Saçmalıklar Çağı (Kafası Karışıklar İçin Olan Biteni ve Kendini Anlama Rehberi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.656
Gösterim
Adı:
Saçmalıklar Çağı
Alt başlık:
Kafası Karışıklar İçin Olan Biteni ve Kendini Anlama Rehberi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051980898
Orijinal adı:
The Age of Absurdity
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Baskılar:
Saçmalıklar Çağı
Saçmalıklar Çağı
“Doğa, Bay Allnut, bu dünyaya aşmak için getirildiğimiz şeydir.”

- Katharine Hepburn, Afrika Kraliçesi filminden

Tatminsizlik, tedirginlik, arzu ve kırgınlığın sarhoş edici kokteyliyle huzuru kaçmamış kaç kişi var bugün? Kim daha genç, daha yetenekli, daha saygın, daha tanınmış ve daha çekici olmanın özlemini çekmiyor? Kim daha fazlasını hak ettiğine inanmıyor ve eline daha fazlası geçmediğinde öfkelenmiyor? Başarısızlık artık yeni tabu, ağza alınması yasak bir küfür. Boktan şeylerin başa gelebileceğini çok az kimse kabulleniyor. Trajedilerimiz bile bir anlam taşımalı, “hayırlara vesile” olmalı. İnsanlar ne doğalarından ne de seçimlerinden sorumlular.

Peki nasıl geldik bu noktaya? Michael Foley, en eski metinlerden en son psikoloji araştırmalarına kadar uzanıyor ve bunları popüler kültüre dair gündelik tuhaflıklarla –paket açma videoları, “görülüyorum öyleyse varım” sanrıları, kişisel gelişime bulanmış mutluluk, koleksiyonerliğe bulanmış doyumsuzluk– eşleyerek günümüzün kültürel şartlandırmalarının absürd doğasına ışık tutuyor. Saçmalıklar Çağı bizi, suçu yaşadığımız çağa atıp kendimizi temize çıkarmak yerine, önce kendimizle –ve kendimizi kandırmadaki muazzam kapasitemizle– tanışmaya, böylece tüm bu saçmalığın doğasını anlamaya davet ediyor.

“Modern yaşam tüm şartlandırmalarıyla sizi mutsuzluk ve hayal kırıklığı dolu bir yola sürüklüyor. Bu kitap üstesinden gelmenize yardım edebilir.”

- Guardian
250 syf.
·10/10 puan
"Kapitalizmin en başarılı güven numaralarından biri herkesin milyoner olabileceği yanılsamasını yayabilmesidir. Oysa zirvede sadece birkaç kişiye yer vardır ve zirvede yer alabilecek beceriye çok az kişi sahiptir."

"Sürekli isteyen, hiç bir şeyden mutlu ve tatmin olmayan, çaba göstermeden bir şeylere sahip olma güdüsündeki çağımız insanın bu hastalıklarını yer yer psikolojik deneylerden de faydalanarak anlatmıştır Foley, gerçekten etkileyici, okunması ve okutturulması gereken bir kitap."
250 syf.
·6 günde
Michael Foley'in Saçmalıklar Çağı kitabı biraz fazlaca beyin jimnastiği, algının dansı gibi geldi bana. Kitap, günlük hayatta kendi iradelerimiz dışında veya kontrolünde muhattap olduğumuz birçok şeyi tekrardan bize hatırlatmakta. Daha dikkatli görmemizi sağlıyor diyebilirim. Ciddi düzeylerde gözlemlerin ve araştırmaların bir ürünü olduğunu okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Kapitalizmin ve genel itibarı ile bütün medya ve iletişim araçlarının, temel amaçları bir şeyleri pazarlamak olan her oluşumun, bireyleri nasıl hiçbir ihtiyacı yokken potansiyel bir müşteriye(alıcıya) dönüştürdüğünden bahsedilmekte. Mutluluk kavramı üzerinde yoğun bir şekilde durulmakta ve reklam -id kavramlarının bunu nasılda daha zor hale getirdiğinden ya da özellikle nasıl da doymak bilmeyen bir bilinçsizliğe çektiğinden bahsedilmekte.
Reklamların idi sürekli aktif bir alıcı-müşteri olarak tutmaya çalışması ve bunun için ciddi düzeylerde profesyonellerin işbirliği içinde olması bireyi kaçınılmaz alışverişlere sürüklemekte.
Sosyal medyadaki sürekli popüler olma kaygıları ve doymak bilmeyen idin sosyolojik problemleri...
"Modern hayat neden mutlu olmayı zorlaştırıyor?"
Kitabı bitirdikten sonra ciddi bir okuyucuysanız eğer en az on kitap daha okumanız gerekecek diye düşünüyorum.
Alıntıları ve kaynakçası kitabın kendisinden çok daha çekici geldi bana.
Gereksiz ve saçma alışverişlerden ve reklamlardan biraz daha kaçınmak ya da kurtulmak için mutlaka okunması ve okutulması gereken bir kitap.

Anlamlı ve huzurlu okumalar dilerim.
250 syf.
·10 günde·9/10 puan
Saçmalılar Çağı, aforizmalar ve önermelerle dolu bir monolog, bir manifesto. Bir popüler felsefe kitabı... Kişisel gelişim kitaplarının saçmalığına kafa tutan bir 'Zihin Geliştirme ve Aydınlatma Manifestosu... Herkesçe okunup anlaşılması gereken güzel bir manifesto.. Bu platformda bu kitabı okuyan 57. kişiyim. Oysa böylesi güzel bir kitabın herkesçe keşfedilip okunması gerek bence.
Bu manifesto, çağın mutluluk anlayışına ironik ve alaycı göndermeler yaparak 'Mutluluğun Saçmalığı' adlı bölüm ile başlıyor. Gelişme bölümünde ise felsefik, sosyolojik,psikolojik, politik, sanatsal vb her yönden çağımızın geniş kapsamlı bir analizi ile 'Saçmalığın Mutluluğu' bölümü ile mutlu son varmayı hedefliyor.
"Düşünüyorum, öyleyse varım." çağından, "Görülüyorum, öyleyse varım" çağına nasıl gelindiğinin ironik bir analizi. Sorumluluğu reddeden, kendinde hak görme çağının insanları yeniden tanımlıyor varolmayı.
Sosyal medyanın ve gelişen iletişim teknolojilerinin insan davranışları ve kimliği üzerine olan etkisi ile mutlu olduğunu hissetmenin değil, mutlu olduğunun başkaları tarafından onaylanmasının önemli olduğu çağdır.
Ve bu çağa ait olmanın tek şartı var: Tüketmek. Tüketerek sahip olduğumuz şeylere nasıl ait olduğumuzun felsefik bir öyküsü...
Ve bu çağın paradoksu: O çok imrendiğin başkalarına dönüştüğün an, kendinden nefret edeceksin.
250 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Foley’ in Saçmalıklar Çağı adlı eseri temelde modern hayatın neden mutlu olmayı zorlaştırdığı üzerinde durmaktadır. Bu sorunu 5 ana temada ele almaktadır. Öncelikle çağımızda mutluluğun saçmalığı olgusunu bir sorun olarak ele alan Foley, sorunun saptanmasından sonra soruna muhtemel kaynak teşkil eden unsurları saptamaya çalışıyor. Reklam ve id, kendinde hak görme haklılığı- potansiyelin cazibesi, eski ben-yeni bilim, arayış ve kutsal kase temaları üzerinden arayışını gerçekleştirmektedir. Geliştirilen stratejilerde bazı iç karartıcı sonuçlar ile karşılaşılmaktadır. Günümüzde artık sorumluluk duygusunun baltalanması, insanların sürekli kolay olanı elde etmek isteği ve zorluğu reddedişi kendini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca çağın insanı daha az anlayan deneyimleyen ve inan bir profil sunmaktadır.

Foley günümüz insanın hayatını çepeçevre kuşatmış olayları serimlerken bizlerin kökenimizle nasıl bir kopuş içerisinde olduğumuzu göstermektedir. Artık çağımız medya ve kitle iletişim araçlarının yönlendirmesiyle programlandırılmıştır.
250 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10 puan
Meydan okuyan bir kitap. Böyle insanı sarsıp kendine getiren havası okumayı daha da keyifli yaptı benim için. Beklentim düşük, ‘hadi bakalım’ diyip bir şans vermek için başlamıştım. İlgimi çeken konulara değinmesi sayesinde hızlı okudum. ‘Akış’ konusunu ele aldığı bölüm en keyif aldıklarımdan biriydi. Yürüme eyleminin akışta olmak olarak değerlendirilebileceği tam bir aydınlanma yarattı. Psikolojiden bildiğim bilimsel deneyler ve araştırmalardan bahsetmesi kitaba olan ilgimi artırırken, felsefeye yaptığı göndermeler daha önce bana uzak olan bu alana merak duymamı sağladı. Özellikle stoacılıktan ibaret olan felsefe bilgim, kitapta alıntılanan felsefi görüşler çerçevesinde derinlemesine öğrenme arzusu yarattı. Adı geçen felsefecileri YouTube’da Dilozof adlı hesaptan dinleyip öğrenerek okumak benim için daha keyifli oldu. Eğer bu kitaptan beklentiniz zaman geçirmekse biraz sert gelebilir ama kesinlikle okunması gereken, eleştirel bakış açısını geliştiren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Görünür olmanın varolmaktan; ‘yapmanın’, ‘düşünmekten’ daha üstün olduğunu savunan yaşadığımız döneme kendini ait hissetmeyen benim gibi okurlara kucak açıyor Micheal Foley.
250 syf.
·Puan vermedi
Yaşamla bilge bir tarzda nasıl alay edilirin cevabı bu kitapta bulunabilir. Yaşanmışlıkların ince alıntılarla çok geniş bir yelpazede, düşünce ekolerinin bir araya getirilip, ustaca harmanlanmasıyla, ortaya karışık güzel bir okuma deneyimi sunacağına inanıyorum.
250 syf.
·Puan vermedi
Modern yaşam her birimizi bir yerimizden etkiliyor, bazen incitiyor. Çoğu zaman neler oluyor, ben arada ne kaçırdım tedirginliği hepimizde oluyordur. işte, Michael Foley son zamanlarda anlamlandıramadığımız hal-hareket, durumlar, fikirler ve dahi tuhaf modaları felsefe süzgecinden geçirerek anlaşılır hale getirmiş, ellerine sağlık demek lazım #saçmalıklarçağı #michaelfoley
250 syf.
·Beğendi·10/10 puan
günlük hayatımızın sorgulanmasını , kendisinide içine katarak anlatan 80 yaşındaki yazar . güzel öğretici bir kitaptır . genel olarak felsefe den argümanlar ile yazılmıştır . akışı mükemmel olup sıkılmadan okunacak bir kitaptır .
Yaşamak için kişisel bir strateji geliştirmenin mecburi bir nedeni var. Sıklıkla ferahlama, özgürleşme hissi uyandıran sorunları reddetme tavrı aslında köleleşmektir. Kendi çözümlerini üretmeyenler başkalarınınkileri kullanmak zorunda kalırlar. Nietzsche'nin uyardığı gibi: "Kendine boyun eğmeyen buyruk altına girecektir."
Model veya öğretmenliğe istekli veya yetenekli pek az analist var ve bunların birçoğu zengin nevrozluları yüksek fiyata oturup dinlemekle ya da daha beteri, psikolojik estetik cerrahlarına dönüşmekle yetiniyor.
Ebedi ışık ( sahne ışıkları ) hep üstümde olsun, bu günün duasıdır. Bu şöhret talebi öyle ezici boyutlara varmıştır ki ( Amerikalı ergenlerin yüzde 31'i ünlü olacaklarına içtenlikle inanmaktadır.) geleneksel ikmal yolları - yeteneğin medyada methedilmesi- artık tamamen yetersiz hale gelmiştir. Haliyle şöhretin yeteneksizlerin erişimine (örneğin reality showlarda yıldız olmak) açılması ve herkese açık kanalların doğması(mesela internetten kendi reklamını yapmak) kaçınılmazlaşmıştır.
Birkaç yıl önce, Nick Bailey adlı on yedi yaşındaki bir delikanlı yeni aldığı Wii adlı oyun sistemine öyle aşk duymuştuki ambalajını açışını filme çekti ve yaşamı baştan aşağı değiştiren bu tür deneyimlerde yapılması gerektiği gibi, filmi You Tube'e yükledi. Ama kim bir ergenin yeni aldığı zımbırtısının paketini açışını seyretmek isterdi? Daha ilk haftasında 71.000 kişi söz konusu filmi izledi. Çok geçmeden sadece paket açma heyecanına adanmış birçok web sitesi kuruldu. Ve böylece esas malın iki adım ilerisinde yepyeni bir alışveriş deneyimi ortaya çıktı.
Özgün olmaya çalışarak özgün olmak mümkün değildir; sanat alanında buna kalkışanlar ancak avangard olacaklardır. Özgünlük, gelenekleri yıkıp yepyeni bir şey üretecek denli güçlü ve ezici bir itkinin ürünüdür. Yani tasarlanmaktan çok kazara ortaya çıkar.
Ee, sorun ne peki? Baskı nerede? Herkes
" cool "artık. Tanrı bile gazap konusunda öfke terapisine katılmaya boyun eğiyor. Her şey, tabii kadınlar veya farklı ırk mensupları, dinsel veya cinsel tercihler karalanmadığı ve çevreye zarar vermediği ya da hayvanlara acı çektirilmediği sürece ,"mübah" artık.
Dikkat edilme talebi gittikçe güçlenip çeşitlenmektedir.; bu da kimliğin dışarıdan görülmesini gerektiren içteki boşluğun bir sonucudur: "Görülüyorum, öyleyse varım." Bu talep en alt seviyede ifadesini bedensel anlamda görülmekte bulmaktadır. Bu durumun tipik örneği, toplumsal alanların gittikçe daha fazla görünürlük sağlayacak şekilde düzenlenmesidir.
İçerideki teşvik edici, dostane gülümsemeleriyle göz teması yakalamaya çalışan genç, çekici tezgâhtarlar, müşteride gençlik ve çekicilik yanılsaması yaratırlar. Gürültülü müzik, karşılıklı çekimin doğabileceği bar veya gece kulübü havasını sağlar. Ama koyu rekabetin yaşandığı bar ve kulüplerin aksine, bu mekânda reddedilme olasılığı yoktur. Para harcamak orgazmların en kolay ulaşılanıdır. Cüzdanı açıp parıltılı kredi kartını çıkarmak yeterlidir.
"Sadece kafalarını mutluluklarından başka bir şeye takanlar mutludur(...) Başka şeyi hedeflerler ve mutluluğu bu hedefe giderken bulurlar(...) Tek şans, mutluluğu değil, mutluluğa dışsal bir amacı yaşam amacı edinmektir..."
Beyin taramalarında yüksek kaliteli pahalı markaların dinsel imgelere eşit sinirsel tepkiler doğurduğu görülmüştür. Şok edici ve acıklı gelebilir ama bir İPod, Rahibe Teresa'yla aynı etkiyi yaratmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saçmalıklar Çağı
Alt başlık:
Kafası Karışıklar İçin Olan Biteni ve Kendini Anlama Rehberi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051980898
Orijinal adı:
The Age of Absurdity
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Baskılar:
Saçmalıklar Çağı
Saçmalıklar Çağı
“Doğa, Bay Allnut, bu dünyaya aşmak için getirildiğimiz şeydir.”

- Katharine Hepburn, Afrika Kraliçesi filminden

Tatminsizlik, tedirginlik, arzu ve kırgınlığın sarhoş edici kokteyliyle huzuru kaçmamış kaç kişi var bugün? Kim daha genç, daha yetenekli, daha saygın, daha tanınmış ve daha çekici olmanın özlemini çekmiyor? Kim daha fazlasını hak ettiğine inanmıyor ve eline daha fazlası geçmediğinde öfkelenmiyor? Başarısızlık artık yeni tabu, ağza alınması yasak bir küfür. Boktan şeylerin başa gelebileceğini çok az kimse kabulleniyor. Trajedilerimiz bile bir anlam taşımalı, “hayırlara vesile” olmalı. İnsanlar ne doğalarından ne de seçimlerinden sorumlular.

Peki nasıl geldik bu noktaya? Michael Foley, en eski metinlerden en son psikoloji araştırmalarına kadar uzanıyor ve bunları popüler kültüre dair gündelik tuhaflıklarla –paket açma videoları, “görülüyorum öyleyse varım” sanrıları, kişisel gelişime bulanmış mutluluk, koleksiyonerliğe bulanmış doyumsuzluk– eşleyerek günümüzün kültürel şartlandırmalarının absürd doğasına ışık tutuyor. Saçmalıklar Çağı bizi, suçu yaşadığımız çağa atıp kendimizi temize çıkarmak yerine, önce kendimizle –ve kendimizi kandırmadaki muazzam kapasitemizle– tanışmaya, böylece tüm bu saçmalığın doğasını anlamaya davet ediyor.

“Modern yaşam tüm şartlandırmalarıyla sizi mutsuzluk ve hayal kırıklığı dolu bir yola sürüklüyor. Bu kitap üstesinden gelmenize yardım edebilir.”

- Guardian

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • Gökaçınlar
  • Simay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.6 (1)
9
%2.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0