Sakın Yatağın Altına Bakma

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.272
Gösterim
Adı:
Sakın Yatağın Altına Bakma
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754583823
Kitabın türü:
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Genç savcı Elena Rincon'un işi ölülerin zabıt kayıtlarını tutmaktır; babasının teşvikiyle seçtiği savcılık mesleğinde aradığını bulamamış, gece nöbetlerinde, iç karartıcı Madrid metrosunda cesetlerin izini sürmekten bıkıp usanmıştır. Bir gün aynı metronun basık tünellerinden birinde, Teresa isimli bir genç kızla tanışır ve hayatı değişir. Masör Teresa, ayak bakım uzmanı Vicente Holgado, Elena ve yasak aşk yaşadığı adli tabibin ilişkileri sarpa sararken, bir de ayakkabı ve çoraplar dile gelip aşk, birliktelik, yaşam ve ölüm hakkında felsefi sorgulamalara girişince hem güldüren hem de düşündüren, harikulade bir öykü çıkar ortaya...
147 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Çok farklı bir kurguya sahip, son derece güzel bir polisiye roman.
Bir ceset incelemesi, sonrasında dile gelen ayakkabı ve terlikler,
Kişilerin çocukluk korkuları ile yüzleşmesi.
Sonunda çarpıcı bir final.
Bir polisiye romandan beklenen her şeyi fazlasıyla yerine getiren bir roman.
Mutlaka okunması gerekenlerden
“Bir kundura dünyanın en tuhaf formudur.”
J.Jose Millas’ın yazdığı bu olağan dışı roman seni ummadığın yerlere götürecek.
Evet,dünyada yalnız değiliz ama Millas’a göre bu dünyada bizimle birlikte yaşayanlar ne uzaylılar ne de hayaletler. Bizim cansız varlıklar olarak nitelediğimiz ayakkabılar, askılıklar, terlikler, çoraplar… Bunlar kendi aralarında bir topluluk oluşturan yarı canlı varlıklar. Bitki mi hayvan mı olduğu tam olarak belirlenemeyen deniz yıldızı gibi canlı ile cansız arasındaki yaşam formları.
“Sakın Yatağın Altına Bakma”da iki roman okuyacaksınız. Biri romanın adı olan, diğeri ise bu romanı okuyanların yaşamlarını anlatan.Romandaki herkes takıntılı insanlar. Savcı Elena Rincon ölmüş olan babasıyla telefon konuşmaları yapmakta, yasak aşk yaşadığı adli tabip dünyanın sonuna takıntılı, Vicente Holgado ayaklarla kafayı bozmuş, Holgado’nun masör sevgilisi Teressa dolabında yaşayan bir canavarın varlığına inanmakta, Teressa’nın annesi hastalık belirtileriyle babası ise alet edrevatla meşgul…
Romandaki insanların yolları kıyısından köşesinden kesişmekte. Ama asıl dünya yatağın altında dönmektedir. Holgado’nun ayakkabıları ayakları kandırarak fare formunda yaratıklara dönüşebilme umudu taşıyan bireysellik peşinde koştukları için birbirlerinden ayrı hareket etme hevesinde olan varlıklardır. Amaçları üzerlerinde taşıdıkları bedenden kurtulup özgürlüklerini ilan etmektir.
Yukarıda da benzer bir mücadele sürmektedir. Vicente ve Teressa bir arada oldukları halde birbirlerinden bağımsızdırlar. Tıpkı savcı ve adli tabip gibi. Vicente Teressa’nın ailesiyle yediği bir yemekten sonra ordan koşarak uzaklaşır ve yatağının altına girer. Orda bulunduğunda artık ölüdür ve adli tabibe göre korkudan ölmüştür. Zira orası hem ayakkabıların vatanıdır, hem de Holgado kendini bir yatak altı canavarı olarak görür. Bu da demektir ki Holgado ölmek için başlangıç noktasına dönmüştür. Holgado’nun ölümüyle ilgili asıl ilginç olan şey ise ayaklarının olamamasıdır. Ayaklar Holgado’nun ölümünü fırsat bilip ayakkabılarla birlikte özgürlüklerini yaşamaya başlamışlardır. Adli tabipse kendini siyah beyaz gören, televizyonunu şöminenin içine koyup asla kapatmayan Savcı’nın evinde, yatakta iken Savcı’nın korkması üzerine yatağın altına bakmak için eğildiğinde kalp krizi geçirip ölür. Savcı’ya göre yatağın altında yatak altı canavarı Holgado bulunmaktadır. Adli tabibin ölümünde ilginç olan şeyse adli tabibin bir ayağı ile Savcı’nın bir ayağının yer değiştirmiş olmasıdır. bunu kimse fark etmez ama Savcı bu olaydan sonra topal kalır ve bu onu daha güçlü ve farklı bir insan yapar. Artık Holgado’dan korkmamaktadır. Ayakkabılar ve ayaklar ne yapmıştır bu olaylardan sonra bilinmez ama Adli Tabibin ayakkabılarından biri Savcı’nın balkonunda sokaktan topladığı dul ayakkabılarla sohbet ederek ve en sevdiği yiyecek olan çorapları yiyerek hayatını sürdürür.
“Sakın Yatağın Altına Bakma” romanını okuyan herkes 147. sayfada bırakmaktadır okumayı. Bir kez de sen dene bakalım.
Bu gece yatmadan hemen önce ayakkabılarına iyi geceler dile ya da sakın yatağın altına bakma…

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sakın Yatağın Altına Bakma
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754583823
Kitabın türü:
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Genç savcı Elena Rincon'un işi ölülerin zabıt kayıtlarını tutmaktır; babasının teşvikiyle seçtiği savcılık mesleğinde aradığını bulamamış, gece nöbetlerinde, iç karartıcı Madrid metrosunda cesetlerin izini sürmekten bıkıp usanmıştır. Bir gün aynı metronun basık tünellerinden birinde, Teresa isimli bir genç kızla tanışır ve hayatı değişir. Masör Teresa, ayak bakım uzmanı Vicente Holgado, Elena ve yasak aşk yaşadığı adli tabibin ilişkileri sarpa sararken, bir de ayakkabı ve çoraplar dile gelip aşk, birliktelik, yaşam ve ölüm hakkında felsefi sorgulamalara girişince hem güldüren hem de düşündüren, harikulade bir öykü çıkar ortaya...

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Bünyamin HACIÖMEROĞLU
  • Ruken
  • Taibe
  • Zeynep
  • G
  • Bafometh⁰⁹
  • Duygu şanlı
  • Mnur
  • Tuğçe yalçın
  • TR34

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (6)
9
%10 (1)
8
%10 (1)
7
%0
6
%10 (1)
5
%10 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0