Saat Kaçtır AcabaCem Selcen

·
Okunma
·
Beğeni
·
373
Gösterim
Adı:
Saat Kaçtır Acaba
Baskı tarihi:
Mayıs 2003
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789752890794
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Gecenin bir vakti şehre yeni gelen yabancı, ilk iş olarak arka sokaklardaki otellerden birine yerleşirve bu kısa moladan sonra, peşine takılan refakatçi B.'yle birlikte, soluğu modern dünyanın mabetleri olan barlardan birinde alır. Yabancının geçmişini beraberinde getirmemiş olmaktan duyduğu rahatlık, şehirdeki insanlara kurduğu çeşitli ilişkilerle birlikte çok geçmeden bir karmaşaya dönüşecektir.

Geceleri bilge bir Buda heykeli gibi otel resepsiyonunda oturan yaşlı resepsiyoncu, bürokrasinin dışarıdan işleyen çarkını temsil eden refakatçi B., servetinin çevresine ördüğü korunaklı duvarları sivri diliyle yıkmaya çalışan Z. ve onun cazibeli bir vampiri anımsatan kızı, kimi zaman ablalık yapan, kimi zaman şehvet hizmeti veren fahişeler, en önemlisi de yabancının içinde ilk kez 'ait olma' isteği uyandıran kıvırcık saçlı kadın, şehrin karanlık kuytularında belirerek yabancı adamın hayatını nemli bir bulantıya çevirirler.

Gece, sanıldığı gibi ışığı ihmal edilmiş bir dünya değildir; tersine, gündüz, ancak bir kısmı aydınlatılmış gecedir. Belki de bu yüzden, geceleyin yaşamak, tamamen başka bir varoluş şeklini sürdürmektir. Şehir ise canlı mahlûkat sınıfına girer, bir beden gibi hareket ederek kendine uymayanı anında kusar. Bu romanın diğer iki kahramanı olan gece ve şehir, bir araya gelerek her şeyi yutar, kendilerine özgü muzip ve karanlık halleriyle, köşeye sıkışmış hayatların tanığı olurlar.

Cem Selcen, Saat Kaçtır Acaba adlı bu ikinci romanında, modern yaşamla, şehir ve aşkla hesaplaşmanın öyküsünü anlatıyor. Gecenin yasalarının gölgesinde, insanın varolma isteği ile yokolma isteği arasına bağlı bir salıncak bu roman...
(Arka Kapak)
Ne anlatmak istediğini ben mi anlamadım yoksa gerçekten boş bir kitap mı bilemedim doğrusu. Şehre gelen bir yabancının yaşadıklarını okuyoruz lakin okumaya değer hiçbirşey olmuyor hayatında. Üzülerek söylüyorum ama zaman kaybından başka birşey değildi.
"Size şehir adına hoşgeldiniz! diyorum. Umarım çok mücadeleci değilsinizdir de insanlara çabucak uyar, rahat edersiniz. Fakat bunu kısa zamanda becereceğinizi görüyorum. Bavulunuzun küçüklüğünden otele girişinize kadar birçok şey sizin anlayışlı ve fazla zorluk çıkarmayan biri olduğunuzu ele veriyor. Belki de bunu, yaptığınız sık yolculuklar sayesinde edinmişsinizdir. Bu durumda siz de biliyor olmalısınız ki, şehir denen şey canlı mahlukat sınıfına girer. Bütün canlılarda olduğu gibi, bir beden olarak hareket eder. Bu öyle hassas öyle dikkatli bir bedendir ki, hani belki bundan haberiniz yoktur, bünyesine alacağı herşeyle tek tek ilgilenir, uymayanı da anında kusar. Ama ona ait en azından bir molekülü de biryerlerine karıştırır ki, hani aşı gibi, gelen bir daha gelirse birbirlerini tanımazlık etmesinler. Bu yüzden, tıpkı insan bedenlerine olduğu gibi şehirlere de en az iki kez gitmek lazımdır ki gerçek bir tanışma ve yakınlaşma olsun, birbirlerine gerektiği gibi davransınlar... Hah! Tabii ki, görüşmelerin çokluğuna rağmen o yolun aşılamadığı haller de olur. Yani şu malum gelenle, hep orada duran birbirlerine pek alışamazlar. O zaman şehir, geleni bir daha içine almayacak şekilde bedeninden atar ve bir daha da tanımazdan gelir. "
Cem Selcen
Sayfa 12 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saat Kaçtır Acaba
Baskı tarihi:
Mayıs 2003
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789752890794
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Gecenin bir vakti şehre yeni gelen yabancı, ilk iş olarak arka sokaklardaki otellerden birine yerleşirve bu kısa moladan sonra, peşine takılan refakatçi B.'yle birlikte, soluğu modern dünyanın mabetleri olan barlardan birinde alır. Yabancının geçmişini beraberinde getirmemiş olmaktan duyduğu rahatlık, şehirdeki insanlara kurduğu çeşitli ilişkilerle birlikte çok geçmeden bir karmaşaya dönüşecektir.

Geceleri bilge bir Buda heykeli gibi otel resepsiyonunda oturan yaşlı resepsiyoncu, bürokrasinin dışarıdan işleyen çarkını temsil eden refakatçi B., servetinin çevresine ördüğü korunaklı duvarları sivri diliyle yıkmaya çalışan Z. ve onun cazibeli bir vampiri anımsatan kızı, kimi zaman ablalık yapan, kimi zaman şehvet hizmeti veren fahişeler, en önemlisi de yabancının içinde ilk kez 'ait olma' isteği uyandıran kıvırcık saçlı kadın, şehrin karanlık kuytularında belirerek yabancı adamın hayatını nemli bir bulantıya çevirirler.

Gece, sanıldığı gibi ışığı ihmal edilmiş bir dünya değildir; tersine, gündüz, ancak bir kısmı aydınlatılmış gecedir. Belki de bu yüzden, geceleyin yaşamak, tamamen başka bir varoluş şeklini sürdürmektir. Şehir ise canlı mahlûkat sınıfına girer, bir beden gibi hareket ederek kendine uymayanı anında kusar. Bu romanın diğer iki kahramanı olan gece ve şehir, bir araya gelerek her şeyi yutar, kendilerine özgü muzip ve karanlık halleriyle, köşeye sıkışmış hayatların tanığı olurlar.

Cem Selcen, Saat Kaçtır Acaba adlı bu ikinci romanında, modern yaşamla, şehir ve aşkla hesaplaşmanın öyküsünü anlatıyor. Gecenin yasalarının gölgesinde, insanın varolma isteği ile yokolma isteği arasına bağlı bir salıncak bu roman...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Havva Nur
  • Sangrariel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%100 (1)
2
%0
1
%0