Sabırsız Yürek

8,1/10  (128 Oy) · 
376 okunma  · 
105 beğeni  · 
2.603 gösterim
Başka Yayınevlerinden;

SABIRSIZ YÜREK (Sayfa6 Yayınları, Can Yayınları)

ACIMAK (Kutup Yıldızı Yayınları, Akvaryum Yayınları)

TEHLİKELİ MERHAMET (Babil Yayıncılık)

MERHAMET (Yordam Kitap)

şeklinde yayınlanmıştır.


Teğmen Hofmiller, süvari birliğiyle birlikte görev yapmak üzere Macar sınırı yakınlarında bulunan küçük bir köye tayin edilmiştir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken zengin Kekesfalva’nın yeğenini görür. Bir arkadaşının aracılığıyla Kekesfalvaların evine yemeğe davet edilir. Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile tanışır. Orada Ilona ile dans eder. Ardından Edith’i de dansa davet eder. Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklara boğulunca büyük bir gaf yaptığını anlar, çünkü felçlidir ve tekerlikli sandalyeye mahkûmdur. Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Yaptığı gafın üzüntüsüyle Hofmiller ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek gönderir. Zamanla her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlar ve her geçen gün Edith’e duyduğu acıma hissi daha da artar. Edith de her gün özlemle Hofmiller’i beklemektedir. Bu arada Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir. Hofmiller, Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama içindeki acıma duygusunun etkisiyle, Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlar. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesine, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler onu. Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Hofmiller’in tüm bunlarla hesaplaşması ve aslında iyi niyetten besleniyormuş gibi görünen acıma duygusunun Kekesfalva ve ailesinin, ayrıca Hofmiller’in karşısına neler çıkaracağını Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig mükemmel bir biçimde anlatmış, öte yandan kişiye dünyanın en büyük meseleleri gibi görünen bu türden insanca sorunların savaşın dehşeti karşısında nasıl küçücük kalabileceğini ustalıkla işlemiştir.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    460
  • ISBN:
    9789750732072
  • Orijinal Adı:
    Ungeduld des Herzens
  • Çeviri:
    Çiğdem Öztekin
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet temiz 
10 Mar 23:24 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Stefan Zweig'in okuduğum ilk uzun romanı.bu uzunlukta başka kitabı varmı bilmiyorum.bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim şu ana kadar okuduklarımın hepsi mükemmeldi ama ' Acımak' için mükemmel kelimesi bile biraz hafif kalır.bir defa elinizdeki olağünüstü güzellikte bir kitap.Yazılım tarzı hiç değişmemiş aynı diğer kısa kitapları gibi sakin sakin anlatıyor Zweig.Kesinlikle sıkılma diye bir şey yok.elimdeki kitap 360 sayfa olmasına rağmen sayfa sayısı bir veya iki kat daha fazla da olsa,inanın bana memnunniyetle okurdum.Zweig bu defa bize merhamet duygusu üzerinden dersler veriyor.ama bunu anlatırken müthiş bir duygusallık yaratıyor.diğer kitaplarından farklı olarak bizzat olayı yaşayan kişinin direk anlatımıyla bize yaşatıyor her şeyi.Oysa diğer kitaplarında genelde esas olayı ikinci kişi anlatırdı(satranç,amok koşucusu,bir kadının 24 saati...vs.)evet konu merhamet veya acımak duygusu.o kadar güzel işlenmiş ki, bu duyguyu yaşayanların tüm içsel çatışmalarını,kararsızlıklarını,huzur ve huzursuzluklarını,mutlu ve mutsuz oldukları anları bütün ayrıntılarıyla önümüze seriyor.bu duyguyu yaşarken başarılı olan ve olamayan örneklerle zorluklarını ve kolaylıklarını,güzel taraflarını ve yıkıcı taraflarını kısaca her yönünü bize gösteriyor.ve bütün bunları da esas itibariyle genç bir teğmen,iki genç kız,bir yaşlı baba ve bir doktor üzerinden bize aktarıyor.tekrar tekrar söylüyorum ben bu kitabı mutlaka okunması gereken ve insanın çok fazla dersler çıkaracağı bir kitap olarak değerlendiriyorum.

Fırat Çağlar MANTAŞ 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Stefan Zweig’ın tek romanının bu olduğunu öğrenince merak edip okumak istedim. Oldukça akıcı bir dile sahip olduğu için kitaba kapılıp gitmek mümkün. Yazarın, Sigmund Freud hayranı olmasının etkilerini de görebiliyorsunuz. Çünkü, merhamet ve acımanın sınırını bir türlü belirleyemeyen, çevresindeki insanların ve toplumun etkisinde kalabilen, düşüncelerini bu insanlara göre kolaylıkla değiştirebilen, hayır demekte zorlanan bir insanın psikolojisini kusursuz bir şekilde aktarabilmiş yazar. Okurken sinirlendiğim, üzüldüğüm, “acaba ben olsam bu durumda ne yapardım?” diye düşündüğüm çok zaman oldu. Karakter üzerine epeyce kafa yorduğumu kitabı bitirince daha iyi anladım. Psikolojiye de meraklıysanız, severek okuyacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar.

pınar 
29 Tem 20:02 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitap yıllardır kitaplığımda bana bakardı,. Neden bilmem elime alıp okuyasım geldi ve çok kızdım kendime bu harika kitabı bunca zamandır beklettiğim için.
Kitabımızla ilgili çok kısa bilgi vereyim; genç bir teğmen ile sakat bir kızın arasında 'merhamet' duygusunun yol açtığı çıkmazları anlatıyor. kitabı okurken açıkçası sonunu tahmin etmekte zorlandım ve hiç beklemediğim şekilde bitti.
çevirinin çok iyi olmamasına rağmen cümleler çok vurucu ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Stefan zweig ikinci dünya savaşının ağır psikolojisine dayanamayıp karısıyla intihar etmiştir, son bir kaç sayfa satırlarında rastlayacaksınız bu psikolojinin izlerine...

kitabın son cümlesiyle bitireyim o halde:
İnsanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiç bir hata unutulmuş değildir.

Esma Tezgi 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Anlatılmakla değil okumakla anlaşılacak bir kitap ve bu yüzden fazla uzun yazmak istemiyorum. Merhamet, acıma, sevgi gibi duyguların yeniden ele alındığı, vicdanın sorgulandığı bu muhteşem eseri okuyun derim ben. Herkese bir şeyler katacak, içinizde bir şeyleri kıpırdatacak hatta değiştirebilecek bir kitap. Umarım okursunuz ve sizde de bir şeylerin değişmesini sağlar.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/07/acimak.html

feyzaaferayyy 
28 May 12:46 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Acımanın da en az acınmak kadar zor olduğunu, bazen küçük bir tersliğin ölüme sebep olabileceğini ve bir insana çok fazla bağlanmamamız gerektiğini büyük bir dramla anlatıyor. Kitap bittiğinde sıradaki kitapta hep edith ve diğerlerini arayacaksınız. Belki kitaptan sonra bir daha kimseye acımamayı öğreniriz ya da herkese acımayı.

Selma Mertel 
07 Haz 18:45 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Aslında bir başka adı da Acımak olan Zweig'in tek romanı, yine diğer küçük öyküleri gibi psikolojik.
Bu roman, acıma duygusuyla hareket etmenin nasıl ruhsal çatışmalara sebebiyet verdiğini anlatan bir başyapıt niteliğindedir. Bir yandan başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acıma duygusundan kurtulmak için çırpınan bir sabırsız yürek ama bu sabırsızlıkla kendini istemediği durumlara düşürmesi ve bu hareketlerinden dolayı duyduğu pişmanlık karşısında acıma diygusunun artması ve yine acıdığı kişilere yardım etmek için kendini istemediği durumlara düsürmesinin içinden çıkılmaz girdabı.
Müthiş bir psikolojik roman.
Kesinlikle tavsiye ederim

zeynep solak 
10 May 08:38 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazar derin psikolojik tahlillerini bu kitabinda da sunuyor bize. Kitabi okurken vicdan muhasebesi yaparken buldum kendimi. Acımanın ne denli güçlü bir duygu olduğunu gördüm.

Ülkü Uçgun 
24 Eki 2012 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Acıma duygusunun kişiye istemese de neler yaptırabileceğini sade bir dille anlatan psikolojik bir roman.Beğenerek okudum tavsiye ederim...

Feyza 
30 Ağu 11:31 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum en etkileyici kitaplardan biriydi. Kitabın arka kapağını okuduğumda beklediğim hikayeyle içerik birbirinden farklıydı ve beklediğimden çok daha iyiydi. Oldukça sürükleyiciydi.
Romanda ana karakterin psikolojisi oldukça etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Bir yandan hisleri diğer yandan içinde bulunduğu koşulların sonuçlarıyla mücadele içinde kalan Teğmen Hofmiller'a bazen kızacak bazen hak vereceksiniz. Asker olarak yetişmiş olmanın kendi üzerindeki etkileri, savaşın bir insana neler yaşatabileceğini ve en önemlisi verilen kararların beklenenden ne kadar farklı sonuçlar doğurabileceğini bizlere gösteren çarpıcı bir karakter.
<<Spoiler>>
Konusuna gelirsek ; Roman Avusturya'da geçiyor. Çocukluğundan itibaren sınırlı bir çevrede yetişmiş, diğer insanların duygu ve düşüncelerine fazla dikkat etmemiş 25 yaşındaki bir teğmen bize yaşadıklarını anlatıyor. Kasabanın zengini Kekesfalvalar ile tanışıp dostluk kuruyor, evin kızı Edith'in kalbini kazanıyor.Hemen her gün onları ziyarete gidiyor keyifli vakit, geçiriyorlar. Buraya kadar her şey kulağa normal geliyor. Asıl sıkıntı şu; Edith sakat bir kız. Doktor Condor yeni yeni tedaviler denesede iyi sonuçlar alınamıyor. Edith artık bu çabalardan usanmış yaşamaktan bıkmış bir genç kız. Fakat teğmenin arkadaşlığı ona umut oluyor. Yeniden yaşama tutunmasını sağlıyor. Teğmen ise bu zavallı kıza çok acıyor. Ve ne yazıkki duyduğu merhamet sınırını aşarak her ikisini de zor durumda bırakacak hale geliyor.
Edith'in mutlu olduğu anda ne kadar yaşama tutunduğunu, yürümek için ne büyük çaba sarfettiğini okuduğumda çok duygulandım. Fakat bu kadar kolay etkilenen bir yürek ne yazıkki ilk darbede yıkılabiliyor.
Teğmenin arkadaşlarım duyarsa benimle alay ederler, kasabaya yayılmamalı gibi 'elalem ne der' endişesi taşıdığı durumlarda çok sinirlendim:)
Kitabın sonu için ise açıkçası ben mutlu son bekliyordum. Teğmenin geçici göreve gidişiyle beraber umutlarım artmıştı. Savaş hiç beklenmedik bir durumdu.
Doktor Condor'un eğer Edith'i terkederse adeta bir cinayet işleyeceğini söylemesi başta biraz abartı bulduğum bir ifadeydi ne yazıkki yanılmışım.
Teğmenin "kişisel suçum savaşın suçu olan sonsuz kan gölünde bir damla olup kaybolmuştu." ifadesi çok çarpıcıydı.

Peter Bornemann 
01 Mar 17:11 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Merhamet duygusu neredeyse herkesin kolayca kendine yakıştırdığı ve yücelttiği bir histir. Fakat merhamet hissi, Zweig'ın kitabın girişinde yazdığı gibi öyle basit bir acıma güdüsüyle karıştırılmamalı. Çoğu zaman yaptığımız da bu. Halbuki sınanmamış iyilik, özelde de merhamet, iyilik ya da merhamet sayılamaz. Çoğu kez insanoğlu güçsüzlüğü, zayıflığı merhamet olarak yorumlayabiliyor. Halbuki merhamet duygusu çok güçlü bir karakter gerektirir. Romanda işaret edilen de bu. Merhametin sınanmasını okuyoruz. Bu sınavı geçen Dr.Condor ve geçemeyen Teğmen Hoffmiller karakterleri üzerinden. Zweig'ın her satırdan taşan insancıllığı ve yetkin karakter tahlilleriyle birlikte roman son derece doyurucu ve sürükleyici bir hal alıyor.

3 /

Kitaptan 176 Alıntı

Elif Kimya Salt 
 06 Haz 22:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Başkalarına yasak diye, bir zevkten kendini yoksun bırakmanın hiçbir manası yoktur. Biz gülüşüp şakalaşırken, birçok insanlar yataklarında can çekişip ölürler. Milyonlarca evde sefalet, yoksulluk hüküm sürer. Bir yığın insan açlıktan, hastalıktan kıvranırken, sayısız insanlar da taş ocaklarında, madenlerde, fabrikalarda köle gibi çalışıp çabalarlar. Cezaevleri adam doludur. Fakat birisi bu yüzden aptalcasına üzüldü diye, hiçbirinin çektiği eziyet azalacak değildir.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 41 - Kent Yayıncılık)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 41 - Kent Yayıncılık)
Elif Kimya Salt 
08 Haz 10:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Verdiğimiz kararlar çok daha fazla kendi durumumuza, kendi muhitimize bağlıdır ama biz bunu pek böyle sanmayız. Kafamız sadece edindiği intibalara, karşılaştığı etkileri nakletmekle yetinir.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 319 - Kent Yayıncılık)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 319 - Kent Yayıncılık)
Ferah 
25 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''...Beklemek ... Bir saniyede bir insan ölebilir, bir yazgı belli olabilir, bir dünya yıkılabilirdi....Daha ne kadar bekleyecektim...''

Sabırsız Yürek, Stefan ZweigSabırsız Yürek, Stefan Zweig

İnsanın gerçekten hissettiği bir yakınlık duygusu, istediği zaman prize sokacağı yahut çıkaracağı bir elektrik kontağı değildir ve başka birinin kaderiyle ilgilenmek, özgürlüğümüzün bir parçasını da elimizden alır.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 70)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 70)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
13 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Dünyevi bir acının tek bir biçimini bile gerçekten içinde duyumsayabilen biri, edindiği bu gizemli bilgi sayesinde, kendisine en yabancı ve görünüşte en anlamsız acıları bile anlamaya başlıyordu. "

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 86 - Can Yayınları)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 86 - Can Yayınları)
Uğur Erdoğan 
29 Kas 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Şanssızlık, insanı alıngan; sürekli acı ise adaletsiz kılar.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 74 - Can Yayınları)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 74 - Can Yayınları)
pınar 
02 Tem 03:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başkalarına yasak diye kendini bir zevkten kendini yoksun bırakmanın hiçbir manası yoktur. biz gülüşüp şakalaşırken, bir çok insan yataklarında can çekişip ölürler,milyonlarca evde sefalet, yoksulluk hüküm sürer. bir yığın insan açlıktan, hastalıktan kıvranırken, sayısız insanlar ateş ocaklarında, madenlerde, fabrikalarda köle gibi çalışıp çabalar. cezaevleri adam doludur. fakat birisi bu yüzden aptalcasına üzüldü diye, hiç birisinin çektiği eziyet azalacak değildir. insan bütün dünyanın çekmekte olduğu sefaleti düşünmeye kalksa neşesi yok olur uykusu kaçar. fakat asıl sizi şaşırtıp harap eden, hayalinizden geçirdiğiniz ıstırap değil de, kendi gözünüzle görmüş olduğunuz ıstıraptır.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (bu kitap yıllardır kitaplığımda diye kendime öyle kızıyorum ki,,,)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (bu kitap yıllardır kitaplığımda diye kendime öyle kızıyorum ki,,,)
mısra 
05 Tem 01:53 · Kitabı okudu

Ruhumuz en garip görünen rastlantılardan bile etkilenir; görünüşte en küçücük, önemsiz sandığımız şeyler bile cesaretimizi arttırır ya da azaltır.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 106)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 106)
mısra 
05 Tem 01:52 · Kitabı okudu

Ne kadar kendimize açıkça söylemekten çekinsek de, verdiğimiz kararlar büyük ölçüde içinde bulunduğumuz duruma, çevreye bağlıdır. Düşüncemiz de aynı şekilde, çok önceden edinilen izlenimlerin, etkilerin çoğunu kendiliğinden iletiverir. Hele, çocukluğundan beri askeri çekidüzen altında yetişmiş olanlar, her buyruğa karşı durulamaz bir zorunlulukmuş gibi, boyun eğmek güdüsünden kurtulamazlar. Böyle bir kimse üzerinde her askerî emrin akıl ermez ama isteklere gem vuran bir etkisi vardır. Görevinin anlamsızlığını çok iyi bilse bile, sırtındaki üniformanın cenderesi içinde, verilen emri hiç dirençsiz, bilinçsiz yerine getirir, tıpkı bir uyurgezer gibi.

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 379)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 379)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
13 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Yeryüzündeki acı ve felaketleri yalnızca düşünmenin bile, geceleri insanın uykusunun kaçması ve dudaklardaki gülümsemenin kaybolup gitmesi için yeterli olacağının bilincindeydim."

Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 73 - Can Yayınları)Sabırsız Yürek, Stefan Zweig (Sayfa 73 - Can Yayınları)