Adı:
Sahilde Kafka
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
651
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113869
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Umibe No Kafuka
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, 21. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

2005; Yılın En İyi 10 Romanı, New York Times
2006; World Fantasy Ödülü
2006; Franz Kafka Ödülü'
(Tanıtım Bülteninden)
Uzakdoğu edebiyatıyla ilk kez tanışan biri olarak Murakami'nin çok doğru bir tercih olduğunu söylemeliyim en başta. Kitabı bitirir bitirmez diğer kitaplarına karşı bir merak duygusu uyandı içimde ister istemez.

Gerçeklerle hayallerin, rüyalarla yaşanmışlıkların harmanlandığı hem rahatsız edici bir hem de merak uyandıran bir kehanet. O kehanet labirentine farklı başlangıçlarından yola çıkarak ulaşmaya çalışan kişilerin ortak bir noktada kesişmeleri. Zaman algısını unutturan, metaforları kurgusunun merkezine alıp her biriyle dans eden Murakami'nin söylemiyle "Zaman, demirini kaybetmiş bir kayık gibi engin denizde dolaşıp duruyordu" bu romanda.

Geniş bir zaman dilimine yayarak okumuş olsam da heyecanını hiç kaybettirmeyen fantastik bir bilim kurgu filmi izlemiş gibiyim. İlginç karakterlerin her birini sevmiş olmakla birlikte romanın müzikten, resimden, şiirden, klasiklerden beslenmesi ve bunların da kişisel beğenilerimle paralel olması beni kitaba bağlayan doyurucu unsurlardan en önemlileri.

Hayalgücünü zorlamayı sevenler için gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir kitaplar arasında yerini aldı Sahilde Kafka.

Keyifli okumalar.
- Hafiften Bir Spoiler -

Kitabı okurken ilk başladığım anda içimde oluşan duygular ile bittiği anda oluşan duygular maalesef çok farklı, maalesef okumam zevk olarak içimde biraz azaldı. Yazarın gelişme bölümünde çok çok fazla oluşturduğu soru işareti ile finalde aldığımız hatta alamadığımız cevaplar sayesinde sanki "Lost" dizisini tekrardan izledim ve o finali hatta son 1-2 sezonunu izledikten sonra içimde oluşan hoşnutsuzluğu tekrardan yaşadım diyebilirim. Kitabı çok beğendim ama beğendiğim kadar da hiç beğenmedim.

Murakami, romanında birçok konu dalı ve göndermeler ile tempoyu hep yüksek tutuyor ama final bölümünde artık bana göre özellikle de son 100 - 150 sayfada tempo bariz bir şekilde irtifa kaybediyor ve bu durumu hissederek okuyoruz. Yazarın romanın sonunu okuyucuya bırakma fikri bir yana atılan düğümlerin, oluşan şoru işaretlerinin ve kullanılan metaforların tam olarak netleştiğini ben dahil bana göre kimse söyleyemez; hatta Murakami de kitabın tam olarak anlaşılması için birkaç kere okunması gerektiğini söylemiş; okuyacak mıyım tabii ki de hayır; ama diğer Murakami kitaplarını kesinlikle okuyacağım.

Roman içindeki kedi bölümleri bir kedi manyağı olarak çok hoşuma gitti ve içimdeki kedi sevgisi daha da bir pekiştirildi diyebilirim özellikle de sokak kedileri hakkında Murakami'nin verdiği birkaç mesaj da çok iyi idi ve keşke herkes sokaktaki canların farkında olabilse diye düşünüyorum. #7274601


Karakterlerin hepsinin tamamen orijinal olduğu ve çok kuvvetli kişiliklerinin olduğu bariz bir şekilde belli oluyor özellikle de Nakata, hakkında oturulup uzun uzadıya konuşulacak bir karakter, bir kitap karakteri ancak bu kadar sevimli, içten ve sempatik olabilirdi; aynı şekilde de Hoşino karakteri ayrı bir güzel ve her insana bu şekilde bir arkadaş lazım dedirtecek cinsten. Roman içinde tek beğenmediğim karakter baş karakterimiz Kafka Tamura oldu; tamam 15 yaşında bir ergen ama bir insan bu kadar cinselliğe yatkın bir şekilde sürekli bilmem neresini defalarca okuduğumuz kişi olmamalı diye düşünüyorum. Biraz havada kalan sonu ve bu durum ile beraber romanın beğenmediğim tek tarafı ve beğendiğim kitaplara eklemememin tek sebebi.

Roman boyunca içinde geçen tüm yer isimleri ve kişi isimlerini Google'a sorma gereği duydum ve okurken de içindeki müzikleri dinleyerek okudum, Youtube üzerinde kitap içindeki şarkılar için güzel bir playlist de mevcut.

Son olarak çevirmen Hüseyin Can Erkin'i buradan kendimce tebrik etmek istiyorum. Çeviri o kadar başarılı o kadar iyi ki ilk kez bir çeviriyi bayıldığımı belirterek yorumluyorum özellikle de Nakata çevirisi çok çok başarılı.
Kitabı bitirdiğim tarihten bu yana yazacağım yorumu düşünüyorum.Diyeceksiniz ki nasıl yani?En iyisi tahlilini kesinleştirmiş olduğum noktalardan başlayayım anlatmaya.Öncelikle Haruki Murakami'nin yazı tarzına bayıldığımı belirtmek isterim.Alışık olduğumuz Amerikan ya da Avrupa ülkelerinden bambaşka bir yerde geçen hikayede Japonya'nın kentlerine bir çırpıda sizi alıp götürmeyi başardığı gibi, kültürüne de hiç yabancılık çektirmemişti. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen hikayelerin kesişme anına kadar hiçbir şekilde bunalmadığınız gibi o anı iple de çektirmeyi başarmıştı.Karakterlerin hepsi kendi içinde ilginç simalardı. Olay ise... İşte sanırım mevzu da olay da... İlgisini çeken herkesin okuduğu gibi 15 yaşındaki oğlumuz Kafka Tamura, planlı programlı bir şekilde yıllar boyunca kendisini bu yaş döneminde evden kaçmaya ayarlamış ve o gün gelince de saniye kaybetmeden aklındaki kaçışı hayata geçirmiş, yaşına göre bilgi ve bedensel olarak gelişmiş bir genç. Yollara düşer ve Kafka'nın macerası başlar.Diğer yandan ise savaş döneminde bir dağ köyündeki okul gezisi sırasında tüm öğrencilerin bir anda bayılmasıyla başlayan olayların araştırma süreci işlenir. Kitabı sınıflamam gerekse hangi kategoriye koyacağım konusunda kesinlikle bir fikre sahip değilim. Macera mı, fantastik mi, bilim kurgu mu, romantik mi, drama mı?? Sanki hepsinden azar azar vardı gibi. Yazarın kahramanları kanalı ile dillendirdiği entellektüellik düzeyi beni romanda en çok etkileyen yandı. Ama onun dışında birbirine geçen olaylar ve geri planında işlenen doğa üstü kurgu (en doğru tabir bu gibi geldi) bende yarım kalmışlık tadı bıraktı. Sanki okuyucunun anlaması beklenerek ucu açık bırakılmış noktalar eksiklik hissi yaratmıştı. Ve üzerinde kaç gündür düşünmeme rağmen aklımda hala soru işaretli bölümler (spoiler vermemek adına şimdi açıklayamayacağım) var. Geriye dönüp baktığım zaman bu romanla ilgili içimde sadece hüzün hissediyorum. Bir de yazarın kaleminin, tüm olumsuz eleştirilerime rağmen, çok kuvvetli olduğu ve ne yazarsa yazsın akıcı üslubunu koruyabileceği düşüncesi.
Heeyy, içinde bir sürü soru barındıran, hepsi birbirinden farklı karakterler içeren, her olaydan sonra hadi ama dostum böyle de olmaz demek istediğiniz bir roman mi okumak mı istiyorsunuz? Buyrun baylar,bayanlar işte karşınızda "Sahilde Kafka"demek istiyorum.

Haruki Murakami kitaplarıyla ilk defa tanıştığım bir yazar. Dili çoğu yerde pürüzsüz, sakin ve net bir şekilde olabiliyorken kimi zaman en yoğun anlamları içeren cümlelerle de karşılaşabiliyorsunuz. Ama bu sizi asla kitaptan uzaklaştırmıyor. Buna emin olabilirsiniz.

Romanımız, babasının kendisine söylediği kehanetten kaçmak için yıllarca 15 yaşını bekleyen Kafka Tamura ve 2. Dünya savaşı sırasında bir okul gezisinde bir sınıf öğrencinin toplu bir şekilde bayılması sonucu oluşan bir dizi olayın kesişimini, kehanetleri, doğa üstü olayları, metafizik varlıkları ve daha bir çok konuyu barındıran hacimli bir içeriğe sahip.

Ben bu romanı okurken bir şeyden eminsem o da okumakta çok çok zorlandığımdır. Çünkü ensest bir aile ilişkisi, kedilere yapılan iğrençten de öte davranış (siz de benim gibi kedilere fazlaca düşkünseniz 2 gün kitabı okuyamayacağınıza bahse girebilirim) bazı yerlerde anlamakta zorluk çekeceğiniz cümleler olduğundan bir solukta okumayacaksınız.

Sahilde Kafka çoğunlukla okuduğumuz romanlardan farklı bir mekanda -Japonya-geçtiği için benim çok hoşuma gitti. Acıkınca yedikleri erişteyi düşününce benim de yurtta geceleri yiyecek bir şey bulamayınca yediğim noodle aklıma geldiğinden çok da zor olmadı onu yerken ki duygularını hissetmek. :)

Her ne kadar baş karakter Kafka Tamura olsa da benim favori karakterim Nakata oldu. Kedilerle konuşabilen bir karakteri nasıl sevmeyebilirim ki?

Kitabın en ama en çok beğendiğim yanı müthiş bir sanat zevkine sahip olmasıydı. Mozart'tan, Çehov'dan, Schubert ve daha başka bir çok usta sanatçıdan bahseden bir roman okumak ne kadar güzel olabilirse bu da o kadar güzeldi. Kafka ile beraber kimi zaman Posthorn Seranada, kimi zaman Little Red Corvette dinledim. İşte sırf bunun için bile okunabilecek bir roman diyebilirim.

Ve son olarak Johnnie Walker kedilere onu yapmayacaktın...

https://youtu.be/MS5YCVdPxCk
Başka bir dünya arayanlar için ; 651 sayfalık bir olanak var ortada...
Kafka Tamura 15. Yaş gününde evden kaçarak yeni bir hayatı yaşamaya karar verir. Zaten onu evine bağlayan hiçbir şey yoktur. Annesi ve ablası 4 yaşındayken onu terk etmiş, babası ise Tamura’yı görmezden gelmektedir ki 15 yaşında dünyanın en sert delikanlısı olmaya karar vermiştir. Bu kararında Karga adlı delikanlının da etkisi vardır tabi. Evi terk ederken babasının kehanetinden de kurtulmak ister ama kehanet ya kaderiyse ?
Diğer taraftan akıllı olmayan ve kedilerle konuşan Nakata gölgesinin diğer yarısını aramaya karar verir. Çıktığı yolculuk öncesinde ve sonrasında hiç yüzyüze karşılaşmasalar bile Kafka Tamura ile hep birlikte olacaktır.
Mecaz anlatımların çok güçlü kullanıldığı simgelere aşırı anlamların yüklendiği Sahilde Kafka’yı çok sevdim. Haruki Murakami ile tanışmak isteyenlere müthiş bir tanışma şöleni sağlayacak bir kitap.
En sevdiğim yerler;
“Bay Nakata, zorbalığın hâkim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu zorbalıktan kimse kaçamaz. Bunu lütfen unutmayınız. Ne kadar dikkatli olursanız olun yeterli olmayabilir. Bu insanlar için de kediler için de geçerli."
"Evet. Bunu aklımdan çıkarmayacağım," dedi Nakata. Fakat Nakata bu dünyanın hangi taraflarında zorbalığın hâkim olduğunu anlayamamıştı. Bu dünyada, Nakata'nın anlayamadığı birçok şey vardı ve zorbalıkla ilgili şeyler de anlayamadıklarının başında geliyordu...
“Şu dünyada insanlar can sıkıcı olmayan şeylerden hemen bıkarlar. Bıkmadıkları şeyler ise çoğunlukla can sıkıcı şeylerdir. Bu her şeyde böyle olur. Benim sıkılmaya harcayacak zamanım var, ama bir şeylerden bıkmaya harcayacak zamanım yok. Çoğu insan bu ikisi arasındaki ayrımı yapamaz.”...
"Gözlerini kapama!" dedi Johnnie Walker emredercesine "Önceden kesinleşmiş şeyler arasında bu da var. Gözler kapanmayacak. Gözlerini kapatman, hiçbir şeyi değiştirmez. Gözlerin kapandı diye, hiçbir şey silinip gitmez. Bu bir yana, gözlerini bir sonraki açışında her şey daha da kötüleşir. Biz işte öyle bir dünyada yaşıyoruz, Nakata. Adam gibi gözlerini aç! Göz kapamak, korkakların işidir. Gerçeklere göz yummak çok alçakçadır. Sen gözlerini kapatıp kulaklarını tıkasan bile zaman akmaya devam eder. Emin adımlarla."
Uzun süre sonra okuyamadığım zamanlarda bile elimin altında bulunduracak kadar beni heyecanlandıran bir kitapla karşılaşmış olmak beni mutlu etti.Sürükleyici olmasına rağmen geç bitirdim, talihsizlik yaşadım yaklaşık 30 sayfa eksik vardı kitapta ama PDF'ini bulup o 30 sayfayı oradan okuyarak çıldırmanın eşiğinden döndüm neyse ki. Japon işi her şey bana itici geliyordu, Haruki Murakami de ilk duyduğum andan itibaren adını asla tam olarak söyleyemediğim, yazamadığım neyin nesi acaba dediğim bir yazar oldu. Sahilde Kafka elbette Kafka'sından ötürü merak uyandırmıştı, zevkine güvendiğim birinin de çok güzel vs. demesi üzerine kafaya koydum okumayı. İyi ki okumuşum ! Artık adını bilerek doğru söylemiyorum çünkü benim için HARİKA Murakami oldu. İçeriğine gelince, bir şekilde kesişen iki farklı karakterin hikayesi. Çok farklı bir tadı var ama yani nasıl anlatılır bilmiyorum gerçek ve gerçeküstü şeyler bir arada. Rüya - gerçek geçişleri bile ayrı güzel. Cinsellik de rahatsız edici değil aksine gerçekçi olmuş içerisinde. Sıradan olmayan karakterler, absürd olaylar. 650 sayfanın hiçbir sayfasında sıkıldım ya da burası gereksiz olmuş demedim. Murakami zaten şöyle bir yazardır diyebilitem de yok çünkü bu okuduğum ilk kitabı ama sanırım son kitabı olmayacak. Eğer diğer kitapları da bu kadar başarılıysa bir an önce onları da okumak istiyorum. Ön yargım vardı ama tanıştığıma çok memnun oldum. Hayal gücü öven herkes beni memnun eder zaten.
"..Fakat hayal gücünden yoksun, sığ ve hoşgörüsüz bir yaşam, parazitlerinkinden farksızdır."
Yorum yaparken okumamış kişileri de düşünerek, olaylar üzerinden konuşmak istemiyorum. kurgu kısmında eksiklik var , daha iyi olabilirdi. Okuduğum için pişman mıyım? hayır.. Dili,işlediği konu ve betimlemelerini sevdim.. Kitapta ismini yazdığı şarkıları (okurken) açıp dinledim. Bu bende güzel bir etki oluşturdu. Baştaki olumsuz eleştirimin nedeni kitap bittikten sonra bazı şeylerin kafamda oturmamasından kaynaklanıyor.. Kitabı okuyanların beni anlayabileceğini düşünüyorum.
Ah Haruki Murakami. İyi ki kaleminden çıkan o muhteşem eserleri okuyabilme şansına erişebiliyoruz. Öncelikle yazara olan hayranlığımi dile getirmek istedim gelelim bu muhteşem esere... İçinde fantastik öğeler bulunan bir kitaptan kolay kolay hazetmeyen ben bu kitaptaki ayarlanan mükemmel dozu ile hiç sıkmadı beni. Özellikle oudipus'a sürekli sürekli dokundurması beni ara ara yordu yani dozu aslında orda biraz kaçırmış ama sadece biraz. Olay örgüsü hep merak uyandıracak şekilde ilerliyor ama sonunda okuyucuya da biraz hayal gücünü katma rolünü vermiş Haruki. Bu benim çok hoşuma gitti. Kitabı kapadigimda üzerinde düşünecek çok fazla konu vardı cebimde. Bu kitabı bütün Haruki hayranları okusun! Hatta herkes okusun net.
SPOİLER ETKİSİ YARATABİLECEK BİLGİLER OLABİLİR.

Bu kitap Haruki Murakami sevgimi biraz baltaladı. İnceleme yazmayı düşünmüyordum aslında çünkü inceleme yazmakta pek iyi değilim ve bu kitaba da nasıl inceleme yazsam bilemedim. O yüzden rahatsız olduğum noktalara biraz değinmek için yazıyorum bu yazıyı.

Kafka Tamura her ne kadar olgun, kendine yetebilen ve sanki büyümüşde küçülmüş gibi görünse de 15 yaşında bir çocuk. 50 yaşını geçmiş biriyle birlikte olmasını kitap boyunca hazmedemedim. Annesi olabileceği gerçeğini bu sıralarda yok saydığımı söylemeye bile gerek yok sanırım. Murakami'yle pedofili ve ensest ilişki hakkındaki düşüncelerimiz pek uyuşmadı. O yüzden kitaptaki Kafka Tamura bölümlerini okurken aldığım zevki Kafka Saeki Hanım'la tanışmadan önce ve sonra şeklinde ayırıyorum. Çünkü Saeki Hanım'dan önce o yaşlarda benim de çok düşündüğüm evden kaçma olayını gerçekleştiren bir ergen okumak zevkliydi. Fakat bunun arkasındaki sebebi yeterli bulmadım. Yani düşündüm düşündüm benim babam bu kehaneti bana söylese evden kaçmazdım, sadece her önüme gelenle ilişkiye girmemeye dikkat ederdim. Bu arada babanın motivasyonunu da hiç anlamadım, neden çocuğuna bu Oedipus kehanetini söylemiş? Murakami elbette bunun da ucunu açık bırakmış. Okuduğum kitapları arasında sonu en havada kalanı, kafamda bir sürü cevaplanmamış soruyla biteni bu kitaptı sanırım. Bu arada kitabın sonlarında o kadar sıkıldım ki hemen bitsin diye çok üzerinde düşünmeden ve hızlı hızlı okuduğumu itiraf etmeliyim. Benim kaçırdığım herhangi bir cevap var mıydı oralarda? Örneğin babasını kendi mi öldürdü, Nakata mı?

Tabi ki Nakata'ya değinmeden geçemem. Kitabın en sevdiğim karakteri oldu kendisi. Sanki sokakta yanımda yürüyecekmiş gibi canlı ve gerçekçiydi. Kedilerle ve taşlarla konuşmasını bile çok uçuk bulmadım, Nakata'ydı çünkü o. Yol arkadaşı Hoşino'yu da sevdim, çok içtendi. Diğer bir yol arkadaşı Oşima'dan pek hoşlanmadım ama. Daha doğrusu karakterden değil de Kafka'yla aralarında geçen konuşmalardan pek hoşlanmadım, çünkü metafor doluydu. Metafor iyidir ama bir yere kadar. Bir noktadan sonra gayet güzel okumaya devam ederken konuşmanın metaforlara dönmesi canımı sıktı.

Dediğim gibi bu kitabı pek beğenemedim belki de hiç anlamadım, ama önceki kitaplardan aldığım zevki bundan alamadım.
Haruki Murakami ile tanışmak için doğru bir kitap mıydı bilemiyorum. Büyük beklentilerle başladığım ancak beklentilerimi karşılamayan bir kitap oldu. 15 yaşında bir çocuğun (ailevi ilişkiler içinde) yaşadığı cinsellik sahneleri 'metafor' gözüyle bakmaya çalışsam dahi beni oldukça rahatsız etti. Değer yargılarının göreceli olabileceğini ve sorgulanması gerektiğini savunsam da rahatsızlık hissi beni kitabı bir an önce bitirmeye itti. Olay örgüsünün aktarılış şeklini beğendim. Belki de bu kitap konu itibariyle bana hitap etmedi diyerek yazarın diğer eserlerine de şans vermeyi düşünüyorum.
Kitabın kendisi 651 sayfa hakkında da en az 651 sayfalik incelemeler yazılabilir. Kitap baştan aşağı metaforlar üzerinde bir anlatım gibi. Kitabı okurken bir yandan da düşündüm hep 'acaba yazar burada yine bir metafor üzerinden başka bir şey mi?' anlatmak istiyor diye. Kitap çok farklı ve bir o kadar birbirlerine bir noktada benzer karakterlerden oluşuyor. Ama benim favorim Nakata amca. (Hoşino'nun deyişiyle) Bir karakter ancak bu kadar samimi, canayakin olabilir, kendini ancak bu kadar sevdirebilir. Cinayet işlediğinde bile 'Olsun Nakata Amca yaptıysa kesin güzel bir şey yapmıştır, o kötü bir şey yapamaz dedirtiyor insana. Ancak şunu da sormadan edemiyorum: küçükken yaşadığı kaza olmasa yine bu kadar iyi biri mi olacaktı? Zaten Nakata amca için iyi, kötü bu tarz şeyler önemli değil. Onun için tek önemli olan şey her ay Vali beyden aldığı engelli yardım parası. Diğer güzel karakterimiz Nakata amcanın yol arkadaşı olacak olan genç şoför delikanlı Hoşino. Hoşino da en az Nakata amca kadar samimi biri. Hayatında hep sorumluluk almaktan kaçınmiş, birlikte olduğu kızları yarı yolda bırakmış aynı zamanda okumayı da yarıda bırakmış biri. Hayatı otostop çeken bu ihtiyar adamı alınca degisiverir. Nakata Hoşino'ya dedesini animsatir. Dedesi, Hoşino'nun sokaklarda boş boş gezen biri olmaktan, daha da kötüsü bir suçlu olmaktan kurtaran biridir. Nakata'da da dedesini görüp Nakata'ya yolculuğunda yardım eder. Ama bence Nakata ona daha çok yardım ediyor: Hoşino'nun kendisini kesfetmesine yardım ediyor. Bir nevi Kafka Tamura'nin kucuklugunden beri planlayarak yaptığı yolculuğu -kaçışı- Hoşino da ansızın farkında olmadan yapmış oluyor. Takamatsu'da oturduğu cafede dinlediği Arsiduk Üçlüsü ve kendisi hakkında düşündürdükleri onu çok etkiler. Anlamıstir ki en az Nakata amca kadar boş bir zihni vardır ! Nakata amcanın boyke olmasının sebebi küçükken başına gelen kazadir ancak kendisinin sebebi ise bizatihi kendi seçimleridir. Diğer karakterimiz ise Saeki hanimdir. Daha küçükken büyük şeyler yaşayarak erken büyümüş olgun biridir. Çok sevdiği sevgilisinin üniversite işgali sırasında bir işim karışıklığı yüzünden ölümü onun ruhunun ikiye bölünmesine neden olur. Bir bölümü bu 15 yaşındaki hali diğeri ise büyümeye -yaşamaya- devam eden hali. Bu olay büyük bestekarlik yolunda ilk attığı adımdan sonra da bir daha adım atmamasina neden olur. Ve baş karakterimiz Kafka Tamura. 15 yaşındadir ama büyümüş de küçülmüs cinsten biridir. Küçükken annesi ve ablasının terki ve babasının da ilgisiz, sorumsuz halleri onu derinden etkilemiş çevresine duvarlar ormesine sebep olmuş biri. Babası bir kehanet de bulunmuş "Kafka -tabi bu isimle değil, bu ismi kafka kendi kendine koyuyor- sen ilerde annen ve ablani bulacaksın ve onlarla birlikte -cinsel ilişki- olacaksın" Kafka Tamura bu efsaneden ve babasından kaçarak Takamatsu'ya gelir. Kehanetten kacamayacagini anlar ve onun üzerine gider. O da kendisini bulmaya, keşfetmeye çalışıyordur aynı zamanda. Tabi yasin da verdiği bir azginlik mevcuttur kahramanimizda.
..
Kitap bolca metafor barındırıyor girişte de dediğim gibi. Bunları hala yerine oturtmaya çalışıyorum açıkçası. Kitap uzun olmasına rağmen insanı sıkmiyor. Yazarın harika anlatis tarzı sayesinde bir bölüm diğer bölümü kovaliyor ve bir bakiyosunuz ki 100 sayfa birden okumussunuz. Lakin bu kadar metaforun, soru işaretlerinin barındıgi kitabın daha keskin bir sonuç kismini bekleseniz de yazar bu sonuç kısmını biz okurlarina bırakıyor.
"İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, az ya da çok hüzünlenir."
“İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.”
Dün akşam çok iyi anladım, anlamı olmayan şeylerde anlam aramaya kalkmanın zamanımı boşa harcamak olacağını..
Kütüphane ikinci evim gibiydi.
Hatta kütüphane benim gerçek evim gibiydi belki de.
"Ben de on beş yaşımdayken özel bir dünyam olsun istemiştim, hiç kimsenin uzanamayacağı, zaman akışının durduğu bir yer."
"Fakat bu dünyada öyle bir yer yok."
"Haklısın. O yüzden ben de böyle yaşıyorum işte. Yaralar almaya devam ettiğim, yüreğimin her gün biraz daha değiştiği, zamanın durup dinlenmeden akıp gittiği bir dünyada. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sahilde Kafka
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
651
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051113869
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Umibe No Kafuka
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, 21. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

2005; Yılın En İyi 10 Romanı, New York Times
2006; World Fantasy Ödülü
2006; Franz Kafka Ödülü'
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 865 okur

  • Işıl
  • Safa Merve
  • Gülçin Aşkın
  • İlkcan
  • Şefika Yeler
  • HOMO FABER...
  • Sevgi Aktas
  • Yusuf Durdu
  • Beyza Loça
  • Gülperilhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%34.6
35-44 Yaş
%26
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.3
Erkek
%32.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (99)
9
%22.4 (87)
8
%29.3 (114)
7
%12.9 (50)
6
%4.1 (16)
5
%3.3 (13)
4
%0.8 (3)
3
%0.8 (3)
2
%0.3 (1)
1
%0.8 (3)

Kitabın sıralamaları