Sahip Olmak Ya da Olmak

9,1/10  (34 Oy) · 
77 okunma  · 
43 beğeni  · 
2.230 gösterim
Eğer insan yalnızca "sahip olduğu" şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir. Böylece yaşamı yanlış kurmanın sonucunda ortaya yenilmiş, moralsiz, yıkık ve acınacak bir insan çıkar. "Olmak" kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur. Olduğum gibiysem ve kişiliğim "olmak" tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimin yıkılması tehlikesi de doğmaz. Odak noktamı ve davranışlarımı yönlendiren güdüleri, kendi içimde bulurum.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2015
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786050204001
  • Orijinal Adı:
    To Have Or To Be
  • Çeviri:
    Aydın Arıtan
  • Yayınevi:
    Say Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmet Y 
 26 Tem 21:11 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

DİKKAT BOL MİKTARDA KİŞİSEL GÖRÜŞ İÇERİR-HİÇBİR HEDEF VE KİTLEYİ ELE ALMAZ-ESER ROMAN/HİKAYE/NOVELLA TÜRÜNDE OLMADIĞINDAN SÜRPRİZBOZAN İÇERMEZ-AYRICA BU İNCELEME PSİKOLOJİ-SOSYOLOJİ OKUMALARI EKSENİNDE YAPILMAYA ÇALIŞILMIŞTIR

İncelemek nedir? Bir kitabı özetleyip,sonunda kitaba methiyeler dizmek mi? Eğer amaç buysa benimki bir inceleme değil bunu baştan söyleyeyim.Zira her eleştirdiğim kitapta şahsıma yönelik saldırı içerikli yorum ve ya mesajlar alıyorum.Bir insanın kitabı beğenip beğenmemesi onun tasarrufunda olan bir şeydir.Yanlış bilgilendirme yaptığım,eserin yazarına ve okur kitlesine hakaret ettiğim görülürse bunu yapmanız revadır..Kimse okumak ya da beğenmek zorunda değil hem incelemeyi hem de incelemenin konusu olan eseri.Eser nasıl eleştirilebilirse,benim incelemelerim de eleştirilebilir,buna sonuna kadar saygı duyarım..

Benim için inceleme yapmak incelmektir..İnce eleyip sık dokumak eseri baştan yazıp,bir daha okumaktır..İnceledikçe incelirsin,ufalırsın,toz olursun..İnceleme yapmak nasıl ki bir eserin yeniden inşasıysa,inceleme yapanın aynı zamanda da dolaylı bir ifşasıdır..Ve o eserle bütünleşmesi,o kitabın ruhuna akmasıdır..İncelemeye sahip olmak değil incelemenin kendisi olmaktır inceleme yapmak..İşte eser tam da bu olmak ve sahip olmak arasındaki uçurumu işliyor..Yani yazdığım birinci paragraftaki üslubum ve ikinci paragraf arasındaki gerilimi..
İnceleme biraz sıkıcı ve uzun olabilir,o yüzden biraz sabırlı olmanızı ya da hiç okumamanızı tavsiye ederim..Zira bu hafta başladığımız sosyoloji ve psikoloji okumaları etkinliği kapsamında farklı yönlere kaymak zorundayım..Anlayışınız için teşekkür ederek başlayayım..

Esere ilk olarak göstergebilimsel bir eleştiri ile girmek istiyorum.”Sahip Olmak ya da Olmak” ismi bana bir kişisel gelişim kitabı ismi gibi gelmişti ilk başta.Ya sahip olursun ya da sahip olursun şeklinde tezahür etti zihnimde.Belki bu düşüncemin sebebi tavsiye eden amcamın ekonomist olmasından kaynaklanıyordur demek isterdim ama ne yazık ki dilimizde edattan sonra gelen bir fiil ya da fiilimsi ortak özneye dahil olur.Yani ikinci olmak fiili de sahip olma anlamına gelir..Sonrasında kitap ile ilgili incelemeleri okuduğumda fark ettim ki aslında tam tersi durumu yani sahip olmamak durumunu,bu durumun güzelliğini anlatıyormuş..Keşke ismi “Olmak ya da Sahip Olmak” olsaymış diye düşünürken başlangıçta Fromm’un da belirttiği gibi o isimde birçok kitap olduğunu öğrendim ve eser de o doğrultuda yazılmış bir esermiş.Yine de bu mantık oyununun Fromm’un kitapta savunduğu savlara ters düştüğünü düşünmeden edemedim..Çünkü orijinal bir isme “sahip olmak” uğruna eserin isminin bir reklam malzemesine dönüşmesi beni başlangıçta üzdüyse de orijinal dilinin göstergesel farklarına tam vakıf olamadığımdan suçun bir nebze de olsa çevirmende olmasını temenni ediyorum..

Eser ismiyle fazla oyalandım gibi görünse de başka türlü açıklayamayacağımı düşündüğüm içindir.Zira kitabın tamamı aynı şeyin tekrarı gibiydi..Sahip Olmak ya da Olmak..Bu kavramlar farklı boyutlarla ele alınmış olsa da(dini,sosyolojik,psikanalitik,varoluşsal,ekonomik) çok yeni bir şey yoktu maalesef eserin içinde…Her akademik sosyoloji kitabında bulabileceğimiz aşağı yukarı aynı cümlelerden ibaretti..

Yine de yazarın dikkat çektiği birçok soruna değinmeden geçmek olmaz.İnsanların satın aldığı her neyseneyle kendilerine bir sosyal kimlik satın almış olmaları,aldıkları ve attıkları mallarla varolmaları yani kısacası tüketerek yok ederek huzura kavuştuklarını düşünmeleri her “Baudrillard” kitabında olduğu gibi bunda da anlatının belkemiğiydi.Bu açıdan eleştiriye doğru bir yönden yaklaşıldığını düşünüyorum.Zira Fromm’un da bahsettiği gibi günümüz sanayi toplumu bu tüketim esaretini bir nevi özgürlüğün yegane yolu zannetmekte,her şeyi tüketmekte ve her şeyi metalaştırmaktadır.Baudrillard’ın simgesel değiş-tokuş dediği mesele işte tam da budur.Aldığımız her üründe bir kimlik satın alıyoruz.Yani bize bakan insanlar aldığımız araba olarak,taktığımız saat olarak görüyor bizi..İsmet Özel’in bu dizeleri konuyu bize gayet iyi açıklar;(Şiirde farklı anlamda kullanılmıştır ama bu olaya katarsak anlam bütünlüğü sağlar)

Her nesne ödeviyle Kaybediyor nesne niteliğini
Ödevini yerine getiren "o şey" oluyor.

-Bir Yusuf Masalı-İsmet Özel

Yani şiirde de belirtildiği gibi biz belli bir zaman sonra nesneye dönüşüyoruz..Olmaktan uzaklaşıp sahip olduğumuzu zannettiğimiz şeye dönüşüyoruz.Bilakis insan sahip olmakla değil reddetmekle “olur” Bu kendini gerçekleştirme biçimi bir katarsisten ve ya freud’un ipnoz ya da telkin hakkında söylediklerinden çok farklı bir evredir.Kişi olduğunda bilinçlidir,sahip olduğunda ise kitlesel davranır..Uygarlığın Huzursuzluğu’nda bahsettiği gibi uygarlaştıkça,medenileştikçe,modernleştikçe huzuru bulmaz..Aksine bu gelişmeler bireyi belirli (aslında ihtiyaç olmayan)ihtiyaçların kölesi haline getirir ve birey bireylikten yalıtılarak bir tek hücreli canlıya dönüşür..Yani “olmak” eylemini kaybeder.Bundan kurtulmanın çeşitli yolları vardır.Bu dini bir sofuluk,inzivaya çekilerek tam manasıyla gerçekleşmez.Zira kişinin nefsini terbiye etmeye çalışması,onun sahip olma isteklerinin yoğunluğunun bir göstergesidir ve birey asla arınma ve inziva ile “Olmak” sıfatını(normalde olmak eylemdir fakat eserde bir sıfat olarak kullanıldığı için sıfat diye niteledim) asla gerçekleştiremez.Yine de çoğu dinde zenginliğin,özel mülkiyetin günah sayılması ve ya paylaşılması zorunluluğu,bireyin maddi olanakları ile değil de bu maddi olanakların esaretinden kurtulması ile varoluşu “Olmak” sıfatına uygun düşen örneklerdir..Ve bunların bir çoğuna ben de katılıyorum..

Yine de bu noktada da eleştirmek istediğim bir nokta var.Fromm tüm dinlerin bu yapısına- Budizm’den Hristiyanlığa varıncaya dek- eserinde geniş yer verirken İslamiyeti konuya hiç dahil etmemesi şüphelendirici.Zira bu durumu en çok savunan dinlerden biri İslamiyettir..Örneğin Fromm’un verdiği Hz. İsa’nın özel mülkü reddedişi örneğine binaen Hz. Muhammed kendisine yolundan dönmesi uğruna para teklif edenlere “Sağ elime güneşi,sol elime ayı koysanız ben yine de davamdan vazgeçmem” diye karşılık vererek “Sahip Olmak’ı” reddedip “Olmak”ı tercih etmiştir..Yine de yanlış anlaşılma olmaması adına dinleri kesinlikle kıyaslamadığıma hiçbirine de inanmadığımı belirteyim.Zira ülkemizde öyle bir algı var ki bir dini ve ya ona inananları savunmak despotizm diye görülebiliyor,maalesef ülkemizde en çok inanılan din olan islamiyete en ufak bir saygı yok çoğu zaman..Burada Peygamber VS’si yapmadığımı sadece islamiyetin o kadar din içinden örneklenmemesini eleştirdiğimi eseri okuyanlar anlayacaklardır J

Tevrattaki örneklemelerin çok güzel olduğunu belirtmekle beraber,hem Tevrat hem Kur’an’da geçen “Yusuf ile Züleyha” hikayesinin “Sahip Olmak ya da Olmak” meselesini en iyi anlatan hikayeyi eserde görmek isterdim.Eserde göremediğim için bu hikayeyi “Sahip Olmak ya da Olmak” bağlamında açıklamaya cüret edeceğim..

Bilindiği gibi “Züleyha” “Yusuf”a sahip olmak için ona saldırır ve gömleğini yırtar..Yusuf kaçmaya çalışırken odaya Züleyha’nın eşi Potifar’ın adamları girdiğinde Yusuf’un mu Züleyha’ya,Züleyha’nın mı Yusuf’a saldırdığı bilinmez.Bunun üzerine Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığı görülmüş ve Yusuf’un kaçmaya çalıştığı,saldıranın Züleyha olduğu ortaya çıkmıştır.Bu nokta çok önemlidir davranışlar bir göstergeye dönüşmüş ve bir Sahip Olma dürtüsünü ortaya çıkarmıştır..Hikaye’nin devamında “Yusuf”a haksızlık edilmiş ve zindana atılmış,Züleyha bunun pişmanlığıyla kahrolmuş,çirkinleşmiş ve mahvolmuştur..Sonra Yusuf zindandan çıkınca,sahip olmaya çalışan değil kendi olan,kendi olmuş bir Züleyha bulmuştur karşısında..Züleyha sahip olmak dürtüsünden arınmış,”Züleyha Olmak” yani “Olmak” ile varoluşunu tamamlamıştır..Sonra evlenmişler ve günümüzdeki sahiplik üzerine değil bütünleşme üzerine “Olmak” üzerine bir evlilik yapmışlardır..

Eseri her ne kadar bazı konularda eleştirsem de güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum.Ve kitapla haşir neşir olsun olmasın herkesin okuması gerektiğini,okuyana çok şey katacağını iddia ediyorum..Ayrıca aklıma gelmişken bir noktayı daha eleştirmek istiyorum..Fromm’ Sahip Olmak” ile “Olmak” arasında bir zıtlık olduğunu söylüyor.Ben buna kesinlikle katılmıyorum.Aralarında kesinlikle gerilim vardır bu inkar edilemez ama bunu birbirlerinin sentezi ilan etmek,egzistansiyalizmi benim nazarımda engizisyonun eline teslim etmektir.Bir insanın varoluşu kesinlikle sahip olmak dürtüsünden yalıtılması ile ölçülemez..Zira zengin olan birinin nasıl ki kendini hırsa kaptırması mümkünse aynı derecede paylaşma olanağı da o derece geniştir.En azından imkanı vardır..Dernekler,yetimevleri,aşevleri kurabilir parasını paylaşma yoluyla da var olabilir.

Ayrıca aktiflik ve pasiflik karşıtlığı da eserde hoşuma gitmedi.Zira kişinin aktif olarak varolacağı,pasif olursa varoluşun anlamsız olacağı yönündeki savı baştan başa yanlıştır..Örneğin Kafka’nın ünlü eseri “Dönüşüm”ü ele alalım,Gregor Samsa bir sabah yatağında kendini bir böcek olarak bulur.Bu böcekleşme olgusu bir derealizasyon ve depersonalizasyon çeşididir.Birey beden algısı yetiyitimine uğramıştır, kendi bedenini hissetmemekte,dış dünyadan kendini yalıtmakta ve pasifize olmaktadır.Bu yokoluş çeşidi bir varoluş felsefesi doğurur..Kafka’nın birçok romanında bu pasiflik durumu işlenir.Ve bu pasiflik Kafka karakterlerinin varoluş biçimidir.Bu bakımdan eserdeki Aktiflik-Pasiflik Olmak-Sahip Olmak mantalitesine dayandırılmasını yanlış buluyorum…

Bu sıkıcı incelemeyi okuyan,okumayan herkese teşekkür ediyorum..Ve son kez eserin okunması gereken güzel bir eser olduğunu fakat eleştirilecek noktaları olduğunu belirtmek istiyorum.Herkese keyifli okumalar…

Merve 
02 Tem 18:04 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Eğer herkese okutabileceğim bir kitap hakkım olsaydı okutacağım kitap 'Sahip Olmak ya da Olmak' olurdu.

Okuduğum bölümün bana en büyük katkısı hiç kuşkusuz ki bu bilim insanlarını tanıma fırsatı sunması oldu. Belki de hayatım boyunca elime geçmeyecek bu kitabı erken sayılabilecek bir yaşta okuduğum için şanslı sayıyorum kendimi. Ama üzüldüğüm bir diğer nokta eğitim sistemimizin bu önemli insanları bizlere yalnızca isim olarak tanıtmaktan öteye gidememesi. Neden bizler üniversite sıralarında Erich Fromm tartışamıyoruz ki?

Kitaba gelirsek özellikle toplum olarak şu an bu kitabı okumaya oldukça ihtiyacımız olduğu düşüncesindeyim. "Kullan, tüket, at" alışkanlığı yediden yetmişe herkesi sarıp, toplumsal bir karakter haline büründüğü için, kitap tünelin sonundaki ışık niteliğinde. 'Eğer insan yalnızca sahip olduğu şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir.' Kitabın arka kapağında yer alan tanıtım metninin ilk cümlesi ve kitabın özü de diyebiliriz aslında.

Erich Fromm uzun yıllar üzerine çalıştığı ve büyük bir birikimle oluşturduğu, 1976 yılında yayınladığı bu eseri, endüstri toplumlarında 'sahip olmak' üzerine kurulu insan karakterlerini ve sahip olmanın karşısında yer alan 'olmak' ın tanımı yapmakla başlıyor. Sahip olduklarımızdan ibaret olmaya başladığımızı anlatan Fromm nasıl 'olmak' yönünde değişmemiz gerektiğinden bahsediyor. Olmak terimi oldukça soyut bir kavram olmasına rağmen basitçe; aktif olmak, düşünebilmek, paylaşmak, özgürleşmek, insanlara yönelmek ve doğaya dönmek olarak ifade edilmekte kitapta. İşte insanın asıl mutluluğu da bu ‘olmak’dan geçiyor.

Sahip olmak ve olmak kavramları kitapta farklı birçok açıdan ele alınmış, bu en sevdiğim noktalardan biriydi. Okumak, konuşmak, sevmek hatırlamak gibi günlük hayatımızdaki değişik pencerelerden irdelenen kavramlar, insanın yaptığı eylemleri her başlık altında tekrar sorgulatabilme fırsatı yaratmış.

Kitabın en sevdiğim noktalarından bir diğeri de son bölüm 'Yeni İnsan- Yeni Toplum' oldu. ‘Sahip olmak’ ilkesinden ‘olmak’ ilkesine geçmemiz gerektiğini savunan Fromm, kitabın sonunda bazı öneriler sunmuş okuyucuya. Yeni toplumların oluşabilmesi için öncelikle insanın kendini değiştirmesini vurgulayarak yeni insanın özelliklerini sıralamış. Ardında yeni toplum yapısı hakkında görüş ve planlarını açıklamış. Ayrıca kitapta bu konuyla ilgili olanlar için birçok kaynak da önerilmiş.

‘Sahip Olmak ya da Olmak’ şu ana dek okuduğum kitaplar arasında en iyilerindendi. En yakın zamanda tekrar okuyacağım ve sık sık açıp not ettiğim yerleri gözden geçireceğim. Siz de sahip olmaktan kurtulup olmak isteyenlerden iseniz bir an önce bu kitabı okumanızı öneririm.

Seyma Nur yakın 
 01 Nis 16:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

insanoğlunun özellikle şu dönemde maddi ve manevi olarak sahip olduklarıyla övünmeyi bir alışkanlık ve kazanım haline getirmesinin ne kadar yanlış olduğunu asıl meselenin sahip olmak değil olmak olduğunu fark etmesini sağlayacak. ve evlerimizde biriktirdiğimz bir takım eşyalara sahip olmanın değilde zincirlerimizden kurtulup özgür ve mutlu olmanın asıl kazanım olduğunun ayrımına varmamızı sağlayacak müthiş bir eser

Yaşamın ateşli bir savunucusu ve insanın mekanize edilmesi ile parçalara ayrılmasına karşı olan Goethe, birçok şiirinde "olmak" konusunu işlemiş, "sahip olmak" tavrına karşı bir tutum almıştır. Nitekim büyük yapıtı olan Faust'ta, Mephisto kişiliğinde canlandırdığı "sahip olmak" ilkesini, karşısına yerleştirdiği "olmak" ilkesi ile iyice bir eleştirir ve bu mücadeleyi dramatik bir biçimde anlatır. Goethe'nin aşağıdaki kısa şiiri, "olmak" duygusunun kalitesini güzel ve duru bir biçimde anlatıyor:
"Mülkiyet:
Biliyorum ki ben,
Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim.
Biliyorum ki ben,
Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım anlar dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim."

Ömür 
07 Ağu 13:09 · Beğendi

Gün gelir bakarsın ki sahibim dediğin şeyler sana sahip olmuş. Onlarsız yaşayamaz olmuşsun. Bu duruma gelmemek için okunası bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiye ederim

Ali Osman Sarı 
02 Mar 21:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Gözünü seveyim göçebe yaşam tarzının" demek geliyor bu kitabı görüp hatırlayınca içimden. Ne kadar çok şeye sahip olursan bir gün gelir onlar sana sahip olurlar. holywood kung fu panda nın üçüncü filminde biraz buna değinmişti. Batı'nın, Hollywood'un farkettiği bu gerçekliği biz neden hala farkedemiyoruz biliyorum. Aslında bu kitap bizde ki nefis terbiyesinin akademik bir perspektifle yazılmış hali. Denildiği gibi eric from un en iyi kitabı. İnsanların her şeye sahip olmaya çabalamaları kendilerinin ne olduklarını unutmalarına sebep oluyor. Bunun sonucunda yıkım, sarsıntı ve dağılma geliyor.İnsanlar arası sevgi,muhabbet değerini kaybediyor. Kanaat toplumu olmaya geri dönmemiz lazım vesselam.

Cemre Kara 
14 Eyl 18:17 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap sanki dün baskıdan çıkmış gibi tazeliğini koruyor.Topluma öyle bir ayna tutan harika bir eser.Erich Fromm a başlama eseriniz bu olmasın yine de.Genel olarak kitapta günlük dilde bile olmak ya da sahip olmayı nasıl yanlış kullandığımız ve bunu paralelinde sürdüğümüz yokuş anlatılıyor.Kitap 3 bölümden oluşuyor.Nadiren bir kitabın ilk bölümünü çok iyi diğer bölümlerini iyi bulurum bu kitapta durum böyle ne yazık ki çünkü özellikle 3.bölüm Erich Fromm un diğer kitaplarının tekrarını içeriyor yani hiç okumadıysanız saçma bir bütünleme olur ama tekrar okuyup gözden geçirmek isteyenlere daha iyi bir alternatif.

Erich Fromm'un en güzel kitabı bu bence. Şu an da insanların içinde bulunduğu durumu özetliyor ve yol gösteriyor resmen. İnsanın eşya ile olan münasebeti Hamlet vari bir üslupla dile getirilmiş.Asıl sorunun ne olduğunu kavramamızı ve çözüm bulmamızı sağlıyor. Herkesin kitaplığında bulunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum, dünyaya bu kadar meyletmemizin psikolojik sorunlara yol açtığı bir zamanda, herkes bu kitabı okumalı bence.

merve yaprak 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

sahip olmak ya da olmak kitabı kapitalist rejimle birlikte artan nevrozlarımızın kaynağını bizleri suçlayarak açıklamak yerine davranış biçimlerimizi tetikleyen toplum düzenleri üzerinden açıklıyor. İnsanın haritasız olduğunu ve haritasını oluştururken toplumun ailenin önemini yansıtıyor. Kavramlarımıza ve dilimize sızan kavramların nasıl sorgulanamaz doğrular haline geldiğini çok ciddi bir samimiyetle ve dopdolu bilgilerle anlatıyor. Bir kitap sever olarak kitabı bitirmem 2 gün sürdü. hayatında okuduğu kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen birine kitaptan alıntılar yolladığımda bu kitap nasıl bir kitap bende okumalıyım bana da yolla lütfen dedi. İsteyenlere ulaştırabilirim. Sevgiyle kalın.

recep yigit 
01 May 20:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

' Eğer insan sadece '' sahip olduğu'' şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilmeyecektir.' Biz mi eşyaya sahibiz yoksa eşya mı bize? İşte günümüz modern insanın derin sorunu . İnsanoğlu tarihinde kendini hiç bu kadar yok sayıp sahip olduklarıyla var olmamıştır. Yapay sosyalliğe kabul edilebilmek adına özgürlüğünden hiç bu kadar kaçmamıştır. 'Sahip Olmak ya da Olmak' kitabı bize elli yıl öncesinden bunun çığlığını ulaştırmaktadır.

2 /

Kitaptan 59 Alıntı

Nisa 
19 Oca 00:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaşadığımız sürece ölüm bizi ilgilendirmez. Çünkü yanımızda değildir. O geldiğinde ise yine üzülmemeli, çünkü o zaman biz yokuz. -Epikür

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 163 - Say)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 163 - Say)
Nisa 
18 Oca 01:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Eğer insan yalnızca "sahip olduğu" şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 143)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 143)
Nisa 
19 Oca 01:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mal ve mülke sahip olmak, daha çok kazanmak gibi ihtiraslarla dolu oldukları sürece, insanların barış içinde yaşayabilme düşüncesi bir hayaldir.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 148 - Say)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 148 - Say)
Nurhayat 
31 Ağu 21:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Spinoza'ya göre "sevinç"
Sevinç, insanın az mükemmellikten, çok mükemmelliğe ilerleyişi ve geçişi, üzüntü ise çok mükemmellikten, az mükemmelliğe doğru gerileyişidir.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 155 - Say Yayınevi)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 155 - Say Yayınevi)

Yaşamın tek anlamı ekonomi ise o yaşam, ölümcül bir hastalığın pençesinde demektir. Çünkü sınırsız gelişme, bu sınırlı dünyaya sığmaz.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich FrommSahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm
Varolmak 
07 Ağu 12:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Albert Schweitzer 1952 de Nobel Barış Ödülünü almak üzere geldiğinde,bütün dünyaya şöyle seslenmişti :
"Olayları oldukları gibi görmeye cesaret edelim.İnsan insanüstüne yükselmiştir...Ama insanüstü güce erişmenin gerektirdiği insanüstü akılcılığı gösterememektedir. Artık şu gerçeği itiraf etmenin zamanı gelmiştir sanırım: Üstün insan,gücünün artmasıyla birlikte,gerçekte zavallı ve acınacak insan haline gelmiştir...Uzun süredir anlamamız gereken bu gerçeği,şimdi lütfen kabul edelim.Üstün insan olmakla,gerçekte,insan dışı bir varlık olduk biz."

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich FrommSahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm
Nurhayat 
06 Eyl 21:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Düşüncenin bağımsızlığından ödün vermekle, gerçeğe olan inancımızı yitirdik.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 201 - Say Yayınevi)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 201 - Say Yayınevi)
Nurhayat 
12 Ağu 18:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bencillik, insanın her şeyi yalnızca kendisi için istemesi durumudur. Bölüşmek yerine, sahip olmak kişiye haz verir. Sahip olmak tek hedef olunca, insan giderek daha açgözlü ve ihtiras sahibi olur. Çünkü ne kadar çok şeyi olursa, o kadar mutlu olacağını sanır. Böylelikle kişi, herkese karşı bir düşmanlık beslemeye başlar. Kandırmak istediği müşterileri, iflasa sürüklemeye çalıştığı rakipleri ve sömürmeyi arzuladığı işçileri, hep onun daha az şeye sahip olmasına yol açtıkları için, bencil kişinin düşmanlarıdırlar. Bu tür düşünen bir insanın, arzuları sonsuz olduğu için, hiçbir zaman rahat ve huzur bulamayacağı bellidir.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 25 - Say Yayınları)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 25 - Say Yayınları)
Özlem Kiras 
 24 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bu gerçeği, yani eski bir Fransız şarkısında söylendiği gibi 'sevginin, özgürlüğün bir çocuğu olduğunu' fark edemedikleri sürece, başarısız kalmaya mahkumdurlar."

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 72 - Say)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 72 - Say)
Nurhayat 
06 Eyl 22:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Albert Schweitzer
Sevgi dini, tüm dünyaya egemen olan bir kişilik olmadan da var olup, gücünü gösterebilir.

Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 203 - Say Yayınevi)Sahip Olmak Ya da Olmak, Erich Fromm (Sayfa 203 - Say Yayınevi)

Kitapla ilgili 1 Haber