye etmek istersiniz.

Benzer kitaplar

"İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne.. " "..yandım yandım nana of of etme ağam noolur. .adam mı ölür.. insan sevince n'oolur n'olur n'olur"
Çok sevdiğim bu türkü bu kitabın özeti aslında... yoksul, onurlu bir avuç insanın bir üst geçitteki pazar tezgahlarının ve birbirinden farklı gariban hayatlarının özeti.. Kendimi çoğu zaman Türkan Şoray Fatma Girik Sezer cik ın filmlerinde gibi hissettim. Gah Azize oldum, gah sırtı kambur kör kemancıya aşık fatma girik..gah da Adile Naşit ve Münir Özkul lu bir neşeli Günler filminde gibi.. buyduk biz Türkiye olarak genelin resmi.. Zaman geçti gitti bu resim değişti elbette.. çok iyi geldi kitap gerçekten.. o samimi diyaloglar ve mutlu biten sonlar..
İlk kez mustafa kutlu okudum.. bir de uzun hikaye nin filmini izlemiştim.. tebessümle okuyacağınız koca yürekli insanların hayatlarına yanından geçip gittiğimiz belki de ufak bir dokunuş...okuyun..basit ütopik demeyin lütfen çünkü bu yazılanları bizzat yaşayanlar da var gerçekten..
"Yağmur yağar ve iliklerine kadar ıslanmış bir kız çocuğu, elindeki birkaç selpakla küskün, oyundan çıkıp gider. Bir saçak altına büzülür. Annesinin kucağını, sıcak soba başını, kedisini özler. Orada çömelmiş, karanlığa baka baka sessizce ağlar. O bir çocuk.
Rüzgarlı Pazar'ın çocuk kolundan..."


Birbirinden bağımsız fakat bir o kadar da benzer hayatların Rüzgarlı Pazarda sığınması, kol kanat germesi birbirine. Öyle içten, öyle gerçekçi. Çoğumuzun unuttuğu belki de görmezden geldiği gerçeklerin bu sayfalarda hayat bulması ve tüm samimiyetiyle bizlere yansıtması yazarın.. Okurken ve okuduktan sonra mutlaka üstünde düşünülmesi gereken bir kitap.
Bu ne güzel bir kitaptı böyle. Hiç bitmesin dediklerimizden hani. Kitap insanın gönlüne, ruhuna dokunuyor. Kitabı okurken; "keşke ben de Rüzgarlı Pazarın bir sakini olsaydım" diye hayıflandım durdum. Bu kadar etkileyici olması belki de taa hayatın içinden, gerçekliğinden gelmesindendir. Kitapta bir de çok güzel bir aşk hikayesi var. İnsanı, insani duygulara boğan bir aşk. Herkesin okuması ve gönlüne dokunması dileğiyle.
Yine hayatın içinden duru dili,eşsiz betimlemeleriyle insana hem hüzün hem de umut aşılayan bir eserle buluşturmuş Mustafa Kutlu okurlarını. Ben çok sevdim eminim sizlerde seveceksiniz.
Okurken Pazarın rüzgarında defalarca inip çıktım üst geçidin merdivenlerinden. Gerçekten de Izmirdeyken defalarca geçtiğim Bölge metro durağından "Özkanlar" pazarına ulaştıran üst geçit canlandı gözümün önünde. Kitapla birlikte bir kaç kez daha geçtim oradan ama bu sefer her bir adımı,her bir tezgahı önemseyerek; her bir hayatın içine girerek ve içime çekerek, eski geçişlerimdeki umursamazlığın mahcupluğu içinde . Pazarları hep sevmişimdir Kutlunun da değinmiş olduğu o kendine has dilini, dokusunu, sıcaklığını; en çok da etiket dünyasından uzak oluşunu. Kitabın içine girmeye uğraşmadan o sizi çekiverecek, keyifli okumalar..
Rüzgarlı Pazar ; bize bizi bizce anlatan, bizden ve bizimle olan Mustafa Kutlu'nun tüm öyküleri gibi sıcak,samimi ve doğal bir eser. Sıradan ve günlük yaşantıların kalpgâhımızda makes buluşuna şahitlik edeceksiniz Rüzgarlı Pazar'da. Kutlu çağımızdan çok önce bayraklaştırılmış bir fikri çağımızın ötesinde bir söylemle sunuyor. Bu fikrin ne olduğuna ve ne olmadığına Kutlu okudukça karar veriyorsunuz. Her öyküsünde bir başka cihetten, insanın 'meselesine' yaklaşan Kutlu safiyete,samimiyete ve huzura giden yolu gösterirken hayata anlam katmak için kayda değer fikirler de veriyor. Çağlar öncesinde Resulullah'ın bayraklaştırdığı tevazu fikrini bugüne pratize etmek için öykülerinde kalemle yaşayan ve kelamla yaşatan Kutlu tevazuyu göklerin maviliğinde süzülen kartal kanadından alıp kainata sunuyor. Her öyküsünde apayrı lezzet bulacağınız Kutlu ; Rüzgarlı Pazar'da hergün yanından geçip de ehemmiyet vermediğimiz insanların hayatına nazikçe dokunuyor. Bir solukta okuyacağınız Rüzgarlı Pazar size hikmet ve nezaket dolu saatler yaşatacak.
Sizi bilemeyeceğim ama ben semt pazarlarını ve pazardan alışveriş yapmayı hep çok sevmişimdir. Buram buram emek, tatlı bir telaş kokar pazar yerleri; her tezgahtan ayrı bir ses, ayrı bir hayat hikayesi karşılar insanı. Zamana inat hep aynı sıcaklığıyla oradadır sanki pazarlar. Hani zaman değişir, insanlar değişir de o pazar atmosferi, pazar yeri hep aynı kalır, insana hep aynı güzel duyguları hissettirmeye devam eder gibi...

Mustafa Kutlu, eserinde okuruna "Rüzgârlı Pazar"ın tezgahlarını ve o tezgahların ardındaki hayatların kapılarını aralıyor. Kutlu'nun yalın fakat bir o kadar içten anlatımıyla önünden geçip gittiğimiz, alışveriş yaptığımız o tezgahların ardındaki hayat hikayelerine konuk oluyor kâh hüzünlü satırlarda buluşuyor, kâh sıcacık bir kahkahayı paylaşıyoruz. Velhasılıkelam aslında hayatın içindeki emek ve ekmek kavgasını bir o kadar daha derinden hissetmekten kendimizi alamıyoruz.
Rüzgarlı Pazar, uzun hikayeden oluşan bir hikaye kitabı olmasına karşın sayfalarında birçok insanın hayat hikayesini barındıran bir eser. Öyle ki, sayfalarını araladığınızda tezgah tezgah pazarcıların hayatına konuk olup birçoğunun köylerinden göçüp geldiği bu koca şehir içinde nasıl hayat mücadelesi verdiklerine tanık oluyoruz.

Yoksulluk temasının oldukça yalın bir dille ele alındığı, içimizdeki Duran'ların, Nimet'lerin, Cesur'ların, Şapkacı Bacıların ve daha nicelerinin hayat hikayelerinin konu edildiği bu güzel esere mutlaka ama mutlaka şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
Kutlu’dan çok kitap okudum. Her seferinde aynı tat aynı muhteşem zevk. Hayatım boyunca hiç o bilindik dede-torun ilişkisini yaşamadım lakin Mustafa Kutlu okumaya başladıktan bir süre sonra okuduğum kitaplarında hani dedemin dizinin dibine oturmuşum da başımı okşayarak birşeyler anlatıyor bana hissine kapıldım. Ya da kitaplarda,filmlerdeki o Aziz,bilge herkesin sevip saydığı karizmatik,az ama öz konuşan karakterler vardır ya işte onlardan bir tanesiymiş Mustafa Kutlu da ben de sohbetine nail olabilmişim gibi. Her kitaba ve yazara değer veririm ama MUSTAFA KUTLU ve HASAN ALİ TOPTAŞ’ın bende hep çok farklı yerleri ve anlamları olacak:)
Gözleri görmeyen Nimet ile Cesur, şehrin öbür ucundan her gün balon satmaya gelen Duran, gizemli Doktor, Pislik Ateş, Dürümcü Baba, Şapkacı Bacı, Battal kısacası Rüzgarlı Pazar'ın tüm sakinleri bu hikayede:) Yoksul insanları anlatıyor Kutlu. Çoğu iş bulup çalışmak için Anadolu'dan göç etmiş, yersiz yurtsuz kalmış insanlar. Her biri 'ben çektim evladım çekmesin' düşüncesiyle çırpınıyor. Çünkü yoksulluk en çok çocukları etkiliyor. Neyseki kendileri gibi temiz yürekli insanlar kol kanat geriyor onlara, ellerinden geldiğince.
Hikayeye baktığımızda mekanlar tanıdık, insanlar tanıdık ama böylesine tanıdık bir hikayeyi masal tadında anlatmak tam da Mustafa Kutlu'dan beklenen bir mağfiret. Herkese tavsiye ederim.
Bir pazar ve pazarın içindeki sıcakkanlı ve fakir insanlar.Fakir oldukları kadar da gönlü zengin insanlar.Mustafa Kutlu bize bu eserinde engelleri sevgi ile aşılacağını ve bunun için sadece kalbe ihtiyaç olduğunu anlatmış.
-Şiir iyi, tam bana göre.
-Sonra bir enstrüman çalmasını öğretiyorlar.
-Yoo... Onu yapamam, bende kabiliyet yok.
Cesur'dan bir öpücük daha.
-Boşver, ben çalarım sen söylersin.
En korktuğumuz şey düşmektir.
Düşmek deyince yolda giderken, tökezleyip düşmek değil ha. Ya nedir?
Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık...
Düşmek budur. Biz bundan korkarız.
Haramdan korkarız.
...gül, 'Efendimiz'in yadigârı, nergis 'hüsnüne mağrur' olanların timsâli, karanfil derseniz hangi cihetten bakılırsa 'Osmanlı' zevkinin hatırâsı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüzgarlı Pazar
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
185
ISBN:
9789756611807
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Rüzgarlı pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikayesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta. Bu kitap için "Bir kent masalı" tabiri kullanılsa yerinde olur. Mustafa Kutlu; bu uzun hikayesinde esas itibarı ile "yoksulluk" temasını işliyor. Sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikayesini sunuyor.

Kitabı okuyanlar 255 okur

  • Zehra Turgut
  • Sena Yıldırım
  • Mehmed
  • Zeynep Şura Çetin
  • Beyza
  • Kevser
  • betulybk
  • (ayaz)
  • Zeynep KILIÇ
  • Ahmed Gökay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%12.1
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.4
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.4 (24)
9
%23 (17)
8
%17.6 (13)
7
%13.5 (10)
6
%6.8 (5)
5
%4.1 (3)
4
%2.7 (2)
3
%0
2
%0
1
%0