Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri'nden Seçmeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
10,4bin
Gösterim
Adı:
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri'nden Seçmeler
Baskı tarihi:
Aralık 2004
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Eflatun Yayıncılık
Baskılar:
Seçme Hikayeler
Seçme Hikayeler
Seçme Hikâyeler
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri
136 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
İncelemeyi yapmaya karar verdiğimde aklıma ilk gelen yorum Gülten Akın’ın şu dizeleri oldu;

“Âh, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya.”

Sait Faik öyle ince, öyle insan bir yazar ki.. Durup ince şeyleri düşünmek bir yana, üzülen hatta oturup ağlayan bir insan.

Böyle bir insan varmış yani. Herhangi bir masaldaki bir efsane değil.

İşten, güçten, arkadaşlık ilişkilerinden, güncel yaşamdan, hatta kendimden çok bunaldığımda,kötü hissettiğimde hep bir deniz kenarına gider vapurları, gemileri izlerim. İyi gelir bana. Artık hayattan yorulup nefes almaya ihtiyaç duyduğumda Sait Faik’i okuyabileceğim. Aynı etkiyi yaratıyormuş meğerse. Öyle hissettim. Okurken içim o kadar dolup taştı ki, hayata dair umut verici, yaşamakla eşdeğer satırları, ağlattı, güldürdü. İnce ruhunu kitaptan bir alıntıyla aktarmak istiyorum;

“ —Ne oluyorsun be? dedi. Şair misin, ne boksun?
—Martı öldü de... dedim.
—Martı da ölür, dedi. İnsan ölmüyor mu?

..Ben martıya bir mersiye yazmış, ateşin karşısında okumak üzereydim.”

Kitabın sonlarına doğru, yalnızlık içinde kendine yalnızlık eşleri bulup, balıklara, kuşlara, ağaçlara duyduğu üzüntü kadar kendine de acıdığını, ama hala umutlu olduğunu anladığım hikayesinden bir alıntı;

“Nereden gelirse gelsin, dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları..
—Hişt hişt.
—Hişt hişt.
—Hişt hişt. “
136 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Beş altı yaşlarında olsa gerektim. Hayal meyal hatırlıyorum. Dedemin elinden tutmuş alabalık havuzlarının yanında yürüyorduk. Birdenbire bir balık, dolu havuzdan tuttu da yandaki boş havuza atıverdi kendini. O anı ölsem unutamam herhalde. Ben daha intihar kelimesini bilmezken bir balığın intiharına tanık olmuştum. Nasıl ağladığımı, dedemin beni teselli etmek için neler neler yaptığını hatırlıyorum sislerin ardından. Bunu anlattığım herkes bir garip bakıyor yüzüme. Aradan yıllar geçse de ara ara aklıma geldiği ve "Bir balığın intiharı hiç mi kimsenin umrunda değil" diye düşündüğüm zamanlarda tanışmıştım Sait Faik ile. Tam da doğru insanla. Bir balığın ölümünü anlatan, bir kuşun son dakikalarını izledi diye oturup ağlayan bir insan daha var yeryüzünde. Varmış yani. Ne şanslıyım ki onun ruhunu okuyabiliyorum. Kendisi hikâye anlatamadığını söylerse söylesin, ne anlatsa dinlerim ben Sait Faik'i. Her hikayesini okumuşumdur. Ara ara yeniden başlıyorum. Hayattan bir soluk almaya ihtiyacım olduğunda, kaçacak yeşil bir park, bir deniz kenarı bulamadığımda, kuşlar da artık gelmez olduğunda ya da bir köpeğin sevgi arayışı ile dolandığını gördüğümde sığınıyorum Sait Faik öykülerine. Ya da dünyasında. Ben de biraz orada yaşıyorum sanırım.
136 syf.
·Beğendi·9/10
Bu aralar öğrendiğim bir şey varsa Sait Faik okumak bana çok iyi geliyor. Bütün maceram hocamın Sait Faik tutkusunun beni de sarmasından ibaret. " Ne zaman dünyadan sıkılsam insanlardan nefret etme, kaçma isteği duysam açar Sait Faik öyküleri okur. Sonra tekrar hayata bağlanır. Dışarı çıkıp insanlara sarılma isteğiyle dolarım." demişti hocam. Bu merakla Semaveri okudum ilkin Sait Faik'i çok sevdim. Onun insan sevgisi gerçekten bambaşkaydı. Önce insanı anlatır o sonra çevreyi her şey insandır onun için. Hüznü de aylaklığı da çok iyi bilir. Orhan Veli'yle yakın arkadaşlardır. Türk hikayeciliğinin zirvesi olduğu konusunda herkes hem fikirdir. Çehov (durum) öykücülüğünü bambaşka bir noktaya taşır. Ve benim yaptığım inceleme ne kadar yerindedir bilemem ama yaptığım usta malı sözleri kendimce aktarma çabamdan başka bir şey değildir. Olmuşsa da affola...
Son olarak, Sait Faik'in dediği gibi ben de inceleme yazmazsam deli olacaktım :)
136 syf.
KENDİMCE YORUMLAMA VE SAİT FAİK ANALİZİ

Her şey, bir insan sevmekle başlar.

Yalnızlık kimdir deseniz, cevabım şu olur:
-Yalnızlığı bilmem ama Yapayalnızlığı sorarsan, o kişi Sait Faik'tir.

Bu kitaba başladım ama zaten çoğu hikayesini okumuşum. Len dedim, nasıl oluyor? Meğersem bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi -"Seçme Hikayeler"- Sait Faik'in hikayelerinden derlenmiş. Ama kızdım çünkü "Semaver" yok içinde. Çok üzüldüm. Olsun ben orijinal kitabından okudum.

Etkinliğe katılırken yanlış kitap seçmişim bu yüzden üzgünüm. Ama olsun.

Sait faik'in kitaplarının her birine ayrı ayrı inceleme yapmak kolay iş değil açıkçası. Hikayelerin yazım sırasına göre okuyup, onun ustalığına erme sürecini gözlemlemek gerek bence.

O yazarken kendini beğendirme veya sanat kaygısı taşımaz. O delirmemek için yazar. Saralı hastaların eskiden kanlarının akıtılması gibi değerlendiriyorum ben bu durumu.

Durum öykülerinin önderi diyebilirim. Sade ve akıcı üslubu okuyucuyu sarar sarmalar. Toplumsal sorunlardan ziyade kişilerin kendi sorunlarını irdeler.

Herhangi bir akımdan etkilenmemiş kendi tarzını yaratmıştır bence. Mükemmel bir öykücüden öte o, şahane müthiş bir gözlemcidir.

İlk başlarda hayat enerjisi, kuşlar, ağaçlar, insanlar sevgi...... şeklinde giderken, bir süre sonra ölüm düşüncesi baş göstermeye başladı nedense. İlerleyen kitaplarında bunu da irdeleyeceğim.

Hastalık sürecinde sıkıntılı dönemler geçirdiğini okumuştum. Bir kuş gibi ürkekti Sait Faik. Kırılgan bir cam gibi naif.

1944 yılında tanısı konulan siroz tanısından sonra iyileşeceğine dair inancı sarsılmış. Ölüm korkusu da bu dönemlerde sirayet etmiş olsa gerek. Bazı öykülerinde bu çok bariz görülebiliyor.

Bu kısa anlamsız yazıma "Hişt Hişt" adlı öyküsünden bir pasajla son veriyorum.

Nereden gelirse gelsin , dağlardan,kuşlardan,denizden , insandan, hayvandan , ottan , böcekten ,çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!..Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena.Geldikten sonra yaşasın çiçekler , böcekler, insanoğulları…Hişt hişt Hişt. Hişt hişt. Hişt hişt

Öykücülüğümüzün "Aylak Adam"ı Sait Faik'e saygılar sunarım.

İlgili Şarkımız: https://youtu.be/Q6WlhJtiz78
136 syf.
·Beğendi·10/10
Trifon ' un gemisiyle düşman çocuklardan , saatinin zembereği kırılan Celil ' in lakabından , çamaşırları çalan bir çocuktan , vahşi dülger balığının ölümüne kadar içinde birçok hikaye bulunan bu kitap akıcı üslubuyla dikkatimi çekti . Sait Faik Abasıyanık merak ettiğim bir yazardı . Herkese tavsiye ederim .
İyi okumalar .
136 syf.
·Beğendi·8/10
Sait Faik in bu kitabı başucu kitabım gibidir. Ne zaman canım sıkılsa açar bir hikayesini okur kapatırım. Kendisinin içtenliği, samimiyeti, pek yerinde tespitleri, doğayı betimleme şekli her okuyuşumda bana farkli duygular yaşatır. Sevdiğim yazarlardan biridir. Olaydan ziyade betimlemelerin agirlikta olduğu bu kitabı seveceginize eminim, tavsiye ederim.
136 syf.
·3 günde·8/10
İlk kez Sait Faik okudum arkadaşlar. Başladığım kitapta seçme hikayeler oldu. 20 farklı hikayeden oluşan bu kitabın dili ve sadeliği çok güzel. Önceden de bildiğim üzerine Sait Faik tam bir deniz hayranıymış. Denizi, adaları, balık ve balıkçılığı çok güzel betimlemiş yazar. Dili gerçekten fark yaratıyor. Diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım. Beğendim ve sizlere de tavsiye ederim. Ayrıca Seçme Hikâyeler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 Temel Eser'de yer almaktadır. Ağır romanların arasına serpiştirilebilir. İyi okumalar....
136 syf.
·Puan vermedi
"Güzel günler çabuk geçer " diyor Zarifoğlu. Kötü günler de öyle, ömür sandığımız kadar uzun değil. Hayatı fark edene kadar yarılamış oluyoruz belki de. Bu kötü süreci bitirmek işini, zamanı öldürmek yerine, aciz hâlden uzak güzel günler için tohum saçarak yapmalıyız. Yılmak yok bayanlar baylar. Bir hayal, bir ülkü, bir aşk bizi diri tutmalı.
Zamanı öldüremeyiz, zaman mukaddestir. Zamanı gelince o bu görevi üstlenir. Zaman ne kadar kötü olursa olsun biz çabalarımızla içimizde bir baharı yaşayabiliriz değil mi?
Evin ön bahçesinin bir köşesinde teneke kutuda çöp unutulmuş. Toprak değil çöp... İçinde bir patates filizlenmiş. Yani bütün patatesler çimenliklerde olmuyor :) bu da günün dersi oldu bana.
Nerede olursak olalım hiçbir şekilde mutlu olmaktan vazgeçmeyelim. Bi bizim derdimiz yok ya! Hepsi geçecek inşallah. Bunları söylemek için yazdım. E nerde Sait Faik diyeceksiniz. Sait Faik yaaa, aldı beni adalara götürdü, balıklara, gökyüzüne, hindibalara, kuşa, böceğe götürdü. Okuyun derim. Çünkü ben bu fikirlere biraz Sait Faik okuyarak sahip oldum.
Akşamınız hayırlı olsun. İyi okumalar...
136 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Bir dosta rastladım okuduğum her satırında. Bizden birine sokakta yanımdan geçip giden Uzun Ömer’e okulda sürekli saati sorduğum Celil’e Kör İvan ile karşı dükkanda börek de yedim hatta. Havuz Başı’nda gelmeyecek olan sizleri bekliyorum. Bugün bir dost edindim Sait Faik’in yalnızlığına dost oldum. Fark ettim ki Sait Faik okumak beni iyi hissettiriyor. İnce şeyleri bir bir işleyişi, sokakta başından geçenleri anlatışı, bu dünyayı tükettik diye bas bas bağırışı benim yüreğime yoldaş olan cümleleri, özenle seçilmiş kelimeleriyle birlikte o ada kokusunu içime çekiyorum. Bir yelkenli geçiyor limandan, bir balıkçı Sinağrit balığını çekiyor oltasından, birisi Hişt diyor arkamdan kim olduğunu anlamıyorum bile. Bir ses geliyor da kimden geliyor? Boşuna mı diyor Sait Faik “ Nereden gelirse gelsin dağlardan,kuşlardan,denizden,insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları... “ mis gibi deniz havası ve güzel insanlarıyla kalbime ilmek ilmek umudu işleyen hikayeleri ne güzeldin ne güzel bir kitaptın. Hatırlıyorum da çocukken babam her karne günü bana bir Sait Faik kitabı getirirdi. Okudum mu hatırlamıyorum. Tozlu raflara gömülü kalmış bir sürü kitap. Her kitap kendi zamanını kendisi seçiyor bence. Her kitap vakti gelince elinden çıkan bir kaynaktan ırmak olup akıyor gözlerine. Yol kenarında birkaç bank kurulmuş oturup okuyorsun. Okuyorsun da sadece gözle değil, yüreğinle okuyorsun. Hoş geldin Sait Faik...
136 syf.
·Puan vermedi
“Yaşını almış bir adamın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye düşünüyorum: Belki, bir geç olma hadisesi. Belki de bir çeşit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayülü.”
Veya ileride ardına takılı kalacağımız tasalardan kaçmak dürtüsü...

Belki bu yüzden seviyoruz Sait Faik’i. Kaleminden çıkan bir cümleden bütün bir anı yaşamak, bize, bu bir çok olay hikayesine bedel dedirtiyor. Hayatın her köşesinden, insan ömrünün her döneminden taşıdığı izlerle “Haritada Bir Nokta” seçmek kendinize, belki de en güzel farkındalıklardan biri oluveriyor.
“Açık Hava Oteli” gecelerine tanık olmak, orada bir gece olsun konaklamak. Çamaşır iplerinden pardösü çalan çocuklardan, geceleri boğazlarında düğümlenen iplerden, bir haber yaşamak...

Onun yaptığı sıradan görüleni kelimeleriyle cevhere dönüştürebilmektir. Fakat bu cevherde dikkat çeken pahalılığı değil tamamıyla gerçek olmasıdır. Bir çocuğun gözbebeğinden veya hayallere dalan bir gencin toyluğundan dem vurmasıdır.

Sait Faik’in hikayelerinde bu heyecanlar ve hayaller büyük bir umut kapısıdır ve bir eşikte beklenen kış ne kadar uzak olursa olsun elbet gelecektir. Bütün bekleyişler sonuna varacak ama havuz başında yalnızlık yine hakim geldi denecektir.
136 syf.
·Beğendi·8/10
Sait Faik Abasıyanık ‘ın bu kitabını çok beğendim çünkü farklı hikayeler okurken başka bir pencereden bakmayı öğretti. O 136 sayfanın içinde kayboldum. Eğlenceli ve öğretici anlatım tarzı beni etkiledi.

Yazarımıza böyle bir kitaptan dolayı çok teşekkür ediyorum. Sizlere de okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka içinde kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Şimdiden keyifli okumalar.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
- Bu kitabı ilkokula giderken hocalarımın zorlamasıyla okuyup çok sıkılarak bırakmıştım. Yıllar sonra tekrar okudum ve hayran kaldım. Bir insan bir balığın ölümünü bu kadar mı güzel anlatır. Bilemiyorum, belki de yarı Bandırmalı olmanın verdiği içimdeki deniz sevdasından çok objektif olamıyorum. Keşke daha uzun olsa dediğim hikayeler vardı kitapta, keşke o anlatılan manzarayı ben de görmüş olsam dediğim. Anlatımın herkese göre olduğunu düşünmüyorum ama okumanızı tavsiye ediyorum. Umarım siz de seversiniz.
Öyle şeyler soruyordu ki, samimi olup olmadığını anlayabilmek zordu. Sordukları samimi ise onun hesabına, değilse benim hesabıma dikkatli bulunmak lazım geliyordu. Öyle ya, ya alayediyorsa...
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 69 - Eftalikus'un Kahvesi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri'nden Seçmeler
Baskı tarihi:
Aralık 2004
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Eflatun Yayıncılık
Baskılar:
Seçme Hikayeler
Seçme Hikayeler
Seçme Hikâyeler
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri

Kitabı okuyanlar 2.250 okur

  • Gökhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları