·
Okunma
·
Beğeni
·
103
Gösterim
Adı:
Sakal Felsefesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054959358
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Philosophy of Beards
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi
Sakalım yok ki sözüm dinlensin..." İki aslan düşünün; biri yeleli, biri yelesiz. Heybetinin, bu serbestçe dalgalanan yelelerine ne kadar bağlı olduğunu göreceksiniz. Görkem ve ihtişam... Sakalsız bir yaşlı adamı düşünün. Bir de bembeyaz sakallı bir yaşlı adamı düşünün. Sakal, ?duvar sarmaşığı" gibi, dayanıklı bir meşe gibi, eski bir kale gibi günbegün yüzü kaplamaya, başkalaştırmaya ve güzelleştirmeye devam eder. Bu ayrıksı Viktoryen kitap, eski zamanlardan bu yana erkekliğin nişanı olan sakalın evrensel kullanımına ilişkin sağlam dayanaklar sunuyor. Gowing, tarih boyunca sakallı erkeklerin cüretkârlığı ve enerjisi ile sinekkaydı bir suratın feminenliğindeki tezatı öne çıkarıyor. Kitabı okuyan erkeklerin maço ruhunu okşayacak cümleler, ?Dur bakayım, erkekler neden kıllarına bu kadar meraklı?" diye kitaba dalacak kadınları hop oturtup hop kaldıracak cinsten. Sakalın sağlığa faydalarına değinirken, kadının erkeğe yardımcı olarak yaratıldığını öğreniyoruz. Sakallı bir kadının savaş alanındaki kahramanlığının kerametini kıllarında arıyoruz. Siz isterseniz kitabı ?Sakal Felsefesi" olarak okuyun, isterseniz de ?Bir kıl folikülü üzerinden cinsiyet eşitsizliğinin trajikomik anlatısı"! Tarihten, etkileyici sakal illüstrasyonlarıyla süslenmiş olan Gowing'in bu kitabı, ?sakalım yok ki sözüm dinlensin," sözüne felsefi dayanaklar sunmaya çalışıyor.
120 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kadıköy’deki favori kitapçımda her zamanki yerimde oturuyordum.
Kaşımdaki kitaplar arasında “Kırmızı Kedi” yayın evinin klasik sarı cildini görünce biran Jose Saramago’nun yeni bir kitabının basıldığını sandım.
Kitabı aldığımda Chiviyazıları yayın evine ait olduğunu gördüm.
Önce kitabın ismi ilginç geldi, daha sonra ise arka kapağında yazılanları okuduğum zaman, kitabın bol esprili ancak ciddi bir araştırma olduğuna kanaat getirdim ve aldım.

Bazen okurken buna ne gerek vardı ? Şöyle tanıdık bildik bir yazarın kitabını alsaydım okusaydım diye aklımdan geçti ancak arada sırada da kendimi kaptırdığımı itiraf etmeliyim.

Yazar Gowing sakal konusunu sanatsal ve tarihsel olarak incelemiş . Açıkçası kitap bittikten sonra hiç de fena değilmiş dedim.

Çevirmen kitabı ya “Sakal felsefesi” ya da “Bir kıl folikülü üzerinden Cinsiyet eşitsizliğinin trajik anlatısı “! Olarak okumamızı tavsiye ediyor.

Ve kendisi ,kadın olmasına rağmen ( Özlem Koşar ) kitabın alıngan kadın okuyuculara göre olmadığını ısrarla vurguluyor.


Sakal kılının neden ek bir besin kaynağına sahip olduğunu açıklayan en ilginç olguyu en sona sakladım . Şöyle ki , saç kılı yaşla birlikte genellikle dökülürken . Sakal kılı tam aksine hayatın son evresine kadar uzamaya ve gürleşmeye devam eder.

Mesleki sözlükten Dr. Copelend :
Uzun sakal bırakma alışkanlığı olan kişiler , tıraş olmaya kalktıklarında sıklıkla yüzde romatizma ağrılarından ya da boğaz ağrısından şikayet ederler.
Pek çok kronik boğaz ağrısı vakasında ,çenenin altında , yani boğazın üzerinde Sakal bırakmak , şikayetin tekrarını önlemiştir.
En zor iş orduyla başa çıkmaktı , bu konuda Petro tipik bir kandırmaca yoluna gitti .

Papazlar vasıtası ile askerlere , Sakallı Türklere savaşacakları ve eğer Sakallarını kesmek suretiyle koruyucu azizleri olan Aziz Nicholas’ın kendilerini onlardan ayırt edebilmesine rıza göstermezlerse onun da kıymetli Rusları koruyamayacağı söylendi!

Çar’ın sabık numaralarının ne de bayat olduğunu görüyor musunuz ! Bu dini bütün desiseye kanan safdil askerler, imparatorluk fermanına itaat ettiler .

Ancak , bir sonraki savaş İsveçlilere karşıydı . Tıraş olmaktan şiddetli zarar gören askerler , durumu papazların aleyhine çevirip dediler ki ,” İsveçlerinin sakalları yok , o zaman biz yeniden Sakal bırakmalıyız ki kutsal Nicholas sizin dediğiniz gibi bizi tanıyabilsin!”
Kötülüğü ile nam salmış Yargıç Jeffries’in bir anektodu:

“Vicdanın Sakalın kadar okkalıysa , ey adam , epey değişken bir şey olmalı.”
Şahit buna şöyle cevap verir, “ Vicdan Sakal ile ölçülüyorsa yazık ki sizde hiç yok demektir, Lord hazretleri.
Büyük Petro bütün diğer yarı cahil reformcular gibi hedeflerine manevi ikna yoluyla değil de despotik önlemlerle ulaşma yoluna gitmişti. Batı’dayken Sakalsız yüzler görmesi üzerine , Sakalsız olmanın medeniliğin gerekli bir parçası olduğu sonucuna varmış ,oysa ki tıraşlı bir barbarının hala barbar olduğunu unutmuştu . Bu nedenle bütün tebaasına tıraş olmayı emretmiş ; tüm asillere , soylu erkeklere ,tüccara ve zanaatkâra yüz ruble , daha alt sınıflara da 1 kopek vergi koymuştu. Sonuç, büyük bir isyan olmuştu ; ancak dik kafalı Petro , makas ve ustura ile onlara cihat açmıştı.
Peşini bırakmayan uzun cübbeli ve Sakallı bir adama imparatorlardan biri kim olduğu u sorar.
Filozofum ben görmüyor musun ?
Aldığı cevap :
“Cübbeyi görüyorum , Sakalı da görüyorum da” der imparator , “Filozof nerede peki ? “
Duprat ruhban sınıfın sakalarına vergi uygulaması tavsiyesinde bulunmuş ve kral 1. Francis’e cömert bir gelir vadetmişti. Psikoposlar ve daha varlıklı din adamları vergiyi ödeyip Sakallarını kurtarmıştı, ancak daha yoksul papazlar o kadar şanslı değildi.
Sakala sunulan saygının örnekleri olarak ,

Müslümanların bilinen yemini “ Peygamberin Sakalı üzerine “

bir yakarış şekli olarak “ Sakalının yüzü suyu hürmetine” aktarılabilir.

Türkler kendi sakallarını gösterip , “ Bu ulu Sakal yalan mı söyleyecek? “ der.

Nasılsınız yerine “Allah sakalına zeval vermesin”!

Bir şeyin değerinin yüksek olduğunu ifade etmek için ; "Sakalından daha kıymetli mi?"

“Sakalından utan” bir sitem sözüdür .

“Sakalına tüküreyim” ise hakarettir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sakal Felsefesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054959358
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Philosophy of Beards
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi
Sakalım yok ki sözüm dinlensin..." İki aslan düşünün; biri yeleli, biri yelesiz. Heybetinin, bu serbestçe dalgalanan yelelerine ne kadar bağlı olduğunu göreceksiniz. Görkem ve ihtişam... Sakalsız bir yaşlı adamı düşünün. Bir de bembeyaz sakallı bir yaşlı adamı düşünün. Sakal, ?duvar sarmaşığı" gibi, dayanıklı bir meşe gibi, eski bir kale gibi günbegün yüzü kaplamaya, başkalaştırmaya ve güzelleştirmeye devam eder. Bu ayrıksı Viktoryen kitap, eski zamanlardan bu yana erkekliğin nişanı olan sakalın evrensel kullanımına ilişkin sağlam dayanaklar sunuyor. Gowing, tarih boyunca sakallı erkeklerin cüretkârlığı ve enerjisi ile sinekkaydı bir suratın feminenliğindeki tezatı öne çıkarıyor. Kitabı okuyan erkeklerin maço ruhunu okşayacak cümleler, ?Dur bakayım, erkekler neden kıllarına bu kadar meraklı?" diye kitaba dalacak kadınları hop oturtup hop kaldıracak cinsten. Sakalın sağlığa faydalarına değinirken, kadının erkeğe yardımcı olarak yaratıldığını öğreniyoruz. Sakallı bir kadının savaş alanındaki kahramanlığının kerametini kıllarında arıyoruz. Siz isterseniz kitabı ?Sakal Felsefesi" olarak okuyun, isterseniz de ?Bir kıl folikülü üzerinden cinsiyet eşitsizliğinin trajikomik anlatısı"! Tarihten, etkileyici sakal illüstrasyonlarıyla süslenmiş olan Gowing'in bu kitabı, ?sakalım yok ki sözüm dinlensin," sözüne felsefi dayanaklar sunmaya çalışıyor.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Şiyar Morsunbul
  • Ayt Akr
  • Xeyalfroş
  • Z. Aytuğ Türk
  • CEM AKDAG

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0