Şafaktan Çok Önce

·
Okunma
·
Beğeni
·
400
Gösterim
Adı:
Şafaktan Çok Önce
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759964153
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
İstanbul'dan Siirt'e oradan da Eruh'a uzanan bir hikaye...

Bir askerlik güncesi tarzında edebiyattan felsefeye, toplum eleştirisinden siyasete bir yolculuk; ama hepsinden önce bir yüksek farkındalık hali... Dostoyevski, Wittgenstein, Ece Ayhan, Kafka, Theodor Adorno, Nietzsche gibi sayısız yol arkadaşıyla çıkılan yolculukta, zamana düşülen notlar ve meşakkatli bir askerlik deneyiminden arda kalan anılarla; yazarın dünyasını keşif Şafaktan Çok Önce.

"Şafaktan Çok Önce" nasıl bir kitap?

"Eğer kalabalık bir yerde oturuyorsanız, ona yer açın. Gelip aranıza otursun. Gözlerini kaçırıyor. Biraz dalgın sanki. Öyle mi? Ve çabuk unutuyor. Fark ettiniz. Ama uzun bir yoldan geliyor olmasına bağışlanamaz bir yorgunluk da var sanki üzerinde. Omuzları, görünmez ve ağır bir yükün altında. Peki. Bir yer açın yine de. Omuzlarıyla, biraz şişmiş göbeğiyle ve göbeğinden yere düşmekte olan gözleriyle, pejmürde kılığıyla gelip otursun. Aranıza gelip otursun. Garsona takılıyor gözleri. Ve boş bir yer arıyor. İçeri girdiğinden beri yer bakınıyor aslında kendine. Ama en çok da boş bir koltuğa tek başına oturmaktan korkuyor. O yüzden biraz yer açın aranızda. Buraya, insanların arasına her gelişinde, boş bir yer verilecek ve oraya, bomboş kanepeye oturtulacak diye tedirgin oluyor. O yüzden bir yer açın aranızda. Sizden sigara isteyecek. Çay ve sohbet isteyecek. Ama tastamam bir densizlik de sayılmaz bu. Çünkü bütün bunlar olacak diye de ayrıca korkuyor. Onun insanlara yük olma konusundaki özel namusu bu. Her akşam buraya, tarihin sızmasına her nasılsa izin verdiği bu müştemilâtın duvarlarının çatlaklarından sızan ney sesine kulağını dayamak için. Belki de bunun gerçekten de 16. Yüzyıl'dan kalma bir ney sesi olmasından korkarak ve bu ses onu, başını serin mermerlere dayayıp hülyalara dalmaktan alıkoyacak diye tedirgin olarak."
(Tanıtım Bülteninden)
120 syf.
·1 günde·7/10
Günlükler hayatın insan ruhuna anlık bıraktığı izdüşümlerini kavramlarla ifade etmek demektir. Kimi günlükler sadece olay örgülerini ele alırken, kimi günlükler "ân"ın o eşsiz yansımasından sonsuz muhabbetler devşirir.

Selahattin Yusuf, askerlik dönemiyle başlayan günlük yazımını askerden çıkınca bir müddet daha bizim gönlümüzü hoş edercesine devam ettirip eseri öyle bitiriyor.

Kısa, kimi zaman birkaç cümleden oluşan ama izlerinin derin olduğunu anladığınız günlükler kaleme alıyor.

Askerliğin tekdüze mantığını kırmak uğruna yapılan mücadeleyi, sorgulamanın eşsiz özgürlüğüne erişince bir müddet daha günlük tutarak bize kıyas ettirmesi eserin en önemli yanı diyebiliriz.

Fırsat buldukça Eruh ilçe halk kütüphanesinin zihnindeki yaralara nasıl merhem olduğunu sıklıkla görebiliyorsunuz. Dilin akıcı boyutu, konunun derinliğini kısa ve vurucu cümlelerce ifadesi, "Sirenleri Taşa Tutun" adlı eserinden temel farklılıklar olarak göze çarpıyor.

Girişteki bazı yazıların "Sirenleri Taşa Tutun" adlı eserinde de yer almasına bir anlam veremezken, kitap hacmini büyütelim düşüncesiyle oldu ise anlamsız olduğunu ifade etmeliyim.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Askerlik günlerinde okunmasıyla etkisi artan bir kitaptı.
Aslında Selahattin Yusuf bu günlüklerin bir kısmını o günlerin iyi dergilerinden biri Gerçek Hayat'ta yayımlamıştı. Sonra bu metinleri kitap olarak basıldı.
Kitaplığımdan uçup giden bu kitabı bir kez daha elime geçse okurum.
Askerlik günlerimizde kendimizi Dino Buzzatti'nin Tatar Çölü'nde hissettik. Öylece bekledik. Ya da daha önce hiç uğramadığımız bir kentin otogarında aktarma otobüsünü bekleyen öğrenci halinde yaşadık. O anlara güzel bir edebiyat yolculuğu katan bu kitabın tadı hala damağımda dersem yanlış olmaz.
"...Oğuz Atay'ın "Tehlikeli Oyunlar"ı bizi niçin bu kadar etkiliyor sanıyorsunuz?... Çünkü Oğuz Atay ciğerimizi biliyor ve onun içindeki kanı yazıyor..."
Selahattin Yusuf
Sayfa 58 - Timaş Yayınları
"...Ne kadar garip,kesin ve soğuk: Eğer yaşarsan biter nöbetin. Saatin çalışırsa değil. Ama şu daha garip olurdu: Sen artık yaşamıyorsun ve kolundaki saat çalışmaya devam ediyor."
Selahattin Yusuf
Sayfa 71 - Timaş Yayınları
"Görüşlerimiz, varlığımızın yalnızca tamamlayıcılarıdır. Bir insanın düşüncelerinden onun neyinin eksik olduğunu anlayabiliriz..."(Goethe)
Selahattin Yusuf
Sayfa 76 - Timaş Yayınları
"...Goethe'ye bakınca anlıyorum ki; düşüncenin gelişmesiyle zevkin iyileştirilmesi, biri olmazsa diğeri de olmaz iki unsurdur..."
Selahattin Yusuf
Sayfa 76 - Timaş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şafaktan Çok Önce
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759964153
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
İstanbul'dan Siirt'e oradan da Eruh'a uzanan bir hikaye...

Bir askerlik güncesi tarzında edebiyattan felsefeye, toplum eleştirisinden siyasete bir yolculuk; ama hepsinden önce bir yüksek farkındalık hali... Dostoyevski, Wittgenstein, Ece Ayhan, Kafka, Theodor Adorno, Nietzsche gibi sayısız yol arkadaşıyla çıkılan yolculukta, zamana düşülen notlar ve meşakkatli bir askerlik deneyiminden arda kalan anılarla; yazarın dünyasını keşif Şafaktan Çok Önce.

"Şafaktan Çok Önce" nasıl bir kitap?

"Eğer kalabalık bir yerde oturuyorsanız, ona yer açın. Gelip aranıza otursun. Gözlerini kaçırıyor. Biraz dalgın sanki. Öyle mi? Ve çabuk unutuyor. Fark ettiniz. Ama uzun bir yoldan geliyor olmasına bağışlanamaz bir yorgunluk da var sanki üzerinde. Omuzları, görünmez ve ağır bir yükün altında. Peki. Bir yer açın yine de. Omuzlarıyla, biraz şişmiş göbeğiyle ve göbeğinden yere düşmekte olan gözleriyle, pejmürde kılığıyla gelip otursun. Aranıza gelip otursun. Garsona takılıyor gözleri. Ve boş bir yer arıyor. İçeri girdiğinden beri yer bakınıyor aslında kendine. Ama en çok da boş bir koltuğa tek başına oturmaktan korkuyor. O yüzden biraz yer açın aranızda. Buraya, insanların arasına her gelişinde, boş bir yer verilecek ve oraya, bomboş kanepeye oturtulacak diye tedirgin oluyor. O yüzden bir yer açın aranızda. Sizden sigara isteyecek. Çay ve sohbet isteyecek. Ama tastamam bir densizlik de sayılmaz bu. Çünkü bütün bunlar olacak diye de ayrıca korkuyor. Onun insanlara yük olma konusundaki özel namusu bu. Her akşam buraya, tarihin sızmasına her nasılsa izin verdiği bu müştemilâtın duvarlarının çatlaklarından sızan ney sesine kulağını dayamak için. Belki de bunun gerçekten de 16. Yüzyıl'dan kalma bir ney sesi olmasından korkarak ve bu ses onu, başını serin mermerlere dayayıp hülyalara dalmaktan alıkoyacak diye tedirgin olarak."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • tuaytu_
  • Mustafa
  • Ayşe
  • mikdat doğru
  • f_d
  • Çalıkuşu
  • Yakuphan Güleç
  • Büşra Özdemir
  • Tuğba
  • Mex C.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%14.3 (1)
8
%0
7
%42.9 (3)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%14.3 (1)
2
%0
1
%14.3 (1)