Sahnenin Dışındakiler

·
Okunma
·
Beğeni
·
8321
Gösterim
Adı:
Sahnenin Dışındakiler
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Sahnenin Dışındakiler
Sahnenin Dışındakiler
Sahnenin Dışındakiler
"Sahnenin Dışındakiler"de zaman 1920 yılıdır ve mekan İstanbul'dur. Türk milletinin yaşadığı o ateşten günlerde İstanbul hem bir sahnedir, hem de sahnenin dışı. Asıl sahne Anadolu, bu sahne dışı İstanbul'da pek az görünür, değişik aynalardan görülür.

"Sahnenin Dışındakiler"de kalabalık bir şahıs kadrosu vardır. Bunlar içinde gözden düşmüş fakat kendilerinin her an hatırlanacağını uman devlet adamları, harp vurguncuları, idealistler, hainler, fedakar kadınlar, düşmüş kadınlar, değişen hayat şartları içinde yerlerini arayanlar, ızdırabın hayatlarını kararttığı insanlar yer alır.
343 syf.
·7/10
Tanpınar’ın Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler ve Huzur kitaplarını daha önceden okumuştum. Yaklaşık 5 yıl önceydi. Herhalde okuduğum 5-10 kitaptan birkaçı da bu kitaplardır. O dönem bu kitapları okurken çok yorulmuştum, bunalmıştım. Okuduktan sonra 5-6 ay elime kitap alamadım desem abartmış olmam.

Tanpınar gibi Türk Edebiyatının kallavi yazarlarından birisinin hakkını verememiş hatta ne yaptığını, yazdığını, ne dediğini bile anlayamamıştım. Muhakkak ki ikinci bir okumayı yapmam gerekiyordu. Bunun için müsait zamanı kolluyordum.

Nihayet o zamanda geldi çattı. Okuma sıramı Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Hikayeler ve Beş Şehir olarak belirledim. Bu okumanın ilk üç sırasının bu şekilde olmasındaki amaç, bu romanların birbirini takip etmesidir.

Mahur Beste Tanzimat Dönemini, Sahnenin Dışındakiler Birinci Dünya Savaşı İstanbul’unu, Huzur savaş sonrası dönemini ele almasındandır. Bu sıranın devamına da yeni kurumların eleştirisi olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü ekleyebiliriz. Bu eserlerin üzerine İnci Enginün’ün Günlüklerin Işığında Tanpınar ve yine aynı akademisyenin Ahmet Hamdi TANPINAR eserleri de okunabilir.

Mahur Beste ile başladım. Bu eseri ilk okumam da çok eleştirmiştim. Hiçbir şey anlamamıştım çünkü. Tekrar okuduğumda acayip keyif aldım. Özellikle metnin ilk bölümü ve sonda yer alan Behçet Bey’e mektup bölümleri muntazamdı. Hem edebi keyif alarak hem de çok eğlenerek okudum.

Sahnenin Dışındakiler için ise aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Kitaptan o kadar sıkıldım ki, son dönemde hiç beğenmediğim kitaplardan bile bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. Daha sonra Huzur kitabını okuyacağımı düşünerek kendimi güdülemesem yarım bırakmamam içten bile değildi.

Sıkılmamın sebebi eserin zorluğundan, cümlelerin ağırlığından, derin tahlillerden değildi. Tam tersi, arada bazı cümleler hariç, hiç bildiğim Tanpınar derinliği göremedim. Ayrıca bir o kadar da durağandı. Sanki kitabı TANPINAR’a silah zoruyla yazdırmışlar yada başka birisi yazmış da TANPINAR altına imzasını atmış gibi.

Eser birinci tekil kişi anlatımında yazılmış. İki ana bölüme ayrılabilir. İlk bölümde ana karakterin yedi yıl önce İstanbul daki anılari, ikinci bölümde ise şu anki zaman anlatılmış. Ana karakter iç dünyasında çok az bahseder, bu bahsedişlerde derinlemesine değil parçalıdır.

Eser de yaklaşık 15-20 farklı mekan ve 100 kişilik geniş karakter kitlesi vardır. Ana karakter sürekli aksiyon halindedir ama bu aksiyonlar bir ana kurgunun etrafında birleşmez. Eser de romansal bir anlatım değil, neredeyse günlük hayatın bir gerçeği vardır. Esere Romandan ziyade sosyolojik belge desek sanırım yanılmış olmayız.

Belki de bizim yanılmışlığımız vardır. Sonraki okumalarda farklı şeyler göreceğizdir. Her ne kadar eleştirirsek eleştirelim, bizim rüzgarımız ancak kayadan tozunu alınır. Ama ben çok sıkıldım ve hayret ettim. Huzur, Mahur Beste gibi romanların ve o müthiş hikayelerin yazarının Sahnenin Dışındakileri yazacağına inanamadım. Acaba ilk romanı mı dedim ama aksine roman Mahur Beste ve Huzur’dan sonra yazılmış.
Ve nihayet sıradaki kitap HUZUR :)
Herkese keyifli okumalar dilerim.
323 syf.
·7 günde·9/10
Kitaptan bahsetmeden önce yazar hakkında bilgi vererek başlayacağım ve incelememi de okuduğum diğer kitaplarıyla kıyaslayarak gerçekleştireceğim. Bu sırada kitapların içeriğinden sözetmem gerekecek ve bununla ilgili de gerekli uyarıyı yapmış olayım.

Öncelikle Tanpınar (benim şahsi görüşüm) Türk edebiyatı konusunda karşıma çıkan en derinlikli, en büyük eserleri yazan, üstelik de bunu kitaplarını okuduktan sonra hiç şüphesiz korkmadan söyleyeceğim bir yazardır. Zaten o bu usta romanlarla kalmamış, ileride okuyacağım hikayeleri, denemeleri, edebiyat incelemeleri, şiirleri ile de edebiyatımızda her türde tanınmış adamdır. Ne yazık ki unuttuğumuz veya gerekli değeri vermediğimiz bu eserleri yazan Tanpınar gibi edebiyatımızın her dalında uzmanlaşmış kişilere çok nadir rastlarken, son 26 senelik edebiyatımızın da YERLERDE SÜRÜNDÜĞÜNÜ maalesef üzüntüyle görmekteyiz. Postmodernizmin kuşatması altında her türlü gerçeklikten kopmuş, iki kelimeyi yan yana getiremeyen, anlatım bozukluklarıyla dolu metinleri karşımıza edebiyat harikası olarak çıkaran piyasacı güçlerin mahvettiği bu sanat dalı, zamanında Tanpınar gibi ustaları bünyesinde barındırdığı için, onların yüzü suyu hürmetine ayakta durmaktadır! Vedat Türkali, verdiği bir röportajda ''Sanatçı ya iyi olmalıdır, ya çok iyi olmalıdır, ortada kalırsa sanatçı olmaz'' demişti. Oysa şimdi ortanın altında kalan sözde yazarların ustaca kullanılan pazarlama teknikleriyle sanatımızı işgal ettikleri ortadadır. Ama o yazarların ve o kitapların, Tanpınar'ı bilen, okuyan bir kişi nezdinde hiçbir değeri yoktur, bunların hepsinin dolandırıcılık olduğunun farkındadır. Buna da Tanpınar okuyucusunun imtiyazı diyelim. Gerçekten o dönem yaşamış yazarlarımız bizim şu durumumuzu ve düştüğümüz noktayı görselerdi, acaba ne derlerdi? (Kusura bakmayın, Tanpınar okuduktan sonra sağa sola çatmadan olmaz :D) Konuyu fazla dağıtmadan en sevdiğim yazarı daha derinlemesine inceleyelim.

Tanpınar'ın eserlerinde ortak temalar hiç kuşkusuz yıkılan hayaller, kavuşamayan aşıklar, karakterlerin ve dönemin huzursuzluğudur. Daha çok da dönemin huzursuzluğu, yabancılaşma. Çünkü o bence bir ''kesit yazarı''dır. Bunu neye göre söylüyorum? Huzur, SAE, Sahnenin Dışındakiler kitaplarına dayanarak edindiğim izlenimlere göre. Kesit yazarı dememin sebebi ise, mutlaka karakterler üzerinden belirli zaman kesitlerini ele alarak elde ettiği bu parçaları birbiriyle kıyaslamasıdır. Bunu bize sanki bir veya birkaç karakterin olayıymış gibi anlatırken, halbuki arka planda dönemi anlatmakta, bu zaman dilimlerini kıyaslamaktadır. Bundan dolayı anlattığı karakterlerden biz sanki onların duyguları ön plandaymış zannederiz. Halbuki dönem anlatılmaktadır. Örneğin Huzur'daki Mümtaz, kendi geçmişiyle ve o geçmişin yarattığı ıstıraplarla kavrulurken, bu Mümtaz'ın sorunu değil, o dönemde yaşayan Türk aydınının bunalımıdır. Benzer şekilde SAE'de de, Hayri İrdal'ın peşine takıldığı Halit Ayarcı'nın maceracı fikirleriyle ani yükseliş ve düşüşü, kendi talihi ya da hatıraları değil, cumhuriyetten önce ve sonra toplumumuzun aldığı durumdur. İnsanların şahsi hayatları(anı, hatırat biçiminde) üzerinden topluma mesaj göndermesinin, Sahnenin Dışındakiler kitabını okuduktan sonra Tanpınar'ın romanlarının tipik özelliği olduğuna iyice emin oldum.

Benzer bir durumu aynı şekilde esas konumuz olan Sahnenin Dışındakiler'de de gördüm. Cemal Bey'in anıları vesilesiyle işgalden önce ve sonra İstanbul'u anlatan nefis bir eserdir. Böylelikle Tanpınar'ın sadece yazar olduğuna değil, aynı zamanda mükemmel bir sosyolog, psikolog olduğuna da hükmettim. Onun gerçekliği dolaylı yoldan aktarması da bende ayrı bir tat bıraktı. Cemal'in işgalden önce İstanbul'da geçen çocukluk yılları, bulunduğu mahallede ve tüm İstanbul'da toplumun dışarıya kapalı vaziyetini, adeta sıkışmışlığını anlatır. Aynı zamanda şehrin mimarisine kadar yansıyan siyasi hadiselerin merkezi olan İstanbul, sahnenin içidir. Ortaya çıkan her siyasi hadise, ilk önce İstanbul'da vuku bulur, sonra Anadolu'yu etkiler. Hadiselerle çalkalanan İstanbul'da Osmanlı'nın diktatörlük havası esmekte, muhalif yazarlar(Ekrem Bey gibi) tevkif edilmekte veya sürülmektedir. Fakat Cemal'in İstanbul'dan babasının tayini hasebiyle 6 senelik ayrılması, birinci zaman kesitini sona erdirir. Dönüşünde ise Cemal, büyük bir sürprizle karşı karşıyadır. İstanbul işgal edilmiş, gene benzer bir diktatörlük havası esmekte ise de, eski İstanbul'dan eser kalmamıştır. Çünkü artık İstanbul sahnenin dışıdır. Bu sefer hadiseler Anadolu'da gerçekleşmekte, İstanbul'u ise etkilemektedir. Çünkü artık esas milli mücadele Anadolu'da olup, İstanbul ise seyirci kalmaktadır. Bu dönüşümde İstanbul Hükümetinin hainliğinin, menfaat peşinde koşan devlet adamlarının ve savaş zenginlerinin(İbrahim Bey gibi) payı çok büyüktür. Seyirci kalmaktadır dedim ama kitapta böyle denilmesine karşın İstanbul halkının büyük çoğunluğunu yiyip bitiren sefalet ve yoksulluk içinde nasıl teşkilatlanarak Anadolu'daki mücadeleye destek verdiğini de göz ardı etmemek lazım gelir. Nitekim Cemal de gelir gelmez, etrafını milli mücadele şuuruyla yanıp tutuşan tanıdıklarının sardığını görür ve o da bu uğurda mücadeleye katılır. Büyük bir kısmını çocukluk yıllarından bildiği bu tanıdıklar, sanki o zamanlarda bu anı bekliyormuş gibi her biri kendi köşesinde iken, şimdi ortaya çıkmış ve mücadeleye atılmışlardır. Ancak Cemal Bey'in uğraştığı sadece bu meseleler olmaz. Cemal Bey aynı zamanda çocukluk aşkı Sabiha'ya da özlem duymaktadır. Sevmeden evlenmiş olduğu Muhtar ve kendi ailesinin düştüğü durum, Sabiha'yı bu 6 senede perişan etmiştir. Cemal'le buluşurlar, eski zamanın özlemini ve ferdi sıkıntılarını dile getirirler. Ancak bu aşk yine de nihayete ermez(Nasır Paşa'nın öldürülmesi ve Sabiha'nın ortadan kaybolması, Muhtar'ın Sabiha üzerindeki baskısı bunda büyük etken olur), tıpkı Huzur'daki Mümtaz'la Nuran'ın aşkı gibi... Toplumsal meseleler artık Cemal'in kafasını daha çok meşgul etmekte, onu Sabiha'dan uzaklaştırmaktadır. Mümtaz'la Nuran'ın ilişkisini sona erdiren de Suat'ın ölümü olayı gibi gözükse de, bence yine benzer şekilde toplumsal meseleler, bunalımlardır. Bundan yola çıkarak Tanpınar romanlarında aşk unsurunun sadece bir motif olduğunu, onun arkasında gene toplumsal ilişkilerin bulunduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca gerek Huzur'da, gerek Sahnenin Dışındakiler'de ''Mahur beste'' ile eski musikiye ait bazı unsurların da motif olarak araya serpiştirildiğini de görmekteyiz. Böylece gene bir ferdi bunalımın başlangıcında kitap sona erer. Yine Tanpınar romanlarında görülen bu kötü sonlar da onun romancılığının tipik özelliğidir.

Tanpınar'ın bu eserini okurken çok defa Halide Edip'in Ateşten Gömlek kitabıyla benzerlik kurdum. Aynı zamanda SAE'de işlediği yabancılaşma temasıyla da bana daha önce Abdülhak Şinasi'nin Fahim Bey ve Biz eserini hatırlatmıştı (tabi o biraz daha Tanpınar karşısında zayıf kalıyor).

Esas konusunu Sahnenin Dışındakiler olarak belirlediğim, ama Tanpınar'ın diğer eserlerinden ve yazarlığından da bahsettiğim, ayrıca günümüz edebiyatına da bu vesileyle çatma fırsatı elde ettiğim incelemenin sonuna geldik. İncelemeyi bitirirken detaylı bir okuyucunun, özellikle Türk edebiyatı konusunda yüzeysel kalmayacak eserler okuyanların dikkatinden kaçmayan bir yazar olduğunu düşünüyorum Tanpınar'ın. Ama okuma alışkanlığını yeni edinenlerin, ya da Tanpınar'ın uzun karışık cümlelerine, eski diline alışık olmayanların daha başka eserlere yönelmeleri gerekiyor. Zira Tanpınar romanını ancak Tanpınar okuyacak adam okumalıdır.
  • Mahur Beste
    8.1/10 (484 Oy)494 beğeni1.774 okunma1.162 alıntı15.929 gösterim
  • Bütün Şiirleri
    8.6/10 (241 Oy)286 beğeni845 okunma917 alıntı4.957 gösterim
  • Hikayeler
    8.6/10 (127 Oy)153 beğeni443 okunma687 alıntı8.111 gösterim
  • Bir Akşamdı
    8.2/10 (169 Oy)131 beğeni570 okunma771 alıntı5.502 gösterim
  • Şimşek
    8.4/10 (162 Oy)172 beğeni621 okunma592 alıntı10.952 gösterim
  • Yorgun Savaşçı
    8.4/10 (270 Oy)254 beğeni965 okunma695 alıntı9.055 gösterim
  • Biz İnsanlar
    8.6/10 (268 Oy)266 beğeni949 okunma732 alıntı8.167 gösterim
  • Huzur
    8.5/10 (1.430 Oy)1.745 beğeni5.425 okunma7.039 alıntı63.887 gösterim
  • Umrandan Uygarlığa
    9.2/10 (182 Oy)262 beğeni718 okunma819 alıntı6.242 gösterim
  • Mahşer
    8.6/10 (187 Oy)169 beğeni656 okunma528 alıntı4.545 gösterim
376 syf.
·9 günde·Beğendi
#heraybirahmethamditanpinar okuma etkinliğimizin şubat ayı eseri Sahnenin Dışındakiler’di. Aynı zamanda Tanpınar’ın nehir roman üçlemesinin de 2.cildi. Biz etkinliğimizde bahsedilen yıllara göre sıraladık ve bu eserde de mekânımız İstanbul ve zaman ise işgal edildiği yıl olan 1920. Milli mücadele yıllarında tüm ümidin Anadolu’da olduğu, yani isminden tahmin edildiği üzere ‘sahne’ olduğu yıllar İstanbul ise ‘sahnenin dışı’. İnsanlar yıpranmış, değişmiş, kurtuluş ümidi içinde. Tüm bu olaylar kahramanımız Cemal’in gözüyle ve yaşantısıyla aktarılıyor. Tarihi, sosyolojik ve mimari açıdan yansımalar okuduğumuz Tanpınar’ın çok katmanlı eserlerinden. Kimileri için bilmediğimiz kelime çokluğu sebebiyle yorucu olsa da, edebiyatımızın değerli üslup sahibi yazarlarından. Elbette ki okumak da emek istiyor. Bunu bilerek edebi kalemiyle tanışmak isteyenlerin keyifle okuyacağına eminim. Çok zengin bir eser olduğu için de üzerine konuşacak çok detay var. Onu da ay sonunda Tanpınar okuma kulübümüzle yapacağız Herkesin yorumlarını merakla bekliyorum. Keyifli okumalar

Youtube kanalım : https://www.youtube.com/user/ayseum
343 syf.
·7 günde·7/10
Milli Eğitim Bakanlığının ortaöğretim kısmı için önerdiği 100 Temel Eser listesinde de yer alan “Sahnenin Dışındakiler” okuduğum eserleri içinde yazarın en sade dili kullandığı romanı diyebilirim. Huzur ya da Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki baş döndürücü uzun cümlelere, uzun betimlemelere rastlanmayan bu roman daha kolay okuduğum bir eseri oldu.
Milli mücadelenin yaşandığı sahne Anadolu... Bir de bu sahnenin dışı İstanbul...
Bu sahnenin dışında yaşayanlar: Bu mücadeleye inananlar ve bir şeyler yapmaya çalışanlar, inanmayıp onları maceraperest İttihatçıların bakiyesi sayanlar... Açık ya da gizli devam eden mücedeleyle birlikte değişen hayatlar, kültürler, yozlaşmalar...
Romanda anlatıcı romanın ana kahramanı Cemal’dir. Okuyucu Cemal’in gözlerinden, ruhundan bakar sahnenin dışındakilere ve Cemal’in kendisine. Eserde anlatılan olayları Cemal’in sonradan hatırladığı anıları olarak kurgulamış yazar. Ama baştan sona sanki bir belirsizlik ve yarım kalmışlık hissi var romanda. Sembolizmin izlerini hissettiren önemli şarilerimizden olan Ahmet Hamdi’nin nesirlerinde de bu sembolizm yadsınamaz. Bu da okuru yoruma iten, zorlayan bir durumdur. Üstüne romanda hissettiğim bu yarım kalmışlık hissi de eklenince bu kısa incelemeyi bile yazıp yazmamakta tereddüt ettiğimi itiraf ediyorum.
Romanı okurken gülümseten hatta kahkaha attıran yerler olduğunu da belirtmeden geçmek olmaz. Gogol’un “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde geçen “Burun” hikayesine adını da anarak sanki nazire olarak yazdığı hissini veren, kahramanlardan Kudret Bey’in burnunun hikayesini okurken çok keyif aldığımı söylemeliyim.
343 syf.
·36 günde·Beğendi·8/10
Ahmet Hamdi TANPINAR – Sahnenin Dışındakiler

Sabiha, Cemal, Süleyman Bey, Nasır Bey ve diğerleri... Yine çok güzel bir Tanpınar eseri. Milli mücadele yıllarının eseri.

1920'li yıllarda geçen bir eser. İstanbul, sahnenin içidir, Anadolu ise sahnenin dışı. İstanbul harika şekilde tasvir edilmiş ve okuyucularına aktarımı oldukça eşsizdir. Doğu-Batı değer analizinin en sağlam olduğu eserdir, Sahnenin Dışındakiler.

Cemal üniversite eğitimi için İstanbul'a gelir ve eserin kurgusal hikayesi başlar. Sabiha'ya aşıktır Cemal. Tarih kokar bu kitap, aşk kokar, dram ve yalnızlık kokar ve biraz da sahtelik...

Milli mücadele, ittihat ve terakki cemiyeti dönemleri, padişah yandaşlığı ve karşıtlığı... Ne aranıyorsa mevcut bu eşsiz eserde.

Sonu zor, acı ve kötü biten bir eser. Karamsarlığı dibine kadar yaşadım.

Tanpınar okumak kesinlikle bir ayrıcalık. Üstüne bir de bu eşsiz ve nadide külliyatı Ilker Toprak ve Özlem Arıbaş Akbaş ile okumak ayrıcalık üstü bir durum. Yeniden teşekkür etmek isterim bu külliyatı birlikte okuma fırsatı bulduğumuz için. Tanpınar külliyatını sizinle birlikte okumak büyük bir keyif ve bilgi birikimi sebebi...

Hâlâ Tanpınar okumadıysanız lütfen daha fazla geç kalmayın. Tavsiyemdir ki; “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabı ile başlayıp külliyatı sırayla okumalısınız. Bu külliyat eşsiz ve kesinlikle nadidedir...
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
A.H.Tanpınar , işgal altındaki İstanbul'luları ve İstanbulda yaşanan olayları, O dönemdeki insanların ümitsizligini, savaşın her eve getirdiği acıları birden fazla temayla, anlatıyor.
İstanbul isgaldeyken Ankara'da Kurtuluş savaşı başladığı için Ankara'ya gidemeyenlere "Sahnenin Dışındakiler " oluyor.
Usta yazar bu romanında da oldukça fazla karakterlerin günlük yaşamını , psikolojik tahlillerle edebî bir dille yazmış. Olaylara dayanan bir roman olmadığı için hızla okunmuyor. Eser de dili sanatsal şekil de kullandığından uzun cümleler karşımıza çıkıyor. Pek çok insan için ağır ve zor okunan yazar olarak değerlendirilsede bence bize edebiyatın inceliklerini öğretiyor.
343 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10
Sahne dışınındakiler kitabınıdan başaldığım için çok net bir inceleme olmasada yaptığım araştırmalar neticesinde.

Huzur, sahnenin dışındakiler ve Mahur beste olan serisinden biridir. Roman istanbul ve Anadolu da yaşanılan kurtuluş savaşı yıllarını bizlerin gözleri önüne serer.

2 ana karekter olan Cemal ve Sabiha karekteri üzerinde o dönemin yaşam koşularını , kültürünü, Cemal ve Sabiha nın aslında bir yinyang birbirini tamamlayan bir örgü üzerinden o zamana adım atmamızı sağlıyor.

Cemal; eserin başkahramanıdır. Üniversite ögrencisi olan bu gencin gözüyle istanbıl’un işgal yıllarını anlatılmakattır. Cemal , eserin diğer önemli kahramını Sabiha’yı sevmektedir.

Sabiha: modernleşmekte olan Türk kadını simgelier. Eserde Kadın Hakları konusunda mücadelesiyle dikkateker. Tiyatro ile ilgilenmektedir. Romanın sonunda sahneye çıkan ilk türk kadını olur.

İhsan; Avrupa’da eğitim görmüş , kültürlü ve çevresinde etkin bir insandır. Tarih öğretmenliği rülü. İstanbul’da Milli mücadeleyi planlayanlardan olmasıdır.

Süleyman Bey; Sabiha anın babasıdır. Arzu ve istekleri uğruna bütün servetini ve yakınlarını feda etmiş. Rusların İstanbul’a açtığı eğlence merkezinde dadanmış bir kahramandır.
376 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Sahnenin Dışındakilere ait yorumları okurken Tanpınar'ın Mahur Beste ve Huzur kitaplarının bağlantı içermesinden dolayı nehir roman olarak adlandırıldığını öğrendim. Zaten Sahnenin Dışındakilere başladığınız anda Mahur Beste'den tanıdığınız karakterlerle karşılaşacaksınız.
Kitaptaki olaylar Milli Mücadele dönemi İstanbul'un da geçiyor. İngilizlerin işgali, Anadolu'da yaşanan karışıklıklar, siyasi olaylar ve onların arka perdesinde yaşananlar. Bu olayların hepsini ana karakterimiz Cemal etrafında tanıklık ediyoruz.
Kitap bana göre; Mahur Besteye göre çok daha akıcı bir olay örgüsü ve karakter bağlantılarına sahip. Kitabı okurken bu kimdi; bu da nereden çıktı gibi sorular sormadım. Ve gayet zevkle okudum. Hatta Mahur Beste ile Tanpınar'a karşı oluşmuş olan ufak ön yargım da kırılmış oldu
376 syf.
·8 günde·9/10
Bugün sizlere üslubunu, işlediği konuları ve kalemini çok sevdiğim Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Sahnenin Dışındakiler eseriyle merhaba demek istiyorum. Tanpınar deyince aklıma ilk gelen o yalın ve akıcı üslubu oluyor. Eserlerini okurken farklı bir tat ve iklimde geziniyor gibi hissediyorum. Bu güzide eseri de Mahur Beste ve Huzur gibi beni farklı ruh hallerine sürükledi. Kitaptan söz edecek olursak; 1920 yılında İstanbul’da geçmektedir. Ancak salt 1920 üzerinde değil Abdülaziz döneminden Milli Mücadele Dönemine kadar geniş bir geçiş dönemini konu almaktadır. Tüm dünyada bir buhranın ve değişimin rüzgarlarının estiği dönemlerdir. Bizim coğrafyamız ise tam bir ateşin içindeyken İstanbul sahnenin dışıyken Anadolu tam bir sahnedir diyor yazar. Baş karakterimiz Cemal ve Sabiha’ya olan aşkı üzerinden İstanbul halkının değişiminden, ülkemizin içinde bulunduğu buhranlı günlerden ve insanların güce göre renk değiştirmesinden bahsetmektedir. İstanbul’a işgal kuvvetleri gelmiş, halk korkuyla ve sefaletle onların elinde oyuncak olmuş vaziyettedir. Anadolu ise tüm imkanlarını ve insanüstü mücadelesini verirken İstanbul halkı yobazlaşmayla gelen ahlak, kültür değişimini yaşamaktadır. İşgalci güçler ise halkı etkilemek için türlü oyunlar, türlü entrikalar yaparak bu değişimin hızını körüklemektedir. Tanpınar işte bu eserinde tüm bu yaşananları birinci gözden bizlere aktarmaktadır. Cemal ise elinden gelen üstün çabayla Milli Mücadeleye destek vermek için bir yandan temaslar kurarken bir yandan Sabiha’dan haber alma peşindedir. İşte bu olaylar çerçevesinde yazarımız; bir milletin, bir çehrenin, bir medeniyetin dönüşümünü insanların karakter değişimleri özelinde bizlere sunmaktadır. Hem konu, hem üslup, hem anlatılan mekan hem de anlatıldığı yıl itibariyle severek okuduğum bir eser oldu. Sizlerde eğer bu güzel eseri okumadıysanız; sırasıyla Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler kitaplarını okuyarak güzel bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Kitaplarla kalın.
343 syf.
·3 günde·10/10
Anadolu sahnesinde kuva-yi milliyenin öncülüğünde gerçekleşen halk kurtuluş savaşının İstanbul'da ki seyircilerini - kitapta ismini buradan alıyor - anlatıyor.

Kitabı iki kısımda incelemek mümkün, ana karakter Cemal'in İstanbul'dan ayrılışı ve 6 yıl sonra yeniden dönüşü.

İstanbul'un işgali ile bir çok şey değişiyor, kadınlar çarşaf kullanmayı bırakıyor, yine kadınlar iş hayatına atılıyor ( birçok erkek ya tutuklu ya Anadoluya geçmiş vb. nedenlerden dolayı), günlük hayatta yozlaşma hat safhada her yerde barlar, genelevler, kahvehaneler açılıyor. İnsanlar savaş ve işgal buhranından kurtulmak için kendilerini bu tür zaaflarla uyuşturma yolunu seçiyorlar.

Bir de Anadoluda ki mücadelenin karşısında olan İstanbulda ki yerli işbirlikçilerle verilen savaş anlatılıyor.

Kitap, Huzur ve Mahur Beste ile üçleme olarak adlandırılıyor.

Keyifli okumalar.
376 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
#sahnenindışındakiler #ahmethamditanpınar #heraybirahmethamditanpinar
Sevgili Ayşe’nin düzenlediği bu güzel etkinliğin şubat ayı kitabıydı ama ben anca oluyabildim. Nehir roman üçlemesinin ikinci kitabı Sahnenin Dışındakiler. İlk kitap olan Mahur Beste’den tanıdığımız karakterlere yenilerini ekleyerek devam ediyoruz dönemi okumaya.
İstanbul’da geçiyor kitap ve dönem milli mücade yılları. İşgal altındaki İstanbul’luların hayatlarına yakından tanıklık ediyoruz.
İstanbul’un işgal altında olduğu dönemde Ankara’da ise Kurtuluş Savaşı başlıyor ve Ankara dışındakiler “Sahnenin Dışındakiler” olarak tanımlanıyor. Bizde anlatıcımız Cemal’in gözünden bu sahnenin dışındakilerin hayatlarına, düşüncelerine, yaşanan olaylara bakış açılarına çok yakından tanık oluyoruz.
Karakterlerin fazlalığı, uzun cümleler, psikolojik tahliller içermesi okumayı biraz zorlaştırıyor olsa da bence tam bir edebi doyum yaşatıyor. Bolca zamanım olmasından dolayı ara vermeden kısa sayılabilecek bir sürede okumuş olmam kitaptan kopmamamı sağlayıp karakterlerin de karışmasını bir nebze önlemiş oldu. Devam niteliğinde olan bir sonraki kitap Huzur. Peş peşe okumayı düşünüyordum ama fazla gelecek sanırım. Araya birkaç kitap alıp sonrasında onu da okumayı düşünüyorum. Bu değerli kalemi okumamız için bizi teşvik eden ye çok teşekkür ederim.️
En çok merak ettiğim Saatleri Ayarlama Enstitüsü için sabırsızlanıyorum.
343 syf.
·156 günde·Puan vermedi
Tanpınar hayranı bir hocanız varsa en çok okuduğunuz kitaplar onun oluyor. Adamın ruh hali bana sirayet etmesine birkaç kitap kaldı.Bir toplum sorununu ince bir alayla, güldürüp aynı anda haklı dedirten, zevkli ve düşünceleriyle, hayal gücüyle hayran kalınası bir adam. Hayranlığınızın nedenini anlıyorum hocam.
Etrafımda bilerek, bilmeyerek, herkes birbirine karşı bu zulmü işliyordu. Bu nasıl oluyordu? Nasıl tahammül ediyorlardı? Belki de yaşarken bunun farkına varılmıyordu. Zalim mazluma, öldüren ölene sıkıca yapışmış, selin ortasında onunla beraber akıp gidiyorlardı. Fakat bazen bir dalga insanı bir kenara atıyor, o zaman insan oyunu bütün çıplaklığıyla, korkunç ve sonsuz makineyi her parçası ayrı işler görüyordu. İşte ben böyle olmuştum, içinden çıktığım için oyunu görmüştüm. Bundan sonra adetler ve çehreler istediği kadar değişebilirdi; operasyon hep aynı kalacaktı. Artık hiçbir şey beni aldatamaz ve yanıltamazdı. Bütün bu çarklar bire karşı bütünün işlediğini gösteriyordu.
Bütün hayat üstüme yığılmış gibiydi.Hayat, insanındı. Fakat insan, Ya Rabbim insan ne kadar zayıftı.Kime dokunmak istesem,kuru bir dal gibi elimde kalıyordu.
Bütün bunlar başınıza niçin geldi, biliyorsunuz değil mi? Çünkü burnunuza layık olduğu hürmeti ve itibarı göstermediniz. Onu beğenmediniz, gereği gibi benimsemediniz! Bir insan her şeyden evvel burnuyla anlaşmalıdır. Öbür işler çok sonraya kalır. Burun dışarı hayatın anahtarıdır.
Dünyada başka mesut milletler de vardı. Onların bizim yaşlardaki gençleri, hiç de bizim bu anda olduğumuz gibi bir “olmak ve olmamak” meselesiyle meşgul değildiler. Onlar aşkı, sporu düşünüyorlar, yaşlarınınn tabii iştiyakları ve meseleleriyle meşgul oluyorlar, kurulmuş bir hayatın imkanlarından istifade ederek çalışıyorlardı. Biz ise el parçası kadar bırakılmış, çok harap bir vatanda yaşamak imkanlarını düşünüyorduk.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sahnenin Dışındakiler
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Sahnenin Dışındakiler
Sahnenin Dışındakiler
Sahnenin Dışındakiler
"Sahnenin Dışındakiler"de zaman 1920 yılıdır ve mekan İstanbul'dur. Türk milletinin yaşadığı o ateşten günlerde İstanbul hem bir sahnedir, hem de sahnenin dışı. Asıl sahne Anadolu, bu sahne dışı İstanbul'da pek az görünür, değişik aynalardan görülür.

"Sahnenin Dışındakiler"de kalabalık bir şahıs kadrosu vardır. Bunlar içinde gözden düşmüş fakat kendilerinin her an hatırlanacağını uman devlet adamları, harp vurguncuları, idealistler, hainler, fedakar kadınlar, düşmüş kadınlar, değişen hayat şartları içinde yerlerini arayanlar, ızdırabın hayatlarını kararttığı insanlar yer alır.

Kitabı okuyanlar 732 okur

  • Berkay Güneş
  • Gamze AKMAN
  • Daisy
  • Okuyucu Notu
  • Mehmet Toyran
  • Soner CANTÜRK
  • Tolga Gürses
  • Merve Altıok
  • Damla
  • Elfida

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%29.3
25-34 Yaş
%38
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.7
Erkek
%53.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.1 (49)
9
%19.1 (36)
8
%27.1 (51)
7
%13.8 (26)
6
%6.9 (13)
5
%2.7 (5)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%1.1 (2)
1
%0