Sakıncalı Piyade

·
Okunma
·
Beğeni
·
4851
Gösterim
Adı:
Sakıncalı Piyade
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054274574
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
um:ag Yayınları
Baskılar:
Sakıncalı Piyade
Sakıncalı Piyade
Sakıncalı Piyade
‘‘Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu ! ‘‘Sakıncalı Piyade’’yi yazdığın için ellerine sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık…

Kendi yazdıklarıma gülmem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘‘Acı acı gülmek’’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm. Bir yazında anlattığın olayın sonunda tıpkı halkımızın ağzıyla

‘‘Güler misin, ağlar mısın’’ diyorsun. Yazılarını okurken, içimde, gülmekle ağlamak arası bir burukluk duydum…

Bizi acılı acılı güldürdün, düşündürdün. Sağ ol Uğur Mumu !’’

-Aziz Nesin
99 syf.
Pazar, 24 Ocak 1993 öğle saatleri evde izinliyim gelen telefona kadar. Arayan ekip arkadaşım; ‘’ Hadi hazırlan seni almaya geliyorum ‘’ dedi. Ne oldu ‘’dedim? ‘’Uğur Mumcu evinin önünde öldürüldü, evine gidiyoruz’’ Daha basına tüm detaylar yansımamış , polis telsizlerinde anonslarda manşet haber. Amcamı aradım ''amca dedim biliyor musun ne oldu? Hani sen bana imzalı kitabı yollamıştın ya Sakıncalı Piyade ama sakın kızım ulu orta okuma malum sakıncalı yazarın sakıncalı kitabı demiştin, işte o sakıncalı piyade öldürüldü. Şimdi evine gitmem lazım sonra ararım seni '' dedim ve kapadım telefonu.
Ankara’da yaşayanlar bilir Çankaya Karlı Sokak şimdiki adı artık Uğur Mumcu Sokak oldu, mahşer yeri sanki. Basın orada, sağlıkçılar orada , siyasetçiler orada, halk orada , yakınları orada, üzüleni orada, sevincini neredeyse zil takıp oynacak o denli belli eden SAKINCASIZLAR orada.
O havada, adını inkar etmiyor sokak da, karlı buz gibi. 11 yaşında kızı orada, 16 yaşında oğlu orada , şaşkın bir halde araca binmek için daha evinden çıkmadan patlama sesini duyan eşi orada.
Uğur Mumcu, aracı ısıtmak için eşi ve çocuklarından önce çıkıyor evden ve aracını çalıştırdığı anda gümmm patlayan bomba.
Neler olmadı ki o evin önünde ne yorumlar ne ironiler?
Uğur Mumcu’nun aracı karşısında cami inşaatının duvarı önünde park halinde imiş. Sokak ahalisi ezan sesi istemiyoruz cami inşaatı durdurulsun demiş de imza toplamış Uğur Mumcu da destek vermiş de bulmuş belasını, niye çünkü dinsiz SAKINCALI
Nedir bu kadar laik düşünceye hizmet etmek savunmak, ölmeli niye çünkü Atatürkçü SAKINCALI
Köşe yazılarında hizbullahın pkk nın önünün alınamayacağına ülkenin başına bela olacaklarını ufaktan ufaktan kaleme alıp , kocaman araştırmalar yapıyor olmamalı vurun gitsin, SAKINCALI
Bekliyoruz ya ekip olarak evinin önünde, bomba imha uzmanları ve olay inceleme ekipleri gerekli incelemeler yapıyorlar, evden soğukta bekliyorsunuz en azından sıcak bir şeyler için ikramlar kabul edilemez niye Cumhuriyet Gazetesi SAKINCALI, yazarı daha da SAKINCALI
O kadar çok şey vardı ki o dönemler SAKINCALI olarak dile gelmese de hissettirilenler, alıştırılanlar belki hepsini tek tek hatırlayıp sayamayabilirim.
Neydi bunlar;
Solcudan polis, sağcıdan asla sanatçı, yazar olmaz.
Solcu yayınlar okunmaya değer bulunmaz
Ayağında mekap ayakkabısı giyen birisi muhakkak teröristtir iyi bellenmelidir
Düşünce dernekleri, sol yönetimin idaresinde bulunan belediyelerin amacı millete hizmet değildir.
Ahmet Kaya’yı bırakın dinlemek adını anmak bile ihraç sebebindir.
Sağcıların cenazesi Kocatepe Caminden , solcuların ki Maltepe Caminden kalkar.
Namaz kılmayan, oruç tutmayan (mazereti ne olursa olsun) zinne haşa kafirdir.
Fikir beyan etmek, ya bir de belki şöyle olabilir diye fısıldamak bile ne mümkün kesin kellesini.
Diyemiyorsun ki solcuların neyi var be arkadaşım bir rakıları, bir de Ahmet Kaya'ları:))
Yıllar geçti, çoğu şey değişmedi. Sakıncalı Piyade faili meçhul dosyası ile kaldı adliye raflarında sanıyor olabilirsiniz evet ama canına mal olan savunduğu , başa bela olacak dediği Pkk olsun, hizbullah olsun hatta daha da bela olan cemaatler olsun onun dediklerini inkar etmeyecek şekilde icraatlerinde faili meçhul olmadılar.
Kitabında; dönemin sıkıyönetim mahkemelerini , askerlik anılarını ve cezaevleri süreçlerini mizahi bir üslup ile güleriz ağlanacak halimize dedirtene kadar anlatıyor.
Düşüncelerimiz, hislerimiz SAKINCALI olmasın. Merhametimiz, ayrım gözetmeksizin sevgimiz saygımız SAKINCALI olmasın.
Tüm iyi niyeti yüreğinde taşıyıp okumak isteyenlere keyifli okumalar.

https://www.youtube.com/watch?v=A4bq3vNA7ts
99 syf.
·Beğendi·10/10
Efenim herkeşlere selamlar olsun .. Hava buz gibi .. Neşe tavan .. Biram , (yine uyarıyı yapayım : AMAN BİRA İÇMEYİN EY 18 YAŞ ALTI KARDEŞLERİM .. YOLDAN ÇIKARSINIZ BAK!! DEMEDİ DEME !!) fındıh ,fıstıh, jelibon dörtlüsü ile dörtlü kutsal ittifakı kurduk .. Mihver devletleri gibiyiz.. Keyfim gıcır olduğundan kelli , bir de KAR YAĞINCA (WOTAN MIT UNS!!) , esasen yapmayayım dediğim bu incelemeyi yapma kararı aldım .. Arkaya da DAVARO OST açtım ki - beni takip edenler bileceklerdir - bu parça ile yapılan incelemelerden fazla hayır ve CİDDİYET beklemeyesiniz .. Ben uyarıyı yaptım sevgili kikirik ..

Sayın cevizkabuğu biliyorsunuz ki bizim atasporumuz sanıldığının aksine halter ya da güreş falan değil, "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ " bazlı yapılan tartışmaların katık edildiği müsabakalardır.. Spor diyince aklına ekipman , giyim ,alet, edavat ya da sahalar falan geliyor hemencik biliyorum..Ama bu öyle bir spordur ki HER YERDE icraa edilebilmektedir .. Sermayesi , akarı kokarı , algısı ,vergisi olmadığı gibi toplum içinde YERGİSİ DE yoktur .. Bununla birlikte fit bir vücut gerektirmemesi , akıllı - akılsız herkes tarafından da yapılabilir oluşu onu daha da cazip hale getirmektedir..
Yani?
Yanisi şu cicim : Köy yerinde su başında sıra bekleyen ve memeleri "SAĞLIK TOPUNA" evrilmiş Hacile teyze de , gökdelendeki ofisinde oturmuş , Harvard mezunu ,milyar dolarlık sermayeyi yöneten ve küçük bir kaçamak sonucu yakalanıp gece ofiste yatmak zorunda kalan beli tutuk Ferruh bey de eşit şartlar altında yarışmaktadırlar ..Okumadan , yazmadan ,sorgulamadan düşünmek biliyorsunuz ki bizde bedava!! Gelgelelim biz Türk milleti senelerdir yaptığımız tüm bu maçları deplansmanda değil "evimizde" yapıyor olmamıza rağmen bir arpa boyu yol gidebilmiş değiliz bu sporda.. Osmanlının fetret devrinden itibaren sayacı günümüze alırsak , 300 400 senelik bir mazimiz var .. Yahu insan 400 senede hiç mi ilerlemez be bilader bir spor dalında?!?! İşte İŞİM GÜCÜM OLMADIĞI İÇÜN ben bu kötü gidişe bir son vermeye karar verdim .. Elimi taşın altına sokuyorum !! Herşeyler sizin için sayın canikolar.. Elimden ne gelirse İŞSİZLİK ADINA seferber edeceğim ..

İsota bulanmış sevgili şemmameler ..Ben size bir yol haritası vermeyeceğim .. Mekik , şınav , barfiks gak-guk falan benim işim değil .. Oku desem biliyorum ki OKUMAZSIN!! Yaz desem adını yazamazsın!! Ama bir de mevsim kış diyip gürlersin suratıma .. Ondan kelli ben sana iki isim ve iki farklı olay serisi anlatıcam .. Şapkanı çıkarıp düşünesin diye .. Hazırsan başlayalım ..

1.55 boylarında bir adam .. "Sakıncalı" dediklerinden ... Tam bir kefere ! TAM AMA !! Türkiye "güççüh amariga" olacak demişler karşı çıkmış, sürülmüş .. Anasından emdiği sütü burnundan getirmişler .. Nereye gitse kovulmuş , üstü çizilmiş .. Çocukluğu inanılmaz yokluklar içinde geçmiş .. Devlet başına nasıl bir belayı sardığını bilmeksizin almış okutmuş bunu ..Kendisini Türkiye Cumhuriyeti okuttuğu için , sürekli bir borçlu psikolojisi altında ezilip durmuş .. Bu millete borcumu ne yaparsam yapayım , istesem de ödeyemem diye .. İsmet İnönü' ye , Adnan Menderese' e , kısaca iktidara kim geldiyse sert bir dille eleştirip karşı çıkmış .. Daha öncede yazdım.. BJK ÇARŞI GRUBU gibi bir adam .. TEK KİŞİLİK ORDU! VE HERŞEYE KARŞI !! Haliyle 9 KÖYDEN KOVULMUŞ .. 10. Köy' de , kendi vakfında yaşayan bir tip .. Bilenler kim olduğunu anladı ya , ben yine bilmeyenler için başından geçmiş YUH DEDİRTEN bir olayını anlatayım ... Efenim rivayet odur ki , bir gün gazetesini okurken seri ilanlarda bir satır dikkatini çekiyor bu keferenin .. Edirne' de bir GENELEV ,içindeki hayat kadınlarıyla beraber açık arttırmaya çıkarılmak sureti ile satışa sürülmüş .. Bir kez , üç kez ,sayıyla 5 kez okuyor , gözlerine inanamıyor gerçek mi bu yazanlar diye .. Dedim ya tam bir kefere, İfritin en önde flamalı araçta gideni!!! Kalkıp gidiyor açık arttırmanın olduğu mekana .. Huzur bozacak yaa !! O zamanlar facebook , twitter ve sosyal medya yok ..Ondan kelli, O'nun yüzünü simasını bilen de yok pek tabii.. Oturuyor bir köşeye olanı biteni bir bir not alıyor .. Geri dönünce , bu gördüklerini gazetesinde yazıyor , BU NASIL BİR İNSANLIKTIR DİYE!!! Vay efendim sen misin yazan ?!? Hemen dava açılıyor tabii hakkında... Ne için mi?
ADLİYEYİ AŞAĞILAMAK SUÇUNDAN!! =)) NASIL??? MÖHTEŞ Dİ Mİ AMA ?!?!? =))
Velhasıl kelam , lafı çok uzatmayayım .. Yargıç soruyor buna , “Siz genelevdeki kadınların avukatı mısınız?" diye.. Karşılığında şu cevabı alıyor;
"ELBETTE AVUKATIYIM". Salt onların değil, bütün insanların avukatıyım ve salt ben değil, bütün aydınlar, yazarlar halkımızın avukatıyız, sizler de öyle olmalısınız..."
Merak edenler için kısa not : Tabii ki suçu cezasız kalmıyor.. =))

Kim bu şahıs dersen , bu kitaba önsöz yazan adam O..İsmi Aziz Nesin .. BABALARIN BABASI !!

Sevgili çokomeller .. Diğer isim bu kitabın yazarı ...Bu kitaba yapılmış incelemeleri açıp okursanız zaten Uğur Mumcu ile alakalı pekçok satıra gark olacaksınız .. Bu satırlara , yenilerini de ben eklemek istemiyorum .. Bilen zaten kim olduğunu biliyor .. Türkiye' de araştırmacı gazetecilik denince, "İLK" kim akla geliyor HERKEŞ biliyor... O ekolün okulunun temellerini kim atmış , kahpe amerika ve ülkemizdeki yardakçılarına kim dur demiş , diyince başına neler gelmiş hepimiz biliyoruz sanırım .. Bilmeyen Mars kolonisi sakinlerini de , 55. kattan kafalarına atacağım ELLİ BEŞER kiloluk Diyarbakır karpuzlarıyla ödüllendiriyorum işte burada , bu satırları yazarken sizinde huzurlarınızda .. Biliyorsunuz ben spoiler falan vermiyorum normalde incelemelerde.. Yine de derine dalmadan birkaç konu başlığını incelemek elzem diyorum bu defaya mahsus..

VE Bunun için halk arasındaki adıyla CIRCIR yani İshal denilen illeti ele almamız gerekiyor .. GÜLME !! Ben gayet ciddiyim !!

Hepimiz bu kabus ile yüzleşmişizdir .. Bir korkulu rüya , bir istenmeyen misafir , kimimiz için "AMAN ALLAH KORUSUN" , kimimiz için "ODHIN BETERİNDEN SAKLASIN" dediğimiz bir olaydır bu .. İnsanlık halidir .. Kimimizi evde , kimimizi uçakta ( başıma geldi !!) , kimimizi işyerinde yakalar .. Şiddetine göre kabusun ivmesi büyür.. Öyle bir düşmandır ki , evde yakalananlar hariç ,ilaçı olmadığından dolayı açık kalmış ARTEMA marka duş başlıklarına dönersin .. Tuvaletlerde kahve falına dönmüş post modern şaheserlere imza atarsın .. Kısaca evlerden ırak bir müsibettir bu .. Peki , bu kitapta yeralan TRAJİKOMİK dahi diyemeyeceğim bir olayı aktarayım sizlere .. Bir hukuk doçentinin İSHAL oluşu VE İFADE VERMEYE GİDEMEYİŞİ Anayasa Mahkemesi İçtihat Kararlarına nasıl olur da girer ?!?! BAKIN ANAYASA MAHKEMESİ DİYORUM !! BORU DEĞİL !!! Darbe olmuş ve "askeri" mahkemeler kurulmuş !! Şakası yok bunun !! Bakkal Rüstem emmi çağarmıyor seni ifade vermeye cicim !!! RÖHAHAHAHAHAHA !!! =))

Ya da yazdığınız bir yazının içinde bir türküden aktardığınız "sağdan sola , soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne" satırları yüzünden Komunizm propagandası yaptığınızdan kelli ceza almanız aklın ve mantığın neresine düşmektedir !

Ya da bilmem kaç yıl önce ölmüş Şopen'i dinleyerek komunizm övmek ??! =))

Yüze yakın Aziz Nesin kitabı okudum .. Az çok dilini ve zikrini biliyorum .. Bu önsözü ondan başkası yazsa idi cidden olmazdı !! Ki o da yazarken kıskanmıştır nasıl yazdın bunları be adam diye .. Adım gibi eminim !! O kadar açık ve net garanti veriyorum .. İster acı acı , ister katıla katıla gülün ama NE OLACAK BİZİM BU HALİMİZ SORUSUNUN CEVABI "KABAK" gibi ortada duruyor bu kitabın içinde ..

Şimdi diyeceksin ki , yahu arkadaş nerden aklına geliyor bunlar .. Bu kelimeleri bu incelemenin içinde görsem inanmazdım falan fistan gülistan .. Kardeşim malzeme bu .. Ben düşünüp önüne getirmiyorum ki .. Uğur Mumcu bunları yazdıysa SEBEBİ SENSİN !!! AZİZ BABA bunları yazdıysa SEBEBİ SENSİN !!! İŞSİZ OLDUYSAM SEBEBİ SENSİN .. Askerde 3-5 nöbetine

- " KALK !!! ALAY KARARGAHIN ÖNÜNE UFO İNMİŞ!"
- " ROBER HATEMO NİZAMİYEDEYMİŞ ..DURUM ACİL .. BEKLENİYORSUN ! GİYİN HEMEN! "

diyerek kaldırdığım ve koşa koşa oraya giden insanlar bunun sebebi .. BEN NE YAPAYIM ?!?! =)) Kemal Kükrer' in torunuyla davalık olayazmış bir adam var karşınızda .. BENİM SUÇUM YOK !! SUÇ SİZİN !! =))) İnceleme burada bitti ama ...

Uzun bir aradan sonra , kendisini soranlar için gelsin KuP KuP BoY ' dan şu dizeler ..

Bizde incelemeler KAMU MALI , "ÖZELLEŞMEZ" ABİSİ
Sanma ki şaha kalkan faşizm gördüklerinin en ADİSİ
Ahlak jandarmaları türemiş ! AHLAKLISI HANGİSİ?
18 , 19 , 66 .. ortasında yer alır İŞSİZLİKLER VADİSİ !

KuP KuP BoY

Esen kalınız , İŞSİZ KALINIZ KUKUMANJEROLAR !!!
99 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Uğur Mumcu bu eserini açık ve güzel anlatımıyla bizlere aktarmayı başardı. Çok eski bir kitap olduğundan zor buldum. 12 Mart Balyoz harekatindaki olayları ironik dille anlatmıştır. Ayrıca arkadaşlarının ve çevresindeki insanların haksız yere uğradığı suçlamalardan ne kadar zorlandığını da hissettirdi. Günümüzde yaşanan darbe girişimine de benziyor bu eser. Aziz Nesin'in bu kitap hakkında yaptığı yoruma katılarak " acı acı gülerek okudum " Keyifli okumalar
144 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum kitap, kitabın 1977 yılı Ekim ayında Tekin Kitabevi tarafından yapılan 13. Baskısıydı. 12 Mart 1971 tarihindeki muhtıra olayından sonra Uğur Mumcu'nun kendisinin ve arkadaşlarının başından geçen olayları anlattığı eseri çok geç okudum. Kitap, ismini, Uğur Mumcu'nun askerliğinde yaşadığı kendisiyle ilgili bir istihbarat notundan alıyor. Yıllardır kütüphanemde olmasına rağmen ilgimi çekmemişti. Yanılmışım. Yasakların, şüphenin, cezanın ne boyutlara gelebileceğinin çok net bir ispatı bu kitap. "Güleriz, ağlanacak halimize" cümlesini aklımda tutarak okudum. Okumamışsanız ve elinizde varsa hiç geciktirmeyin, hemen okuyun.
152 syf.
·2 günde·10/10
— Oğlum polisler geldi, seni sordular.
Ben ne yapayım? Şimdi eve gidip, çamaşırlarımı hazırlayıp teslim olsam iyi. İyi ama, ya yolda, kaçıyor diye vururlarsa. O günler öyle. Sokak ortasında takır takır adam vuruyorlar. Gerekçe de hazır: Güvenlik kuvvetlerine ateş açan anarşistler silâh çatışması sonunda ölü olarak ele geçtiler. Gerçi, bu düşünceye olasılık tanımıyorum pek ama, yine de ne olur ne olmaz. Telefonla sıkıyönetim komutanlığını arıyorum. Adımı söylüyorum.
— Beni arıyormuşsunuz, nereye teslim olayım?
— Bizim bir bilgimiz yok efendim.
Sıkıyönetim savcılığını arıyorum. Onlardan da bir yanıt alamıyorum. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ ne telefon ediyorum.
— Bizde adınız yok?
Herhalde sıkıyönetimin işidir. Allah Allah, biri bizi işletiyor mu yoksa? Yıldırım Bölge Tutukevi’ne telefon ediyorum. Oradan da yanıt alamadım:
— Bizim bir bilgimiz yok.
Ben de galiba, kendimi zorla tutuklatacağım. Avukat Turan Tamar'a dönüp:
— Tutukluluktan istifa ettim, diyorum ama yine de aramaya devam ediyorum. Yok kimse kabul etmeyecek, açıkta kalacağım. Açıkta kalacağım ve üniversiteye giremeyen öğrencilere döneceğim.

Uğur Mumcu, 12 Mart askeri muhtıra döneminde kendisi ve birçok aydının başından geçen olayların mantığın sınırlarını zorlayacak derecede tuhaf, bu kadar da olmaz dedirtecek kadar adaletsiz olduğunu gözler önüne seriyor. Karşılıklı sohbet ettiğiniz izlenimi veren o güzel anlatımıyla bir solukta okunacak hikâyelerden oluşan kitap, tam da “güleyim mi ağlayayım mı” dedirtecek türden bir eser.

Uğur Mumcu yazdıysa doğrudur. Her iddiasının belgesi vardır. Kolay kolay kimse de çıkıp onu yalanlamaya cesaret edemezdi zaten. Haksızlığın, yolsuzluğun, adaletsizliğin üzerine korkusuzca yürümüş, sahip olduğu derin bilgi birikimi ve o eşsiz araştırmacı gazeteci kimliğiyle cesaret edilemeyen meseleleri keskince ortaya koymuştur. Bu tavrı onu canından edecek olsa da.
"Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım unutma bizi. Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi..."

Unutmadık, unutturmayacağız seni.
99 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Uğur Mumcu'dan okuduğum ilk kitap.. Adana'ya eşimin memleketine gelince kayınpederden aldım. İyi ki de vermiş. Önsözde Aziz Nesin'in dediği gibi, "güler misin ağlar mısın" lık 12 Mart ve askerlik anılarını çok hoş anlatmış Mumcu..
Üniversiteyi geciktirince haliyle askerlikte geçikmişti. La bu saatten sonra nasıl çekilir askerlik derken, "29 yaşında adamsın olgunlaştın. Katlanırsın. Ama mantık arama, o nizamiyede biter." Demişlerdi. Öyleymiş !

Belli bir hiyerarşi sisteminde, emir - komuta zorunluluğu olan yerde sorgulayıcı bir tavır en son ihtiyaç duyacağınız şeydir. Sabırla her saçmalığa, bir gün biteceğini düşünerek gülüp geçerseniz, bittikten bir süre sonra acıyla tebessüm ettirecek anılarınız olur. Uğur Mumcu gibi siyasi yönü ağırbasan bir gazeteciden nasıl asker olur(!) un kitabı :"Sakıncalı Piyade". Aziz Nesine övgüler düzdürecek ölçüde mizahi. Ve aynı ölçüde dramatik.
Ülkenin buhranlı günlerinde herşeye öcü gözüyle bakıldığı, Devletin sert, gri yüzünü herkese takındığı acı dolu zamanlar. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, kitabın sonunda Mumcu'nun da değindiği gibi ülkeyi paylaştığınız insanları tanımak adına, katlanılması gereken bir vazife. Bana göre engeli bulunmayan her gencin geçmesi gereken bir aşama.

Sağcılık ve Solculuk ayrımlarına takılmadan herkesin okuması gerektiği, askerlik yapanların kendinden çok şey bulacağı eserdir. Okunmalıdır.
Kitaptan;

...
-Rapor verilmiş.
"askerliğin gerektirdiği görevlere kayıtsız kalmaktadır. mimikleri mutsuzluk ifade etmektedir. selam verirken 'merhaba' demektedir."
152 syf.
·10 günde·8/10
Sakıncalı piyade yazarın kendi dönemindeki olaylara ışık tutar niteliğindedir 1970_80 lerde olmuş siyasi hukuki olayları birazda mizahi bir dilde ele almış olup siyasi içerikli bir kitap olmasına karşın insanı sıkmayan cinsten bir kitap
99 syf.
·3 günde·8/10
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı ve herkese tavsiye ediyorum. Uğur Mumcu 12 Mart dönemini mizahi bir dille anlatmış. "Anayasayı Tangır-Tungur Edenler" bölümü en sevdiğim kısım oldu. Olayları anlatırken rütbe ve unvanlara bolca yer veriliyor. Şahsi düşüncem bu durum ilk başta bir önyargı olusturmuyor değil hani... mutlu günler :-)
99 syf.
·10/10
Araştırmacı gazeteciliğin öncüsü , piri , üstadı. Öğrenecek ne kadar şey vardıysa da bilgiye karşı güruhlar elini çekmedi Mumcu'dan.
99 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Uğur Mumcu gerçekleri anlatmakta gerçekten çok kuvvetli bir kalemdi. Bu kitabı okurken sürekli yok artık bu da olmamıştır hissi ile okuyorsunuz ve aslında yine tarih tekerrürden ibaret sonucuna varıyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kendi yazdıklarıma gülemem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. "Acı acı gülmek" deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.
Uğur Mumcu
Önsöz- Aziz Nesin
Tutuklanmak için çalmadığım kapı kalmadı, sonunda kaçma şüphesi vardır gerekçesiyle tutuklandım.
Mahkemeye çıkınca, yargıç sormuş:
— Anayasa'yı tağyir, tebdil ve ilga ettin mi?
— Efendim?
    — Oğlum, yani savcı diyor ki, Anayasa'yı tağyir, tebdil, ilga etmişsin, ne diyorsun?
—   O dediğinizden hiç yapmadım komutanım...
Yargıç dayanamayıp suçun  niteliğini açıklamış:
    —       Oğlum, Anayasa'yı ihlâl ettin mi?.. Yanıt şöyle gelmiş:
    
    — Efendim; biz köylüyüz.    Ne anlarız Anayasa'dan. İhlâl edilmişse şehirliler etmiştir...
Uğur Mumcu
Bölüm:" Anayasayı tangır tungur edenler"
"Sağı, solu belli olmaz."
Bu söz, ne yapacağı belli olmayan kişiler içindir. Türk siyasal yaşamında bu söz çok geçerlidir. Adama bakarsınız, solcu mu solcu, ilerici mi ilerici, ama bir tehlike gördü mü, haydi, öbür tarafa. Hani nerede bu adamin sağı, nerede solu? Kıssadan hisse: Görünüşe aldırmayacaksınız ve aldanmayacaksınız!
Bazı sanıklar, hem Ankara, hem de İstanbul Sıkıyönetim
Mahkemeleri'nde yargılanıyordu. Dev-Genç Başkanlarından Atilla Sarp ile Genel Sekreterlerden Ruhi Koç'un her iki Sıkıyönetim Mahkemesi'nde de idamları isteniyordu. Her zaman güleç yüzlü olan Ruhi Koç, işi alaya vuruyordu:
- Ankara'da da Istanbul'da da idamimiz isteniyor. Herhalde Eskişehir'de asarlar...
O günlerdeki aramalarda ilginç olaylar geçiyordu. Bir sıkıyönetim görevlisi, "V. İ. LENIN" biçiminde yazılan Lenin'in adını taşıyan bir kitabı görünce:
-Yaz Oğlum, Altıncı Lenin... demişti. O günlerde bu olay dilden dile dolaşırdı. Guevera'nin fotoğrafını, bir hafif müzik sanatçısına benzeten bir başka iyi niyetli görevli de, bu suç kanıtına el koymak isteyen bir onbaşıyı şiddetle azarlamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sakıncalı Piyade
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054274574
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
um:ag Yayınları
Baskılar:
Sakıncalı Piyade
Sakıncalı Piyade
Sakıncalı Piyade
‘‘Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu ! ‘‘Sakıncalı Piyade’’yi yazdığın için ellerine sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık…

Kendi yazdıklarıma gülmem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘‘Acı acı gülmek’’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm. Bir yazında anlattığın olayın sonunda tıpkı halkımızın ağzıyla

‘‘Güler misin, ağlar mısın’’ diyorsun. Yazılarını okurken, içimde, gülmekle ağlamak arası bir burukluk duydum…

Bizi acılı acılı güldürdün, düşündürdün. Sağ ol Uğur Mumu !’’

-Aziz Nesin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0