Şâir ve Patron Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerinde Sosyolojik Bir İnceleme

8,7/10  (14 Oy) · 
44 okunma  · 
10 beğeni  · 
1.041 gösterim
Şâir ve Patron, Türkiye'nin tarih alanındaki saygıdeğer temsilcisi Halil İnalcık tarafından kaleme alınmıştır. Bu küçük ama edebiyat için çığır açıcı risâlede İnalcık, Osmanlı divan şâirlerini ve şiirlerini, sanat ve iktidar ilişkisini sosyolojik bir yaklaşımla ele almakta, ana kaynakları kullanarak patronajın bu sanat tarzı üzerindeki belirleyici etkisini analiz etmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'ndaki sanat ve iktidar ilişkisini Max Weber'in ''patrimonyal devlet yapısı'' tanımlamasından yola çıkarak inceleyen İnalcık, patrimonyal bir yapıya sahip toplumlarda bilim adamı ve sanatçının üretimini ''mutlak egemen bir hükümdar''ın belirlediğini şu sözlerle vurguluyor: ''Genelde, bilim adamı ve sanatçı, belli bir toplumda egemen sosyal ilişkiler ve belli bir kültür çerçevesinde sanatını ifade eder. Osmanlı toplumu gibi patrimonyal türde bir toplumda, başka deyimle, sosyal onur, statü ve mertebelerin mutlak egemen bir hükümdar tarafından belirlendiği bir toplumda bu gerçek daha da belirgindir.''
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    88
  • ISBN:
    975871704-9
  • Yayınevi:
    Doğu Batı
  • Kitabın Türü:
Yasin Bektaş 
25 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Patrimonyal Devlet ve Sanat üzerinde sosyolojik bir inceleme olarak başlatılan bu kısa kitapta; 15 ve 16. Yüzyıl dönemine ait ünlü şairlerin geçimlerini ve mevkilerini kazanmak için Patrona (Padişah) yakınlık ve en üst şekilde övgülere yer vererek istediklerini kazandıklarını resmi evraklarla aldıkları paraları da göstermektedir.

Aradan yaklaşık 500-600 yıl geçmesine rağmen her ne kadar kişiler ve işleyiş metodları değişsede ana düşünce fikri hep aynı kalmış malesef. En küçük devlet kurumundan, en büyük kurumlara kadar adam kayırma var gibi durmakta. Patronaj düşünce halen çalışmakta.

Dikkatimi çeken ünlü şair Fuzuli'nin günlük 9 akça para alması, zamanında çok para götüren meslektaşlarına karşın birşey kazanamamış olması beni şaşırttı. Herkese iyi okumalar

dilan 
 17 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Ortaçağ’da Doğu’da ve Batı’da devletler patrimonyal bir yapıya sahipti. Patronaj ilşkisi bulunmaktaydı. Sen ne kadar itaat edersen o kadar korunurdun yahut ne kadar korunursan o kadar itaat ederdin. Bu karşılıklı bir ilişkidir. Belki kula kulluk(patron-kul) ya da usta çırak ilişkisi gibi bir şeydir. Patronaj sadece sanat alanında değil askeriyede bürokraside hatta ilmiyye sınıfında dahi sosyal ilişkilerin temelidir.
Patronaj hasede, rekabete, entrikayai iltimasa neden olmuştur(kaside sunmak) yazarın deyimi ile toplumun ahlakını yahut ahlaksızlıını oluştururdu.Mesela Fuzuli büyüklere yaklaşmaz bunun tesellisini hased ehlinden uzak kalmakta bulurdu.
Divan şiiri İran kaynaklı bir edebiyattır. Osmanlı Padişahları İran’dan sanatkarlar getirtmek için fazlaca uğraşmışlar Fatihle başlayan bir rönesans var kültür oluşturulmaya çalışılmıştır. Sanatkarlara çokça ödüller verilmiştir. (İran edebiyatının son büyük şairi Molla Cami’ye 1000 altın verilmiştir.) Bunu dışında hem Osmanlı’da hem de Timurilerde zorla sürgünlerle devlet merkezlerine sanatkarlar çekilmiştir.
Zamanla bu Fars örnekleri rekabetlere yol açmış Türk şairler onlarla yarışmaya başlamıştır. Türk şairler Farslar tarafından alaya alınmıştır.Fakat ileriki zamanda Farsları gölgede bırakacak Farsça eserler verilmiştir. 15.yy’da Şeyhi Fars edebiyatındaki mesnevilerden çok daha güzellerini yazmıştır ve kabul görmüştür.
Fars örneği tüm toplumda değil fakat yüksek mertebede gittikçe yaygınlaşmış, yine yazarın dediği gibi, ‘’Türki ta’birat’’ köylü ve dağ kabilelerine özgü sayılmıştır.
Osmanlı’da şairler zevk ve sefa ile karşılandığı gibi çeşitli durumlar sonucunda eza ve cefaya da düşmülerdir. Patronun itibarını düşürmeleri sonucunda sürgüne ya da katline karar kılınanlar vardır. Fatih’in intisabında olan Ahmet Paşa eşcinsel olması, mahbublara göz dikmesi sonucu katline karra kılınmış daha sonra padişaha yazdığı Kerem Kasidesi ile sürgüne gönderilmiştir. Fuzuli, Şia- İmamiyye mezhebine bağlı olduğundan Osmanlıda bir patron bulması zordu. Bu şekilde feleğe, padişahlara isyan ve lanet ederek sefil bir şekilde hastalıkla ölmüştür. Aynı şekilde İran şairlerinin üstünlüğünü kabul eden Mesihi Osmanlı ülkesinde Acem’den gelenlere verilen fazla itibarı gereksiz bulanlardandır.
Mesihi gökten insen sana yok yer
Yürü var gel Arab’dan ya Acem’den (Halil İnalcık, Şair ve Patron)
Osmanlı kaynakları şairlerin çoğu kez bu işret meclislerinde hükümdarın takdir ve lütüflarına eriştiklerini belirtir. (Şair ve Patron) İşret meclisleri içki meclisleride şairler devlet adamları bu meclislerde bir araya gelir, padişaha kasideler sunulur niamlar alınırdı.
Eser çok kısa fakar Şair ve Patronaj üzerinde oldukça yetkili bir eser. Fuzuliyle ilgili kısımda çok fazla Farsça beyit var bunları anlamak zor hatta bilmeyene imkansız. Ama ilgisi olan okumalı bence akıcı ve güzel bir dili vardı. İyi okumalar :)

Bünyamin Müftüoğlu 
06 Tem 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Divan Edebiyatının en parlak dönemi olan 15. ve 16. Yüzyıllarda ki Şair_Patron (Patron denilirken Padişah veya mühim devlet adamı kastedilmekte) ilişkileri mükemmel bir şekilde anlatılmış.

Benim açımdan kitaptaki en kıymetli yer 34. sayfada Karacaoğlan'ın

"Yeşil baş ördek olsam"
"Su içmem gölünüzden"

mısraları üzerine, yazarın dipnot olarak

"Hangi divan şairinin sanatlı beyiti, sevgilisine gücenen Karacaoğlan'ın bu ince doğal yakınışı kadar şiirdir"

şeklinde ifade ettiği bir cümlelik yorumdur. Sen ne güzel insansın Halil İnalcık !
Allah Rahmet eylesin.

Peyroux 
20 Oca 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Büyük hoca Halil İnalcık, Osmanlı şairleri ve Divan Edebiyatını tarihi bilgi ve belgeler ile ele alıyor. Klasik İran edebiyatının Divan Edebiyatına etkisi, şair ve patron ilişkileri, Divan Edebiyatının saray ve Osmanlı hanedanındaki yansımasını inceliyor.
Baki, Firdevsi, Sehi, Latifi, Aşık Çelebi, Kinalızade Hasan Çelebi ve en çok da Fuzuli hakkında ayrıntılı bölümler var.
Hanedanın, Divan Edebiyatı şairleri ve Sanatçılar üzerindeki iktidarına ve hakimiyetine geniş kapsamlı değiniyor.
Tarih ve Edebiyatla ilgililere uygun bir kitap.

Eren BİÇER 
16 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dîvan Edebiyatı'nın en büyük şairi Fuzulî kabul edilir. Bu kitabı okuduğumda Koca Fuzulî'nin aylık kazancının inşaat ustasının kazancıyla aynı olduğunu gördüm ve şok oldum. Hele bir de o kazancını vaktinde alabilse gariban Fuzulî. Şikayetname'yi Fuzulî yazmasın da kim yazsın! Gerçekten "yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr u kıymetten"
Fuzulî gibi birçok şair ve şairi kollayan bey,paşa,padişah ilişkisini anlatan bir kitap. Edebiyat meraklılarına, özellikle Dîvan Edebiyatı meraklılarına tavsiye ederim.

Mehmet Y. 
08 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sanatın paraya tedvir edilmediği dönemlerde sanatçıların kendilerin himaye edecek varlıklı-nüfuzlu kişiler bulmaları mecburi idi; menfaat çatışmaları olduğu doğruysa da bu durum kaçınılmazdı. Hatta günümüzdeki sanatçı-şarkıcı cemaati ile mukayese edildiğinde şuaranın çok masum kaldığını da söyleyebiliriz ve genel hatlarıyla Osmanlı padişahlarının şiirden ve sanattan anlayacak bir donanıma sahip oldukları da bilinen bir gerçektir.Bu eserde Halil İnalcık hoca edebiyat tarihimizin önemli devirlerinden birine temas etmiş.

Alirıza İçen 
12 Mar 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu çalışmasıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük yazarlarından olan Halil İnalcık ‘ın, alanının sınırlarını zorlayarak ortaya koyduğu bu eser genel olarak farklı bir tarzda yazılmış ve çoğu tarihçinin hakim olamadığı edebiyat ve çoğu edebiyatçının da hakim olamadığı tarih alanında bir eser çıkaran İnalcık, yılların birikimini Max Webel’in “patrimonyal devlet yapısı” tanımıyla anlatmış ve sosyolojik bir biçimde incelemiştir. Kitapta doksan dört adet kaynak tan yararlanılmış ve bu kaynaklar eser üzerinde ustalıkla kullanmıştır. Kitaptaki kaynakların bir kısmı birinci el kaynaklardan oluşmaktadır. Kitapta yazar hocalarından olan Fuat Köprülünün eserlerinden de yararlanmış ve kitapta alıntılar yapmıştır. Kitapta özellikle Fuzuli’nin üzerinde çok durulmuş ve şiirlerinden parçalara yer verilmiştir ancak kitapta ki çoğu şiir Farsça verilmiş ve Türkçe tercümesi yapılmamıştır. Yazarın yaptığı alıntılar ve şiirlerden verdiği örnekler konuyla tam uyumludur ve akışı bozmamaktadır. Ancak belli bir kronolojik düzen olmadığı için bazı bölümlerde akış bozulmuştur. Kitapta yazarın dili fazla ağır olmasada bazı bölümlerde Arapça ve Farsça kelimelerin art arda kullanılması anlamayı zorlaştırmıştır. Yazar eserde özellikle Osmanlı’nın 1400 ve 1550’lü yıllarını ele almış ve ara ara Selçukluya da değinmiştir. Avrupanın ve Osmanlının patronaj konusunda ki benzerliklerini kıyaslamış ve benzerlikleri belirtmiştir. Yazar bazı bölümlerde savunduğu konuları vurgularken kaynak göstermiş ve alıntılara da yer vermiştir. Yazarın bu kitapta asıl vermek istediği mesaj matbaa olmadan önce şairlerin ve sanatkarların nasıl para kazandıkları olduğu için kafalarda ki soru işaretlerini gidermeye çalışmıştır. Bu konuda kitap bazı yazarlar tarafından olumlu eleştiriler alırken özellikle İlber Ortaylı tarafından övgüyle bahsedilirken İskender Pala tarafından olumsuz eleştiriler alıyor ki İskender Pala bunu iki temel nedene bağlıyor;
1) Bütün Divan şairlerinin mutlaka bir devletluya kapılandığı sanılabilir,
2) Şairlerin, neredeyse bütün şiirlerini mutlaka bir caize almak için yazmış olduğu fikri düşünülebilir.
Bu nedenleri açıklayarak açan İskender Palaya cevap olarak İnalcık;
“Sanatkarlarımız tabii önce sanatlarının taktir edilmesine önem verirlerdi; ama bir yandan da rahat bir yaşam sağlamak bir zaruretti, başka imkan yoktu.” Şeklinde cevap veriyor.
Ancak kitap yöntemi konusunda çok az rastlanan bir örnek olduğu için olumlu eleştirileri bu yönde daha çok almıştır.

Burak CAN 
08 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Osmanlı Teşkilat Tarihi dersinde sorumlu tutulduğumuz bir kitap idi.Bir gün içerisinde okudum.Kısa olmasına rağmen kesin ve net bilgiler içeriyor.Osmanlı divan şairlerini ve şirilerini sanat ve iktidar ilişkilerini sosyolojik bir yaklaşımda ele alıyor.

Kitaptan 44 Alıntı

Betül Fidan 
02 Oca 22:31 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Herkes dünya hırsına ve gösterişine kapılmış, sanat ve ilim gibi değerlere sırtını çevirmiş.

Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Sayfa 44 - DoğuBatı)Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Sayfa 44 - DoğuBatı)
Peyroux 
20 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Fuzuli
Kendi halinde, sanatlı şiirler yazmakla zamanını geçirir. Nazmı sağlam, gazelleri âşıkâne, kasîdeleri hayal ve edebî sanatlar bakımından güçlü olup daha ziyade kendi dertlerini anlatır.
Mesnevî dalında eserleri, özellikle Leylâ ve Mecnûn’u anılmaya değer; her sözü yanan parlak bir kandil, her noktası kıvılcım saçan bir ateş parçasıdır.

Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)
EMİRHAN TAŞKIN 
27 Oca 00:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Osmanlı'nın Fâtih Sultan Mehmed ile başlayan en ileri bir İslâm imparatorluğu olma iddiası sonucu olarak, bu bölgelerden âlim, sanatçı, münşî ve şâirler davet ediliyor ve el üstünde tutuluyordu.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
EMİRHAN TAŞKIN 
27 Oca 00:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

15. yüzyılda İslâm dünyasında, Orta Asya ve İran'da, Timurîlerin temsil ettiği yüksek ilim ve sanat rönesansı, Osmanlı'lara örnek olmuştur. Orta Asya'da Tirmurlular döneminde ortaya çıkan göz kamaştırıcı medenî gelişme, sanat kollarında erişilen eşsiz yaratıcılık ve mükemmellik, tarihçileri bu dönemi İtalyan Rönesansı ile kıyaslamaya götürmüştür.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
EMİRHAN TAŞKIN 
27 Oca 01:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sık sık güzel Türkçe deyim ve atasözleri kullanarak renkli, orjinal bir üslûp yarattığı kabul edilen "muhteri" (yaratıcı) Priştinalı şâir Mesîhîn İranlı şâirleri üstad saymakla beraber, Osmanlı ülkesinde Acem'den (çoğu Azerbaycan'dan) gelenlere verilen itibarı gereksiz bulanlardandır.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
EMİRHAN TAŞKIN 
27 Oca 00:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

II. Murad'dan beri sultanların, şiirlerini toplayan birer divan tertib edecek kadar şâirlik yeteneği kazandığı bilinmektedir.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
Peyroux 
20 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Şehzade Bayezid
Kanunî’nin Osmanlı tahtına hukuken vâris olan şehzâdelerinden Bayezid, çağdaşları tarafından “fâzıl, şâir, iyi ahlâklı, alçakgönüllü ve iyilik-sever” bir şehzâde olarak tanınıyordu. Kendisi Şâhî mahlasıyla şiir yazardı. Maiyetinde bulunanlara karşı çok cömert olduğu biliniyordu. Sancak beyliğine gönderilen Bayezid’e Fuzûlî’nin yazdığı mektup, onun bir patron arayışında olduğunu açık biçimde kanıtlayan bir belgedir.

Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)
EMİRHAN TAŞKIN 
27 Oca 00:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Patrimonyal devlette her türlü nimet ve mertebe, yalnız ve yalnız hükümdardan kaynaklandığı için, buna erişmek isteyen nâmzetler arasında kıyasıya bir rekabet, hased, entrika ve yaltakçılık egemendi ve toplumun ahlâkını yahut ahlâksızlığını oluştururdu.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
dilan 
17 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir kelime ile, belli bir sanat zevki ve anlayışına sahip patronun himayesi altında sanatkar, ona göre eser vermeye özenirdi.

Şâir ve Patron, Halil İnalcıkŞâir ve Patron, Halil İnalcık
Peyroux 
20 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Öyle görünüyor ki, Süleyman Irak fethinde kutsal mezarları gezerken (18- 23 Mart 1534) Hille’ye gitmiş ve Fuzûlî onu orada görmüştür. Fuzûlî, çeşitli eserlerinde Sultan Süleyman’a hitapla onun himâye ve lûtfunu aramıştır.

Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)Şâir ve Patron, Halil İnalcık (Doğu Batı Yayınları)
5 /