Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.268
Gösterim
Adı:
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
144
Format:
Ciltli
ISBN:
9786058519558
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ve Yayınevi
Baskılar:
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Arkadaş Z. Özger'in ölümünün üzerinden kırk bir yıl geçti. İlk yayımlayacağı kitabın adını Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası koymak istiyordu: "Ne zaman yayımlarsam yayımlayayım adı bu olacak!" Erken ölümü nedeniyle yerine getiremediği ve şairin vasiyeti olarak kabul ettiğimiz isteği bu kitapla yerine geliyor.

Kitapta yer alan şiirler Kenan Yücel tarafından titiz bir çalışmayla derlendi. Yaşarken dergilerde yayımladığı şiirler tek tek incelenerek, karşılaştırılarak kitaba aktarıldı. Kitapta tüm şiirlere ilişkin ayrıntılı notların yanı sıra, Kaynakça, Şiir Başlıkları Dizini ve İlk Dize Dizini de yer alıyor. Bu eleştirel basımla ölümünün kırk birinci yılında Arkadaş Z. Özger'i saygıyla selamlıyoruz!

Kitabın tüm gelirleri Arkadaş Z. Özger Kitaplığı'nın oluşturulması için bağışlanmıştır...
144 syf.
“hep kurşunlamışlar yalnızlığı çoklar sokağında 

herkesler var olmuş

bir sen ben ölmüşüm

ölmüşlük ne ki yaşanmamış mutluluklarda
ölmüştük ne ki tutkusuz yaşamlarda”

5 Mayıs 1973 yılında Ankara/Kızılay’da henüz 25’inde gencecik bir fidan düşer yere, kimsesizdir, bir başına. Çoklar sokağında bir yalnızdır, ölümünü bekler öylece. Yeğeni şöyle der İsmet Tokgöz’e; “Biraz geç kalsak kimsesizler mezarlığına gömülecekti dayım”

Tıpkı kendisinin doğduğu yıl öldürülen, öldürülmeden bir sene önce yani 1947’de gazetesine şu satırları yazıp;
“Biz istiyoruz ki, bu topraklar üzerindeki insanlar, kafalarında taşıdıkları fikirlerden dolayı değil, bu yurdun ve bu halkın yararına yahut zararına yaptıkları işlerden hesap versinler. Bu iş incelenirken, koltuğuna ısınmış beş on hazır yiyicinin menfaati, keyfi değil, milletin hayrı düşünülsün.”
Tam bir sene sonra yine aynı şekilde kafasına aldığı darbelerle canice katledilen, cenazesinin 6 ay boyunca yerde kaldığı, sonrasında bir mezarın bile çok görüldüğü Sabahattin Ali gibi. Ya da kendisinden yıllar sonra henüz 19’da “vurmayın, öldüm...” demesine rağmen yine aynı şekilde vahşice dövülerek öldürülen Ali İsmail gibi.

Rakamlar, seneler, isimler, yaşlar, şehirler değişti ama yöntem hep aynı kaldı.
Vurdular, öldürdüler ve hiçbir ceza almadılar.
Tezer Özlü der ya hani, “Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” diye işte tam o noktada durduk ve sıra kime gelecek diye bekliyoruz. Neyse...


Arkadaş Zekai Özger, 1948’de Bursa’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. TRT'nin Ankara bürolarında çalıştı. Soyut, Forum, Papirüs, Yordam, Dost, Yansıma dergileri ve Ulus gazetesinin kültür-sanat sayfalarında şiir ve yazıları yayımlandı.

Kısacık ömründe iki şey peşini hiç bırakmamıştı. Birincisi ailecek çektikleri yoksulluktu. ‘Tamirat’ adlı şiirinde yaşadıkları yoksulluğu şöyle anlatmıştı;

“ne kadar üstelesem yanlış bir değişimi
 bir proleterin oğlu olduğuma inandıramıyorum kimseyi

inandıramıyorum babama bir proleter olduğunu
çünki dönem o dönemmiş
(...)

ablalarım kalıntı toplarmış pazardan

ağabeylerim buz satarmış
babamsa memur ayakkabılarının tamiratına
nefretini yamarmış
annem bir sabır küpü
annem bir acı küpü
acıyla beslemiş yüreğini
yoksulluğu ve açlığı acıyla doyurmuş
ve acıyla büyütmüş bebeğini
acıyla doğurmuş”


Onu yoksulluktan daha çok etkileyen ve hayatı boyunca peşini bırakmayan ikinci şeyse, 8 yaşındayken yakalandığı ostomyolit adlı kemik hastalığıydı. Bu hastalık onu defalarca ameliyat masalarına yatırmış, aylarca koltuk değnekleriyle dolaştırmış. Sonunda savaşı kazanmış Arkadaş ama sağ bacağı kısa kaldığı için yaralı bir asker olarak çıkmış savaşından. Bu durum onu çok etkilemiş. İnsanların onunla alay etmesi Arkadaş’ın hassas kalbine derin yaralar bırakmış. Bu yaraları da şiirlerinde bariz bir şekilde göstermiştir.
Ahmet İnam onun için, “Onca acıya karşın, gülümseyen bir şiirdi o” der.

‘Kurdeşen’ adlı şiirinde hastalığını şöyle anlatır;
“Sonrası mı?  sonrası ostomyolit işte
bir çeşit kemik hastalığı
sağ bacağı ve sağ bacağa asalak olur
en çok sağ bacağa
sekizbuçuk yaşındayken asalak olur
yirmibirlere kadar birlikte büyürsünüz
sonra hep birlikte büyürsünüz
en çok o büyür siz küçülürsünüz
(...)
sağ bacağım topaldır benim ve incelmiştir
onunçin incedir yüreğim
onunçin aksarım hayata ve denize”


Bu hastalık onu annesiyle birbirine hiç kopmayacak derecede bağlar. Şiirlerinin en özel yerlerine yerleştirir annesini. Dost dergisinde çalışırken, Sina Akyol’un gönderdiği bir şiirde ‘ana’ sözcüğünü ‘anne’ olarak değiştirir. Nedenini sorduklarında ise, ” ’Anne’ gibi incelikli söylemek varken, ‘ana’ gibi kalınlıklı söylenmişi olmaz olsun” der. Anne sözcüğünü hep daha ince ve daha farklı telaffuz eder. Beyaz Ölüm Kuşları, Hüzün Mevsimi gibi en duygu yüklü şiirlerinde annesini daima yaşatır. Anne onun için imge ile gerçeklik arasında gidip geldiği bir sözcüktür.

“mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa 
mesela annem de yoksa yanımda 
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım
(...)
-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana 
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana
yalnızım. bunu hep söylüyorum 
yalnızım. bunu hep söylüyorum
(...)
-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok 
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü”


Şiirlerinde en çok hüzne rastlarız. Hüznün, sevdanın, kavganın adamıdır Arkadaş. Hem bireysel hem toplumsal şiirler yazmıştır. Toplumcu şiirleri artık ustalık eserleridir.
Sevgiyi, “Tragedyanın kaynağı, yaşamın kökeni, insanı var kılan umut” olarak tanımlamıştır.

Şiire sarılmasının nedeni dünyaya kendisini katmak istemesidir. Hayatın kamusallığıyla yaşantısının tekilliği arasındaki gerilimi gündelik dilin olanaklarıyla ortaya koyacağını anlamıştır diyor İsmet Tokgöz Arkadaş için.
Ki bu tekilliği şiirlerinde defaatle görürüz.

“sustukça çoğalıyor tekliğim
ah benim sıska yüreğim
ah benim kimselere söz geçiremez yüreğim
(...)
tekliğim
yorgun ve kanadı kırık kuştur
hüznün yapraklarında gölgelendiği
(...)
yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
ne zaman bitecek
bu hüzün”


Turgut Uyar, Attila İlhan, Metin Eloğlu gibi şairlerden etkilenmiştir. ‘Uyarca’, ‘İlhanca’ başlıklı birkaç şiir de yazmıştır. İlhan Berk ve Ece Ayhan’ı, ikinci Yeni’yi en çok bulandıran, negatif yargıya vardıran şairler olarak görmüştür.

Okumak isterseniz şayet;
Uyarca; http://www.siirparki.com/azozger14.html
İlhanca; https://eksisozluk.com/...azma-rehberi--798139

Aslında onun çoğu şiirini duymuşsunuzdur.
Mesela ;
Onur Akın - Çam Kolonyası
https://youtu.be/NnixlyMR8lY

Sadık Gürbüz- Pencere
https://youtu.be/2ZXQKw49ZF4

Ahmet Kaya - Alnında Dağ Ateşi
https://youtu.be/ShQy8X6dpcc


24 Ocak 1971’deki SBF Yurt Baskını sırasında Sinan Kazım Özüdoğru’nun “Arkadaşlar, çıkmak isteyen çıksın, kapıları kapatıyoruz” sözüne karşın yurttan çıkmayan 300 kişi arasındadır Arkadaş. Tabii sonrası yurda silahlı, sopalı saldırı ardından günlerce gözaltı işkenceleri...
O günü de şiirine yazar Arkadaş; http://www.siirparki.com/azozger1.html

Kardeşine, “Kötü vurdular, hem de çok kötü” der. Ve iki sene sonra beyin kanamasından gencecik yaşta bir sokak ortasında hayata gözlerini yumar.

“Ne zaman yayımlasam adını, Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası koyacağım” dediği şiirlerini yayımlama fırsatı olmamıştır Arkadaş’ın. Dergi ve gazetelerde yayımlanan şiirleri ölümünden sonra derlenip önce ‘Şiirler’ adıyla, ikinci basımda ise ‘Sevdadır’ adıyla yayımlanmaya devam eder. 2014’te ailesi son isteğini yerine getirip kitabın adını ‘Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası’ olarak değiştirir ve Arkadaş’ın şiirleri asıl adına kavuşur.


“Zekai... Arkadaş Özger yani...
-Tamirat’ın şairi.
‘Ne kadar üstelesem yanlış bir değişimi 
bir proleterin oğlu olduğuma inandıramıyorum kimseyi
inandıramıyorum babama bir proleter olduğunu’
diyen Zekai...

Birlikte yitirdiğimiz
günleri hayatın
zalim, sabırsız günleri...
Hukuğun, SBF’nin, ODTÜ’nün
falan günleri... onlardan bir gün,
bir Mayıs günüydü,
ben, Şevket, Oğuz...
bir güzel gömdük ince bedenini
Üstüne çiçek
ve toprak attık...”
Sina Akyol

Ne zaman bu türküyü dinlesem aklıma Arkadaş gelir, Sabahattin Ali, Ali İsmail, öğretmen Aybüke Yalçın ve bu topraklardan gencecik yaşta yok edilen daha nice can.
https://youtu.be/kwvXXTp8sWc

İnsanların ırk diye, renk diye, din diye, kim diye ötekileştirilmediği sadece iyi insan ve kötü insan diye ayrıldığı bir dünyaya uyanmak dileğiyle...
Ve okuduğum ikinci kitabı. Zaten başka da yok. Kendisi karşıma çıktığı günden beri hayat hikayesi ve şiirleri ile beni bambaşka bir dünyaya götürdü.
Bir ayağı topal olsada yüreği sağlam insan..

Suçu nedir ne değildir bilmiyorum (ya da biliyorum.) Bildiğim tek şey onun ölümünden yıllar sonra Madımakta yakılan kendi gibi genç, 'fikri hür vicdanı hür' insanlardan olduğu..

Eğer yaşatılsaydı, böyle bir kalemin daha yazacağı bir çok kelimeyi, cümleyi, şiiri benim ve başkalarının okumasına kimler engel olduysa ben hakkımı helal etmiyorum.

25 yaşında geleceği çalınmış diğer insanlar gibi arkadaşların gibi rahat uyu.

“şimdi senin uzanıp yattığın otlarda / yarın yeni bir yeşillik büyüyecek”

Büyüyor ve büyüyecek.. Saygıyla.
144 syf.
·Puan vermedi
Size Zekai Özger'den bahsetmek isterim. Çoğumuzun en sevdiği bir şair vardır ve Zekai de benim enim sayılır. Bu kadar içli yazan bir şairin çok fazla bilinmemesi de yakınılacak bir husustur. Ölüm annesini almış bir çocuktur kendisi. Fâni dünyada en sevdiğimiz varlık annenin boşluğu onu şiirlerinde sürekli soyut bir anneyle konuşmaya mahkum etmiştir. Hayatının en büyük gerçeği toprak altında yatanlar olduğundan şiirlerinde ölümün hazzını ve hüznünü görürsünüz. Evet, ölümü bazen coşkuyla öyle bir anlatıyor ki ölmek arzuya dönüşebiliyor okuyucuda. Fakirlik şairin akan damarlarında kendini öyle bir hissettirmiş ki yaşadığı dönem şartlarıyla birlikte toplumsal bir anlayışla işçilerin zorluklarını, kuru bir ekmek için mücadelelerini anlatırken insanları suçladığı kadar Tanrıyı da suçlamış ve sürekli Tanrı ile bir hesaplaşma içerisine girmiştir. Varoluş kaygısını da bu sebeple şiirlerde tadabiliriz. Aşk, hayatın umududur. Aşkı da kendisinin umudu ama yine de fakirin ulaşamadığı bir varlık olarak göstermiştir. Şiirlerinde bazen dünyayı sorgular bazen dalıp dalıp gider sevgili ve anne hasretiyle yanarız. Muhakkak Tanrı rolünü de sorgularız. Tanrının o büyük gücü karşısında acziyetimizi hissederiz.
144 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Bu coğrafyada güzel gülen insanları öldürüyorlar. Arkadaş Zekai de buna dahil.
Her gün açıp okunacak, okuduktan sonra da Arkadaş'ın yüreğine hayran kalınacak muhteşem bir başucu kitabı.
144 syf.
·15 günde·Puan vermedi
25 yasinda gecenin bir vakti istanbulun dar sokaklarinda huznuyle nesesiyle ve birazda bilinmezliğiyle aramizdan ayrilan buyuk ustad arkadas zekai özger ve onun sadakat sahibi bilinmezliğini bizlere sunan mücadeleci arkadaşlari.. Ölüm her ne kadar ansızın yakalamıs olsada kuşkusuz yakin cevresi ve kitap okuyucuları için bu ansızın gelen bir ölüm değildi..
Kitap gayet sürükleyici dusundurucu hüzne asik her okuyucu icin vazgecilmez bir yapit. Okudukca kendim dediğim pay edindiğim her seferinde kendimi sokaklarda bin dusunceyle bulduğum essiz bir ruh terapisi.
144 syf.
·Beğendi·8/10
"yaşamak
bizim en eski çağlardan kalma yanık türkümüz"

dizelerinin sahibi,
Arkadaş Zekai Özgür ismini bilmiyorum hiç duyanımız var mı?. Öleli nerdeyse 50 yıl olacak bu şairi keşke daha önce tanısaydım. Ben de nişanlımın Anakara Dost kitabevinden bana hediye etmesi ile tanıştım. Kitabın ismi şairin: ne zaman yayınlanırsa yayınlansın adı 'sakalsız bir oğlanın tragedyası' olacak demesi üzerine konuyor. Kitap şairin ölümünden sonra basılabiliyor ancak. 25 yaşında vefat eden şairin şiirlerini ben çok beğendim. Alıp okumanızı tavsiye ederim. Bu şairi bilin, bilelim bildirelim. Hatırlayalım, hatırlatalım. Bir şiirinden kısa bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum yorumumu:

"merhab canım"

ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı ve kedileri çok severiz
....
144 syf.
·3 günde·10/10
https://www.instagram.com/...igshid=1c4tckzv1omnj


#okudumbitti Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası/Arkadaş Zekai Özger



Kalbim!
sen varsın
sen tökezleyen bir şarkı değilsin
ne de uzun,yanık havalı türkü
sen kendinin ezgisisin

#kitapyorumu
Nasık bu kadar içli yazan,her sayfanın altını çizdiren,göz doldurtan bir yazar nasıl olur da bu kadar az bilinebilir? Bundan sabaha kadar yakınabilirim. Ölüm,kendisinden annesini ayırmış ve bunu şiirlerinde o kadar net görüp acıyı öyle içten hissedebiliyorsunuz ki..Kendisi de 25 yaşında vefat etmiş. Kitabın arka kapağı bana çok garip hissettirmişti.(Yana kaydırarak okuyabilirsiniz) Gelip geçici yaşantımızda annenin en kıymetli varlıklarımızdan olması ve şiirlerlerde Zekai Özger’in soyut bir anneyle konuşuyor olması detayını size de hatırlatmak istiyorum :’) Hayatın en büyük acısının toprak altında yatanlar olduğunun hüznünü şiirlerinde kolayca hissedebilirsiniz. Ölümü bazen öyle bir coşkuyla yazmış ki okuyanda ölmek bir arzuya dönüşebiliyor. Ek olarak yoksulluk şairin kanına ve kalemine öyle bir işlemiş ki bunu da çok rahat hissedebiliyorsunuz. Yaşadığı dönem şartlarıyla birlikte toplumsal sorunları,işcilerin zorluklarını,ekmek için olan mücadeleleri gözünüzün önüne gelebilecek şekilde anlatmış. İnsanları suçladığı kadar Tanrıyı da suçlamış ve sürekli olarak Tanrı’yla hesaplaşma içerisine girmiştir. Varoluş kaygısı ve sancısını bu şiirlerde görebilir hatta onlara dokunabiliriz bile :’) Aşk yaşamın,bazen nefes alabilecek kadar umududur. Fakat şairimiz aşkı da kendisinin umudu ama fakirin ulaşmayacağı bir yer olarak anlatmıştır. Şiirlerinde bazen dünyayı sorguluyor bazen de dalıp gidebiliyorsunuz. Fakat minik bir öneri ki şiire pek alışkın değilseniz yanaşmamalısınız. Ama çok net söylüyorum ki okurken çok keyif alacaksınızİyi okumalar!

vücudum
sabırlı sevgilim benim
bu hüznü senin için biriktiriyorum
sana gelicem beklemelerin bu acılı durağından
bu giz bu karanlık bitecek
güneşin çıkmasını bekliyorum
144 syf.
·Puan vermedi
Türkiye hem siyasi hemde Edebiyat anlamında başka bir yere sahip olan Şair kimilerinin değimi ile Ozan Arkadaş Z. Özger Sol siyasi tarihde kimilerinin hatırlamak istemediği kimilerinin hiç hatırlamadığı Şair.Şiirlerini okuyunca çok daha cesur bir farklılık olduğunu fark ediliyor Ötekileştirilmeye başladığı sıralarda erkek egemen söylem üzerinden siyaset yapan arkadaşlarına bir gönderme niteliğindedir ‘Sakalsız Bir Oğlanın Tregedyası.. o zamanlar cinsel yönelimlerinin farklı olması onu sol ideolojinin dışında tutu ama kendi yazdığı şiirlerin içinde hep sol mücadeleyi ve mücadele eden insanları anlatmaya devam etti. Dev-Genç’in önemli isimlerinden Hüseyin Cevahir’in Maltepe’de öldürülmesinin ardından yazılan bir şiiri Ahmet Kaya’dan Grup Yorum tarafından şarkı haline getirlidi.
Alnını dağ ateşiyle ısıtan,
yüzünü kanla yıkayan dostum.
Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül,
Benim kalbimi harmanlayan isyan olsun.
Şimdi dingin gövdende uğultuyla büyüyen sessizlik.
Bir gün benim elimde patlamaya sabırsız mavzer olsun.
Başını omzuma yasla göğsümde taşıyayım seni.
Gövdem gövdene can olsun”
Arkadaş Z. Özger 9 Mayıs 1973’te öldü. SBF yurdu baskını sırasında yediği ağır darbeler ölümüne neden oldu ‘
Dip not ; ''Kişisel manifesto'' Merak edenlerin, ne yapıp edip bu harika kitabı edinmelerini tavsiye ederim..
"Sizi tanrı korusun anneleri kim öldürür
Annesi ölmüş çocuğun saçlarını kim güldürür" mısraları ile annesi ölmüş bir çocuğun gönlünde taht edinmiş şairimizdir , arkadaştır , candır.
144 syf.
·Beğendi·10/10
"...
hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü
çünki ben okumuştum muydu neydi
biryerlerde tanrılara kadın satıldığını
ah canım aristophones

barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
ölümü de bir giz gibi içimde
ölümü tanrıya saklıyorum
ve bir gün hiç anlamıyacaksınız

güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seveceksiniz
(zeki müreni seviniz)"

Arkadaş Zekai Özger
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
Bu benim kendikendimi
avuntumdur. akşamüstleri ve şarap
çünki çok eskitilmiş bir mısradır.
çünki her yorgun günün sonunda
yarın biraz daha uzaktır
beklemek biraz daha

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
144
Format:
Ciltli
ISBN:
9786058519558
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ve Yayınevi
Baskılar:
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
Arkadaş Z. Özger'in ölümünün üzerinden kırk bir yıl geçti. İlk yayımlayacağı kitabın adını Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası koymak istiyordu: "Ne zaman yayımlarsam yayımlayayım adı bu olacak!" Erken ölümü nedeniyle yerine getiremediği ve şairin vasiyeti olarak kabul ettiğimiz isteği bu kitapla yerine geliyor.

Kitapta yer alan şiirler Kenan Yücel tarafından titiz bir çalışmayla derlendi. Yaşarken dergilerde yayımladığı şiirler tek tek incelenerek, karşılaştırılarak kitaba aktarıldı. Kitapta tüm şiirlere ilişkin ayrıntılı notların yanı sıra, Kaynakça, Şiir Başlıkları Dizini ve İlk Dize Dizini de yer alıyor. Bu eleştirel basımla ölümünün kırk birinci yılında Arkadaş Z. Özger'i saygıyla selamlıyoruz!

Kitabın tüm gelirleri Arkadaş Z. Özger Kitaplığı'nın oluşturulması için bağışlanmıştır...

Kitabı okuyanlar 309 okur

  • davut d.
  • SITKI POLAT
  • Özgün Özerim
  • Hayri Saraç
  • Mihriban pencar
  • Mijdar
  • Ümit Aslan
  • Eda
  • nijogor
  • Esra yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%14.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%38.1
35-44 Yaş
%14.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.7
Erkek
%53.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (33)
9
%8.5 (9)
8
%5.7 (6)
7
%0.9 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0