·
Okunma
·
Beğeni
·
8.705
Gösterim
Adı:
Safahat
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059991759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ensar Neşriyat
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy’un, ilk kitabı Safahat, bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine’i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils’i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren “manzum hikâye” biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Savunageldiği geleneksel edebiyat birikimi, onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif’in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe, onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak, yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler, Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Âkif tarafından yazılmıştır.
"Safahat kelimesi, görünüşler, manzaralar demektir.Fatih Câmi'i, Hasta, Küfe... gibi " hayattan manzaralar" ı ihtivâ eden bu manzûmelerin bulundukları ilk cilde "Safahat" adı verilmesinin sebebi budur.

Mehmet Akif ERSOY Türk edebiyatında daha çok şair ve vaiz kimliğiyle tanınmıştır. Ancak o hemen hemen edebiyatın her sahasında eser vermiştir. En önemli eseri "Safahat" isimli şiir kitabıdır. Bu kitap yedi bölümden oluşmaktadır.Yedi kitabın ilk altısının bütün baskıları İstanbul'da yedinci kitabındaki ise Kahire'de yapılmıştır.

Safahat aslında Mehmet Akif'in ilk şiir kitabının adıdır. Daha sonra diğer şiirleri de aynı kitapta yedi bölüm halinde basılmıştır:
l-Safahat, 2- Süleymaniye Kürsüsünde, 3-Hakkın Sesleri, 4Fatih Kürsüsünde, 5-Hatıralar, 6- Asım, 7- Gölgeler.

Safahat: Birinci kitaptır. 44 şiir ve 3084 mısradan oluşur. 1908-1911 yılları arasında yazılmıştır. Tarihi ve sosyal manzumelerdir. Bazı manzum tasvirleri ve İstibdadı kötüleyen şiirleri içine alır.

Süleymaniye Kürsüsünde: Tek şiirdir. 1002 mısradır. Uzunca bir vaaz şeklindedir. İlimde, sosyal hayatta olayları iyi takip eden ulemadan bir şahsın Müslüman cemaate söylediği nutuklardır. Burada olayları ve gelişmeleri İslam'a göre yorumlamaktadır. Bu vaiz, İslam'ı, Batı'yı ve hayatı gerçek anlamda kavramış bir kişidir. Şiirde yer yer realist özelliklerin hakim olduğu tasvirler, tablo şiir unsurları göze çarpmaktadır.

Hakkın Sesleri: 1912-1913 yılları arasında yazılmıştır. 10 şiir ve 482 mısradan oluşur. Bu bölüme "Hakkın Sesleri" isminin verilmesi, şairin Kuran-ı Kerim'den bazı ayetler veya Hadisleri şiirlerinin başına alıp; kendi zamanını ve döneminin olaylarını bunlara göre yorumlamasından ileri gelir.
Hakkın Sesleri Mehmet Akif'in en sıkıntılı ve ıstıraplı olduğu, Türk milletinin büyük katliamlara uğradığı, Balkan Savaşlarının olduğu dönemde yazılmıştır. Şiirlerde Mehmet Akif buhran ve isyan içindedir.

Fatih Kürsüsünde: 1913-1914 yılları arasında yayımlanmıştır. Tek şiirdir. "İki Arkadaş Fatih Yolunda" ve "Vaiz Kürsüde" başlıklı iki bölümden meydana gelir. Şiir 1692 mısradan oluşmaktadır.

Hatıralar: 1913-1915 yılları arasında yazılmış 10 manzumeden oluşur. Mehmet Akif'in Berlin ve EI-Uksur seyahatlerini anlatan hatıralardır.

Asım: Bu eser ancak 1923'te yayımlanmıştır. Tek bir şiirdir. 2292 mısradan ibarettir. Bu eser şaire büyük bir şöhret kazandırmış, muhavereli manzum hikaye tarzında' yazılmış bir eserdir. Eser baştan sona kadar karşılıklı konuşma şeklinde devam eder. Konuşmalar, Hocazade (Mehmet Akif), Köse İmam (Mehmet Akif'in sevdiği dostlarından Ali Şevki Hoca, Asım (Köse İmam'ın oğlu) ve Emin (Hocazade'nin oğlu) arasında geçmektedir.

Gölgeler: 1933 yılında Kahire'de basılmış, 41 şiir ve 1374 mısradan oluşmaktadır. Bu bölümde 1918- 1933 yılları arasında yazılmış şiirler yer almaktadır. Mehmet Akif'in küçük, derin tesirli şiirleri, kıtaları, Bülbül, Leyla, Gece, Secde , Hicran gibi şiirleri, Safahat İçin, Kendim İçin, Resmim İçin gibi derhal dillerde kalacak kadar etkili ve güzel şiirler bu son ciltte yer almıştır.

(Mehmet Akif ERSOY, İstiklal Marşı'nı Türk Milleti'nin milli marşı olarak görmüş ve Türk Milleti'nin malı olarak gördüğünden diğer şiirlerinden ayrı tutmuş ve kendisine ait bir eser olarak görmediğinden, Safahat'ındaki yedi bölümden herhangi birisinde de yayımlamamıştır.)

Safahat 'ının ilk şiirinde " Ağlarım, ağlatamam, hissederim söyleyemem..." diye terennüm başlayan büyük şair, eserini, yine gözyaşları ile bir vedâı andıran şu mısralarla bitirir:

Harîm-i kalbime indim mi, titrerim tir tir,
Adım başındaki iz, çünkü bir gurûb izidir.
Evet, gurûb izi, lâkin, adem misâli derin,
Tulû'u mahşere kalmış batan güneşlerimin...
Kitabı okurken dalıp gidecek , okudukca okumak isteyeceksiniz .
Mehmet Akif ERSOY ' un ince düşüncelerini okumak insana inanılmaz bir zevk veriyor . Tüm okurseverlere tavsiye ederim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.977 Oy)19.910 beğeni45.621 okunma3.565 alıntı192.744 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.736 Oy)8.194 beğeni22.311 okunma4.571 alıntı136.952 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.128 Oy)13.958 beğeni36.176 okunma3.798 alıntı153.700 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.248 Oy)9.243 beğeni27.605 okunma2.937 alıntı121.651 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (3.284 Oy)3.490 beğeni15.669 okunma914 alıntı49.303 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.432 Oy)5.296 beğeni19.493 okunma878 alıntı80.865 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.454 Oy)5.274 beğeni17.584 okunma3.815 alıntı113.154 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.910 Oy)9.451 beğeni26.620 okunma1.814 alıntı135.990 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.936 Oy)9.207 beğeni30.242 okunma926 alıntı146.613 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.003 Oy)11.798 beğeni29.634 okunma1.687 alıntı154.918 gösterim
Okuduğum yaşlarda anlayamadım birçok kelime barındıran kafiyesine bazen hayran kaldığım bazen anlayamadığım bir eserdi. Tekrar okuduğumda ise hayran kalarak okuduğum ve bazen yer yer ezberime bile aldığım bir kitap oldu. Hayatınızda bir kere olsun okumalısınız bana kalırsa.
Elimde iki cilt şeklinde mevcut bu eser. Şiirlerin bi orjinal halleri bi de sadeleştirilmiş halleri var kitapta.
Gerçekten okurken emek isteyen eserlerden ve bence Türk Edebiyatı'nın baş yapıtlarından. Anlam yoğunluğu , dil yapısıyla kusursuz bi örgü var şiirlerde. Eserin özetini zaten Mehmet Akif şu dizelerle kendi yapmıştır fazla söze daha ne hacet ...

Safahât'ımda, evet, şi'r arayan hiç bulamaz;
Yalınız, bir yeri hakkında "hazin işte bu!" der.
Küfe? Yok. Kahve? Hayır. Hasta? Değil. Hangisi var ya?
Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!
Okunması gereken bir kitap

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar

Mehmet Akif Ersoy
- Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler şu heyulayı da er geç silecektir, Rahmetle anılmak ebediyet budur amma, Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir.. - Mehmet Akif Ersoy – Safahat
her edebiyat ehlinin defalarca okuyup sindirmesi gereken eserdir. üstat mehmet akif ersoy'un ülke insanını, kültürünü, yaşayışını, derdini, kederini, mutluluğunu muhtecem seviyede bir kaliteyle tasvir ettiği ulu eserdir. kelimelere olan hakimiyeti ve şiir tadında bir eserdir efendim
Çok güzel bir kitap. Herkesin bilmesi gereken bilmeyenlerin öğrenmesi gereken muhteşem detaylar barındırıyor. Akif dede her zaman ki gibi mükemmel bir iş çıkarmış
Akif'in yazdıkları; bir şairin, bir münevverin, bir düşünürün,bir dehânın yazabileceği şeylerin çok ötesinde.Eğer dünyada şiir ya da şairlik diye bir şey varsa, Akif onlardan çok yukarılarda,çok ilerilerde bir yerde.Bu...Bu olsa olsa ilahi bir ilham,ilahi bir inayet,ilahi bir maharettir...
Kitabın sunuş bölümünde de belirtildiği gibi, Osmanlı'nın son 200 yılında Müslümanların yaşadığı travmayı hâlâ hissediyoruz. Zaman zaman kendimize olan güvenin sarsıldığı milletçe umutsuzluğa kapıldığımız anlar olmuyor değil.
Şimdi de öyle bir dönemden geçiyoruz...
Biz dünya tarihinde yaptıkları ile yapacaklarının teminatı olan bir milletiz...
Öyleyse Dünyanın önde gelen devletleri için potansiyel bir tehdidiz...
Benim anlamadığım bu dünya herkese yetecek kadar büyük, sonrası? 2 m. toprak...
M.Akif ERSOY şiirlerinde hep kendine güveni vurgulamış,
Bizde eksik olan güveni... Kendimize güvenmek etrafındakine güvenmekle alakalı Şimdi bize bir bakın, artık kimseye güveni olmayan bir grup ucubeye döndük. Etrafımızda guvenecek kimse kalmayınca kendimize guvenimiz de sarsıldı hâliyle... At izinin, it izine karıştığı şu ortamda akıl sağlığımıza dikkat edip sağlıklı kararlar alabilmek dileğiyle...
Safahat sadece yazıldığı güne bakmıyor. Sanki "doğrudan doğruya Kur'an'dan alarak ihamı" derken kendisi de ilhamını almış..almış ki zaman geçiyor şiirleri daha bir anlam kazanıyor. Aslında İslam dünyasının acı halinin değişmediğini de görmekteyiz. Coğrafyaları değişiyor belki ama sorunları değişmiyor. Safahat aslında bir şiir kitabından öte bir yol haritası, bir hali değerlendirme, bir toplum kritiği, bir Hakkı haykırış, dertli bir insanın çığlığı, bir dava adamının mücadelesi, bir müslümanın sade yaşantısı, imanlı bir insanın dünyaya meydan okuyan sesidir... Ruhu şad olsun...
İncelememe kitabın cismani özelliklerini anlatarak başlamak istiyorum; Türkiye Diyanet Vakfının neşretmiş olduğu ansiklopedik formattaki "Safahat" kitabı 4 ana bölümden oluşmaktadır. 1. Bölümde (Giriş Bölümü) Milli Şairimizin hayatı, eserleri, sanat anlayışı ve güzel ahlakı anlatılmıştır. 2. Bölümde 7 kitaptan oluşan (Birinci Kitap, İkinci Kitap/Süleymaniye Kürsüsünde, Üçüncü Kitap/Hakkın Sesleri, Dördüncü Kitap/Fatih Kürsüsünde, Beşinci Kitap/Hatıralar, Altıncı Kitap/Asım, Yedinci Kitap/Gölgeler) Safahat Külliyatı yer almaktadır. 3. Bölümde başta İstiklal Marşımız olmak üzere Safahat dışında kalmış şiirlerden oluşan bir seçki yer almaktadır. 4. ve son bölümde ise bu nadide eserden faydalanmamızı kolaylaştıracak Rehber ve İndeks bulunmaktadır.

Şimdi Mehmed Akif'in onu Milli Şairimiz haline getiren vatanperver dünya görüşüne değinmek istiyorum izniniz olursa;

Milletimizin destan yazdığı İstiklal mücadelemizin başarısında şüphesiz, cephedeki kahramanlarımız kadar şiirleri, yazıları ve vaazlarıyla milli mücadelenin manevi ve fikri cephesini inşa ederek, milletimize moral, cesaret ve ümit aşılamış, istiklal ruhunun iliklerimize kadar işlemesini sağlamış bir halk kahramanı olan Mehmed Âkif Ersoy her şeyden önce ‘insan-ı kâmil’dir. O, hadiselere inancının penceresinden bakmış ve buradan hareketle çözüm yolları önermiştir. Döneminin bazı aydınları gibi hastalıklara ‘fildişi kule’lerden reçeteler yazmamıştır..
Bana kalırsa yakın tarihimizin en büyük şairi, fikir ve dava adamı, benzerine pek sık rastlanmayan; özü sözüne denk bir ahlak timsali abidevi şahsiyettir..

Sanatını inancının emrine veren Mehmed Âkif, fikirlerini, dertlerini, ümitlerini, heyacanlarını insanın ruhuna işleyen bir samimiyet ile adeta çığlık çığlığa haykırmıştır eserlerinde.. Onun hayata bakışının merkezinde İslâm vardır. O; sanatını, cemiyeti daha ilerilere götürmek için vasıta yapmıştır. Fakat bunu yaparken de sanatından taviz vermediği gibi şiirini de kuru sloganlara âlet etmemiştir. Mehmed Âkif’in şiirinde hayatın tüm renkleri vardır.

Şimdi sırada "Safahat"ın ne anlama geldiğini açıklamak var: "Safahat" safhalar, devreler, dönemler ve görünüşler, manzaralar anlamlarına gelmekte olup kötülük, rezillik anlamına gelen "sefahet" kelimesi ile karıştırılmamalıdır. Safahat'ında Milli Şairimizin yaşadığı ve mücadele verdiği döneme dair gözlemleri yer almaktadır ve kendisi bu muhteşem eseri gayet mütevazi bir anlatımla ve hüzünle birlikte şu şekilde tanımlamıştır:

"safahatımda evet şiir arayan hiç bulamaz
yalınız bir yeri hakkında "hazin işte bu." der
küfe? yok! hasta? değil! kahve? hayır. hangisi ya?
üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!"

Bu kitabın tam manasıyla anlanabilmesi için Milli Şairimizin detaylı bir biyografisinin okunmasını öneririm öncelikle; ve yaşadığı dönemde Yurdumuzun içinde bulunduğu hiçte umut vadetmeyen atmosferin daha iyi anlaşılabilmesi için de dönemi anlatan tarih kitaplarını şöyle bir karıştırmakta da fayda olacağı kanısındayım.. ve birde yanınızda Osmanlıca bir sözlük bulundurmanız hiçte fena olmaz aslında..

Şimdi geldik kitabın ruhani boyutuna:
Dinine, vatanına olan bağlılığı, duyarlılığı son derece yüksek olan Milli Şairimiz dönemindeki buhranları ve ızdırapları safha safha şiirlerine aksettirmiş ve bunlar sonunda toplanarak "Safahat" olmuştur.

Safahat Türk Milletinin 19. asrın sonu ile 20. asrın başında yaşadıklarını, hissettiklerini, umutlarını, umutsuzluklarını, sitemlerini, serzenişlerini, şikayetlerini, hatta isyanları ve meydan okuyuşlarını buluruz.. Bu yönüyle Safahat, milletin ortak dilidir; ortak haykırışıdır.. Onu okuyan küçük bir çocuk kelimeleri anlamasa bile onda yüce bir milletin inleyişini hisseder, içine düştüğü yangın yerlerini dolaşır, acı tatlı nükteleri ile sokağımızda konuşan insanımızın seslerini duyar..

Bu açıdan değerlendirecek olursak Safahat hepimizin evinde bulunması ve yediden yetmişe her Türk vatandaşının okuması gereken çok kıymetli bir eserdir..

Okuyunuz, okunmasına vesile olunuz..
Azim sahibi insan için neymiş uzak, neymiş yakın?

Hangi korkunç şey var ki insandan korkmasın?
Mehmet Akif Ersoy
Sayfa 58 - Akçağ Yayınları 11.Basım
Kiminin saygıyla anılan hatırası kalır,
Kiminin bir yığın iyiliği,

Kiminin de bıraktığı yegâne hatıra,
Böyle bir hüzün dolu gölge olur!
Mehmet Akif Ersoy
Sayfa 158 - Akçağ Yayınları 11.Basım
Vazgeçmiş olsaydı aramaktan, ne bulurdu?
Elbet biri candan, biri canandan olurdu!
Mehmet Akif Ersoy
Sayfa 96 - Akçağ Yayınları 11.Basım
Ey hatırasıyla kaldığım yar,
Artık aramızda bir cihan var!
Sen gökte safa-güzin-i didar,
Ben yerde azab içinde bizar!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Safahat
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059991759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ensar Neşriyat
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy’un, ilk kitabı Safahat, bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine’i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils’i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren “manzum hikâye” biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Savunageldiği geleneksel edebiyat birikimi, onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif’in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe, onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak, yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler, Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Âkif tarafından yazılmıştır.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları