Adı:
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728579
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Promesse de L'aube
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Fransız edebiyatının en sıradışı ve üretken kalemlerinden, prestijli Goncourt ödülünü iki kez kazanmış Romain Gary, namıdiğer Émile Ajar, aydınlık bilincini derin bir mizah duygusuyla harmanladığı ve şiirsel bir dille kaleme aldığı başyapıtı Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı'da, tek başına ayakta durmaya çalışırken biricik oğlunu da yetiştirip hayata hazırlamak için boğuşan göçmen bir kadının zorluklar karşısında verdiği amansız mücadeleyi, onun ihtişamlı bir yazgıya erişebilmesi adına seferber ettiği o büyük enerjiyi ve oğlunun "çok sevdiği o kadının naif hayallerinin yansımasını" yaşamına aktarabilmek için gösterdiği muazzam çabayı anlatır.

Sığındığı müşfik kucakta dünyanın tüm acımasızlığına göğüs geren direngen bir çocuğun, Gary'nin yaşamından kesitler içeren, her aşamasında yaşamla ölümün, yoksullukla yüceliğin kol kola gezdiği bu önemli eserinde, anlatıcının askeri ve diplomatik kariyerinden edebi başarısına ve insan ilişkilerine dek her şey, sarsılmaz karakterli, duygulu, heyecanlı ama aynı zamanda katlanılmaz annenin sevgisi altında şekillenir.

Benliğiyle boğuşmaktan sıkılan ve yarattığı personayla edebiyat otoritelerine çalım atan Gary'nin hayatının şafağında verdiği sözün romanı olan bu başucu kitabı, yazarın diğer tüm kurgularının izleğinin sürülebileceği bir başlama vuruşu...
416 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Romain Gary (Emile Ajar) ın okuduğum 6. kitabıydı.Diğer kitaplarındaki kargaşa Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı da son bulmaya yaklaştı, daha gerçek, daha açıktı.Tavsiyem diğer birkaç kitabına öncelik verip Romain Gary ile tanışmanız.
Hayatından çok fazla ödün verip çok fazla fedakarlık yapıp hatta kendisi için hiçbir şey yapmayan bir annenin kızı olarak fazlaca etkilendim, en azından yaşananları anlamakta güçlük çekmedim.Bir anne ve oğul arasındaki kuvvetli bağ sonucu yaşanan başarılardan, tatminlerden ve söz ediliyor.Kitabı sona bırakmakta doğru karar vermişim, Onca Yoksulluk Varken den sonra en etkilendiğim bu kitap oldu.Sonlarına doğru vedalaşmakta zorluk çekebilirsiniz, benden söylemesi...
336 syf.
·Beğendi·10/10
Emile Ajar müstearıyla yayımlanan “Onca Yoksulluk Varken”i okuyup o kadar etkilendikten sonra Romain Gary ile tekrar buluşmak için neden bu kadar bekledim, bilmiyorum. Biraz araştırdıktan sonra bu ayrılığa yakışır şekilde bir buluşma olması için, son yıllarda yapılan tartışmalarda yazarın “uzak ara en iyi romanı” olduğu üzerinde ittifak edilen bu kitabı seçtim. İyi ki de öyle yapmışım çünkü bu kitapta diğer tüm kurgu eserlerinin izleğini bulmak mümkün ve tabii yazarı yakından tanımak...
Fransız edebiyatının “en sıra dışı” yazarı olan Gary, Goncourt ödülünü iki kez kazanmış tek Fransız yazar. Onun otobiyografik romanı “Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı”yı okurken “En kötü yazar, kendi hayatını yazar.” savının kesinlikle yanlış olduğunu görüyoruz. Anılarını yazarken bile kullandığı üslubun şiirselliği ve mizahı dengeleyen enfes tadı, kurgu sanatının inceliklerini kullanmadaki ustalığı bu kitabı bir baş yapıt haline getiriyor. Hayatını her yönüyle anlatmaya çalışırken kendisiyle ve aslında bizimle dalga geçmekten çekinmiyor. Kendini anlatırken insanlığın en mahrem noktalarını, zaaflarını, hayallerini, hırslarını son derece samimi bir şekilde zihnimize boca ediyor. Bunca şeyin altında biraz afallıyor insan ama hayranlığını gizleyemiyor.
Artık bu kadar uzun bir ayrılığa mahal vermeden yazarın diğer eserlerini de okumayı düşünüyorum, hatta bu beni heyecanlandırıyor.
340 syf.
·Puan vermedi
İlk sayfalardan etkisi altına alan, yazarın okuyucuya duyguyu çok etkili bir şekilde verdiği kitabı çok sevdim.
Kitap, yazarımız Romain Gary’nin kendi hikayesi, anne-oğul ilişkisini anlatıyor.
Cümleler akıp gidiyor, çok güzel..
Çok güzel bir anne-oğul ilişkisi anlatılmış fakat şunu da belirtmekte fayda var ki yazar da buna değinmiş çok hoşuma gitti, bu alıntıyı sizlerle de paylaşmak istedim;
“Anneler çocuklarından başkalarını da sevebilmeliler.İstenmesi gereken, iyi olan budur.Annemin bir sevgilisi olsaydı, ben hayatım boyunca, oluk oluk akan çeşmelerin yanıbaşında susuzluktan ölmezdim.Artık kendimi tanıyabiliyorum, ama ne yazık ki, çok değerli şeyleri yitirmiş olmak pahasına...”
Bir annenin çocuk üzerindeki hayati etkiyi asla unutmamak gerekir, ben de her danışanıma bunu mutlaka söylerim
340 syf.
·10 günde·Beğendi
Yazar bu cümleyle bitirdiyse kitabı ben de yazının başında demeliyim ki:
Güzel bir kitap okudum ben..

✓ "Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız; ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın.” Victor Hugo


Gary, Litvanya'nın Wilno şehrinde başlayan çocukluğunu, annesiyle olan ilişkilerini, izleyen süreçte Varşova ve Nice'e gelişlerini, 2. Dünya Savaşı boyunca yaptığı askerlik mesleğine ilişkin anılarını başarılı bir anlatımla romanlaştırarak kendisini sözcüklerden oluşan bir evrene dönüştürmüştür adeta.


[Hırs Dolu Bir Not: Fransa'da her yazara ancak bir kez verilen Goncourt Edebiyat Ödülü'nü, bir kez kendi adıyla kazandıktan sonra Emile Ajar takma adıyla yayımladığı romanıyla da kazanmıştır. Bu ödülü iki kez kazanmış tek yazardır Romain Gary.]


‘‘Yaşayan ve ölen canlılar analarını nasıl sevdilerse, ben de annemi öyle sevdim; ne daha çok, ne daha az, ne de başka türlü. Dünyayı, düzeltip doğrulttuktan sonra onun ayaklarına serivereceğim konusunda kendi kendime söz vermiştim."

Anne hakkı ödenmez, diye bir söz vardır ve doğrudur. İnsan ne yapsa annesinin hakkını ödeyemez. Anne ilahi rahmete benzer. Hep verir, fakat karşılık beklemez. Eserimizde de karakterimizin anıları ışığında anne ve oğlun ilişkisini görmekteyiz. Oğlunu yetiştirmeye çalışan, asil bir Fransız olması yolunda uğraşan bir annenin emeği görülmektedir. Bunlar için küçüklüğünden itibaren oğlunu büyük bir özenle yetiştirecek ve sadece onunla ilgilenecektir. Oğluysa bu konuda çalışıp uğraşacağına dair söz vermiştir. Kitapta bu sözleri tutma çabasını görüyoruz.


Ancak bu yoğun sevgi karşısında verdiği sözlerini tutmak isteyen adamın uğraşları kendi dünyasında yarattığı benlikle çatışmasına neden olacaktır. Kitapta dediği gibi, bunlar uğruna çok şeyler kaybedecektir:

"Anneler çocuklarından başkalarını da sevebilmeliler.İstenmesi gereken, iyi olan budur.Annemin bir sevgilisi olsaydı, ben hayatım boyunca, oluk oluk akan çeşmelerin yanıbaşında susuzluktan ölmezdim.Artık kendimi tanıyabiliyorum, ama ne yazık ki, çok değerli şeyleri yitirmiş olmak pahasına...” (Sayfa 31)

Annesinin tüm çabasına ve desteğine karşın, sanatın hemen her dalında başarısız olan Gary, çareyi yazmakta bulur zira kitapta da vurgulandığı üzere:
"Edebiyat ona biraz, nereye yöneleceklerini bilemeyenlerin başvurdukları son sığınak gibi görünüyordu.”


Kitapta, Gary'le beraber Avrupa'da gezip, bir de dünya savaşı yaşayacaksınız. Savaş sırasında Afrika kıtasında uçacaksınız.
Yazarın özhayat denemesi olan romanı, gayet başarılı şekilde edebiyata aktarmıştır.
Kitap içine serpilen küçük bilgi taneleri kitabı daha da güzelleştirdiğini belirtmeliyim.


✓ Samuel Johnson'ın der ki:
"Yazmak için yaşadım, yaşamak için yazdım."

Yazarımız, yaşamış yazmış. Biz de okumak için geç kalmayalım.
Verilen sözlerin tutulması dileğiyle..
416 syf.
·Puan vermedi
Her annenin, anne adayının okuması gereken bir kitap bence. Çocuklarımızı çok severken bu sevginin onların hayatında neye dönüşeceğini hiç düşünmeyiz değil mi? Bizim fazlasıyla doldurduğumuz haznelerini dolduracak bir şey arayacaklar hayatları boyunca ve bulamadıkları zaman azaptan başka bir şeye dönüşmeyecek bu durum onlar için. Haddi aşan herşey zıddına dönüşür, ve bu hayatla sabittir.
416 syf.
·7/10
Son cümlesi, şimdiye kadar okuduğum, gelmiş geçmiş en güzel "son cümle"lerdendir, "vay be" dedirtir, alıp uzaklara götürür, uzun bir süre orada bırakır. Muhteşemdir.
416 syf.
·4 günde·Puan vermedi
"Annemin bir sevgilisi olsaydı, ben hayatım boyunca, oluk oluk akan çeşmelerin yanıbaşında susuzluktan ölmezdim."
Bilen bilir bu otobiyografinin cansız ana kahramanlarından birisi de hıyardır. Evet bir hıyar. Ben de romanın bitimine yaklaşık 40 sayfa kala tuzlanmış bir hıyar alıp tam bir küçük Romain edasıyla hayattan bir parça umut, mutluluk ve dirayet koparabilmek için yemeye başladım. Neden incelemeyi hıyar üzerinden yaptığımı ancak bu kitabı okuyan ve içselleştirebilenler anlar, belki.
Kitapta birbirine göbek bağıyla bağlanmış bir ana oğulun gerçek hikayesi var. Oğluna türlü paylar çıkartan, onu sürekli en uç noktalara, zirveye taşımak isteyen bir anne ve hayattan fazla bir beklentisi olmamasına rağmen sırf annesinin hayali diye, bir gün hayalleri gerçekleştiğinde onun gözlerindeki o ışıltıyı görebilmek adına var gücüyle savaşan Romain. Romain Gary 66 yaşında kafasına bir kurşun sıkarak en azından annesine verdiği sözü tuttuğunun bilinciyle hayatına son verdi. Bu otobiyografide insan en ilk önce kendini kendi yaşama amacını sorgularken buluyor. Dolu dolu geçmiş bir hayat... Son sözleri bir kâğıda "çok eğlendim, teşekkürler, hoşça kalın." yazılı olan bir adam Romain Gary. Sanki evet bu kadar yaşadım ve bu intihar yaşadıklarımın ancak bir önsözü olabilir mahiyetinde bir mektup...
Romana dönersek kronolojik olarak okunacak bir roman değil romanda benim gördüğüm yazarın kendi kronolojisini kendine özgü üslubuyla harmanlayarak yaratmış olduğu...
"Böyle bir anne sevgisiyle donanınca, hayat size daha çocukluğunuzun şafağında bazı şeyler üstüne yemin ettiriyor ve bu yemini tutamıyorsunuz. Sonunda hiçbir şeyi umursamayan, hiçbir şeyden tat almayan bir adam durumuna geliyorsunuz. Bir kadın sizi kollarının arasına alacak size sarılacak olsa, bir yandan eliniz kolunuz bağlanıyor, öte yandan büyük bir vicdan azabına kapılıyorsunuz. Sonra atılmış bir köpek yavrusu gibi gidip annenizin mezarına kapanıyorsunuz."
Bu kitabı ikinci okuyuşumda ilkinde olduğu gibi bir başyapıt iddiası bulamadım. Ama bu sefer okuduğum tüm kitaplar içerisinde bir erkeğin kendini böylesine saf, içten ve olduğu gibi bir biçimde tasvir edebilişine yeniden hayran kalarak kitabı bitirdim.
416 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Bir annenin oğlu için neler yapabileceğini ve bir oğulun hayattaki tek hedefi ve yaşama sebebinin annesin isteklerini yerine getirmek için ikinci dünya savaşında Fransa'nın Afrika'daki cephelerinde ölmeyi bile rededip nasıl hedefine ulaştığını anlatan güzel bir biyoğrafi.
İnsanların, sevgilileri için neler yaptıklarını anlatmaları gündeme gelince, palavraya çok düşkün olduklarını biliyorum. Anlattıklarını dinleyecek olursanız, yaptıklarının hiçbir sınırı yoktu ve size en küçük bir ayrıntıyı bile aktarmaktan usanmazlar..
İnsanların,sevgilileri için neler yaptıklarını anlatmaları gündeme gelince, palavraya çok düşkün olduklarını biliyorum.Anlatttıklarını dinleyecek olursanız,yaptıklarının hiçbir sınırı yoktur ve size en küçük bir ayrıntıyı bile aktarmaktan usanmazlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728579
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Promesse de L'aube
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Fransız edebiyatının en sıradışı ve üretken kalemlerinden, prestijli Goncourt ödülünü iki kez kazanmış Romain Gary, namıdiğer Émile Ajar, aydınlık bilincini derin bir mizah duygusuyla harmanladığı ve şiirsel bir dille kaleme aldığı başyapıtı Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı'da, tek başına ayakta durmaya çalışırken biricik oğlunu da yetiştirip hayata hazırlamak için boğuşan göçmen bir kadının zorluklar karşısında verdiği amansız mücadeleyi, onun ihtişamlı bir yazgıya erişebilmesi adına seferber ettiği o büyük enerjiyi ve oğlunun "çok sevdiği o kadının naif hayallerinin yansımasını" yaşamına aktarabilmek için gösterdiği muazzam çabayı anlatır.

Sığındığı müşfik kucakta dünyanın tüm acımasızlığına göğüs geren direngen bir çocuğun, Gary'nin yaşamından kesitler içeren, her aşamasında yaşamla ölümün, yoksullukla yüceliğin kol kola gezdiği bu önemli eserinde, anlatıcının askeri ve diplomatik kariyerinden edebi başarısına ve insan ilişkilerine dek her şey, sarsılmaz karakterli, duygulu, heyecanlı ama aynı zamanda katlanılmaz annenin sevgisi altında şekillenir.

Benliğiyle boğuşmaktan sıkılan ve yarattığı personayla edebiyat otoritelerine çalım atan Gary'nin hayatının şafağında verdiği sözün romanı olan bu başucu kitabı, yazarın diğer tüm kurgularının izleğinin sürülebileceği bir başlama vuruşu...

Kitabı okuyanlar 67 okur

  • Busenur Aslan
  • Ufuk zafer ada
  • Elif Osmanoğlu
  • Buket
  • Ömer aydemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (2)
9
%4.5 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0