Saklı Gerçeklik (Paralel Evrenler Ve Kozmosun Derin Yasaları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.317
Gösterim
Adı:
Saklı Gerçeklik
Alt başlık:
Paralel Evrenler Ve Kozmosun Derin Yasaları
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754037791
Çeviri:
Nalan Büyükkantarcıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜBİTAK Yayınları
Bir zamanlar "evren" var olan her şey anlamına gelirdi. Her şey. içinde akla gelebilecek her şeyin bulunduğu bir bütünlük. Oysa son yıllarda fizik ve kozmoloji alanlarındaki keşifler pek çok bilim insanını evrenimizin aslında çok sayıda evrenden sadece bir tanesi olduğu düşüncesine yöneltti. Bu kitapta Brian Greene çeşitli "çoklu evren" anlayışlarını ele alıyor: İçlerinden sadece bir tanesi yaşadığımız evren olan içi içe geçmiş evrenler denizinden oluşan bir çoklu evren; bizden sadece mili metrelerce uzaklıkta olduğu halde göremediğimiz bir çoklu evren; kuantum fiziğinin mümkün kıldığı her türlü olasılığın gerçekleştiği bir çoklu evren. Belki de hepsinden ilginç olanı, tamamen matematiksel işleyişe dayanan bir çoklu evren. Brian Greene, bu kitapta gerçekliğin asıl doğasının paralel evrenlerde saklı olabileceğine dikkat çekiyor. Böylesine karmaşık bir konuyu son derece keyifli ve anlaşılır bir şekilde irdeleyerek şu temel soruyu da cevaplamaya çalışıyor: Eğer gerçekliğin büyük bölümü bildiklerimizin çok ötesinde özelliklere sahipse, temel bilimler nasıl ilerleyebilir? Saklı Gerçeklik, fizikteki en yeni gelişmelerin geniş kapsamlı bir incelemesini sunuyor ve bizi gerçekliğin uzak sınırlarına doğru olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor, tamamen bilime dayanan ve yalnızca hayal gücümüzle sınırlanabilecek bir yolculuğa.
(Tanıtım Bülteninden)
Kozmik düzenin sırlarına az da olsa erişebilmek Allah'ın varlığını anlamada bir adım daha öteye geçmek....
Ancak şimdilik Yaratıcı'ya kör gözlerin söylediklerine kulak veriyoruz......
Biz Yaratıcı'ya kör gözlerin dediklerinin antisini de oluşturmayacağız.....
454 syf.
#okudumbitti
#kitaptanıtım

Saklı Gerçeklik
Brian Greene
TÜBİTAK YAYINLARI
Sayfa Sayısı: 454

Bir zamanlar evren var olan her şey anlamına gelirdi.

Hem bilgi alacağınız hem de sıkılmadan okuyacağınız bir kitap olmuş. Fiziği bilmiyorsanız anlamak bir ön çalışma gerektirebilir.

https://www.facebook.com/...51282/?ref=bookmarks
SihirliFlut
http://www.ukitap.com/u/SihirliFlut/
https://zebramo.com/users/323273809
Sıcak bir yaz gecesinde sinir bozucu bir sineğin yatak odanızda vızıldayarak uçup durduğunu düşünün. Sinekliği denediniz, kötü kokulu spreylerden sıktınız. Hiçbir şey işe yaramadı. Çaresizlik içinde sineğe dönüp şöyle diyebilirsiniz: "Uçabileceğin bir sürü başka yer var. Kulağımın dibinde vızıldayıp durman anlamsız.” Sinek de size şöyle diyebilir: "Sahi mi? Kaç tane yer var ki?”
Klasik bir evren modelinde, böylesi bir sorunun yanıtı şu olurdu: "Sonsuz sayıda çok yer var.” Siz bunu söylediğinizde sinek (daha doğrusu, sineğin kütle merkezi) sola 3 metre, sağa 2,5 metre veya yukarı doğru 2,256 metre veya aşağıya doğru 1,195829 metre uçabilirdi ve böyle sürüp gider. Sineğin konumu sürekli olarak değişebileceğinden, uçabileceği sonsuz sayıda yer olurdu. Aslına bakarsanız, siz tüm bunları sineğe açıkladığınızda, sineğe yalnızca uçabileceği sonsuz yer alternatifi sağlamadığınızı, aynı zamanda sınırsız hız alternatifi de sağladığınızı düşünebilirsiniz. Sinek yanınızdayken, birden saatte bir kilometre hızla sağa doğru uçmaya başlayabilir ya da yine saatte çeyrek kilometre hızla yukarı doğru süzülüp saatte 0,549285 kilometre hızla bu sefer aşağı doğru uçabilir. Sineğin hızı her ne kadar kendi enerjisi de dahil olmak üzere birtakım etmenlere bağlıysa da (çünkü sinek ne kadar hızlı uçarsa o kadar çok enerji sarf eder) bu hız sürekli olarak değişebilecek ve sınırsız uçma hızı olasılıkları söz konusu olacaktır.
Sinek ikna olmamıştır ve şöyle der: "Bana bir santimetre, yarım santimetre ya da hatta çeyrek santimetre uzağa uçmamı söylediğinde seni anlıyorum, ama bana santimetrenin on binde biri ya da yüz binde biri kadar öteye ya da daha az bir mesafeye uçmamı söylersen bunu aklım almaz. Zeki bir kişi için bunlar farklı konumlar olabilir. Fakat deneyimlere göre, ‘burası’ ve buranın santimetrenin milyarda biri kadar sol tarafı tamamen farklı yerler olamaz. Ben konumdaki bu kadar küçük bir farkı algılayamıyorum ve bu yerleri ayrı yerler olarak göremiyorum. Aynı şey hızım için de söz konusu. Saatte bir kilometre hızla uçmamla, bu hızın yarısı kadar bir hızla uçmam arasındaki farkı söyleyebilirim. Peki, saatte 0,25 km hızla 0,249999999 km hız arasındaki farka ne demeli? Lütfen! Ancak bilge bir sinek bunu ayırt edebileceğini iddia edebilir. İşin doğrusu, aramızda böyle bir sinek yok. Bana kalırsa bunlar aynı hızlar. Senin anlattığından çok daha az seçenek var."

Sinek önemli bir noktaya değindi. Teorik olarak, sinek sınırsız sayıda farklı pozisyonda ve sınırsız sayıda farklı hızda uçabilir. Pratikte ise konumda ve hızda fark edilemeyecek ölçüde ne kadar ince ayrıntılara gidilebileceğinin bir sınırı vardır. Sinek en iyi gereçleri kullansa bile değişmez bu. Sineğin uçuş konumları ve uçuş hızlarında minimum oranda ne kadar artış olabileceğinin ve bu oranın kaydedilebilir bir oran olmasının daima bir sınırı vardır. Bu artışlar ne kadar küçük olursa olsun, sıfır olmadıkları sürece, olası uçuş alternatiflerini önemli ölçüde azaltırlar.
Örneğin, eğer saptanabilen en küçük artış santimetrenin yüzde biri kadarsa o zaman her bir santimetre sınırsız sayıda saptanabilir alternatif değil, sadece yüz tane alternatif sunar. Her bir santimetreküp, o halde, 100^3 = 1.000.000 farklı uçuş konumu sağlayacaktır. Burası sizin ortalama büyüklükteki yatak odanızsa yaklaşık 100 trilyon alternatif anlamına gelecektir. Sineğin bu alternatifleri kulağınızın dibinden uzaklaşacak kadar cazip bulup bulmayacağını söylemek zor. Buradan çıkacak sonuç şu ki mükemmel çözünürlükle yapılmış ölçümler haricindeki her ölçüm, sonsuz sayıda olasılığı sonlu sayıda olasılığa indirger.
Uzaydaki çok ince ayrımları ya da hız farklılıklarını ayırt edememenin sadece teknolojik bir kısıt olduğunu söyleyerek karşı çıkabilirsiniz buna. Ortaya çıkan gelişmelerle gereçlerin hassaslıkları da artmaktadır. Dolayısıyla, sineğin uçabileceği farklı alternatif konumların ya da hızların çeşitliliği de gereçlerin hassaslıkları ölçüsünde daha ince ayrıntılarla tanımlanabilir. Burada kuantum kuramının bazı temel bilgilerine başvurmam gerekecek Kuantum mekaniğine göre, bazı ölçümlerin ne kadar hassas yapılabileceğinin temel bir sınırı vardır ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bu sınır asla aşılamaz. Söz konusu sınır kuantum mekaniğinin temel bir ilkesinden kaynaklanmaktadır; belirsizlik ilkesi.

Belirsizlik ilkesine göre, hangi gereçleri ya da teknikleri kullanırsanız kullanın, bir nesnenin ölçümünde belli bir özelliğe ait ölçme çözünürlüğünü arttırırsanız, kaçınılmaz bir bedeli olacaktır: Onu tamamlayıcı başka bir özelliğin ölçümündeki doğruluk payını ister istemez azaltırsınız. Belirsizlik ilkesine göre, bir nesnenin bulunduğu yeri ne kadar ince ayrımlarla ölçerseniz, o nesnenin hızını kesin olarak ölçme şansınız o kadar azalır ya da tersi olur. Buna, dünyadaki süreçlerin nasıl işlediğine dair içgüdümüze büyük ölçüde temel olan klasik fiziğin bakış açısından bakarsak, böylesi bir sınırlama söz konusu değildir. Şöyle bir benzetme yapabiliriz: Şu bizim muzip sineğin fotoğrafını çekmek isteyelim. Objektifinizin hızı yüksekse, resmi çektiğiniz anda sineğin konumunu çok iyi yakalarsınız. Ancak bu fotoğraf keskin bir görüntüye sahip olacağı için, sinek hareketsiz gözükecektir; dolasıyla fotoğraftan sineğin uçuş hızını anlayamazsınız. Objektifinizin hızını azaltırsanız, çektiğiniz bulanık görüntü sineğin hareketi hakkında biraz fikir verebilir. Ne var ki fotoğrafın bulanık olması nedeniyle bu kez de sineğin konumu konusunda kesin bir şey söylemek zorlaşır. Aynı anda hem bulunulan konum hem de hızla ilgili kesin fikir verebilecek bir resim çekemezsiniz.
Acaba şu anda bir üç-zar içinde yaşıyor olabilir miyiz? bütün dünyası, kendisi daha yüksek boyutlu bir evrende (sinema salonunun 3 uzay boyutu) var olan iki boyutlu bir perdede-iki zarın içinde- var olan Pamuk Prenses gibi, bildiğimiz her şeyin, kendisi de sicim/M-kuramının daha yüksek boyutlu evreninin içinde var olması mümkün olabilir mi?
İlk gözlemlendiği andan başlayarak kozmik mikrodalga fon ışınımı kozmolojik araştırmalarda mihenk taşı oldu. Nedeni çok açık. Pek çok alanda araştırmacılar geçmişe ait güvenilir, kesin bilgiler için neler vermezler ki? Yapabildikleri daha çok geçmişteki koşulları, geride kalan kalıntılara -bozulmuş fosiller, çürüyen parşömen kâğıtları, mumyalanmış kalıntılara- dayanan verileri kullanarak bir araya getirmektir. Kozmoloji ise tarihi doğrudan gözlemleyebileceğimiz tek alandır. Çıplak gözle görebileceğimiz ufacık yıldızların ışıkları ya birkaç yıldır ya da binlerce yıldır bize doğru yolculuk yapan foton akışıdır. Güçlü teleskoplarla görülebilen çok daha uzak uzay cisimlerinin ışıkları, bize belki de milyarlarca yıl yolculuk edip ulaşmış ışıklardır. Böylesi yaşlı ışıklara baktığımızda -kelimenin tam anlamıyla- eski zamanlara tanıklık etmiş oluruz. Işığın çok eskilerden bize uzanan bu yolculuğu ile orada, ta uzaklarda gerçekleşmiş olanlar, evrenin geniş ölçekte her yerde aynı olmasına dayanarak burada da gerçekleşmiştir diyebiliriz. Gökyüzüne baktığımızda, aslında geçmişe bakarız.
"İçine gömdüğümüz simsiyah, soğuk ve bilinmeyen evrendeki ıssız noktamızdan bakarak edindiğimiz anlayışın derinliğidir gerçekliğin enginliğinde yankılanıp bizi önemli kılan."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saklı Gerçeklik
Alt başlık:
Paralel Evrenler Ve Kozmosun Derin Yasaları
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754037791
Çeviri:
Nalan Büyükkantarcıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜBİTAK Yayınları
Bir zamanlar "evren" var olan her şey anlamına gelirdi. Her şey. içinde akla gelebilecek her şeyin bulunduğu bir bütünlük. Oysa son yıllarda fizik ve kozmoloji alanlarındaki keşifler pek çok bilim insanını evrenimizin aslında çok sayıda evrenden sadece bir tanesi olduğu düşüncesine yöneltti. Bu kitapta Brian Greene çeşitli "çoklu evren" anlayışlarını ele alıyor: İçlerinden sadece bir tanesi yaşadığımız evren olan içi içe geçmiş evrenler denizinden oluşan bir çoklu evren; bizden sadece mili metrelerce uzaklıkta olduğu halde göremediğimiz bir çoklu evren; kuantum fiziğinin mümkün kıldığı her türlü olasılığın gerçekleştiği bir çoklu evren. Belki de hepsinden ilginç olanı, tamamen matematiksel işleyişe dayanan bir çoklu evren. Brian Greene, bu kitapta gerçekliğin asıl doğasının paralel evrenlerde saklı olabileceğine dikkat çekiyor. Böylesine karmaşık bir konuyu son derece keyifli ve anlaşılır bir şekilde irdeleyerek şu temel soruyu da cevaplamaya çalışıyor: Eğer gerçekliğin büyük bölümü bildiklerimizin çok ötesinde özelliklere sahipse, temel bilimler nasıl ilerleyebilir? Saklı Gerçeklik, fizikteki en yeni gelişmelerin geniş kapsamlı bir incelemesini sunuyor ve bizi gerçekliğin uzak sınırlarına doğru olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor, tamamen bilime dayanan ve yalnızca hayal gücümüzle sınırlanabilecek bir yolculuğa.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 46 okur

  • Alper Durmaz
  • Deren Bengi
  • Bülent ayçiçek
  • Alper Kanık
  • Bayram Kus
  • Ahmet TAŞÇI
  • Pierre auguste renoir
  • Alper cls
  • Yalın Tunalı
  • Sezer Eski

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (3)
9
%7.1 (1)
8
%21.4 (3)
7
%35.7 (5)
6
%0
5
%7.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%7.1 (1)
1
%0