Giriş Yap

Salih Baba Divanı

9.310 üzerinden
20 Puan · 3 İnceleme
432 syf.
·
20 günde okudu
·
Beğendi
·
8/10 puan
Eserde ulaşılabildiği kadarıyla Salih Baba ve yazmış olduğu eser hakkında bilgiler verilmektedir. Salih Baba'nın yazmış olduğu Râbıta-i Nakşî Hayalî adlı eserin konusunu okuduğumuz bu kitaptan alıntı yaparak açıklayalım: "Bu eserde; Hak yoluna yönelen bir talibin manevi yürüyüşü süresince başından geçen haller, aştığı engeller, katettiği merhaleler, önüne çıkan tuzaklar ve bunlardan kurtuluş çareleri, şeyhlerin görevleri, yetkileri, Allah katındaki değerleri, gerçek şeyhleri bulup uyanların ulaşacağı yüksek dereceler, kâmil bir rehberden mahrum olanların kötü akıbetleri gibi daha birçok husus; kendine has bir üslupla anlatılmaktadır. Eserde ayrıca; divan edebiyatı nazım şekilleri, mazmunları, sanatları ve halk edebiyatının incelikleri ustalıkla sergilenirken hiçbir zaman sanat kaygısı güdülmemiş, zarf değil hep mazruf ön planda tutulmuştur. Gaye; birtakım kelime oyunları yaparak hüner göstermek değil, büyük bir hakikat güneşinden gönüle aksedenleri yansıtarak gönülleri aydınlatmak olmuştur." Kitabın güzel bir tarafı ise, anlaşılmasını kolaylaştırmak için sayfa altına bazı kelimeler anlamları ile birlikte yazılmış.
Salih Baba Divanı
9.3/10 · 63 okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
432 syf.
Birkaç kere sorulduğu için hem bildiğim kadarıyla biraz anlatayım hem de sorulara toplu bir şekilde cevap olsun bu inceleme :) Kitabın hikayesi kısaca şöyle, Pîr-i Sâmî'nin bir müridi var Kör Salih. Bu Kör Salih'in de arkadaşı Salih baba diye bir zat var. Bir gün Kör Salih dostu Salih Baba'ya, ikimizin de mürşidi var bir günlüğüne yer değiştirelim sen bizim sohbete git ben de sizinkine katılayım. Hangimizin gittiği yol daha güzel görmüş olalım diyor ve yapıyorlar. Kör Salih gidip edeple dinliyor sohbeti ama bir değişiklik olmuyor hâliyle. Salih Baba Pîr-i Sâmî'nin sohbetine katıldığında kendisinin hatasını anlıyor ve o sohbetin bereketiyle Pîr-i Sâmî'nin kapısından bir daha ayrılamıyor. Gel zaman git zaman sohbetlere devam ettikçe aşkı ve şevki daha da artarak devam ediyor. Bir gün bir mürid Pîr-i Sâmî'nin sohbetlerinde kasideler okumak âdet olduğu üzere okunurken farkediyor ki, Yunus Emre, Niyazi Mısri, Mevlânâ.. hazretlerinin çok güzel beyitleri, kasideleri var ama Nakşibendiye kolunda böyle kasideler pek yok. Geliyor ve durumu Pîr-i Sâmî'ye söylüyor, keşke bizde de olsaydı diye de ekliyor. Pîr-i Sâmî hazretleri de, "..Dua ederiz olur tabi niye olmasın. Bu hikmetli şiirleri bizim Salih bile okur" diyor ve Salih Baba'ya kalkması için işaret ediyor. İşte herşey ondan sonra oluyor. Salih baba vecd ile şiirler okumaya başlıyor ama durmadan devam ediyor. Öyle ki "Yeter Salih" diyene kadar bu devam ediyor. Yani bu kitap aslında bir kerametle yazdırılıyor. Okuyanlar zaten anlayacaklardır böyle muhteşem beyitlerin bu kadar büyük anlamların bir anda dökülmesinin bir kerametten başka bir şey olmayacağını... Baskı konusunda da kesinlikle Semerkand yayınlarını tavsiye ediyorum. Her sayfanın altında sözlük var oradan çok güzel bir şekilde okuyabilirsiniz. Kesinlikle kitabı tavsiye ediyorum divan edebiyatı meraklılarına özellikle.
Salih Baba Divanı
9.3/10 · 63 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
432 syf.
·
Puan vermedi
"Oku Salih!" "Yetiş ey keştibânım büsbütün deryada yangın var Değil derya yalınız cümle hep sahrada yangın var" "Nice yıl hasret-i hicran oduyla yaktı Kenan'ı Yanan Yakûb değil gör Yûsuf u Zelha'da yangın var "
Salih Baba Divanı
9.3/10 · 63 okunma