Sait Faik AbasıyanıkDevrim Altay

·
Okunma
·
Beğeni
·
743
Gösterim
Adı:
Sait Faik Abasıyanık
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
133
ISBN:
9786055465292
Kitabın türü:
Yayınevi:
Alter Yayınları
27 Nisan 1909 yılında meşruti bir hükümdar olarak tahta geçen altmışbeş yaşındaki V. Mehmet (Reşat) sarayda özel bir eğitim görmesine, yenilikçi düşüncelerle yetişkin olmasına rağben abisi 2. Abdülhamit'in mutlakiyetçi yönetimi altında yaşamı uzun yıllar kısıtlamalar ve kaygılarla geçmişti. Yönetimi devir aldığı sırada devlet; güç koşullar altındaydı ve varlığını korumada, sürdürme kavgasını veriyordu. 1909 yılının son aylarında Anadolu'nun doğusunda ve Adana'da Ermeni ayaklanmaları patlak vermişti. Bu olayı 1910 yılında Arnavutluk'taki ayaklanma takip etti. İç ayaklanmalar ülke genelinde huzursuzluk yaratmıştı. Yaşlı padişah Selanik'ten başlayarak Manastır, Üsküp ve Priştine'yi kapsayan bir Balkan gezisi yaptı. Bu gezi ülkenin dört bir yanından duyuldu.
(Kitabın İçinden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Sevdiği kızlardan Eleni ile ilgili iki öykü aktarmak istiyorum şimdi: Sait, Eleni, Cahit ve ben, Bohem meyhanesinde oturuyorduk bir akşam. Sait, kıskançlık denilen duyguyu hiç anlamadığını anlatıyordu bana. “Senin âşık olduğun kadına o da tutulduğu için, bir erkeğe nasıl düşman kesilirsin, nasıl kıskançlığa kapılırsın?” diyordu. “Seninle aynı duyguları paylaşan adam, sana en yakın insandır, senin can kardeşindir” diyordu. Kıskançlığın çirkinliğini, öyle ince bir duyarlılıkla, öyle bir içtenlikle, öyle güzel anlatıyordu ki, fena halde duygulanmıştım, ağlamak üzereydim nerdeyse. Derken birdenbire sözünü kesip, ayağa fırladı. “Ulan pezevenk! Benim karıma neden bakıyorsun!” diye bağırdı. Küfrettiği masada, izbandut gibi beş herif oturuyordu. Sait’i de, Cahit’i de çiğ çiğ yiyebilecek güçteydiler beşi de. Üstelik, Eleni’ye baktıkları filan da yoktu. Bunu Sait’e anlatmaya çalıştık. Hattâ tedirginliği geçer umuduyla, Eleni’yle ben yer değiştirdik. Derken Sait, hiçbir şey olmamış gibi, kıskançlığı ne çirkin bir duygu saydığını, aynı içtenlikle anlatmayı sürdürdü. Ne var ki ben, düşünceyle uygulama arasındaki uçurumu gördüğüm için, onu kös dinliyordum artık. Anlattı, anlattı. Sonra ansızın gene ayağa fırlayıp, “pezevenk! Sana karıma bakma demedi miydim?” diye avaz avaz bağırdı yeniden.

İşte o zaman, çocukluğumun kısa komik filmlerinde görülen durum ,oldu meyhanede: Hesapça, yalnızca izbandutlarm masasındakilerle bizim masamızdakilerin dövüşmesi gerekirken, herkes dövüşmeye başladı. Masalar devrildi, iskemleler devrildi, tabaklarla bardaklar şangır şungur kırıldı, erkekler küfürler etti, kadınlar çığlıklar attı. Bu hengâme, başladığı gibi bitiverdi ansızın. Sanki biraz önce birbirlerine girmemişler gibi, herkes yerine oturdu, yemeğe içmeğe devam etti.

Uzun boylu, kara kuru, maşa gibi denilen türden, ama çekici bir kız olan Eleni, ancak o zaman harekete geçti. Elinin tersiyle bir sağ yanağına, bir sol yanağına tokatlar atarak, yakasından yakaladığı Sait’i, geri geri yürütüp, meyhanenin arka kısmına itti. Orada, kafasını üç kez, küt küt küt duvara vurdu. Sonra basıp gitti. O beş ızbandutla da, meyhanedeki bütün erkeklerle de dövüşmeye can atan Sait, onu döven sevgilisine el kaldırmayınca, benim yeniden gözüme girdi. Bu yaman Rum kızını aramak için, üçümüz de yollara döküldük. Ama o gece Eleni’yi bulamadık Beyoğlu’nda.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sait Faik Abasıyanık
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
133
ISBN:
9786055465292
Kitabın türü:
Yayınevi:
Alter Yayınları
27 Nisan 1909 yılında meşruti bir hükümdar olarak tahta geçen altmışbeş yaşındaki V. Mehmet (Reşat) sarayda özel bir eğitim görmesine, yenilikçi düşüncelerle yetişkin olmasına rağben abisi 2. Abdülhamit'in mutlakiyetçi yönetimi altında yaşamı uzun yıllar kısıtlamalar ve kaygılarla geçmişti. Yönetimi devir aldığı sırada devlet; güç koşullar altındaydı ve varlığını korumada, sürdürme kavgasını veriyordu. 1909 yılının son aylarında Anadolu'nun doğusunda ve Adana'da Ermeni ayaklanmaları patlak vermişti. Bu olayı 1910 yılında Arnavutluk'taki ayaklanma takip etti. İç ayaklanmalar ülke genelinde huzursuzluk yaratmıştı. Yaşlı padişah Selanik'ten başlayarak Manastır, Üsküp ve Priştine'yi kapsayan bir Balkan gezisi yaptı. Bu gezi ülkenin dört bir yanından duyuldu.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Alper Kanık
  • Yusuf Sarucan
  • Ömer Faruk Kaya
  • Muhammet Can Cebe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%33.3 (1)
1
%0