Sakindi Oranın Şafakları

·
Okunma
·
Beğeni
·
656
Gösterim
Adı:
Sakindi Oranın Şafakları
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053313458
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım
Sakindi Oranın Şafakları’nda, Çavuş Vaskov’un komutasında bir grup genç kadının, cephe hattında oldukça uzak bir demiryolu istasyonunda, sayıca kendilerinden üç kat büyük bir Nazi Birliğine karşı giriştikleri amansız mücadele anlatılmaktadır. Savaşın insan doğasına, özellikle de kadın doğasına ne kadar zıt olduğunu, fakat aynı zamanda da faşizm karşısında verilmesi gereken savaşta tereddüt edilemeyeceğini göstermesi romanın değerini kat be kat arttırıyor. Okurken soluk soluğa kaldığınızı hissedeceksiniz.
“İlk göğüs göğüse çarpışmayı yaşamak, insanda dehşetli bir yıkıma sebep oluyordu; çünkü bu çarpışma sırasında insan yaşam kadar doğal bir yasayı, “öldürmemek” yasasını çiğniyordu. Ama alışmak, ruhun kabuk bağlamasını beklemek gerekiyordu; Yevgenya şurda dursun, güçlü kuvvetli mujikler bile, vicdanları kendilerine yeni bir yol tutturuncaya kadar bu konuda ne dayanılmaz acılar çekiyorlardı. Burada ise tüfeğin dipçiğiyle canlı bir insanın kafasına vuran bir kadındı; yani geleceğin annesi, yani doğanın kendi elleriyle yüreğine ölüm nefretini yerleştirdiği yaratık. Fedot Yevgrafiç Almanların günah hanesine bunu da yazdı; böylesine yaşamsal bir yasayı çiğneyerek kendileri yasa dışı duruma düşmüşlerdi…”
152 syf.
Kitap, ikinci dünya savaşı sırasında bir başçavuş ve daha önce hiçbir savaş tecrübesi olmayan beş kadından oluşan Rus askerlerinin bir demir yoluna sabotaj yapmak isteyen Almanlara karşı verdiği müthiş mücadeleyi anlatıyor. Kitap bitiğinde çok üstün bir savaş teknolojisine sahip olmalarına rağmen Almanların neden Rusya'yı ele geçiremedikleri daha iyi anlaşılıyor.

Kitabın ana karakteri olan başçavuş bir yandan emrindeki kadınları hayatta tutabilmek adına sürekli planlar yapmakta, bir yandan da savaş tecrübeleri olmadığından rahat hareket ettikleri için onlarla didişmektedir. Aynı zamanda zihninde emrindeki kadınlarla ilgili değerlendirmeler yapmakta bu değerlendirmeler sonucunda düşmanla baş etmelerinin imkânsız olduğu kanaatine varmaktadır. Ancak askerlerini zamanla daha yakından tanıdıkça değerlendirmeleri değişecektir. Başçavuş Almanlardan nefret etmesine rağmen savaşın anlamsızlığı üzerine kafa yormaktadır. Bütün bu zihin karmaşıklığı içinde bulunurken, emrindeki kadınların hepsinin büyük ihtimalle öleceğini ve gelecekte anne olamayacaklarını düşünerek üzülmektedir.

Ana hikâye anlatılırken karakterlerin geçmiş yaşantılarına dönüşler yapılarak, onların savaş öncesi yaşantıları, savaştan nasıl etkilendikleri, psikolojik ve duygusal durumları verilmekte böylece karakterlere derinlik kazandırılmaktadır.

İkinci dünya savaşında yaşanan acıları daha iyi anlamak adına okunması gereken değerli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın aynı zamanda 1972 yılında filmi de yapılmış ve kitabı kadar beğenilmiş.
170 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Okudum , hazmettim , inceledim ..
Günaydın dünyam :)

"Boris Lvoviç Vasilyev 1924 dogumlu ..
8 Temmuz 1941 komsolom hücum taburu kadrolusu. .Omsk ucak savar okulundan ..
Savaş sonrası Zırhlı ordular savaş akademisi 1948 mezunu ..ve içinde bir yazarın yaratıcı gücüne sahip " tüm bu hayat ve ruh zaten benim için yeterli bir referans
..buyrun "sakindi oranın şafakları"ndan güne bir merhaba incelemesi ..

A ZORİ ZDES TİKHİE ..

#Spoiler

Voskov ve askerlerine saygı duruşu !
ICKI ICMEYEN 20 RUS :)
Bir kahramanlık hikayesidir ki kitap..bir an elinizden bırakacak olsanınız "kime ne oldu acaba ?" diye aklınız onda kalır ..
Hem eģlenceli hem ürkütücü derecede canlı bir hikayedir ki ..içine girmek ister "bende orada olmalıyım " dersiniz ..
Anlatım müthiş sıcak bir yazar ..
Öyle şiirsel uçuşan kelimeler değildir yazdıkları hani benim tabirimle"bodozlama" bir neşe ve SAVAŞ yumağı. .

Vaskov ve emrindeki bu kadınların tek tek kelime kelime tanımlanması, aklınızda ete kemiğe bürünmesi aşamasından sonra kalbinizde de yer edinmesi kaçınılmazdır.

SAVAŞ gerçeğini hicvederek ..ki belki gerçekten o yanı da vardı savaşın. .
Kahkaha attığım kelimeler olmuştur okurken :)

__ Yoldaş Başçavuş ,botum çıktı ayağımdan!!! .. :) (ilk bu kelimede dahil olmuştum kitaba )

II . Dünya savaşı..

Savaş insan doğasına bile aykırı iken (tartışılır )
Kadın doğasında ne yapar ?

Bir demiryolu hattı ..
Bir istasyon ...
16 Nazi ..
Ve kadınlar ..
5 Uçak savar kahramanı
Bir bataklık ölüsü. .
Bir "direniş " destanı. .okuyun efendim benden 'tam " tavsiyedir .

DİP NOT..

Filmi de en az kitap kadar ün yapmış en kısa zamanda izlemek üzere şuraya bıraktım :)
https://youtu.be/-cJ5LSdPY3Q

1972 yapımı Stanislev Rostotski tarafından "küçücük bir kitaptan " çıkarılmış dev bir film diye bahsediliyor ..
Voskov rolünde Andrey Martinov yeteneğinin zirvesinde deniyor ..klasik sinemanın bu çok yıldızlı ama her zamanki gibi "iyi olan halı altında kalır " filmi izlemek boynuma borç :)

Ayrıca bonus olarak 2015 yapımı da muhteşem :)
https://youtu.be/N6Rdn5wJbCY
Keyifle okuyun ,keyifle izleyin :)


Imza : Davariş Ince .. :)

.
152 syf.
·3 günde·8/10
Sakindi oranın şafakları, savaş başlayana dek.
Sakindi oranın şafakları, kuş seslerinin yerini mermi vızıltıları alana dek.
Sakindi oranın şafakları.. Artık havada barut, ter ve yanık kokusu hakimdi, bir sonraki zaman diliminde. İkinci dünya savaşı yılları. Bir tarafta Alman Nazi kuvvetleri bir tarafta Ruslar...
Erkekler orduya yazılırlar. Ya kadınlar? Ne yapmaları gerekir? Savaş içindeki yıllarda tutunacak tek dal ordu evidir bu kadınlar için. Resmi kayıtlarda ikinci Dünya savaşında üç yüz bin kadının Rus ordusunda savaştığı biliniyor. Savaş kadının doğasına aykırı mı? Öldürme yönünden evet. Can veren bir varlığın yok etmesi düşünülebilir mi? Kaldı ki böyle bir yapı içerisinde savaşı protesto etmek gerekir, doğurduğum evlatlarımın namluları üzerimde iken..
"Ama savaş vardı; insanların yaşamlarıyla dilediğince oynayan in­sanların yazgılarını en inanılmaz ve anlaşılmaz bir biçimde birbirine bağlayan savaş..." syf 25
Savaş vardı. Yok etmeyi meşru kılan, hayatta kalma dürtüsü ile oradan oraya koşturan apansız bir şekilde sonu hazırlayan...
"İnsanı yakıp kül eden zamanlar! Büyük umutlar, büyük çılgınlıkar." syf.57
Büyük bir çılgınlık şu savaş olgusu tıpkı Amok Koşucusu'nun yakalandığı, onu yiyip bitiren, gözünü kör eden bir karanlığa, saplanmışlığa sokan hâl gibi. Devletlerin varlığını güçlü kılmak adına oynanan acımasız bir oyun. Toplu bir cinnet hali. Sakindi bir zamanlar, oralar. Her şey olağandı.
"Savaştan sağ çıkanların anneleri olacak." diyor komutan, savaşçı kadınlarına. Ne yapıp edin bu savaştan sağ çıkın. Yok olursanız yok oluruz diyor. Evet tam da bu, böyle bir şey. "İnsan ırkının yarısıyız" diyen 'Diren' filmindeki kadın gibi. Yok olursak yok olursunuz. Bir kadın, elinde dipçiği ile canlı bir insanın kafasına vurduğunda, bir insanı öldürdüğünde doğa yasasında bir gedik açılır. Doğurduğu evladını yok eden bir ana kalır geriye. Artık ona, 'ana' denir mi?
Birilerinin ölmesi gerektiği, kahramanlık destanında yer bulması gerektiği söylenir ve öyle de olur. Peki savaş bitince hesap soranlar olursa onlara ne cevap verilir? 'Türlü yönetmelikler, türlü kanunlar gereği yok olan binlerce insan için öyle gerekti' denilir. Kadınları da kendi savaşlarında kullanmaktan çekinmeyecek hiçbir zaman, bu eril tahakküm.
Eril tahakkümün dolaysız bir sonucu olan savaşta cephelerde çarpışan kuvvetler hepinize selam olsun. Vesselam.
https://youtu.be/EvTLqXY92vc
https://youtu.be/zOvsyamoEDg
190 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bir çavuş ve beş kadından oluşan bir Rus müfrezesinin eğitimli 16 Alman askerine karşı verdiği mücadelenin kısa ama destansı öyküsü.
Gözü kapalı tavsiye edilebilir, heyecan katsayısı yüksek ve her sayfası merak uyandırıp bir solukta okunanlardan.
Bu kısacık romana sayfalar dolusu inceleme yazası geliyor insanın. Edebi anlamda çok üst düzey bir roman değil. Çeviri ile ilgili sorunlardan mı yoksa yazarın ana fikri çok derinleştirmeden bazı yerleri özet geçmek istemesinden mi, tam olarak bir sonuca varamadım ama edebi olarak mükemmeliyetçi olanlara mesajım; konu olarak kesinlikle sığ bir roman değil.
Bu küçük ama vatan sevgileri dev gibi olan insanların savundukları ufak cephenin gerisinde bütün Rusya var düşüncesiyle verdikleri savaş filmlere konu olabilecek nefis bir romanın konusu olmuş.
İyi ki de olmuş.
152 syf.
·Beğendi·9/10
Gerçek bir direniş hikayesine dayanıyor bu kitap. SSCB'de 5 kadın askerin Nazilere (Alman Faşistlerine) karşı sabotaj eylemi ve bu eylemde şehit düşmelerini anlatmaktadır, bir çavuş ordudan asker ister asker olarak kendisine bir grup kadın gönderilir, ilkin şaşıran çavuş daha sonra bu kadın savaşçılarla bir şekilde Almanlara karşı başarılı olmanın gerekliliğini düşünüp harekete geçecektir fakat bu kolay olmayacaktır... filmi de çekilmişti bu kitabın. Mutlaka Okuyun!
Acılar vardır, saldırgan ayılara benzer. Yüklenir insanın üstüne, abanır, pençeler, parçalar, kan içinde bırakır; ama kalktı mıydı üzerinizden, sanki hiçbir şey olmamıştır, soluk almak, yaşamak, çalışmak mümkündür, yeniden...
Boris Vasilyev
Sayfa 137 - Evrensel Basım Yayın
şapkasını çıkarınca içinden masaya kesme şekerler dökülmeye başladı.
Şaşkınlık içinde:
- Meğer büyük adammış bizim konuğumuz! dedi. İlçeye varınca
erzak deposu yöneticisine bize şeker vermelerini emretti. Bir yıldır unutmuştuk tadını. Tam üç kilo şeker!
Boris Vasilyev
Sayfa 87 - Evrensel basım yayın

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sakindi Oranın Şafakları
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053313458
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım
Sakindi Oranın Şafakları’nda, Çavuş Vaskov’un komutasında bir grup genç kadının, cephe hattında oldukça uzak bir demiryolu istasyonunda, sayıca kendilerinden üç kat büyük bir Nazi Birliğine karşı giriştikleri amansız mücadele anlatılmaktadır. Savaşın insan doğasına, özellikle de kadın doğasına ne kadar zıt olduğunu, fakat aynı zamanda da faşizm karşısında verilmesi gereken savaşta tereddüt edilemeyeceğini göstermesi romanın değerini kat be kat arttırıyor. Okurken soluk soluğa kaldığınızı hissedeceksiniz.
“İlk göğüs göğüse çarpışmayı yaşamak, insanda dehşetli bir yıkıma sebep oluyordu; çünkü bu çarpışma sırasında insan yaşam kadar doğal bir yasayı, “öldürmemek” yasasını çiğniyordu. Ama alışmak, ruhun kabuk bağlamasını beklemek gerekiyordu; Yevgenya şurda dursun, güçlü kuvvetli mujikler bile, vicdanları kendilerine yeni bir yol tutturuncaya kadar bu konuda ne dayanılmaz acılar çekiyorlardı. Burada ise tüfeğin dipçiğiyle canlı bir insanın kafasına vuran bir kadındı; yani geleceğin annesi, yani doğanın kendi elleriyle yüreğine ölüm nefretini yerleştirdiği yaratık. Fedot Yevgrafiç Almanların günah hanesine bunu da yazdı; böylesine yaşamsal bir yasayı çiğneyerek kendileri yasa dışı duruma düşmüşlerdi…”

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Mam Rosenberg
  • Hayri Zafer
  • Marina H.
  • Sümeyra
  • Aimée
  • Cevat Bayhan
  • PIRIL KURTDERE
  • erkinn
  • Ferda Çalışır
  • Ebru Ince

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (3)
9
%25 (3)
8
%33.3 (4)
7
%16.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0