Sahilden Bostancı

·
Okunma
·
Beğeni
·
645
Gösterim
Adı:
Sahilden Bostancı
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706795
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Sahilden Bostancı, arayış, umut etme, kabullenme gibi duyguların rehberlik ettiği, farklı coğrafyaların ev sahipliği yaptığı hikayelerin, bir minibüste denk gelebilecek ancak bir sokakla yaşamları tamamen ayrışabilecek insanların hayatlarına göz kırpan bir kitap. Gül Ersoy, arayışın, kişinin kendine ve etrafına karşı geliştirdiği sorgulama dürtüsünün coğrafya ile nasıl bir ilişkisi olduğunu, yolları kat etmenin kişi ile peşine düşülen cevaplar arasındaki mesafeyi nasıl etkilediğini anlamak adına birçok durakta mola veriyor, bir minibüs hattını, eski bir şarkıyı başlangıç noktası alıp, dünyaya uzanıyor.



Şehir hayatının rekabetle saldıran, kıskacına alan düzeni karşısında "hayır" diyebilmenin ve sırtını dönüp gidebilmenin özgürleştiriciliğini sunuyor. Diğer yandan da taşraya uzanıp, küçük bir kasabada toplumsal cinsiyet rollerinin bireyi nasıl yonttuğunu; kimliğini kazanma mücadelesinin ekmeğini kazanma derdi ile nasıl çeliştiğini gösteriyor. Tarlalarında günebakanlar yerine toplu konutlar yükselen kasabalarda, bireyin kendini var etmekten yoksun hale gelmesiyle yalnızlığın bile nasıl anlamsızlaştığını anlatıyor.



Dut karasının kirini kırmızı ojeyle kapatmaya çalışan bir el uzanıyor bu öykülerden bize. Kavanozların içinde, mutfak dolabı raflarında birikmeye çalışan umut, sayfaların arasında uçuşuyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Doktor, unutmak istediğim her ayrıntıyı, bana gençliğimin hatalarını yeniden ve yeniden hatırlatıyor varlığıyla. Nedem bahsederse bahsetsin, birbirimize bakınca, göz göze gelince hep hüzünleniyoruz. Büyük bir sevgi var aramızda. Söze dökülmeyecek, dile gelmeyecek ve sonsuza kadar bu çardağın altında, çalan şarkıyla hatırlanacak.”
“Açıklamak, anlatmak, deşmek, üzerinden geçmek istemiyorum geçmişin. Görüşmediğimiz yıllarda dünyayı dolaştım. Benim hikâyemde ülkeler, şehirler, insanlar ve onun bilmediği şarkılar var.”
“Uyandığımda sadece bakmaya ve duymaya uyanıyorum. Görmeye değil. Çünkü uzun zamandır gözlerimi kapasam bile her şeyi, herkesi, her yeri görebiliyorum. Sıkılmıyorum evin içinde kalmaktan. Mutfağa gidip masanın yanındaki bir bacağı kırık sandalyeye oturup, açık perdelerden gözüken gökyüzünü izliyorum. Deniz olmamasına rağmen çatıları istila eden martı sürüsü birden bire bağırarak topluca havalanıyor. Küçük bir kapta zeytin ve biraz ekmek yiyorum. Bazen açık bir çay ve yanında bir dilim peynir.”
“Birdenbire kendimi orada bulduğumda, gözlerimi adalıların içinde, belki de kilitsiz bir evin içinde açtığımda, geldiğimi anlayacağım bir yer... Bu hayalimi Leo’ya anlattığımda gülümsemişti. Çok gülmezdi Leo. “Çok yalnızsın,” demişti ardından. Onun gülümseyişi, seni anladım diyen gülümseyişi, yüzünden kırışıklıkların her birinin ardına gizlenen hikaye kaç yıl almıştı yüzüne yerleşmek için? Kaç dalga aştıktan sonra insan arkadaşına onun gülümsediği gibi gülümser?”
“Kahve makinesi odanın sol duvarındaki mutfak tezgahının üzerinde fısıltılar yayarak kaynıyor. Kahve kokusu, kar kokusu ve odanın kendine has kokusu var içeride.”
“Hep aynı gibi görünen ama dikkatli bakınca bambaşka olduklarını fark ettiğimiz ormanlar bunlar.”
“Tepedeki eriller statükonun sürmesini ister ve aşağıdaki erillerin tüm istediği yukarıdaki eril olmaktır.”
Gül Ersoy
Sayfa 109 - Valerie Solanas

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sahilden Bostancı
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706795
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Sahilden Bostancı, arayış, umut etme, kabullenme gibi duyguların rehberlik ettiği, farklı coğrafyaların ev sahipliği yaptığı hikayelerin, bir minibüste denk gelebilecek ancak bir sokakla yaşamları tamamen ayrışabilecek insanların hayatlarına göz kırpan bir kitap. Gül Ersoy, arayışın, kişinin kendine ve etrafına karşı geliştirdiği sorgulama dürtüsünün coğrafya ile nasıl bir ilişkisi olduğunu, yolları kat etmenin kişi ile peşine düşülen cevaplar arasındaki mesafeyi nasıl etkilediğini anlamak adına birçok durakta mola veriyor, bir minibüs hattını, eski bir şarkıyı başlangıç noktası alıp, dünyaya uzanıyor.



Şehir hayatının rekabetle saldıran, kıskacına alan düzeni karşısında "hayır" diyebilmenin ve sırtını dönüp gidebilmenin özgürleştiriciliğini sunuyor. Diğer yandan da taşraya uzanıp, küçük bir kasabada toplumsal cinsiyet rollerinin bireyi nasıl yonttuğunu; kimliğini kazanma mücadelesinin ekmeğini kazanma derdi ile nasıl çeliştiğini gösteriyor. Tarlalarında günebakanlar yerine toplu konutlar yükselen kasabalarda, bireyin kendini var etmekten yoksun hale gelmesiyle yalnızlığın bile nasıl anlamsızlaştığını anlatıyor.



Dut karasının kirini kırmızı ojeyle kapatmaya çalışan bir el uzanıyor bu öykülerden bize. Kavanozların içinde, mutfak dolabı raflarında birikmeye çalışan umut, sayfaların arasında uçuşuyor.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • İklim
  • caner dilsiz
  • Saturnine
  • ahmet ihvani
  • Ferhat Atmaca
  • sAhte
  • Sadettin TANIK
  • içimdekikedi
  • sioda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%0
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0