Sahnenin Dışındakiler

8,4/10  (25 Oy) · 
86 okunma  · 
17 beğeni  · 
1.856 gösterim
"Sahnenin Dışındakiler"de zaman 1920 yılıdır ve mekan İstanbul'dur. Türk milletinin yaşadığı o ateşten günlerde İstanbul hem bir sahnedir, hem de sahnenin dışı. Asıl sahne Anadolu, bu sahne dışı İstanbul'da pek az görünür, değişik aynalardan görülür.
"Sahnenin Dışındakiler"de kalabalık bir şahıs kadrosu vardır. Bunlar içinde gözden düşmüş fakat kendilerinin her an hatırlanacağını uman devlet adamları, harp vurguncuları, idealistler, hainler, fedakar kadınlar, düşmüş kadınlar, değişen hayat şartları içinde yerlerini arayanlar, ızdırabın hayatlarını kararttığı insanlar yer alır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2010
  • Sayfa Sayısı:
    343
  • ISBN:
    9789759952402
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
DESTİNA ÖYKÜ 
19 Eyl 23:30 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ahmet Hamdi TANPINAR – Sahnenin Dışındakiler

Sabiha, Cemal, Süleyman Bey, Nasır Bey ve diğerleri... Yine çok güzel bir Tanpınar eseri. Milli mücadele yıllarının eseri.

1920'li yıllarda geçen bir eser. İstanbul, sahnenin içidir, Anadolu ise sahnenin dışı. İstanbul harika şekilde tasvir edilmiş ve okuyucularına aktarımı oldukça eşsizdir. Doğu-Batı değer analizinin en sağlam olduğu eserdir, Sahnenin Dışındakiler.

Cemal üniversite eğitimi için İstanbul'a gelir ve eserin kurgusal hikayesi başlar. Sabiha'ya aşıktır Cemal. Tarih kokar bu kitap, aşk kokar, dram ve yalnızlık kokar ve biraz da sahtelik...

Milli mücadele, ittihat ve terakki cemiyeti dönemleri, padişah yandaşlığı ve karşıtlığı... Ne aranıyorsa mevcut bu eşsiz eserde.

Sonu zor, acı ve kötü biten bir eser. Karamsarlığı dibine kadar yaşadım.

Tanpınar okumak kesinlikle bir ayrıcalık. Üstüne bir de bu eşsiz ve nadide külliyatı Ilker Toprak ve Özlem Arıbaş Akbaş ile okumak ayrıcalık üstü bir durum. Yeniden teşekkür etmek isterim bu külliyatı birlikte okuma fırsatı bulduğumuz için. Tanpınar külliyatını sizinle birlikte okumak büyük bir keyif ve bilgi birikimi sebebi...

Hâlâ Tanpınar okumadıysanız lütfen daha fazla geç kalmayın. Tavsiyemdir ki; “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabı ile başlayıp külliyatı sırayla okumalısınız. Bu külliyat eşsiz ve kesinlikle nadidedir...

Celal Uslu 
21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Anadolu sahnesinde kuva-yi milliyenin öncülüğünde gerçekleşen halk kurtuluş savaşının İstanbul'da ki seyircilerini - kitapta ismini buradan alıyor - anlatıyor.

Kitabı iki kısımda incelemek mümkün, ana karakter Cemal'in İstanbul'dan ayrılışı ve 6 yıl sonra yeniden dönüşü.

İstanbul'un işgali ile bir çok şey değişiyor, kadınlar çarşaf kullanmayı bırakıyor, yine kadınlar iş hayatına atılıyor ( birçok erkek ya tutuklu ya Anadoluya geçmiş vb. nedenlerden dolayı), günlük hayatta yozlaşma hat safhada her yerde barlar, genelevler, kahvehaneler açılıyor. İnsanlar savaş ve işgal buhranından kurtulmak için kendilerini bu tür zaaflarla uyuşturma yolunu seçiyorlar.

Bir de Anadoluda ki mücadelenin karşısında olan İstanbulda ki yerli işbirlikçilerle verilen savaş anlatılıyor.

Kitap, Huzur ve Mahur Beste ile üçleme olarak adlandırılıyor.

Keyifli okumalar.

Güzel bir Tanpınar klasiği daha. Kitap vitrinlerini batılı yazarlarla süsleyenler keşke Tanpınar için özel bir köşe ayırabilseler. Kitapta yer verdiği her karakter o kadar canlı ve belirgindir ki simaları canlı bir şekilde karşınızda görmeniz mümkündür. Muhteris, bedbaht, aciz, riyakar ve farklı karakterdeki insanları o denli güzel bir şekilde tahlil ve tasvir eder ki o halet-i ruhiye sizde de derin etkiler bırakır.
Kitapta geçen şu söz sanırım en derin anlatımıdır bu karakterlerin:
"Fakat insan,Yarabbim insan ne kadar zayıftı. Kime dokunmak istesem kuru bir dal gibi elimde kalıyordu."

Sahnenin Dışındakiler’de dönem 1920 yıllarıdır. Cumhuriyet öncesi mücadelede rejim ve saltanat yanlıları ile yeni akımı takip edenler arasındaki mücadele Cemal’in diliyle anlatılır. Asıl sahne Anadolu’dur fakat olaylar İstanbul’da geçer, savaş öncesi İstanbul’u anlatırken eski sokak kültürü hakkında çok güzel bilgilere yer verir Tanpınar.

Bu sokakta Cemal ile Sabiha arasında gelişen dostluk paralelinde, araya yeni yüzler girer Cemal’in Sabiha’ya duyduğu derin aşk ve hayranlık kitap boyunca bir arayış olarak sürdürür kendini. Sabiha’dan ayrı dönemler içerisinde tanıdığı insanlar vasıtasıyla Sabiha’ya ulaşmaya çalışırken bu arayış o dönemin İstanbul’u hakkında ve kurulacak yeni ülkenin temellerinin nasıl şekillendiğinin ipuçlarını verir bize.

Bireysel mücadeleler, yabancı ülkelerden gelen kadın ve erkeklerin Osmanlı yaşamındaki derin ve sarsıcı etkisi, bir yandan çıkar peşinde koşan bir yandan zenginleşen devlet adamları, gelecek hakkında ateşli fikirler üreten aydınların çıkmazlarını okuyacaksınız kitapta.
Ve şu tesbit sanırım o dönemin değişimini, savrukluğunu ve derin farklılaşmayı en yalın haliyle yansıtması açısından can alıcıdır:

"Ne kadar değişik kıyafet vardı İstanbul’da! Tesbihin dizisinin koptuğunu, bu kıyafet değişikliği kadar hiçbir şey gösteremezdi."

Tanpınar’ın kafa karışıklığı yer yer kitaba da sinmiş diye düşünmekteyim çünkü okudukça bulanıklaşan bilgiler ve nereye varacağını bilemediğim olaylar örgüsünde ilginç bir şekilde sonlanan bir kitaptı Sahnenin Dışındakiler. Sonucu da böyle belirsiz bir şekilde sonlanıyor kitabın. Cemal, Sabiha, Nasır Paşa ve diğer yüzler o dönem Anadolu’sundan ilginç izler bırakıyorlar zihnimizde.

Kurtuluş Şavaşı yıllarındaki İstanbul' u anlatıyor. Çok insan var romanda. O yıllarda İstanbul' da görülen her türden. Saltanat yanlıları, işgalcilerle iş birliği yapanlar, Anadolu' daki mücadeleyi destekleyenler, çaresizler, her savaşta olduğu gibi erkeksiz kadınlar vs. Tanpınar böylesi zor bir işin üstesinden de başarıyla gelmiş. Dili ve sanatı Tanpınar okurlarının bildiği gibi. Okunmazsa olmaz.

esra çelebi 
08 Tem 17:49 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

En çok hataya düşenler, kendilerinden kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir.
Kitap boyunca nedendir bilinmez bu cümleye takıldım kaldım. Belki diyeceksiniz; bu o kadar da önemli değil herkesin bildiği gibi işte… Ama öyle değil! Kendini kabul etmeyenler derken aslında bizden evet aynen öyle hepimizden bahsediyor Tanpınar. Kendi hayatına yabancı kalmış olan bizler, en büyük hatayı yapıyoruz.
Kitapta bu durum söz konusu diyebiliriz. Balkan Harbi’nin sonları, Milli Mücadele’nin başları diyebileceğimiz yıllarda gelişen olaylar kimilerinin hayatını sahnenin içine çekerken kimilerininkini dışına itiyor bir yandan da ülkenin sallantılı ruh haline ev sahipliği yapıyor romanda.
Daha detaylı incelemem için blog yazım - https://kitabinka.blogspot.com.tr/...enin-dsndakiler.html

Muzaffer Erdem 
01 Tem 14:20 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kahramanlar:
Cemal: Eserin başkahramanıdır. Üniversite öğrencisi olan bu gencin gözüyle İstanbul’un işgal yılları anlatılmaktadır Cemal, eserin diğer önemli kahramanı Sabiha’yı sevmekte­dir.
Sabiha: Sabiha, modernleşmekte olan Türk kadınını simgeler. Eserde kadın hakları konusundaki mücadelesiyle dikkat çeker. Tiyatro ile ilgilenmektedir. Romanın sonunda sahneye çıkan ilk Türk kadını olur.
İhsan: Avrupa’da eğitim görmüş, kültürlü ve çevresinde etkin bir insandır. Tarih öğretmenliği yapar. Asıl etkin rolü. İstanbul’da Millî Mücadeleyi planlayanlardan olmasıdır.
Süleyman Bey: Sabiha’nın babasıdır. Arzu ve istekleri uğruna bütün servetini ve yakınlarını feda etmiş, Rusların İstanbul’a açtığı eğlence merkezlerine dadanmış bir kahra­mandır.
Diğer Kahramanlar: Nasır Paşa, Kudret Bey, Muhlis Bey, Muhtar, Tevfik Bey…

Kadir Polat 
24 Tem 10:47 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Ahmet Hamdi Tanpınar / Sahnenin Dışındakiler
Bir gün yolun bir resim sergisine düşer ve tablolar önünde durup kendince resimleri yorumlamaya başlarsın. Fakat bir bayram günü giriş ücretsiz olduğu için lunapark yerine bu salonda da vakit geçirmek isteyenler olabilir. Lunapark yerine bu resim sergisini gezen ressamın ismine bakar gâvurmuş bu yaw der. Biraz ilerler, milletin hiç işi yok bu resimlere neye bakar ki, iç sesi ile devam eder seyre. Zira onun için seyirlik bir mevzudur. Yoksa niye yapsındı işsiz güçsüz, kafası rahat ressam bunları.

Yav başka renk mi yok, hep sarı, hep pastel renkler der elini çenesine götüren insanları gahrı ihtiyari taklid ederken. Adam şuraya bir deniz koyar palmiye yaprağı altında, bir orman yapar güneş batarken. Köprülü yoldan giden, kenarı çitlerle çevrili, güneşli bir günde bacası tüten ev bile yoktur.

Bu yarı çıplağından, (kelimenin gerçek anlamı ile) kirli sakallısına, pespaye elbiselisinden yerde debelenenine bakarken çıktığında tablonun ismi ni okumayı ihmal etmez. Atina okuluymuş der burun kıvırırken.

Bu kadar gevezeliği niye yaptığıma gelince bir olayın anlam değer dünyasını bilmeden o olay hakkında yazılacak şiir de, yapılan resim de okunan romanda tam anlamı ile insan zihninde aksiseda bulmaz. Yazarın, şairin, ressamın ne yaptığı anlaşılmaz.

1900 ler de, ülkenin içinde bulunduğu psikososyal durumu analiz etmek için bir ressamın bir şairin bir romancının gözünden bakmak çok önemli olsa gerek. Çünkü bunlar belki elinde silah cephede çatışsa bile bir münevver olmanın sorumluluğu ile çerçeveyi geniş çizip hatta dışına çıkıp sana sunabilir. Sunabilir dedim çünkü bunu sunanlar münevverdir. Sahnenin dışına çıkıp daha geniş bir perspektif ile olaya bakanlar bize birçok şeyi verebilme imkânına sahiptir.
Bu bağlamda en başta belirttiğim usule binaen bu kitabı yorumlamak had işidir biraz. Had de; bilgi birikim izan gerektirir. Benden pas.

Kitaptan altını çizdiğim satırlara gelince bunları izninizle paylaşayım. Zira altı çizili satır yoksa sen üstünü çiz o kitabın.

sy 13 "Sokak ihtiyarlamış" ( sokağın hatta toprağın ihtiyarlamış olduğunu ifade etmek az şey olmasa gerek)

sy 22 "İman, sadece bizi Allah'a bağlayan bağ değil müşterek kıyafet, yüz ifadesi, muaşeret şekli, hülasa cemiyet hayatında
Nezaket ve merasim dediğimiz şeylerin, yani karşılıklı münasebetlerin tek kaynağıydı"

sy 33 " bağırmak kötü. Bilmezsin biri yanımda bağırınca ne hale geliyorum. Bir gün babamla annem kavga ederken ben ölebilirim...

sy 55"-Hürriyet ilan edildi!..

-Edildi, daha birkaç defa da ilan edilir, ama yine hür değiliz. Hele bu işlerde asla! Fikirler arkalarda kendi kalabalığını isterler. Onu bulamazsa konuşan hür olmaz ."

sy 80 " -para mı? Elbette hayır, aziz Cemal, yüz bin defa hayır. Para nedir? Belki hayatta üzerinde en az durulacak şey. Para her zaman vardır. Bende, sende yoksa başkasında vardır. O halde olmayınca da bulunur. Enerji mi? nasıl israf ettiğimizi görüyorsun? Fikir mi? Asla! O her yerde, her cemiyette, her zaman mevcuttur.

Hayır dostum, hayır, bunların hiçbiri değil. Bunların hepsi birbirini telafi eder. Paran yoksa enerjini, zekânı kullanırsın. Enerjin yoksa tembelsen, paran onun yerine geçer, yerine başkasını çalıştırırsın, düşünemiyorsan hayatı hür bırakırsın, o senin yerine düşünür.

- En büyük eksiğimiz bunlar değildir. En büyük eksiğimiz kadındır, anladın mı azizim, kadın, hayat yolunu erkek için aydınlatan meşale, ilahi yardımcımız! Tek yardımcımız, idealin çetin yollarında ellerimizden tutacak, bizi zahmetsizce yolumuzda yürütecek mahlûk!"

sy 87 " En çok hataya düşenler, kendilerinden kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir."

sy 89 " danimarka krallığında çürümüş bir taraf var"

sy 102 "Veyl o fanilere ki, burunlarını sadece bir süs addederler!"

sy 109 " Belki hiç sevmeyeceğim bir adamı seveceğim!
- O nasıl olur? Birini seversen sevdiğin o olmaz mı?
-Kim bilir, belki de nefret ederim. Düşman olurum. İnsan her sevdiğini sever mi?"

sy 130 " Oku! Bak, o kadar güzel ki... Sonra ikisi birden ölüyorlar..."


sy 145 " - Kabahat kimin? Hürriyet, hürriyet, diye bu milleti batıranlara söyle.
-Fikirlerle hadiseleri karıştırmayın! Hürriyet, her yerde ve her şart içinde, daima istenecek şeydir. O insanlığın bir merhalesidir. Hürriyet için icabında her şey feda edilebilir, o bir terbiyedir, idealdir."

sy 162 " Galata'yı tutanlar kimlerdir, bilirmisin? Polis, sabıkalılar, külhanbeyler, falan. evet polisle sabıkalı el ele verdi. Garip değil mi? Ama adı üstünde Milli Mücadele bu!
Bu ateşte sabıkalı fakan kalmaz, hepsi temizlenir."

sy 165 " fakirlik; gözü tok, muvazeneli, şeciyeli insanlarda bir nevi asalete benzer. muhteris ve zevkine düşkünlerde ise daima küçültücü olur."

sy 219 " Sizler arkasından ağlamak için seversiniz."

sy 228 "Unutma, insan vazife ve mesuliyet duygusudur."

sy 320 " Biz evvela kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker manalarını."

Akoglan 
19 Oca 14:03 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Acaba Tanpınar planlı olarak mı yamış ve karşımıza sahnenin dışındakiler, mahur beste ve huzur nehir romanları çıkmış ya da öylesine, daha doğrusu 1920'lerden o dönemleri yazayım mı demiş? Mesela Dumas'ı okuyunca diyorsunuz ki vatandaş, dönemimi -öncesiyle falan- anlatayım diye düşünmüş...

Kitaptan 55 Alıntı

Bütün hayat üstüme yığılmış gibiydi.Hayat, insanındı. Fakat insan, Ya Rabbim insan ne kadar zayıftı.Kime dokunmak istesem,kuru bir dal gibi elimde kalıyordu.

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi TanpınarSahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar
Mustafa Barış Budak 
 07 Haz 15:44 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sizi seviyorum size bağlıyım demek yerine, size ait şu veya bu şeye mesela şu kahve içişinize, yediğiniz yemeği elbisenizin üstüne dökmenize, münasebetsiz hiddetinize hayranım, demek arasındaki fark öyle alalede bir şey değildir. Hele sevginizi göstereceğiniz insanı bir zaafinda, bir sevgisinde okşarsanız iş büsbütün değişir..

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 94 - Dergah)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 94 - Dergah)
Celal Uslu 
20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Birkaç defa kendime, acaba sarhoş muyum, sualini sormuştum. Hayır değildim, zaten çok az içmiştim. Sadece tiksiniyordum.
İnsandan tiksiniyordum, tabiattan tiksiniyordum, eşyadan tiksiniyordum. Dışarıda lapa lapa yağmaya başlayan kardan tiksiniyordum. Varlığın türlü yüzlerinden tiksiniyordum.

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 256)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 256)
Aslı T. 
09 May 12:59 · Kitabı okudu · Beğendi

Niçin sevdiklerimiz, bizim içimizden geçenleri merak etmezler? Niçin insanoğlu, insanoğluna her şeklinde kapalıdır?

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 297 - Dergah Yayınları)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 297 - Dergah Yayınları)
Aslı T. 
06 May 19:49 · Kitabı okudu · Beğendi

Sokağa çıkıp herkese bağırmak istiyordum! "Konuşun! Etrafınızdaki çocuklarla, kendinizden küçüklerle konuşmaya tenezzül edin! Onlara anlatın! Her şeyi bilsinler! Siz onların bir hiç yüzünden ne kadar azap çektiklerini bilmezsiniz!"

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 167 - Dergah Yayınları)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 167 - Dergah Yayınları)
Aslı T. 
02 May 15:15 · Kitabı okudu · Beğendi

Bundan otuz, kırk sene evvel insanlar, sadece iş veya eğlence için bir yere gelmezlerdi. Hatta asıl birleştirici olan şey, bunlar değil ibadetti. İman dediğimiz duyguyu içinde duysun veya duymasın herkes evinden çıkarken onun kisvesine bürünürdü. İman, sadece bizi Allah'a bağlayan bağ değil, müşterek kıyafet, yüz ifadesi, muaşeret şekli, hulasa cemiyet hayatında nezaket ve merasim dediğimiz şeylerin, yani karşılıklı münasebetlerin tek kaynağıydı. Onu içlerinde gereği gibi bulamayanlar, yahut onun emirlerine gereği gibi itaat etmeyenler de sanki her evin taşlığında, veya kapının yanı başında küçük bir dolap varmış gibi onun hallerini, o kendinden geçme, çok yüksek bir varlığa bağlama ve tevekkül maskesini yüzlerine geçirmeden dışarıya çıkıp insanların içine karışmazlardı.

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 21 - Dergah Yayınları)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 21 - Dergah Yayınları)

"Fakat birdenbire gecenin sessizliğini saat sesleri yıktılar. Evin hemen her tarafından zaman kendini ilan ediyordu. Beyhudedir, diyordu, bütün bu ıstıraplar, unutmalar ve hatırlamalar, ben varken hepsi beyhudedir!"

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi TanpınarSahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar
Aslı T. 
08 May 11:25 · Kitabı okudu · Beğendi

Niçin, gün dediğimiz şey, bazen tahammül edemeyeceğimiz kadar uzar?

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 263 - Dergah Yayınları)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 263 - Dergah Yayınları)
Celal Uslu 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bilmem Anadolu türkülerini sever misiniz? Korkunç şeylerdir. Birdenbire kulağınızın dibinde bir daha içinden çıkamayacağınız bur uçurum açılıverir... Artık ondan sonra sizden hayır gelmez! Her şey etrafınızda alt üst olmuştur. Çünkü sıcak ekmek gibi insan ıstırabıyla, azmiyle, hasretle, ölümle baş başa kalırsınız!

Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 208)Sahnenin Dışındakiler, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 208)