Sağırdere

Kemal Tahir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

inceleme spoiler içerir
Puan vermedi·294 syf.··
2024 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2024 01:46
Sağırdere Kemal Tahir’in ilk romanı. Olayları Çankırı ilinin Kurşunlu ilçesinin Yamören (şimdiki adıyla Yeşilören) köyünde geçmektedir. Zaten Kemal Tahir de bu romanı Çankırı hapishanesinde yattığı
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2026 94. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 14:16
Köyden indim şehre sonra baktım ki, köy de bir şehir de, hayatlar değişse de insanın içindeki yaşam kavgası nerede olursanız olun her an kendi zemininde hayat bulup, insanın yakasına yapışıyor. Köyün ağası, hocası daha nice kendini ilahlaştıran merkep ruhlu insanın arasında yaşam, köylünün verdiği mücadele geldiği şehirde gurbetin acı yüzü, bunlarda yetmezmiş gibi köylü-işçi olmanın sınıfsal çatışması ile sınanması bi yana, komşu komşuyu gurbete hesabına evriliyor. Taşranın tarla sınırı şehirde insanın sabrının sınırına dayandığı anda yaşamın sureti kendini gösteriyor
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Sağırdere
Puan vermedi·300 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:00
Kemal Tahir'in Sağırdere-Körduman serisinden ilk romanı olan Sağırdereyi inceleyeceğim. Kemal Tahir'in bu romanı Çankırı Yamören köyünde geçmektedir. Varlıklı sayılabilecek Mustafa adlı
1000Kitap
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2025 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 09:06
Kemal Tahir’in Sağırdere romanını okurken, Anadolu insanının gündelik yaşamına, ilişkilerine ve toplumsal sıkışmışlığına dair çok canlı bir tabloyla karşılaştım. Roman sadece bireysel hikâyeler
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2025 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 01:36
Sağırdere, Kemal Tahir’in hikayecilik ve roman hayatının ilk eserinden biri. Çankırı’da hapishanedeyen yazmaya başladığı bir anadolu romanı. Anadolunun içinde, bir köyde geçen, bu toprakların
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
9/10
·294 syf.··
2024 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 00:00
Usta’nın, köyü, köy insanının adeta kafasının içinden yazdığı bir başyapıt. Onların fukaralıklarını, zenginliklerini, cahilliklerini, irfanlarını, korkaklıklarını, mertliklerini, kurnazlıklarını, cömertliklerini tüm çıplaklığıyla ve harika bir edebi dille kaleminden akıtmış.
Kemal Tahir
Kemal Tahir
‘in köy romanları bana hep Anadolu’nun insan sermayesini tüketen, balkan harbiyle başlayıp kurtuluş savaşıyla nihayete eren 10 yıllık cephe hayatından geriye kalanların hikayesi gibi gelir. Cephe savaşlarında yenilgiden yenilgiye koştuktan sonra elde kalan İmparatorluk bakiyesine bu seferde manevi alanda savaş açılmış, yetmezmiş gibi birde sırtına iki dünya savaşı arası büyük buhran ve ikinci dünya savaşının getirdiği fakirlik ve onda doğan mahrumiyet binmiş. Tüm bu şartların zaruri sonucu olarakta kör bir cehalet, yozlaşma ve ahlaksızlaşma Anadolu’nun üstüne çökmüş.
Kemal Tahir
Kemal Tahir
bu çürümeyi çok güzel gözlemleyip sonuçlarını adeta romanlarında karakterlere dönüştürerek tüm çıplaklığıyla gözlerimizin önüne sererken ne olursa olsun içlerinde, özlerinde, hamurlarında yer aldığını bildiği meşhur “Anadolu İrfanı’nı” es geçmiyor. Biraz bellerini doğrulttuklarında alttan o irfanın parlayacağını bize anlatmaya çalışıyor. Özellikle kitabın sonunda Mustafa’nın, Hocaların Hasan’ın bakkal borcunu kapatması yazarın o irfana çaktığı selamdır.
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Sağırdere
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 23:41
Çankırı'nın Kurşunlu bucağı Yamören köyünden Mustafa'nın romanı. Köyün akşam muhabbetlerini, düğün geleneklerini, ilişkileri akıcı bir üslupla romana işleyen yazar yöresel şiveyle de süslemiş anlatımı. Sevdiği kızdan karşılık bulamayan Mustafa Ankara'ya gurbete çalışmaya gider. Sonrasında burada yaşadıklarının anlatıldığı keyifli bir roman.
Roman-Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
8/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 14:03
Öldüğü gün, o yıllarda yayınlanan 'Yeni Ortam' Gazetesi ölüm haberini; "Tipi dindi" başlığıyla vermiş. Gerçektende Kemal Tahir, Türk edebiyatında romanlarıyla yarattığı soluk kadar, getirdiği tartışmalarla da bir fırtına estirmiş. Düşünce adamı Cemil Meriç’in Kemal Tahir için söylediği söz bunun açık kanıtı değil mi sizce de; "Türk Romanı’nın yüz akı." Kemal Tahir'in ilk romanı olan Sağırdere, Anadolu insanının zorlu yaşam koşullarını, gelenek ve modernleşme arasındaki çelişkileri ve bireyin toplumla olan karmaşık ilişkisini etkileyici bir şekilde anlatan bir eser. Romanda; Köy-Kent ikilemi, yoksulluk ve sınıf mücadelesi, aşk ve ayrılık, doğa ve insan ilişkisi ele alınıyor. Sağırdere, Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan ve her yaştan okurun keyifle okuyabileceği bir roman. Eser, günümüzde de popülerliğini korumakta ve okuyucuya Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır.
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2024 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 12:51
Bir tarafta genç cumhuriyetin inandırıcı olmaktan ırak, “orada bir yer uzakta” diye betimlediği romantik köy ve köylü tanımı var diğer tarafta ise gerçekte ne olup bittiğininin Kemal Tahir tarafından acımasızca anlatıldığı Yamören köyü ve ahalisi var.
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma
7/10
·300 syf.·
2025 18. kitabı
Kemal Tahir'den okuduğum ilk roman. Şahsen Türk Edebiyatı’na ve içerdiği Anadolu yaşantısı anlatışına aşina değilim. Klasikleşmiş bir yapı olmasına rağmen içine pek girebildiğim bir tema ve konu bütünü değil. Zannediyorum ki, hem dönemin üstünden geçen on yıllar hem de şehir hayatı ile köy hayatının farklarından ötürü içselleştirebilmek kolay olmuyor. Bunu normal karşılıyorum. Bu yüzden de, iki bölüm olarak ele alınan romanın giriş ve gelişmesini içeren, karakterlerin yaşantısına ve birbirleriyle ilişkisine yer veren görece daha yoğun olan ilk bölümde kaybolmuş hissettim. Fakat sonraki bölüm, ki kitabın ikinci yüzde ellilik dilimi diyebiliriz, daha akıcı ve anlaşılır bir anlatıya sahipti. Belki de nedeni, belli bir olay çerçevesine ve bariz bir ana karaktere sahip olmasıdır. Yine de belirgin fikir şu ki, ikinci kısmı rahatça kavrayabilmemizin sebebi de ilk bölümdeki inşasıdır. Okumayı tercih ettiğim tür ve konu bakımından farklılık gösterdiği ve muhtemelen benim de Türk Edebiyatı'ndaki eksikliğimden ötürü sandığım kadar beğenemedim. Fakat okuduğum için asla pişman olmadığım ve Kemal Tahir ile edebi anlamda tanıştığım için mutlu olduğum bir eserdi.
Edebiyat
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,015 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci
F. M. İkinci
, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın,
F. M. İkinci
F. M. İkinci
, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)