Şahende Hanım’ın Sûzişli Hatıraları (1910 Cemiyet-i Hafiye Davasının Tek Kadın Sanığı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
Şahende Hanım’ın Sûzişli Hatıraları
Alt başlık:
1910 Cemiyet-i Hafiye Davasının Tek Kadın Sanığı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326564
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sene 1910… Sıcak bir yaz gecesi… Genç kadın, Sultanahmet’in daracık sokaklarından birinde, cumbalı ahşap evin penceresinden dalgın bakışlarla sokağı seyrediyordu. Tutuklanmıştı… Diğerleri sorgulanmak üzere Bekirağa Bölüğü’ne gönderilirken, o “kendisine bir hürmet olarak” polis memuru Hasan Efendi’nin evinde “misafir edilecekti”.
Az sonra, “pençe-yi kahrında” esir olarak tutulduğu odada, yanından hiç ayırmadığı defterine şu satırları yazacaktı:

“Semayı bile ferah görmek şerefinden mahrumum” “… ne saadet hürriyet, ne büyük şeref, ne âli kelime, şu mukaddes söz, telaffuz edilirken bile kalp inşirah buluyor.

Yaşasın hürriyet, yaşasın, adaletle yaşasın… Hürriyetin ruhu adalet olsun!..” Oysa bu satırların yazıldığı günden iki yıl önce, Sultanahmet Meydanı’nda binlerce kişi büyük bir coşkuyla II. Meşrutiyet’in ilanını kutlamış, hürriyete kavuşmanın sevinci bir rüzgâr gibi Rumeli’den Anadolu’ya, imparatorluğun bütün tebaasına dalga dalga yayılmıştı.

Peki bu iki sene içinde ne olmuştu da “esiri olunan” hürriyet, üç çocuklu bir Osmanlı kadınını “esir almıştı”?

İttihat ve Terakki döneminin en önemli siyasi davalarından “Cemiyet-i Hafiye Davası”nın tek kadın sanığı Şahende Hanım’ın “hayat-ı nisvaniyeti üzerinde pek sûzişli bir hatıra bırakan muamele-yi tevkif” günlerini kaydettiği bu defter, tarihimizin bu olağanüstü dönemine tanıklık ediyor.

Fatma Şahende Anginarslan (1882-1972) İstanbul Cerrahpaşa’da ilmiye sınıfından bir ailede doğdu. Annesi, Cerrahpaşa Camii imam hatibi Şeyh Arif Efendi’nin kızı Keşfiye Dîdar Hanım, babası Sezaiyye tarikatının piri Hasan Sezayi Efendi’nin ahfadından Şeyh İsmail Hakkı Efendi’dir.

Şahende Hanım, anne ve babasının ayrılığından sonra Cerrahpaşa’da dede evinde büyüdü. Bağnaz olmayan bir tasavvuf ilmi ve aile muhiti içinde yetişti ve eğitim aldı. 1900’lerin başlarında Amasyalı Arslanbeyzade ailesinden Mehmet Kemalettin Bey’le evlendi. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat ve Terakki karşıtı gizli faaliyetlerde bulunan Rüsumat sermuhasibi Kemal Bey, polis takibine uğrayıp bulunamayınca eşi Şahende Hanım tutuklanıp yargılandı. 1910 senesinde başlayıp sonuçlanan Cemiyet-i Hafiye Davası’ndan beraat eden Şahende Hanım, üç çocuğuyla zor günler geçirdi.

Kemal Bey 1916 yılında sürgünde hastalanarak öldü. Şahende Hanım birkaç yıl sonra Rıza Bey’le evlendi. Onun da vefatından sonra ölümüne kadar, ağır ceza hâkimi olan büyük kızı Fahrünnisa Hanım ile beraber yaşadı. 1972 yılında 90 yaşında vefat etti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şahende Hanım’ın Sûzişli Hatıraları
Alt başlık:
1910 Cemiyet-i Hafiye Davasının Tek Kadın Sanığı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326564
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sene 1910… Sıcak bir yaz gecesi… Genç kadın, Sultanahmet’in daracık sokaklarından birinde, cumbalı ahşap evin penceresinden dalgın bakışlarla sokağı seyrediyordu. Tutuklanmıştı… Diğerleri sorgulanmak üzere Bekirağa Bölüğü’ne gönderilirken, o “kendisine bir hürmet olarak” polis memuru Hasan Efendi’nin evinde “misafir edilecekti”.
Az sonra, “pençe-yi kahrında” esir olarak tutulduğu odada, yanından hiç ayırmadığı defterine şu satırları yazacaktı:

“Semayı bile ferah görmek şerefinden mahrumum” “… ne saadet hürriyet, ne büyük şeref, ne âli kelime, şu mukaddes söz, telaffuz edilirken bile kalp inşirah buluyor.

Yaşasın hürriyet, yaşasın, adaletle yaşasın… Hürriyetin ruhu adalet olsun!..” Oysa bu satırların yazıldığı günden iki yıl önce, Sultanahmet Meydanı’nda binlerce kişi büyük bir coşkuyla II. Meşrutiyet’in ilanını kutlamış, hürriyete kavuşmanın sevinci bir rüzgâr gibi Rumeli’den Anadolu’ya, imparatorluğun bütün tebaasına dalga dalga yayılmıştı.

Peki bu iki sene içinde ne olmuştu da “esiri olunan” hürriyet, üç çocuklu bir Osmanlı kadınını “esir almıştı”?

İttihat ve Terakki döneminin en önemli siyasi davalarından “Cemiyet-i Hafiye Davası”nın tek kadın sanığı Şahende Hanım’ın “hayat-ı nisvaniyeti üzerinde pek sûzişli bir hatıra bırakan muamele-yi tevkif” günlerini kaydettiği bu defter, tarihimizin bu olağanüstü dönemine tanıklık ediyor.

Fatma Şahende Anginarslan (1882-1972) İstanbul Cerrahpaşa’da ilmiye sınıfından bir ailede doğdu. Annesi, Cerrahpaşa Camii imam hatibi Şeyh Arif Efendi’nin kızı Keşfiye Dîdar Hanım, babası Sezaiyye tarikatının piri Hasan Sezayi Efendi’nin ahfadından Şeyh İsmail Hakkı Efendi’dir.

Şahende Hanım, anne ve babasının ayrılığından sonra Cerrahpaşa’da dede evinde büyüdü. Bağnaz olmayan bir tasavvuf ilmi ve aile muhiti içinde yetişti ve eğitim aldı. 1900’lerin başlarında Amasyalı Arslanbeyzade ailesinden Mehmet Kemalettin Bey’le evlendi. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat ve Terakki karşıtı gizli faaliyetlerde bulunan Rüsumat sermuhasibi Kemal Bey, polis takibine uğrayıp bulunamayınca eşi Şahende Hanım tutuklanıp yargılandı. 1910 senesinde başlayıp sonuçlanan Cemiyet-i Hafiye Davası’ndan beraat eden Şahende Hanım, üç çocuğuyla zor günler geçirdi.

Kemal Bey 1916 yılında sürgünde hastalanarak öldü. Şahende Hanım birkaç yıl sonra Rıza Bey’le evlendi. Onun da vefatından sonra ölümüne kadar, ağır ceza hâkimi olan büyük kızı Fahrünnisa Hanım ile beraber yaşadı. 1972 yılında 90 yaşında vefat etti.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Atakan Üçer

Kitap istatistikleri