Adı:
Sahilde Kafka
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
651
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113869
Kitabın türü:
Orijinal adı:
海辺のカフカ [Umibe no Kafuka]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Sahilde Kafka
Kafka On The Shore
Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir “düzenek” gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir… Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami’den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.
651 syf.
Öncelikle spoiler almak istemeyenler okumasın, söze bununla başlayalım.

Sevgili yazarımızın, romanın başlangıcındaki kum fırtınası teşbihiyle kaderi betimlemesi, beni ilk andan itibaren romanın içine çekti. Okuyan hemen herkes gibi anlamlandıramadığım noktalar olsa da asla kitabı yarıda bırakmayı düşünmedim; ensest ögeleri bünyesinde tutmasına rağmen.

"Neden ensest ilişkiyi konu başlıklarından biri yapmış?" diye okuma esnasında düşünüp durdum; kitabın sonlarına yaklaştıkça aslında reenkarnasyona değinmek istediğini anladım nihayet. Çıkardığım bir diğer anlam da şuydu: Yaşam yorucu, kırıcı, ve ilk nefes almaya başladığımız anda yavaş yavaş ölmeye de başlıyoruz, bir anlamda "ölmek için doğuyoruz". Ensest ilişkiye maruz kalmış bireyi düşünelim; ne kadar insanın ruhunu zedeleyici, insanı yavaş yavaş öldüren, ruhunu ondan koparıp, ruhsuz, hissiz, içi boş hale getiren bir tecrübe... Hayal etmesi bile zorken yazar bunu bize yaşatıyor. Ensest de bir anlamda yaşamın o acımasız, ölümcül yanını gösteriyor bize, yaşamı o şekilde tanımlamaya çalışıyor yazar sanki.

Nakata öldüğünde içinden çıkmaya çalışan o "şey"i ise kötülük olarak imgeledim. Hoşino o şeyi öldürmek için parça parça etmek zorunda kalır, tek seferde öldürmeyi, yok etmeyi başaramaz. Kötülük de öyledir; kendimizi törpülememiz ve içimizdeki kötücül ruhu terbiye etmek için çok defa uğraşmamız gerekir.

Ve, insan naparsa yapsın kaderinden kaçamaz, kötülük yapar çünkü kader içinde iyiyi ve kötüyü barındırır. Bana göre romanda iyiliğin timsali Nakata'ydı ama içinde kötülük de vardı, ne kadar istemese de o orada içinde duruyordu.

Her şeye rağmen başka bir dünya vardır diyor yazar bize, umut var ve kötülüğün yok edilebilmesi en azından başka bir dünya için mümkün.

Öte yandan yaşam bir rüya, yazarın deyişiyle bir "metafor"; nitekim kitabı bitirdikten sonra rüyadan uyanmış gibi hissediyorsunuz, sanki onca yaşananlar hiç olmamış gibi... Kitapta zaten baş kahraman sık sık rüyalarda geziniyor, rüyalarında bir şeyler yapıyor ve rüya ile reel birbirine karışıyor. Ama aslında hiçbir yaşanan gerçek değil; Kuran'ı Kerim'de söylendiği gibi dünya oyun ve eğlence yeri... Ama başıboş değiliz; "sorumluluk rüyalarda başlar" diyor Haruki.
651 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Uzakdoğu edebiyatıyla ilk kez tanışan biri olarak Murakami'nin çok doğru bir tercih olduğunu söylemeliyim en başta. Kitabı bitirir bitirmez diğer kitaplarına karşı bir merak duygusu uyandı içimde ister istemez.

Gerçeklerle hayallerin, rüyalarla yaşanmışlıkların harmanlandığı hem rahatsız edici bir hem de merak uyandıran bir kehanet. O kehanet labirentine farklı başlangıçlarından yola çıkarak ulaşmaya çalışan kişilerin ortak bir noktada kesişmeleri. Zaman algısını unutturan, metaforları kurgusunun merkezine alıp her biriyle dans eden Murakami'nin söylemiyle "Zaman, demirini kaybetmiş bir kayık gibi engin denizde dolaşıp duruyordu" bu romanda.

Geniş bir zaman dilimine yayarak okumuş olsam da heyecanını hiç kaybettirmeyen fantastik bir bilim kurgu filmi izlemiş gibiyim. İlginç karakterlerin her birini sevmiş olmakla birlikte romanın müzikten, resimden, şiirden, klasiklerden beslenmesi ve bunların da kişisel beğenilerimle paralel olması beni kitaba bağlayan doyurucu unsurlardan en önemlileri.

Hayalgücünü zorlamayı sevenler için gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir kitaplar arasında yerini aldı Sahilde Kafka.

Keyifli okumalar.
656 syf.
·11 günde·9/10
- Hafiften Bir Spoiler -

Kitabı okurken ilk başladığım anda içimde oluşan duygular ile bittiği anda oluşan duygular maalesef çok farklı, maalesef okumam zevk olarak içimde biraz azaldı. Yazarın gelişme bölümünde çok çok fazla oluşturduğu soru işareti ile finalde aldığımız hatta alamadığımız cevaplar sayesinde sanki "Lost" dizisini tekrardan izledim ve o finali hatta son 1-2 sezonunu izledikten sonra içimde oluşan hoşnutsuzluğu tekrardan yaşadım diyebilirim. Kitabı çok beğendim ama beğendiğim kadar da hiç beğenmedim.

Murakami, romanında birçok konu dalı ve göndermeler ile tempoyu hep yüksek tutuyor ama final bölümünde artık bana göre özellikle de son 100 - 150 sayfada tempo bariz bir şekilde irtifa kaybediyor ve bu durumu hissederek okuyoruz. Yazarın romanın sonunu okuyucuya bırakma fikri bir yana atılan düğümlerin, oluşan şoru işaretlerinin ve kullanılan metaforların tam olarak netleştiğini ben dahil bana göre kimse söyleyemez; hatta Murakami de kitabın tam olarak anlaşılması için birkaç kere okunması gerektiğini söylemiş; okuyacak mıyım tabii ki de hayır; ama diğer Murakami kitaplarını kesinlikle okuyacağım.

Roman içindeki kedi bölümleri bir kedi manyağı olarak çok hoşuma gitti ve içimdeki kedi sevgisi daha da bir pekiştirildi diyebilirim özellikle de sokak kedileri hakkında Murakami'nin verdiği birkaç mesaj da çok iyi idi ve keşke herkes sokaktaki canların farkında olabilse diye düşünüyorum. #7274601


Karakterlerin hepsinin tamamen orijinal olduğu ve çok kuvvetli kişiliklerinin olduğu bariz bir şekilde belli oluyor özellikle de Nakata, hakkında oturulup uzun uzadıya konuşulacak bir karakter, bir kitap karakteri ancak bu kadar sevimli, içten ve sempatik olabilirdi; aynı şekilde de Hoşino karakteri ayrı bir güzel ve her insana bu şekilde bir arkadaş lazım dedirtecek cinsten. Roman içinde tek beğenmediğim karakter baş karakterimiz Kafka Tamura oldu; tamam 15 yaşında bir ergen ama bir insan bu kadar cinselliğe yatkın bir şekilde sürekli bilmem neresini defalarca okuduğumuz kişi olmamalı diye düşünüyorum. Biraz havada kalan sonu ve bu durum ile beraber romanın beğenmediğim tek tarafı ve beğendiğim kitaplara eklemememin tek sebebi.

Roman boyunca içinde geçen tüm yer isimleri ve kişi isimlerini Google'a sorma gereği duydum ve okurken de içindeki müzikleri dinleyerek okudum, Youtube üzerinde kitap içindeki şarkılar için güzel bir playlist de mevcut.

Son olarak çevirmen Hüseyin Can Erkin'i buradan kendimce tebrik etmek istiyorum. Çeviri o kadar başarılı o kadar iyi ki ilk kez bir çeviriyi bayıldığımı belirterek yorumluyorum özellikle de Nakata çevirisi çok çok başarılı.
651 syf.
·6 günde·10/10
Murakami.. Nasıl tarif edeceğimi bilmediğim hisler yaşatan, dünyam başıma yıkılırken koşup gelen hayatımın yazarı. Kafka Tamura on beş yaşında bir genç. Yaşadığı yerden kaçıp bambaşka bir maceraya atılıyor. Tamura’nın ailesinin çevresinde dönen, bir yandan da ona bir geçit şansı sunan Nakata’nın da hayatı üzerinden şekillenen bir kitap. Kehanetlerin yer aldığı, kitabın başından sonuna merakla dolduğum bir eser oldu. Kitabı okurken kendinizi bambaşka bir dünyanın içinde buluyorsunuz, on beş yaşındaki Kafka’nın sadece on beş yaşında sıradan bir genç olmadığını, Saeki Hanım’ın kütüphane çalışanı ötesinde bambaşka bir hayatı olduğunu, Sakura’yla Kafka’nın yollarının neden kesiştiğini öğrendikçe hayatımın şokunu yaşıyor gibi kalakaldım. Güzeldi, çok güzeldi. Favori karakterim (bendeniz) Nakata oldu. Murakami kitaptan kedileri ve sanatı da eksik etmemiş elbette. Nakata’nın etrafındaki her kediyi, Hoşino’nun Arşidük Üçlüsü’nü hiç unutmayacağım, hiç.
651 syf.
·7 günde·Beğendi
Nasıl anlatsam bilemiyorum şimdi bu şahane kitabı. İnanılmaz sürükleyici, bilmece gibi bir anlatımdı. Bir yandan gerçeklerin bir yandan muazzam bir hayal gücünün içinde gezinti gibiydi. Evinden kaçan 15 yaşında Kafka Tamura, kedilerle konuşabilen Nakata, esrarengiz olaylar üzerinden aslında bellek, rüyalar, zaman, hayat gibi kavramları nasıl algıladığımızla ilgili bir kurgu. Müzik, edebiyat ve kitaplarla da beslenmiş bir anlatım zenginliği var. Çok keyif alarak okudum. Yürürken bile okumuş olabilirim :)
İkinci olarak hangi kitabını seçsem acaba?
651 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kehanetten yola çıkıp hislerinin nereye götürdüğünü bilmeden, düşüncelere daldıran hissetiren, özgür olduğunu düşündüğün anda aslında özgürlüğün ne olduğunu bilmedigin an aslında sahilde kafka.
651 syf.
·6/10
Kitabı bitirdiğim tarihten bu yana yazacağım yorumu düşünüyorum.Diyeceksiniz ki nasıl yani?En iyisi tahlilini kesinleştirmiş olduğum noktalardan başlayayım anlatmaya.Öncelikle Haruki Murakami'nin yazı tarzına bayıldığımı belirtmek isterim.Alışık olduğumuz Amerikan ya da Avrupa ülkelerinden bambaşka bir yerde geçen hikayede Japonya'nın kentlerine bir çırpıda sizi alıp götürmeyi başardığı gibi, kültürüne de hiç yabancılık çektirmemişti. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen hikayelerin kesişme anına kadar hiçbir şekilde bunalmadığınız gibi o anı iple de çektirmeyi başarmıştı.Karakterlerin hepsi kendi içinde ilginç simalardı. Olay ise... İşte sanırım mevzu da olay da... İlgisini çeken herkesin okuduğu gibi 15 yaşındaki oğlumuz Kafka Tamura, planlı programlı bir şekilde yıllar boyunca kendisini bu yaş döneminde evden kaçmaya ayarlamış ve o gün gelince de saniye kaybetmeden aklındaki kaçışı hayata geçirmiş, yaşına göre bilgi ve bedensel olarak gelişmiş bir genç. Yollara düşer ve Kafka'nın macerası başlar.Diğer yandan ise savaş döneminde bir dağ köyündeki okul gezisi sırasında tüm öğrencilerin bir anda bayılmasıyla başlayan olayların araştırma süreci işlenir. Kitabı sınıflamam gerekse hangi kategoriye koyacağım konusunda kesinlikle bir fikre sahip değilim. Macera mı, fantastik mi, bilim kurgu mu, romantik mi, drama mı?? Sanki hepsinden azar azar vardı gibi. Yazarın kahramanları kanalı ile dillendirdiği entellektüellik düzeyi beni romanda en çok etkileyen yandı. Ama onun dışında birbirine geçen olaylar ve geri planında işlenen doğa üstü kurgu (en doğru tabir bu gibi geldi) bende yarım kalmışlık tadı bıraktı. Sanki okuyucunun anlaması beklenerek ucu açık bırakılmış noktalar eksiklik hissi yaratmıştı. Ve üzerinde kaç gündür düşünmeme rağmen aklımda hala soru işaretli bölümler (spoiler vermemek adına şimdi açıklayamayacağım) var. Geriye dönüp baktığım zaman bu romanla ilgili içimde sadece hüzün hissediyorum. Bir de yazarın kaleminin, tüm olumsuz eleştirilerime rağmen, çok kuvvetli olduğu ve ne yazarsa yazsın akıcı üslubunu koruyabileceği düşüncesi.
651 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Merak duygusunun etkili bir şekilde kullanıldığı ,oldukça sürükleyici fantastik bir kurgu içinde olayların anlatıldığı ,kahramanların bolca müzik,felsefe, psikolojiden beslendiği,Murakami’nin 2005 te yazdığı ve yılın en iyi on romanı arasında seçilmiş, Franz Kafka ödülüne layık görülmüş okunası bir kitap..

Romanı okurken okuyucu olarak en çok kitabın başlarında II.Dünya Savaşı yıllarında yaşanmış dağda mantar toplarken bilinmeyen bir sebeple bilinçleri kapanan 16 çocuğun başına gelen gizemli ve olağanüstü olayı okumanın etkisiyle anlayabilmek için hikayeyi sonuna kadar götürmek istiyorsunuz..

Öğrenebildim mi gizemi çözebildim mi, romandaki tüm kahramanların yaşadığı gizemli olayların nasıl ve neden öyle sonuçlandığı ile ilgili kesin bir bilgiye erişemiyorsunuz sadece neden ve nasıl olmuş olabileceği ile ilgili sezgiler veriliyor okuyucuya...Benim için kesin yargılardan hoşlanmayan biri olduğum için olabilir kitap belirsizlikler içinde sonlanmadı bir okuyucu olarak hayal dünyamda onlarca şekilde yorumlayabileceğim olaylar okudum.

Bu kitabı daha iyi anlayabilmek ve neden yılın en iyi on romanı arasında olduğunu öğrenebilmek için kitap öncesinde Freud ve Jung’ ın bilinç, bilinçaltı, rüyalar, Oedipus felsefesi,eşzamanlılık kuramları hakkında bir iki makale okumakta yarar görüyorum..

Kitabın konusu; 15 yaşında Kafka Tamura heykeltraş babasının kendisi hakkında Oedipus felsefesi temelli bir kehanet öne sürmesi ile evden kaçmasını konu alıyor..

Kafka Tamura daha 4 yaşında iken annesi tarafından terkedilmiş ve aklı oldukça karışık cinsellik duyguları ergen olması sebebiyle had safhada bir genç.

Kehanete göre annesi ve ablası ile birgün karşılaşacak ve ikisiyle de çiftleşecektir.
Kafka bu kehanetten kaçmak için doğum gününde bir sırt çantası ile evden kaçar.

Roman içerisinde özellikle Nakata isimli 60 yaşında her sözüne -Bendeniz Nakata akıllı biri değilimdir diyerek başlayan bir ihtiyarcık var ve okuyucu olarak hikmetli davranışları ve çok açık sözlü olması sizi rahatlatıyor tıpkı ona eşlik eden tır şoförü Hoşino gibi Nakata’ın bölümlerini okumaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

Nakata ,bilincini kaybeden ve uzun süre uyanmayan o on altı çocuktan biridir uyandığında birtakım yeteneklerini kaybettiği gibi normal insanlarda olmayan bazı yeteneklerde kazanmış bir kişidir.

Şimdiki zamanı yaşayan,hayatında çok belirgin olaylar dışında anı biriktirmeyen, ne zaman ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğine içinde sebebini bilmediği yol gösterici bir bilgi ile karar veren günümüzde böyle biriyle karşılaşsak velî diyebileceğimiz bir adam Nakata.

Gökyüzünden sülük, istavrit, sardalye yağdırabilen ve korunmak için daime şemsiyesi işe gezen hikmetli bir adam.

Kitabın kahramanları bilinç hallerinde karşılaşmasalarda bilinç dışı bir zaman ve mekanda aralarında bir bağ var ve tanışıyorlar aslında..

Kitap, öz itibariyle korkunç bir kehaneti yaşayacağı ve bundan kaçamayacağını bildiği halde kendini bulma çabasındaki bir gencin hikayesi.
Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey biz türkler gerçekten asabi insanlarız dedirtecek derecede roman kahramanları nezdinde Japonların belirgin bir biçimde metanetli ve sabırlı olduklarını gözlemledim,

Kitabı okurken pamuk gibi yumuşuyorsunuz ve her şey olacağına varır teslimiyeti bir duyguya bürünüyorsunuz..

Keyifli bir kitap,İyi okumalar dilerim...
651 syf.
·10 günde·6/10
Sürpriz bozan yok. Rahat olun.

Kısaca iki koldan ilerleyen kurgudan bahsedeyim. 15 yaşında, hem bedensel hem de ruhsal açıdan yaşıtlarından daha büyük olan Kafka Tamuro, babasının söylediği kehanet yüzünden yıllarca evden kaçmanın planını yapmıştır. 15 yaşına girdiği gün planını uygulamaya başlar ve yollara düşer.
Diğer yandan savaş zamanı tuhaf bir şekilde bir grup çocuk bayılır ve tekrar uyandıklarında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu olayda bayılan çocuklardan biri Nakata bu olayın izlerini hayatı boyunca taşıyacaktır.

Bu kitabı sevip sevmeme arasında olmamın birçok sebebi var. İlki, kitap olayların ve karakterlerin tanımlanması, birbirlerinin hayatlarına ufak dokunuşlarını anlatan yerlerde çok iyi bir anlatım ve kurgu ile gidiyor. Tam o zirveye ulaşıp her şey açığa çıkacak derken tempo çok yavaşlıyor. Okumaktan sıkıldım, -üzülerek- atlayarak okudum son 100-150 sayfayı. İkincisi, kitabın içinde de geçen Çehov’un ‘Eğer öyküde bir tabanca geçiyorsa, sonunda mutlaka patlaması gerekir’ sözüne uymamış yazar. Adı geçen kişiler ve bazı olayların açıklığa kavuşturulmaması aklımda soru işaretleri bıraktı. Dördüncüsü, tamam Tamuro bir ergen. Hormonların etkisinde. Ama bir ergen gerçekten bu kadar çok cinsellik düşünür mü? Diğer bir sorun da bir ergenin temizlik rutinini ben neden sürekli okuyayım bu kadar ayrıntılı? Ne gerek vardı? Beşincisi, sanki metin içinde ürün yerleştirmesi varmış gibi ‘Nike ayakkabısını giydi.’ ‘Şu marka saatini aldı’ gibi birçok cümle var. Bence gereksiz bir ayrıntı. Benim gözüme battı. Altıncısı, yazarın ensest açısından yazdığı yerler. Tamam bu bir kurgu. Vermek istediği mesajlar, havada uçuşan metaforlar var ama benim midem almadı bunu. Gerçek anlamda tiksindim. Cinselliğin sanatta kullanılmasına karşı bir tutumum yok, hatta kullanılmasın denmesine de karşıyım. Ama işin içine ensest girince orda bir durmak lazım.

Bu kadar yerdiğim yeter azıcık da sevdiğim kısımları anlatayım.
Çok iyi bir hayal gücü ve anlatım var. Metin içinde sürükleniyor insan okurken. Oluşturulan karakterler de çok iyi. Tamuro için geçerli olmasa bile ben Nakata’yı unutamam. ‘Bendeniz Nakata’ ile başlayan cümleleri ile çok orijinal bir karakter. Yazarın birçok kitap, albüm ve yazara göndermesi var. İnsanın hem bir roman okuyup hem de entellektüel açıdan bilgilenmesi bence bonus bir özellik. ️ Kurgu içinde çok fazla metafor var ve ben açıkçası hepsini anladım ve değerlendirdim diyemem. Tek okuma ile bunu yapmak zor.

Birçok yerde eleştirsem de yazarın kalemini beğendim. Çok iyi bir hayal gücü olduğu da kesin. Başka kitapları ile devam edeceğim okumaya.

https://www.instagram.com/...igshid=1qrw16gcxa8de
651 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Heeyy, içinde bir sürü soru barındıran, hepsi birbirinden farklı karakterler içeren, her olaydan sonra hadi ama dostum böyle de olmaz demek istediğiniz bir roman mi okumak mı istiyorsunuz? Buyrun baylar,bayanlar işte karşınızda "Sahilde Kafka"demek istiyorum.

Haruki Murakami kitaplarıyla ilk defa tanıştığım bir yazar. Dili çoğu yerde pürüzsüz, sakin ve net bir şekilde olabiliyorken kimi zaman en yoğun anlamları içeren cümlelerle de karşılaşabiliyorsunuz. Ama bu sizi asla kitaptan uzaklaştırmıyor. Buna emin olabilirsiniz.

Romanımız, babasının kendisine söylediği kehanetten kaçmak için yıllarca 15 yaşını bekleyen Kafka Tamura ve 2. Dünya savaşı sırasında bir okul gezisinde bir sınıf öğrencinin toplu bir şekilde bayılması sonucu oluşan bir dizi olayın kesişimini, kehanetleri, doğa üstü olayları, metafizik varlıkları ve daha bir çok konuyu barındıran hacimli bir içeriğe sahip.

Ben bu romanı okurken bir şeyden eminsem o da okumakta çok çok zorlandığımdır. Çünkü ensest bir aile ilişkisi, kedilere yapılan iğrençten de öte davranış (siz de benim gibi kedilere fazlaca düşkünseniz 2 gün kitabı okuyamayacağınıza bahse girebilirim) bazı yerlerde anlamakta zorluk çekeceğiniz cümleler olduğundan bir solukta okumayacaksınız.

Sahilde Kafka çoğunlukla okuduğumuz romanlardan farklı bir mekanda -Japonya-geçtiği için benim çok hoşuma gitti. Acıkınca yedikleri erişteyi düşününce benim de yurtta geceleri yiyecek bir şey bulamayınca yediğim noodle aklıma geldiğinden çok da zor olmadı onu yerken ki duygularını hissetmek. :)

Her ne kadar baş karakter Kafka Tamura olsa da benim favori karakterim Nakata oldu. Kedilerle konuşabilen bir karakteri nasıl sevmeyebilirim ki?

Kitabın en ama en çok beğendiğim yanı müthiş bir sanat zevkine sahip olmasıydı. Mozart'tan, Çehov'dan, Schubert ve daha başka bir çok usta sanatçıdan bahseden bir roman okumak ne kadar güzel olabilirse bu da o kadar güzeldi. Kafka ile beraber kimi zaman Posthorn Seranada, kimi zaman Little Red Corvette dinledim. İşte sırf bunun için bile okunabilecek bir roman diyebilirim.

Ve son olarak Johnnie Walker kedilere onu yapmayacaktın...

https://youtu.be/MS5YCVdPxCk
"İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, az ya da çok hüzünlenir."
“İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.”
Herkesin hayatında artık geri dönülemez bir noktaya geldiği olur. Nadiren de artık daha ileri gidemeyebiliriz. O noktaya geldiğimizde, bu iyi bir şey de olsa kötü bir şey de olsa, sessizce kabullenmekten başka çevremiz olmaz. İşte bu şekilde hayatta kalmayı başarırız.
İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, kendisine göre değişmekle birlikte, az ya da çok hüzünlenir. Çok eski bir zamanda kaybettiği, özlemle andığı, uzaklarda kalan bir odaya adımını atmış gibi hislere kapılır.
Aşık olmak böyle bir şeydir işte. Nefesin kesilecek ölçüde kendini iyi hisseden de, derin bir karanlıkla boğuşan da sen olursun. Vücudun ve ruhunla, buna dayanmam gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sahilde Kafka
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
651
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113869
Kitabın türü:
Orijinal adı:
海辺のカフカ [Umibe no Kafuka]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Sahilde Kafka
Kafka On The Shore
Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir “düzenek” gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir… Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami’den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

Kitabı okuyanlar 3.607 okur

  • Yeşim Gökdoğan ☥
  • Nazo
  • Berfin Sönmez
  • Büşra üstün
  • Tuğba Kılıç
  • Burcu Yılmaz
  • Tülin Karademir
  • Emre Aydın
  • Büşra
  • Neslihan taşkın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%34.6
35-44 Yaş
%26
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.3
Erkek
%32.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (358)
9
%25.5 (366)
8
%26.2 (376)
7
%13 (186)
6
%4.8 (69)
5
%2.2 (32)
4
%0.8 (11)
3
%1 (14)
2
%0.5 (7)
1
%0.7 (10)

Kitabın sıralamaları